Eşinin yaşadığı süreci anlatan Eyüp Birinci, 18 Şubat 2026’daki açık görüşte eşini gördüğünde durumunun son derece ağır olduğunu ifade ederek, “Geçen hafta çarşamba günü 18 Şubat 2026’da eşimi ziyarete gittiğimde hali gerçekten çok kötüydü. Yerinden kalkamıyordu. Rengi sapsarı olmuştu.” dedi.
TR724’ten Sevinç Özarslan’ın haberine göre, Cezaevi doktorunun yeterince ilgilenmediğini düşündüklerini ifade eden Eyüp Birinci, bunun üzerine çeşitli kurumlara dilekçe ve başvurular yaptıklarını, bu girişimler sonucunda 20 Şubat cuma günü hastaneye sevkin gerçekleştiğini aktardı.
Hastanede yapılan tetkiklerin ardından doktorların kan değerlerinin hayati sınırın altında olduğunu belirlediğini söyleyen Birinci, kadın doğum uzmanının da çağrıldığını ve eşinin acilen ameliyata alınması gerektiğinin kendilerine iletildiğini ifade etti.
Ancak cezaevi koşullarında ameliyat olmak istemeyen Asuman Birinci’nin, yatış kararı verilmesine rağmen ilk etapta “izin yok” denilerek tekrar cezaevine götürüldüğünü belirtti. Gerekli izinlerin alınmasının ardından aynı gün akşam saatlerinde yeniden hastaneye sevk yapıldığını söyledi.
“5 ÜNİTE KIRMIZI, 2 İKİ ÜNİTE BEYAZ KAN HÜCRESİ VERİLDİ”
Hastanede kaldığı süre boyunca eşine 5 ünite kırmızı kan hücresi ve 2 ünite beyaz kan hücresi takviyesi yapıldığını, ilaç tedavisi uygulandığını aktaran Birinci, 22 Şubat pazar akşamı tekrar cezaevine götürüldüğünü dile getirdi.
“ÜÇ GÜN BOYUNCA BAŞINDA JANDARMALAR BEKLEMİŞ”
Tedavi sürecinde eşinin başında sürekli erkek asker ve jandarmaların beklediğini de sözlerine ekleyen Eyüp Birinci, “Hastanede kaldığı süre boyunca eşimim başına sürekli erkek askerler jandarmalar beklemiş. Doktorlar ameliyat olması gerektiğini tekrar söylemişler ama eşim o koşullarda istemiyor. Kan değerleri gerçekten yaşam değerlerinin altında ve cezaevindeki doktor bu değerleri görmesine rağmen eşimle ilgilenmemiş.” dedi.
Doktorların ameliyat gerektiğini yinelediğini ancak eşinin mevcut şartlar nedeniyle bunu kabul etmediğini ifade eden Birinci, yapılan kan takviyelerinin yeterli olmayacağını düşündüğünü söyledi.
“YAŞAM HAKKI EN KUTSAL HAKTIR”
Tutuklanmadan önce de demir eksikliği anemisi nedeniyle düzenli kan takviyesi aldığını hatırlatan Birinci, “Eşimin tedavisinin normal koşullarda yapılmasını istiyoruz. Durumu biz de takip edeceğiz. Kan takviyelerinin yeterli olacağını düşünmüyorum. Tutuklanmadan önce de kan değerleri düşüktü ve gerektiğinde biz sürekli kan takviyesi yapılıyordu. Eşim şu anda kişisel ihtiyaçlarını almakta zorlanıyor. Yaşam insanın en doğal, en kutsal hakkıdır.” diyerek çağrıda bulundu.






















