15 Temmuz sonrası SAT birliğinde yaşanan ve yıllardır üstü örtülmeye çalışılan işkence iddiaları, AYM’nin “hak ihlali” kararıyla yeniden patlak verdi. Gazeteci Cevheri Güven’in “Ali Türkşen ve Hizbullah” başlıklı analizinde dikkat çektiği; işkence metotlarındaki “Hizbullah vari” benzerlikler ve hukuksuzluklar, mahkeme tutanaklarıyla bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Güven’in Analizi: “Hizbullah Metotları SAT Birliğinde”
Cevheri Güven, Ali Türkşen’in bizzat kendi ağzından yayınladığı “Yunanistan’a alınmadım” videosundaki çelişkilere dikkat çekerek, bu engelin arkasında yatan asıl nedenin tescillenen işkence suçları olabileceğini vurguladı. Güven’in videosunda altını çizdiği en sarsıcı nokta; Türkşen’in 15 Temmuz gecesi emekli olmasına rağmen birliğe sızması ve beraberindeki ekiple birlikte meslektaşlarını domuz bağıyla bağlayıp avuç içlerini bıçakla kesecek kadar ileri gitmesi oldu.
AYM Kararı: “Kendi Annesine Küfrettirme Seansı”
AYM dosyasına giren ve Güven’in de işaret ettiği mağdur ifadeleri, işkencenin boyutunun sadece fiziksel değil, psikolojik bir yıkım olduğunu da gösteriyor. Mağdurların; kendi annelerine küfretmeye zorlanması, eşleriyle tehdit edilmesi ve ağır darp sonucu kaburgalarının kırılması gibi detaylar, AYM tarafından “etkili soruşturulması gereken” mutlak ihlaller olarak görüldü.
“Yunanistan Aşkı” Hukuk Duvarına Çarptı
Haberde dikkat çeken bir diğer nokta ise Cevheri Güven’in analiz ettiği “Yunanistan çelişkisi”. Türkşen’in yıllarca milliyetçi duyguları pompalayıp Yunanistan düşmanlığı üzerinden prim yaparken, arka planda 23 yıldır Yunan adalarını “yol eylediği” ortaya çıktı. Güven, Türkşen’in Yunanistan tarafından “Persona Non Grata” ilan edilmesini, uluslararası hukukun işkence suçlarına karşı bir refleksi olarak yorumluyor.
Sonuç: Kahramanlık Maskesi Altında İşkence mi?
Cevheri Güven’in gündeme getirdiği bu dosya, AYM’nin “yargılama önünü açan” kararıyla birleşince, Ali Türkşen için savunulması zor bir dönemin başladığını gösteriyor. Güven’in de belirttiği gibi, “Guantanamo” yöntemlerini savunarak hukuk dışına çıkanlar için şimdi Türkiye’nin en yüksek yargı organı “hesap verme vakti” diyor.





















