Yazar Mümtaz’er Türköne, KHK TV’de gazeteci Ahmet Erkan ile yaptığı kapsamlı söyleşide, hayatını kaybeden yazar Ahmet Turan Alkan hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türköne, Alkan’ın hayatındaki kırılma anlarını, özellikle özür metninin yayımlanmasından sonra yaşadığı içsel çöküşü ve hayata küsmesini anlattı.
Türköne, Alkan’ı ve kendi kuşağını şekillendiren 1970’li yıllarda yaşanan ideolojik mücadele atmosfere dikkat çekerek, üniversite eğitimi alırken hemen her gün kavgalara karıştıklarını, ancak Ahmet Turan Alkan’ın bu şiddet ve kavga ortamında hiçbir zaman taraf olmadığını vurguladı. Türköne, “Biz her gün kavga ederdik, Ahmet etmezdi. O bize anlamsız bu kavgaların sonuçlarını, nedenlerini sorgulatırdı. Hiçbir zaman kafa göz yarma işlerine karışmadı. Biz o zaman onu korkaklıkla itham ettik; sonra hepimiz onun haklı olduğunu anladık.” ifadelerini kullandı.
Türköne, Alkan’ın ideolojik mücadeleyi “fikir arayışı” olarak gördüğünü, ama fikirlerin silahlı çatışmaya dönüşmesini hiçbir zaman kabul etmediğini söyledi. Bu tavrın, ileriki yıllarda onun entelektüel duruşunun temelini oluşturduğunu kaydetti.
1990’lara doğru Türkiye’de yükselen milliyetçilik eğilimleri üzerine de değinen Türköne, Ahmet Turan Alkan’ın bu eğilimleri “bir ergenlik sivilcesi” olarak tanımladığına işaret ederek, “Tam ergenliğe geçiş evresinde yerinde duramayan, kanı kaynayan insanların arayışı, kavgada çok cazip geliyor; ama bu arayışın kalıcı bir fikre dönüşmesi mümkün değildi. O bunu çok erken dönemde fark etti ve yazdı.”
Türköne, bu tespitlerin Alkan’ın dönemin popüler söylemlerinden ayrı durmasını, dolayısıyla medyada ve entelektüel çevrelerde bazen yanlış anlaşılmasını beraberinde getirdiğini belirtti.
ZAMAN GAZETESİ DAVASI: TARİHİ SAVUNMA
15 Temmuz 2016 sonrası kapatılan Zaman Gazetesi davasındaki Ahmet Turan Alkan’ın tarihi savunmasına dikkati çeken Türköne, “Kasabın bıçağını yalamayacağız diyerek zorbalığa, baskıya, biat etmeye zorlayan her tutuma isyan etti. Çok dirençli, dirayetli ve yiğit bir savunmaydı.” dedi.
Yargıtay’ın Ahmet Turan Alkan hakkındaki cezayı onamasıyla birlikte, Türköne Alkan’ın yeniden cezaevine girme ihtimali doğduğunu aktaran Türköne, “Bu aşamada Alkan’a özür metni yayımlaması durumunda infazdan muaf tutulacağına dair bir seçenek sunuldu. Bana da sordu: ‘Ne yapayım, böyle diyorlar’ diye. ‘Eğer garanti ise içeri girmeye değmez’ dedim. Özür metnini yayımladı… ama bu onun için ağır bir bedel oldu. Metnin hukuki bir tercihten öte, Alkan’ın kişiliği ve onuruna ağır gelen bir kırılma oldu” ifadesini kullandı.
Alkan’ın özür metninden sonra nasıl bir içsel çöküş yaşadığını anlatan Türköne, bu kırılmanın ardından yazıdan tamamen uzaklaştığını söyledi. Türköne, “Bu olaydan sonra kendine küstü. Yazmayı bıraktı. İnsanlardan uzaklaştı. Deri işiyle, marangozlukla uğraştı ama yazının yerini hiçbir şey dolduramadı.”dedi.
‘ASIL KAYIP KALEMİNİ TOPRAĞA GÖMMESİDİR’
Alkan’ın bu dönemde yaptığı fiziksel işler (marangozluk, deri çantalar vb.) onun yaratıcı ifadesinin yalnızca bir gölgesi olduğunu söyleyen Türköne, sakladığı bir taburenin bu durumu sembolize ettiğini belirterek, “O tabure bana hediye etti; bir sanat eseri gibi saklıyorum. Ama asıl kayıp, kalemini toprağa gömmesidir.”
Alkan’ın yazmayı bırakmasının ötesinde, dost çevresinden de uzaklaştığını söyleyen Türköne, kitaplarının yayınevleri tarafından basılmadığını, pek çok eski dostunun zamanla mesafe koyduğunu aktardı. Bu yalnızlaşmanın, Alkan’ın sağlığını da etkilediğini ifade eden Türköne, “Basit kontrolleri bile ihmal etti. Bir kalp krizi geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. Mizahı, ironisi ve çocuksu hayal gücüyle tanıdığımız o tarafı yitirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Ahmet Turan Alkan’ın en çok dostlarının sessizliğinin ve mesafe koymasının etkilediğine kaydeden Türköne, “İktidara kırgınlık olur, ondan hesap sorulur; ama dostlara kırgınlık insanı derinden etkiler. Ahmet en çok buna kırıldı.” dedi.
‘AKTÜEL KONULARLA İLGİLİ YAZMAYI BIRAKTIM’
Türköne, ‘Devrin muktedirlerine huvel baki diyorum, Ahmet Turan Alkan’dan sonra güncel siyaset yazmayı bırakma kararı aldım, iktidara kırgın olunmaz ondan hesap sorulur, Ahmet Turan Alkan saf değiştiren eski dostlara kırgındı’ ifadelerini kullandı.
Ahmet Turan Alkan’ın süreçte çocuksu tarafını kaybettiğini antalan Türköne, şöyle devam etti: “Çocuksu bir tarafı vardı, bütün sanatçılar da vardır. Bu çocuksu taraf ,o yaratıcılık hayal gücü. O çocuksu taraftan gelir, öyle zannediyorum ki o da o çocuksu tarafını kaybetti. Evet, Ahmet bey hikaye böyle. Ben de takdir edersiniz ki hâlâ kendime gelemedim, yani şeyde inzivaya çekildim.. şeyi de ifade edeyim. Biraz da Ahmet Turan Alkan’a yapılanları protesto etmek için. Onun yapılanı protesto etmek için ben de yazmayı bırakıyorum. Benimki günlük aktüaliteye dair günlük politikaya dair bahsettiğim şey yoksa. Kitap tarzı çalışmalarım var, onlara odaklandım. Onlarla ilgili ilgiliyim fakat artık. Şu aktivite piyasasında olmayacağım.”























