Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, ABD’de yargılandığı Halkbank davasının siyasi bir kararla “kadük” hale geldiğini söyledi. T24 yazarı Cansu Çamlıbel’e konuşan Atilla, davada suçsuz olmasına rağmen Ankara’dan güçlü bir destek görmediğini ifade etti.
Atilla, Türkiye’nin Reza Zarrab’ın mal varlığını iade etmeyi kabul ettiğini hatırlatarak, kendi durumu için hiçbir talepte bulunulmadığını belirtti. “Zarrab için yapılanlar benim için hiç yapılmadı” diyen Atilla, bu adaletsizliği “trajikomik” olarak nitelendirdi.
“ZARRAB YARIN TÜRKİYE’YE DÖNSE BENDEN DAHA MUTEBER OLUR”
Atilla, Zarrab’ın ABD ile anlaşarak serbest kalmasının ardından Türkiye’deki mal varlığını geri alacağını vurguladı: “Bugün gelinen noktada Zarrab isterse Türkiye’ye gelip malını mülkünü işletebilir. Gelirse benden daha muteber olacağı kesin.”
Atilla, ABD’de 28 ay hapis yattığını hatırlatarak, “Halkbank da ceremesini çekti ama benim yaşadıklarım bir şirketin finansal kayıplarıyla kıyaslanamaz” dedi.
“SUÇSUZ OLDUĞUMU BİLİYORLARDI AMA BENİ ATEŞE ATTILAR”
Yargılama sürecinde kendisini yalnız bırakanlara tepki gösteren Atilla, “Suçsuz olduğumu bilmelerine rağmen kendilerini korumak için beni ateşe atanların hiçbirine hakkımı helal etmiyorum” ifadelerini kullandı.
ABD’deki süreç boyunca Ankara’dan kendisine açık bir destek gelmediğini belirten Atilla, özellikle dava kapanış sürecinde kendisi hakkında tek bir talep yapılmamasını eleştirdi.
TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ ZARRAB OLDU
Atilla, protokolün yalnızca Zarrab’ı kapsadığını, kendisinin ve diğer isimlerin (Zafer Çağlayan, Süleyman Aslan, Ali Fuat Taşkesenlioğlu) hiçbir şekilde gündeme gelmediğini söyledi: “Madem dava siyasi bir kararla kadük oldu, Türkiye’nin bizimle ilgili suçlamaların da düşürülmesini talep etmesi gerekirdi.”
Atilla, bu durumu “öncelik yanlış yerdeydi” sözleriyle eleştirdi.
Atilla, New York mahkemesinde lehine tanıklık yapmak isteyen Halkbank üst düzey yöneticilerinin Türkiye’den gelen engellemeler nedeniyle tanıklık yapamadığını aktardı: “Halkbank personelinin tanıklık yapmasına müsaade edilmedi. Hükümet içinden birileri buna engel oldu.”
Bu durumun, savunmasının zayıflamasına yol açtığını ve tüm dava sürecinin tek başına kendisi üzerinden yürütüldüğünü belirtti.
ABD İLE YAPILAN ANLAŞMANIN PERDE ARKASI
Atilla, ABD’nin davayı ulusal çıkar gerekçesiyle kapattığını ancak Türkiye’nin Hamas’ın elinde tutulan İsrailli rehine meselesini gerekçe göstererek bunu yaptığını anlattı.
Atilla, bu bağlantıyı “anlam veremediği bir durum” olarak nitelendirdi: “Hamas’ın elinde tuttuğu İsrailli rehinelerle bu işin ne alakası vardı, anlamadım!”
ABD’de kendi başına bir dava açmasının mümkün olmadığını belirten Atilla, Amerikan hukuk sisteminde tek başına mücadele etmenin yıllarca sürecek masraflara yol açacağını söyledi: “Kendi başıma hukuk mücadelesine girsem, birikimimi Amerikalı avukatlara yedirir, sonucu yine belirsiz olurdu.”
“İSİMLERİ BİLİYORUM, HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”
Atilla, sürecin kendisine yaşattığı hayal kırıklığını vurgulayarak, devletin kendisine sahip çıkmadığını ifade etti. Atilla, mülakat boyunca “devlet” ve “devlet içine yuvalanmış kişiler” ayrımı yaparak, sorumluluğu belirli bir grubun üzerine yıktı.
İsim vermekten kaçınsa da bu kişilerin üst düzey bürokratlar ve siyasiler olduğunu ima ederek; “Beni ateşe atanların hiçbirine hakkımı helal etmiyorum. Onlar kendilerini biliyorlar, yüzlerine de vurdum ama üzerlerine alınmadılar” dedi.
“İşleri yürütenleri devlet olarak görmüyorum, onlara hakkımı helal etmiyorum. Suçsuz olduğumu bilenler beni ateşe attı ve hesap vermediler.” ifadelerini kullandı.
‘Ankara’dan gelen talimatla ABD’li hakimi ‘F…’cü’ ilan etmesinin istendiğini anlattı. Bunu kabul etmediğini söyledi. Atilla’nın anlattığına göre ‘Ankara’dan üst düzey yetkililer kendisine ulaşıyor ve ‘Hakimi f.töcülükle suçla ve reddi hakim talebinde bulun’ diyorlar. Hakan Atilla, “Ben yargılanırken bizim mahkemenin hakimini de F…’cü ilan etmişlerdi biliyorsunuz. Hatta benim de onu F…’cülükle suçlamamı salık verdiler. (kim?) Türkiye’deki ilgili yöneticiler. Mesaj avukatlar aracılığıyla geldiği için tam kimin fikridir bilmiyorum. (Ankara’dan üst düzey birilerinden mi geliyordu mesajlar?) Tabii tabii. Reddi hâkim talep etmemi istediler. Onlar benim, hâkim Richard Berman’ın F…’cü olduğuna dair delillerin, belgelerin olduğunu dair bir argümanla reddi hâkim talebinde bulunmamı istiyordu. Ben bunu yapmadım ama Reza Zarrab yaptı. Vallahi iyiki yapmamışım. Yapsaydık daha orada yatıyor olurduk herhalde.” dedi.























