Gazeteci Tolga Şardan’ın T24’teki “Büyüteç” köşesinde yer alan bilgilere göre; bir emniyet müdürünün, yetkisini kötüye kullanarak devletin gizli veri tabanından elde ettiği kişisel bilgileri bir boşanma davasında “delil” olarak kullandırdığı ortaya çıktı. Olay, kişisel verilerin korunması (KVKK) ihlali ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla yargıya taşındı.
POLNET Verileri Boşanma Davasına Malzeme Edildi
Skandalın merkezinde, emniyet teşkilatının kullanımına sunulan ve yalnızca suçla mücadele amacıyla erişilmesi gereken POLNET sistemi yer alıyor. İddiaya göre, üst düzey bir emniyet yetkilisi, bir yakınının veya tanıdığının devam eden çekişmeli boşanma davasında elini güçlendirmek amacıyla sisteme giriş yaptı.
Söz konusu müdür, davanın tarafı olan kadının geçmişe dönük otel konaklama kayıtlarını, uçuş bilgilerini ve seyahat detaylarını sistemden usulsüzce çekerek karşı tarafa servis etti. Bu mahrem veriler, kadını mahkeme huzurunda zor durumda bırakmak amacıyla boşanma davası dosyasına “delil” olarak sunuldu.
Antalya – Ankara – Şanlıurfa Hattında Takip
Tolga Şardan’ın aktardığına göre, verilerinin hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğini fark eden mağdur kadın, durumu yargıya taşıdı. Yapılan teknik incelemeler sonucunda, POLNET sistemine hangi kullanıcı koduyla girildiği ve hangi verilerin sorgulandığı dijital izler üzerinden tespit edildi. Soruşturma; verinin sorgulandığı, sızdırıldığı ve kullanıldığı şehirler olan Antalya, Ankara ve Şanlıurfa hattında genişletildi.
İdari Ceza Yetmedi, Ceza Davası Açıldı
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde başlatılan idari soruşturmanın yanı sıra, savcılık da harekete geçti. Normal şartlarda bu tür ihlallerin genellikle disiplin cezalarıyla geçiştirildiğine dikkat çeken Şardan, bu olayda “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma” suçundan ceza davası açılmasının kritik bir eşik olduğunu vurguladı.
Neden Önemli?
Tolga Şardan bu haberiyle, devletin güvenliği için polise emanet edilen dijital sistemlerin, memurların kişisel husumetleri veya tanıdık ricaları için bir “silah” gibi kullanılmasının yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor. Bu dava, hem kamu görevlilerinin dijital ayak izlerinin takip edilebilirliğini hem de KVKK kapsamında devlet memurlarının da ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabileceğini gösteren önemli bir emsal teşkil ediyor.





















