Aktifhaber
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
Aktifhaber
No Result
View All Result

Fatih Altaylı’dan ilk video geldi, gözaltına alındığı anları tek tek anlattı: “Nasıl attırdın beni içeri?”

by emre_aktifhaber
January 26, 2026
Fatih Altaylı’dan ilk video geldi, gözaltına alındığı anları tek tek anlattı: “Nasıl attırdın beni içeri?”
5k
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Youtube yayınındaki sözleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Altaylı, tahliye olduktan sonra ilk videosunu paylaştı. Gözaltına alındığı anları anlatan Altaylı, yayın arkadaşı Emre’ye takılarak, “Nasıl attırdın beni içeri” ifadelerini kullandı.

Youtube kanalındaki bir yayınında sarf ettiği sözler nedeniyle ‘Cumhurbaşkanına tehdit’ suçlamasıyla tutuklanan Gazeteci Fatih Altaylı tutukluluğunun 190. gününde 29 Aralık’ta tahliye edildi.

4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan Altaylı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından yapılan tutukluk incelemesi kapsamında tahliye edilmiş ve yayınlarına kaldığı yerden devam edip etmeyeceği merak konusu olmuştu.

GÖZALTINA ALINDIĞI ANI ANLATTI

Tahliye olmasının üzerinden yaklaşık 1 ay sürenin geçmesinin ardından Fatih Altaylı’dan yeni video geldi. Gözaltına alındığı ilk günü anlatan Altaylı, o gün yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

“EVDE YAPRAK SARMASI YAPIYORDUM”

Tam Haziran başıydı. Haziran sonuydu pardon. Evde Zeynep’e yaprak sarması yapıyordum. Çok sevdiği için. Ne yemek yapayım demiştim. Yaprak sarması istemişti. Evde yaprak sarması yaptım. Onu tencereye dizdim. Ocağa koydum.

O sırada bizde bir yabancı öğrenci kalıyordu. İşte zaman zaman yurt dışından bize öğrenciler gelip kalırlar. Burada bir düzen kuruncaya kadar işte onlara ev ayarlayacak, okul yurdu ayarlayacak falan böyle. Yurt dışından kimi doktora öğrencisi kimi başka bir şey yapan öğrenciler gelip böyle bazen bir hafta bazen 15 gün bizim evde kalırlar.

“GÖRÜNCE HAZIR MIYIM DEDİM”

Çünkü ben seviyorum öğrencileri esnek olmayı. Özellikle bu işte doktora doktora düzeyde öğrenciler gelince iyi de oluyor. Evde de bir Güney Afrikalı öğrenci vardı. İki gün önce gelmişti. Onunla da işte akşam yemeği hazırlığı yapıyorduk. Kapı çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda 5-6 tane polis merdivende duran birkaç polis. Tam sayılarını hatırlamıyorum. 8 kadardı galiba. Ondan sonra Fatih Bey İyi akşamlar dediler. Görünce hemen Hazır mıyım? dedim.

“DEDİ Kİ İÇERİ GİREMEZSİNİZ”

Evet lütfen dediler. Dedim ki gidip giyineyim dedim. Çünkü üstümde beyaz bir pantolon lacivert bir gömlek vardı. Dedi ki içeri giremezsiniz. Niye giremiyorum dedim. Dediler ki hayır. Peki dediğim ya pijamayla olsaydım ne olacaktı. Ona bir cevap alamadım açıkçası. Neyse telefonunuzu getirin dediler. İçerden telefonumu eşiniz getirdiler.

“EVDEKİLER VEDALAŞMA FIRSATIM BİLE OLMADI”

Bu Haberlerdeİlginizi Çekebilir

Nihat Özdemir’in 2.5 yılda yenileyemediği Nou Camp’ı su bastı

Nihat Özdemir’in 2.5 yılda yenileyemediği Nou Camp’ı su bastı

January 26, 2026
5k
Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı

Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı

January 26, 2026
5k

Hande evde yoktu o sırada. O da ablasıyla beraber Bodrum’a gitmişti. Telefonumu getirdiler evde çalışan yardımcımız. Telefonu getirdi. Dedim yanıma eşya falan bir şey pasayım. Yok dedi Fatih Bey böyle geliyorsunuz. İyi. Evdekiler vedalaşma fırsatım bile olmadı. Hatta telefonumla da eşime arama fırsatım da olmadı ona da izin verilmedi.

“KELEPÇE FALAN DA TAKMADILAR”

Aşağı indik. Kapının önüne indik. 3 tane ekip arabası vardı. Bir önünde bir arkada bir de ortada. Ortadaki araca beni aldılar. Son derece kibar. Son derece terbiyeli en ufak bir ne diyeyim böyle kötü tavır falan yok. Bindik oraya bir kelepçe falan da takmadılar.”

“NASIL ATTIRDIN BENİ İÇERİ?”

Altaylı yeni videosunun girişinde, kendisi yokken yayınlarını boş koltuk ile devam ettiren Emre ile takılarak geçirdi:

“Nasıl attırdın beni içeriye… Bu konuda ne düşünüyorsunuz Fatih Bey? Fatih içeri…”

Fatih Altaylı’nın YouTube kanalındaki açıklamaları şöyle:

“Görüş günleri benim açımdan en kötü günlerdi”

Şunu söyleyeyim yani içeride olmaktan yani özgür insanın özgürlüksüz olması, özgürlüğünden yoksun olması gerçekten çok vahim bir durum. Şu açıdan çok vahim bir durum. Mesela görüş günleri benim açımdan en kötü günlerdi. Niye en kötü günlerdi? İnsan sevdiğini görünce çok mutlu oluyor. Ama onun dışındayken oradaki e süreç içerisinde bir hafta boyunca sen neyden yoksun olduğunun aslında çok farkında değilsin. Çünkü niye? İşte biliyorsun beni. Ben zaten evde de işte otururum kitap okurum. Sabah erken kalkarım sonra buraya gelirim falan böyle. Hani ha babam gezeyim oraya gideyim buraya gideyim işte partiliyeyim top böyle bir tip değilim ben. Yani evinde oturmaktan hoşlanamıyorum. Şimdi orada da oturuyorsun. Her sabah 5 gibi kalkıyordum ve kitap okumaya başlıyordum. İşte 8de sayım var. İşte alt kat böyle bir yer. Üst katta ü yatak var. Biraz daha e dar orası. Yukarıda üç pencere var. Aşağıda tek pencere var. aşağıda bir koridora bakan kapı var. Oradan yemekti, şuydu, buydu. Gelen giden oradan geliyor. Bir tane de avluya bakan kapı var. 20 m² civarında galiba 22 m²ymiş. onun kitabını yazdı sevgili Buğra Gökçe. galiba 22 metrekareymiş. O 22 metrelik bir avlu var. O avluda işte yürüyorsun, mürüyorsun falan filan. Hava alıyorsun. Bir de oraya açılan kapı var. O avlu da bir başka koridora açılıyor. Bir plastik masam var. Ben gittikten sonra işte dediler ki şey ısmarlayabilirsin. Alabilirsin, satın alabilirsin. Buzdolabı ve televizyon. Bir tane küçük şu kadar bir televizyon aldım. Bir tane de küçük buzdolabı. O mini buzdolaplarından. hayatını kurtarıyorsun. Çünkü haber kaynağın o. Evet, gazete geliyor ama yine de günlük olayları televizyon haberlerinde bütün kanallar var. Yani şu kanal yok, bu kanal yok diye bir şey yok. Bütün kanallar var., hatta Formula 1 sezonunun son yarışlarını da seyredebildim., oradan ama yeni sezon, sezon ilerleyen haftalarını izleyemedim., açıkçası kesildi sonra futbol maçları başlayınca yeniden, şey geldi, abonelik geldi. Ama Formula 1’i açmıyorlardı. Genellikle maçları, açıyorlardı. Bütün maçları izleye, biliyorduk. Kantin alışverişi yapmak mümkün. Pazartesi günleri bir hafta boyunca ne yiyip ne içecekseniz, kantinden ne ihtiyacınız varsa onları bir liste halinde yazıyorsunuz., kantinde 300 parça falan galiba şey var, ürün var., ve onun dışında da bir de manav ürünleri var. Manav ürünleri size verilen bir liste var. Orada görünmüyordu. Sonra onu dahili yayında ekrana vermeye başlar. O iyi oldu., sürekli dilekçe yazıp işte pazartesi günü veriyorsun işte şunları, şunları, şunları istiyorum diye. Onlar geliyor sana. Tabii ilk haftalarda ben daha çok temizlik malzemesine yoğunluk verdim. Odayı temizlemek için her gün odayı yıkıyordum. sonrasında o da bir hale yola girince onu haftada iki güne, haftada 3 güne, sonra da iki güne düşürdüm. İşte süpürüyorsun. Her gün süpürüyorsun zaten. İşte haftada üç günde paspasla ıslak paspasla temizliyordum içeriyi. Tabii son şu kadar kısa sapı var uzun saplı herhalde olay çıkartıyorlar diye. Şu kadar kısa bir sapı var. İşte belin ağrıyor onunla yaparken. E her şeyin sapı kısa. Mesela bıçağın var. O en en adisinde meyve bıçakları var ya plastik renkli saplı falan. Onun yarısı kesilmiş olarak e veriyorlar. Çatal hayatına gördüğüm en çatal ve bıçak hayatına gördüğüm en ince tenekeden yapılmış. Yani bıçaktan daha kesin yani. Çatal insanın dudağını kesiyor yemek yerken. Herhalde bir saldırı maksatlı kullanılamasın diye çok ince bir tenekeden yapmışlar. Çok adi yani. Tabii içeride bunları bir süre sonra alışıyorsun. İlk başta olan bu çatalla nasıl yemek yenir diyor. Çünkü bastırdı mı yamuluyor. Sonra alışıyorsun. Bastırmamayı öğreniyorsun. şey zaten fazla öyle bastıracak bir yemek de yapmıyorsun.

“200 küsur demet maydanoz yemişim”

İçeride 192 gün kaldım galiba ben işte 6 aydan biraz fazla. 200 küsur demet maydanoz yemişim. Her hafta 2 kilo kadar domates yiyordum. Sürekli her akşam salata yapıyordum. başlangıçta işte kantinden öğrendim onu birkaç gün içerisinde bir iki hafta içerisinde şey ısmarlıyorsun. Ne denilir? Kavurma ısmarlıyorsun. İşte kettle’ın var bir tane. Kattle’ın üstüne bir sefer tası koyuyorsun. Buharla sefer tası ısınıyor ve onun içine ne bileyim sarımsak doğruyordun, soğan doğruyordun. Zeytinyağı onu biraz hafif ne kadar kavrulursa buharda o kadar kavurdun buharın ısısıyla. Sonra içine işte kapya biber, yeşil biber, domates, maydanoz falan filan içine de sonra kavurma döküyordum. Etli yemekler falan yapıyordum., kendimce yaz aylarında bahçede işte şortla güneşleniyordum falan. Yani mümkün olunca orayı hani insani normal insan yaşar gibi yapmaya çalışıyorsun ama demin bıraktığım yere dönmek gerekirse o aile ziyaretinden sonra birdenbire aslında sen neden yoksun olduğunu çok daha iyi anlıyorsun. Y onlar gidiyorlar ve sen orada tek başına en kötü tarafı oydu. Onun dışında içeride gayet iyi bir ortam var. Yani iyi bir ortam var derken şu çalışandan sona terbiyeli. Son derece yani şimdi bazıları içeride durumdan memnun değiller. Niye? Şimdi kapınızı çalıyorlar. işte avukat görüşü var.

İçeride yaptığı yemekleri anlattı

“Yemek yapıyordum kendimce. hayatı güzelleştirmeye çalışıyorsun olabildiğince. Orada ne yapıyorsun mesela? Şimdi nohut yemeği veriyorlar. Nohut yemeği şimdi haftada iki gün falan nohut veriyorlar veya kuru fazul veriyorlar. Şimdi nohut yemeği her haftada iki günde nohut yemezsin. Ben ne yapıyordum mesela? Nohutu alıyordum. E içindeki yağını, suyunu falan boşaltıyordum. Güzelce yıkıyordum o nohutu. Tekrar haşlıyordum. E sonra ondan humus yapıyordum. Şey almıştım. Ne denir? Tahin almıştım. tahin, sarımsak, limon, zeytinyağı koyup kendime humus yapıyordum. Humus 3-5 gün gidiyor mesela.

Bol bol her hemen hemen her akşam salata günde iki gün yiyordum. Kilo almayayım içeride hareketsizlikten diye. akşamları genellikle salata yiyordum. Ton balıklı salata yiyordum. Eee başta verdikleri ton balığı çok kötüydü. Birkaç kere itiraz ettim veya bu ton balığının yine daha iyi bir ton balı diye. Sonra markayı değiştiler tarafından daha iyi ton balığı gelmeye başladı. Mesela işte avokado istiyordum mesela ben sabah kahvaltıda yemek için birkaç kez yazdıktan sonra avokado da gelmeye başladı. Keza brokoli mesela gelmeye başladı talep edince. O iyi oluyordu. Mesela brokoliyi buharda pişiriyordum. Üstüne zeytinyağı, limon koyuyordum.

“Allah var, bir fakir fukaranın evinde çıkmayacak yemekler, haftada en az 6 kere falan tavuk veriyorlardı”

Sıklıkla kurumun verdiği yemekler Allah var. Yani iç yani şunu söylemek lazım. Bir fakir fukaranın evinde çıkmayacak yemekler. Yani haftada en az 6 kere falan tavuk veriyorlardı. tavuk şişler kötü ötesi bir şeydi. Yani onu kaldırsınlar bence. ben yenecek gibi değildi ama mesela tavuk budu verdi gayet güzeldi yani. Nedir o e şeylere satılan Amerikan markalarından daha güzel en azından onlar gibi kötü kızarmış falan değil. Tavuk but güzeldi. Kuru fasulye yiyordum mesela taze fasulye. Bir gün canım çok taze fasulye istiyor. Dedim ki burada ne taze fasulye mi verecekler burada dedim. Akşamına taze fasulye verdiler. Dedim ki Allah’tan başka şey istemedim ki başka ne isteyeceğim ki taze fasulyede daha ne olacak diye.

“İçeride 192 günde 83 kitap okumuşum”

Şey şöyle başlıyor. Böyle bir günü de özetlemek gerekirse dediğim gibi sabah 5.6’da kalkıyordum ben. Yaz aylarında o sabah namazına denk geliyor. Sabah ezanına denk geliyordu erken saatler. Sonrasında ezan 7’ye doğru 7’ye 10 kala falan okunmaya başlamıştı. Yani her sabah ezandan önce uyanıyordum. E bir kere yazın erken saatte yazın ben uyandıktan epey sonra ezan okunuyordu. Kalkıp kitap okuyordum. E içeride 192 günde 83 kitap okumuşum toplamda. Bazı da bayağı kitaplar. 83 kitabın yanı sıra bütün Asterx külliyatını bir daha okudum. Ben Asterxleri çocukken Fransızca okumuştum. Asterikleri ve Red Kit’leri. Şimdi Türkçelerini okudum. Açıkçası Fransızcaları biraz daha iyi. Onu e itiraf etmeliyim ama Türkçeleri de ne diyeyim? İçeride beni kesti. Red Kit ve Asterix’leri tekrar okudum. Sonra tentenler geldi. Tentenleri yolladılar. Galiba Faruk Bayrak yolladı., ilk Asterikleri şey yolladı bana. Ahmet Burak yolladı. Cocacola’nın eski genel müdürüdür. Şimdi bir sürü şirkette danışmanlık falan filan yapıyor. Benim çok kadim dostumdur. Ahmet Burak yollamıştı. Şeyleri de tentenleri de hatırladığım kadarıyla Alfa Yanının sahibi Faruk Bey yolladı. O kitaptan bir de bunları okudum. Bazı dinleyiciler, izleyiciler de bana kendi kütüphanelerinden kitaplar yollamışlar. Mesela gençliğim de neredeyse çocukluğumda okuduğum Yalnız S havyarla yaşanmaz Mario Sim’in meşhur kitabı birisi yollamış. Galiba ilk baskıydı. Hem de o kadar eski bir baskıydı. Onu bir daha okudum. mesela Daron Cemal’un bütün kitaplarını çoğunu okumuştum. Hepsini okumuştum ama çoğunu okumuştum. Okuduklarım dahil hepsini yeniden okudum. adalet hukuku üzerine çok kitap okudum. Hatta belki lisesinde bir gün yayınlarız okuduğum kitapların kayda değer olanların. Çünkü bazıları o kadar da kaydeder kitaplar da değildi yani., Ahmet Ümitlerinin Ahmet Ümit’in kitaplarının bazılarını tekrar okudum. İki tanesini okumamışım zaten. Okuduktan tekrar okudum. Ben böyle manyak gibi okuduğum kitapları bir daha okumayı da çok severim.

“Sabah kalkıyordum işte 2 saat kadar kitap okuyorum”

Sabah kalkıyordum işte 2 saat kadar kitap okuyorum. 800’de sabah sayımı var. 8.30 arasında bir saatte e geliyorlar. Sabah sayımına kadar kitap okuyordum. Sabah sayımından 15 dakika önce kalkıp çayımı demliyordum. Kahvaltımı hazırlıyordum. Haftada 4 gün falan müsli yiyordum. Yani müsli derken sütle laktozlu sütle müsli yiyordum. iki gün veya bazen e bazı haftalar 3 günde normal kahvaltı alıyordum. İşte domates, e, beyaz peynir, zeytin, e, bol maydanoz, e, zeytinyağı falan yanına böyle çay derliyordum. Genellikle kurumda ekmek dağıtıyorlardı. E o ekmek ama bayatlarsa eğer şey yiyordum. Etimek falan gibi şeyler, yiyordum. Sonra tekrar biraz kitap okuyordum. Sonra böyle saat 10 gibi falan böyle bir temizlik yapıyordum. Sonra zaten avukatlar gelmeye başlıyor.

“Bir gece şöyle ilginç bir şey oldu…”

Çok ilginç hikayeler var avukatlarla ilgili. Bir pek çok avukat geldi. Sağ olsunlar çoğuyla tanıştık. Bazılarıyla ahbap olduk. Genç avukatlar çok geliyordu. İşte genç avukatlarla hayat üzerinde enteresan havadan sunan konuşmalar yapıyorduk. Y böyle çok garip konuşmalar falan da yapmıyorduk. Hani ne bileyim işte Fatih abi İtalya’ya geçeceğim nerede yemek yiyeyim diyen de geliyordu. İşte nasıl ceket alı nasıl pantolon alınır diyen de geliyordu. Ama bir gece şöyle ilginç bir şey oldu. Ona çok güldü bana. Yani önce sinirlendi ama sonra da güldüm. Gene saat bir ben normalde 10 saat 9’dan sonra avukat muvukat görüşmek istemiyordum. Eee bir gece saat 10’da bir avukat dediler ki avukat görüşü var. Ben de yatmış ya. 10.30 gibi uyudum zaten. Ulan bu saatte kim gelir falan kalktım pijamaları giy çıkardım pijamaları tekrar giydim ama dedim herhalde mühim bir şey olmadı ki bu saatte gelmiş. Gittim bir tane genç bir avukat yok işte öpüştük falan böyle belli öpüşmekten de pek hoşlanmam ama mecburen öpüşüyorsun öpüştük falan böyle hafif bir alkol kokusu e geliyor. Ondan sonra buyur birader dedim. Ondan sonra Fatih abi dedi ben seni çok seviyorum dedi. Sağ ol teşekkür ederim falan dedim. Abi içiyorduk kafaya çekiyorduk dedi. Seni ne kadar sevdiğinden bahsediyor dedi ya ben nasıla görme hakkım var göreyim diye geldim dedim. 15 dakika falan güldüm. bazıları geliyor. Diyor ki, “Fatih Bey, biz normalde sen randevu gelemeyiz. Bak burada elimize düştün. İstediğimiz gibi geliyoruz falan diyenler de oluyordu. Pek çoğuyla sonra güzel ahbaplıklarımız oldu. Çoğu genç.

“Çetelerle ilgili inanılmaz şeyler öğrendim, Timur Soykan’dan daha çok biliyorum”

Mesela başka nedenlerle başka ne bileyim başka müvekkilleri var cezaevinde. numarada değil de diğer cezaevinde kalan demişim işte uyuşucu kaçakçısı, bilmem şu kaçakçısı, bu kaçakçısı falan filan. O müvekkilleri olan avukatlar geliyordu. Mesela çetelerle ilgili inanılmaz şey öğrendim. Mesela hangi çete nasıldır? Kimi, hangi uyuşturucu kaçakçısı nasıldır? K müthiş şeyler anlattılar. pek çok avukat bana. Yani şu anda şöyle söyleyeyim. Yani, Timur Soykan’dan daha çok biliyorum bu konuyla ya da Murat Ağırel’den böyle enteresan bilgiler de oldu. Zaten siyasetçiler de geliyordu. ve işte hatta o ilk dönem diye yayın yaptığım dönemlerde pek çok haber atlatma imkanımız oldu oradan. Çünkü her bilgi bize girdi yani sadece siyasetle ilgili değil başka alanlarda da çok bilgi giyiyordu. İnsanlar gelip orada bana bilgi vermek hoşlarına gidiyordu niyeyse böyle bir garip bir durum vardı. Yani normal hayatta ben onlara arasam bilgi vermezler bana. Orada ayağıma gelip bilgi aktarıyorlardı.

“Kadın programları seyretmeye falan başladım ve utanç duydum bazılarından”

“İşte televizyonda haberleri seyrediyorum sabahları falan böyle. Sonra baktım ki bu haber televizyonu seyretmek insanda bir ruhsal bozukluğa sebebiyet veriyor. Yani niye şimdi hepsine bakmaya çalışıyorsun? Şimdi bir tarafa bakıyorsun. Diyorsun ki ulan ben burada kalayım daha iyi ya. Dışarısı bir felaket diyorsun. Diğerini açıyorsun diyorsun ki bu ülke cennet oldu galiba. Falan diyorsun. Böyle bir tutarsızlık var. Yine ben mesela bir hani cehalet demi ama müthiş bir bilgi eksikliği falan da var pek çoğunda. O yüzden böyle şeyi bıraktım mesela dizi seyretmeye falan başladım. İşte Halef diye bir diziye taktım kafaya mesela. Şimdi hala e seyretmek istiyorum onu ama işte o kadar bir hengame içerisindeyim ki doğru günün seyredemedim de e dün Mustafa Oğuzu gördüm dedim ki yani bana şu Halef’in videodan yollasanıza dedim internette var dedi Allah şimdi açıp onları seyredeceğim. kadın programları seyretmeye falan başladım ve utanç duydum bazılarından. Gerçekten çok saçmaydı. Sonra normal haberler zaten o kadın programlardaki rezaletleri aratmayacak bir noktaya evrildi niyeyse. Yani insanların özel hayatları vıcık vıcık edildi falan., sonunda bıraktım televizyon seyretmeyi, haber seyretmeyi e bıraktım. Asam bozuluyordu çünkü bir bizi ilgilendirmeyen şeyler var. E haber televizyonunda özellikle ya yani bir adamın veya bir kadının özel hayatıyla ilgili olacak meseleleri ben niye izleyeyim falan diye. Onları da bıraktım. Midem kalktı çünkü şeyden.

“Yemek programları bile bir büyük rezillik”

Kadın programları seyrediyordum. Yemek programları seyrediyordum ama garibime gidiyordu Emre. Yani şu garibime gidiyor mesela yemek programı seyrediyorum. Bir evde birisi 4 kişiyi 5 kişiyi birilerini ağırlıyor falan. Onlara yemek yapmış. Sırayla herkes birine yemek yapıyor abi. Yemeği yiyorlar bir hakarete. Hakaret ediyordu ya kardeşim ya insan yemek yediği yerde birisine hakaret ben sen beni eve yemeğe çağırıyorsun. Bize şahane yemekler yapmış ve belki de şahane yapmamış. Bilmiyorum benün iyi yemek yapmadığını ve yemek bitiyor. Sen dizin ki buna Fatih abi nasıldı? Bu yenir mi? Köpeğe versen yenmez. Bu nasıl pirinç? Bu nasıl ya? Ya böyle bir şey olum. Böyle bir terbiyesizlik esas rütük bunları yaratma diye düşündüm içeride. Ben böyle bir terbiyesizlik olur mu yani? Hani şeyi bıraktım zaten işte kaynın bana kaydı falan filan programları bıraktım ama bu yemek programları bile bir büyük rezillik yani işte onlara falan baktım sonra onlardan da midem bulandı.

“Cezaevinin en kötü tarafı o televizyona mahkum olmak”

“Magazin programlarını seyredeyim dedim bir ara. Benim anladığım kadarıyla Türkiye’de magazin programı şöyle yapılıyor. Bir kişi var hepsini yapıyor. Bütün televizyon dağıtıyor. Aynı dil, aynı konular, aynı görüntülerde her şey aynı. Birisi TV8’de, birisi Kanal D”de, birisi ne bileyim Show TV’de falan ama hepsi aynı. Bir tek e TV8’de sunan farklı. Yani şöyle sunan farklı. Çok daha iğrenç bir sunum var. Yani böyle bir garip seslen ses tonuyla falan böyle bir şey Allah’ım ya rabbim falan diye bileklerini falan kesmek istiyorsun ama esirsin orada. Bak cezaevinin en kötü tarafı o televizyona mahkum olmak. Yani orada esir gibi ona kalıyorsun. Hele hafta sonu falan hiçbir bir şey yok. Mesela şey çok hoşuma gitti orada.

“Özgür Özel her geldiğinde uğradı, Musavat Bey uğradı”

“Onun dışında her gün işte dediğim gibi bol bol avukat her gün en az 2ü milletvekili parti genel başkanları sağ olsunlar Özgür Özel her geldiğinde uğradı. Musavvat Bey uğradı. Pek çok siyasetçi işte mesajlar muhalefetten, iktidardan her taraf her yönden e içerideki personelin e yani infaz koruma memurlarının kibarlığı, konuya hakimiyetleri.

“Kötü muamele gördüğünü diye bileceğim bir veya iki kişi vardır, onlar da cezaeviyle alakalı değil”

E şöyle söyleyeyim mesela böyle söyleyince hani şey gibi algılanmasın orada böyle bir laçka bir ortam var gibi algılanmasın. Ama hem disiplin var hem nezaket zarafet var. Yani hiçbir şeyinizi boş bırakmıyorlar. Yani bir an bile ne diyeyim kurallar dışında bir şey yapmanız mümkün değil ama müthiş bir nizam intizam fakat her şey gayet kibarca. Bir kişiden bir ya bak gözaltına alma tutuklanma. Bir kişiden bile kötü muamele görmedim. Yani kötü muamele gördüğünü diye bileceğim bir veya iki kişi vardır. Onlar da cezaeviyle alakalı değil başkaları. Onlar da bende kalsın. kim olduklarını kamuoyu biliyor kim olduklarını. Üç aşağı beş yukarı. Ya pırıl pırıl bir şey geçirdim yani. Hatta şunu söyledim ben. E buraya buraya gelince benim Türkiye’ye olan güvenim arttı yani.

Çünkü sesi çok çıkan bir kitle var Türkiye’de biliyorsun. Böyle diyorsun ki bu mu memleket diyorsun. İşte televizyonlarda gördüklerin, sosyal medyada bağıranlar. Abi Türkiye o değil ya. Orada hakiki Türkiye’yi gördüm. Yani gencecik insandı işte 2728 yaşıyla 4550 yaş arasında gencecik insanlar pırlanta gibiler yani. Zengin değiller ama işte ya saçımızı tıraş eden bir arkadaş vardı. ismi lazım deyin. Şahane saçımızı kesiyordu yardımcısıyla beraber. Saçımızı onun kesiyor olmasının sebebi de şu. Çocukluğunda bir berberde bir süre çıraklık yapmış ve oradan kalma bilgisiyle biz orada tıraş ediyordu. bayağı da iyi tıraş ediyordu ya. Dört üniversite bitirmiş orada biliyor musun? Açık öğretimde dört üniversite bitirmiş. Pırıl pırıl bir adam yani. Ve hani bir de orada o kadar çok şey görüp yaşamış, o kadar çok insana muhatap olmuş ki yani tavsiyelerde bulunuyor. Siyasetçilere bile tavsiyede bulunuyordu. Böyle gayet kibarca falan işte ya burayı unutmayın bakın burada şunu gördünüz, bunu gördünüz falan diye. Türkiye’nin yakın tarihinde 10-12 senede oradan kimler gelip kimler geçtiyse hepsiyle bir şekilde konuşmuşlar, bir şeyde yapmışlar. Onlar tabii çok enteresandı.

“Bir tane avukatı attırdım oradan”

Yani içeriden pek çok dostla dost derken yani tabii ki bir kankalığımız olamıyor orada. Onlar görevini yapıyorlar falan ama yani Pırlanta gibi adamlarla beraberdik orada. Yani yarın öbür gün bir yerde karşılaşsam sarılır öperim hepsini. Yani etik olarak onlarla belki bugün bir araya gelmemiz çok doğru olmayabilir. Onlar açısından da doğru olmayabilir ama yani çoğunu görmek isterim. Yani o kadar düzgün insanlardı ama yarın arasam görüşmeye kalksam herhalde onların mesleği açısından da doğru olmaz diye düşündüğüm için onları rahatsız etmek istiyorum. Ama yani yarın kapıyı açıp gelseler gördüğümde sevinirim. öyle insanlarla tanıştık. Densizler yok muydu? Yani bir tane avukatı attırdım oradan. Bunu atık kardeşim de böyle benim yanıma böyle bir herifi sokmayın falan.

Enver Aysever ile Ekrem İmamoğlu arasında polemik: Kimseyle elini sıkacak bir ortam oluşmuyor, aranızda 45 metreden daha yakın bir mesafe olması mümkün değil

Yeri midir değil midir bilmem ama mesela bir şey bir polemik var son günlerde yürü yani bir siyasetçide şu anda cezaevinde olan bir gazeteci arasında bir kere şunu söyleyeyim. O gazetecinin cezaevinde olması gerektirecek bir suçu olduğunu düşünmüyorum ben. Yani kendisinden her ne kadar çok hoşlanmasam da cezaevinde bulunmasına gelecek herhangi bir suçu e yok. Söylediği sözler bence tutuklu yargılanmasını, yargılanmasını daha gerektirmiyor belki ama tutuklu yargılanmasına gereken bir durum yok. Ama bir el sıkma polemiği var biliyorsun ortalıkta. Şunu söyleyeyim ben orada 7 aya 6,5 ay kaldım hemen hemen. Kimsenin elini sıkmadım çünkü kimseyle elini sıkacak bir ortam oluşmuyor. Yani en fazla koridorda karşılaşıyorsunuz geçerken yan yana. ki onu bile karşılaşmamaya gayret ediyorlar. Ve koridorda aranızda 45 metreden daha yakın bir mesafe olması mümkün değil. Söyleyebildiğin en fazla şudur. Geçmiş olsun. Geçmiş olsun. Nasılsınız? Nasılsınız? İyi akşamlar. İyi akşamlar. Yani bunun dışında bir temas elimi uzattım sıktı sıkmadı dokunmak söz konusu değil. Hiç kimseyle söz konusu değil. Yani orada kaldığım süreç boyunca herhangi bir başka mahkuma elini sıkacak kadar yakınlaşmayı bırak. Yani şu mesafeden daha yakın olmamız söz konusu değil. O yüzden hani elini uzattı sıkmadım, elimi uzattım sıkmadı falan böyle bir şey bana sorarsan mümkün değil.

Ha avukat görüş kabinlerinde yan yana 11 tane kabin var. Orada birbirine küfür müfür olmuşsa, onu bilmem. Ben oradayken böyle bir şeye bizzat tanık olmadım ama elini uzattı sıkmadım. Elimi verdim almadı falan. Mümkün değil.

Pek ender olarak e yani avukat kabinleri var böyle işte ne bileyim işte 2 metre uzunluğunda 1,5 metre genişliğinde avukat kabinleri var. Arada da cam var. Yan yana bir tarafta 1 2 3 4 bir tarafta 6 veya 7 tane kabin var. Toplam 10 kabin var. Ve işte yanınızdakiyle eğer kapıyı açar kapılar iki tarafında kapılar. Avukat tarafındaki kapıları açarız çünkü mahkûm tarafındaki kapılar veya tutuklu taraftaki kapılar kilitli. Avukat tarafındaki kapıları açarsanız bağırarak konuşabilirsiniz ama eğer uzun konuşursanız hemen gelip müdahale ediyorlar. konuşmayın diye. O yüzden en fazla nasılsınız?

“Temas tamamen yasak”

İyi misiniz? şu oldu, bu oldu. Yani 3–5 kelimenin dışında konuşmak çok mümkün değil. Hemen infaz korumalar gelip lütfen yapmayın diye kibarca ikaz ediyorlar. Onun dışında camdan merhaba geçmiş olsun falan filan. Yani oradaki en çok yapılan hareket şu. Ondan sonra veya işte kalp yapıyorlar falan birbirlerine., selam yapıyorlar. Çünkü bir de farklı farklı görüşen insanlar da var. Yani sosyal demokrat da var. İşte son zamanda oraya gelen ülkücüler de vardı. Sağ görüşler de vardı. Şu enteresan oluyor mesela içeride kimse kimsenin ne nedenle orada olduğuna bakmadan bir kere bir kibar bir yani genel olarak herkes arasında kibar bir ilişki var. Ne bileyim mesela şimdi Selahattin Yılmaz geldi oraya. İşte meşhur Devlet Bey’in “ülküdaşımdır” dediği normalde Selahattin Yılmaz deyince insan Selahattin Yılmaz işte ülkücü falan filan böyle korkar değil mi yani çekinir falan. E şimdi bakıyorsun orada sempatik, son derece sempatik. “Geçmiş olsun Serattin Bey, geçmiş olsun Fatih Bey” falan böyle. Yani normal şartlarda tanışmayacağın, tanışsan konuşmayacağın, karşılaşsan sevmeyeceğin adamlarla orada bir ahbaplık oluyor ve yani yüzde doksan oluyor. Hani herkeste olmuyor. Mesela şeyle bir gün biriyle merhaba dedim ben ilk girdiğimde. Sonra şey olduğunu öğrendim onun. neydi bu? Yenidoğan çetesinden birisi. Bir daha adama selam filan vermedim ama onun dışında herkese geçmiş olsun geçmiş olsun. Ne bileyim İsmet Bey vardı, soyadını hatırlamıyorum kusura bakma. Şimdi bu Aslan’dan dolayı tutuklu, o da bildiğim kadarıyla MHP’ye yakın bir isim. Onunla da merhaba diyorsunuz, konuşuyorsunuz. Eşiyle, çocuğuyla falan konuşuyorsunuz. Avukatlarıyla konuşuyorsunuz. bir sürü insan gelip gidiyor yani. Ama şey yok yani asla bir temas söz konusu. Yani yakınlaşmak, sadece uzaktan geçmiş olsun, geçmiş olsun. Nasılsınız, nasılsınız. Ne oldu, tahliye oldu mu?

Şimdi birkaç kere işte Ayşe Barım’la konuştuk. Herkes çok korkuyordu Ayşe Barım orada ölecek diye. Çünkü haftanın birkaç günü yerde baygın bulunuyordu. Ayşe hastaneye götürülmüş, Ayşe Hanım bilmem ne olmuş falan diye herkes konuşuluyordu. Ben Ayşe Barım’ı dışarıda tanımazdım. Yani bir sosyal hayatta birkaç kere karşılaşmak dışında. Orada tanıdım kendisini. İşte nasılsın, iyi misin, sağlık falan filan. Bazen avukatlar vasıtasıyla birbirinizle haberleşebiliyorsunuz. Onun dışında çok fazla bir temas açıkçası ne mümkün ne mevzu bahis ne de böyle bir girişimde bulunabiliyorsunuz. Çünkü temas tamamen yasak yani.

Tags: Fatih altaylı
ShareTweet
Previous Post

Diyarbakır Valiliği duyurdu: Emniyet Müdürlüğü’ne EYP’li saldırı girişimi

Next Post

AKP’li eski başkan araca uyuşturucuyu yükleyip türbeye gitmiş

İLGİLİHABERLER

Nihat Özdemir’in 2.5 yılda yenileyemediği Nou Camp’ı su bastı
DÜNYA

Nihat Özdemir’in 2.5 yılda yenileyemediği Nou Camp’ı su bastı

January 26, 2026
5k
Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı
GENEL

Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı

January 26, 2026
5k
Ekipler balkondan girdi: Bağcılar’da bir evde üç kişi ölü bulundu
GENEL

Ekipler balkondan girdi: Bağcılar’da bir evde üç kişi ölü bulundu

January 26, 2026
5k
Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında iddianame tamamlandı: 41 kişi hakkında 26 suçlama
GENEL

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında iddianame tamamlandı: 41 kişi hakkında 26 suçlama

January 26, 2026
5k
Adli Tıp uzmanları uyuşturucu testlerine dair merak edilenleri yanıtladı
GENEL

Adli Tıp uzmanları uyuşturucu testlerine dair merak edilenleri yanıtladı

January 26, 2026
5k
Kar fırtınası ABD’yi kasıp kavuruyor: En az 7 kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce evde elektrik yok, on binlerce uçuş iptal edildi
DÜNYA

Kar fırtınası ABD’yi kasıp kavuruyor: En az 7 kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce evde elektrik yok, on binlerce uçuş iptal edildi

January 26, 2026
5k
Daha Fazla Haber
Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı

Diyarbakır’daki bombalı saldırı girişimine 13 gözaltı

January 26, 2026
5k
Ekipler balkondan girdi: Bağcılar’da bir evde üç kişi ölü bulundu

Ekipler balkondan girdi: Bağcılar’da bir evde üç kişi ölü bulundu

January 26, 2026
5k
Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında iddianame tamamlandı: 41 kişi hakkında 26 suçlama

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında iddianame tamamlandı: 41 kişi hakkında 26 suçlama

January 26, 2026
5k
Yeni trend: Teknelerde özel konseptli boşanma partileri düzenleniyor

Yeni trend: Teknelerde özel konseptli boşanma partileri düzenleniyor

January 26, 2026
5k
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın oğlundan çağrı: İnternet kısıtlaması memnun olmayanlara yenilerini ekleyecek, hiçbir şeyi çözmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın oğlundan çağrı: İnternet kısıtlaması memnun olmayanlara yenilerini ekleyecek, hiçbir şeyi çözmeyecek

January 26, 2026
5k
Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

January 26, 2026
5k
Yılmaz Güney’in ailesi Savcı Yavuz Engin hakkında HSK’ya şikâyet, savcılığa suç duyurusunda bulundu

Yılmaz Güney’in ailesi Savcı Yavuz Engin hakkında HSK’ya şikâyet, savcılığa suç duyurusunda bulundu

January 26, 2026
5k
Uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan Eryiğit, itirafçı oldu: Kıbrıs’ta kumar partilerine katıldım, günlük 600 dolar harçlık aldım

Uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan Eryiğit, itirafçı oldu: Kıbrıs’ta kumar partilerine katıldım, günlük 600 dolar harçlık aldım

January 26, 2026
5k
Noa Lang’ın sözleşmesindeki özel madde ortaya çıktı: Maliyeti 2 katına çıkabilir

Noa Lang’ın sözleşmesindeki özel madde ortaya çıktı: Maliyeti 2 katına çıkabilir

January 26, 2026
5k
Filipinler’de 359 kişiyi taşıyan feribot battı; 15 ölü, onlarca kayıp

Filipinler’de 359 kişiyi taşıyan feribot battı; 15 ölü, onlarca kayıp

January 26, 2026
5k
Luciano Spalletti’den Kenan Yıldız övgüsü ve En-Nesyri açıklaması: Bana güvenin, o gerçekten bir uzaylı

Luciano Spalletti’den Kenan Yıldız övgüsü ve En-Nesyri açıklaması: Bana güvenin, o gerçekten bir uzaylı

January 26, 2026
5k
Mersin’de ‘lavaş lobisi’ operasyonu: 38 kişi gözaltına alındı, 85 banka hesabına el konuldu

Mersin’de ‘lavaş lobisi’ operasyonu: 38 kişi gözaltına alındı, 85 banka hesabına el konuldu

January 26, 2026
5k
Diyarbakır Valiliği duyurdu: Emniyet Müdürlüğü’ne EYP’li saldırı girişimi

Diyarbakır Valiliği duyurdu: Emniyet Müdürlüğü’ne EYP’li saldırı girişimi

January 25, 2026
5.1k
Tarihin en pahalı kararı: 800 dolara verdiği hisseler 400 milyar dolar oldu

Tarihin en pahalı kararı: 800 dolara verdiği hisseler 400 milyar dolar oldu

January 25, 2026
5.2k
Görüntüler infial yaratmıştı: 5 günlük bebeğe şiddet uygulayan hemşire tutuklandı

Görüntüler infial yaratmıştı: 5 günlük bebeğe şiddet uygulayan hemşire tutuklandı

January 25, 2026
5.1k
Aktifhaber

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.

MENU

  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER

BİZİ TAKİP EDİN

No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.