Bold Medya tarafından hazırlanan güncel habere göre, yurt dışında bulunan babasına kavuşma hayaliyle yola çıkan küçük Nurefşan, annesi Neslihan Teke ile birlikte sınırı geçmeye çalışırken bindikleri botun Meriç Nehri’nde alabora olması sonucu hayatını kaybetti.
Türkiye’deki baskılar nedeniyle ailesiyle birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kalan yüzlerce insan çocuklarıyla ile birlikte Meriç ve Ege’nin soğuk sularında vefat etti. 9 yaşındaki Nurefşan Teke’de, tam 4 yıl önce babasına kavuşmak isterken Meriç Nehri’nde boğularak yaşamını yitirmişti.
Nurefşan, annesiyle birlikte 4 Mart 2021 sabahı Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçmeye çalışırken bindikleri botun alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Anne Neslihan Teke’nin saatlerce suyun içinde hayatta kalmak için mücadele ettiği olayda küçük Nurefşan akıntıya kapılarak yaşamını yitirdi.
Aile bu yolu seçmek zorunda bırakılmıştı. Nurefşan’ın babası, Gülen Hareketi gönüllüsü olmakla suçlanıyordu. AKP hükümetinin baskıları sebebiyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmış, Afrika ülkelerinde ticaret yaparak hayata tutunmaya çalışıyordu. Türkiye’de kendisine açılan davalar nedeniyle geri dönemiyordu.
Pasaportlarına El Konulmuştu
Anne ve kız, birkaç yıl önce babanın yanına gitmiş, ancak Türkiye’ye dönüşlerinde pasaportlarına el konmuş; anne hakkında herhangi bir suç bulunmamasına rağmen “şüpheli kişinin eşi” gerekçesiyle belgeler geri verilmemişti. Böylece aile Türkiye’de mahsur kaldı ve hukuki çıkmaz içinde yaşamaya zorlandı.
Bu süreç kız çocuğu üzerinde ağır psikolojik etkiler bıraktı. Nurefşan, babasına duyduğu özlem nedeniyle annesine sürekli, “Beni babama götür” diye yalvarıyordu. Anne-kız bilmeden ölümcül yolculuğa çıktı. Anne yaşadıklarını İnsan Hakları Savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na göz yaşları içinde anlatmıştı:
“Hava soğuktu, çocuğuma nefes al, kendini bırakma, bana sarıl diye seslendim… Sonra elimden kayıp gitti.”

‘En Büyük Mağdurlar Çocuklar’
Nurefşan, 4 Mart 2021’de Meriç Nehri’nde hayatını kaybettikten sonra unutulmadı, Türkiye’deki ağır insan hakları ihlalleri Avrupa’nın birçok kentinde düzenlenen törenlerle anılmıştı. Almanya’nın Offenbach şehrinde düzenlenen sessiz yürüyüş ve anma töreninde, Meriç ve Ege’de hayatını kaybeden mülteciler için karanfiller Nehir’e bırakılmıştı. Anne Teke, yaşadıklarını “ölümle burun buruna” bir an olarak tanımlarken, kızını kaybettiği dakikaların detayları üzüntü içinde anlatmıştı.

Aile Neden Türkiye’yi Terk Etmek Zorunda Kaldı?
Ailenin Türkiye’den ayrılma gerekçesi doğrudan Gülen Hareketi gönüllerine yönelik baskılar ve yargısal süreçlerdi: Baba hakkında açılan davalar bulunuyordu ve Türkiye’ye dönemiyordu. Anne ve kızın pasaportları hiçbir hukuki gerekçe olmadan alındı; sadece “şüpheli kişinin eşi” sayıldıkları için seyahat özgürlükleri kısıtlandı.
Aile, uzun süre ayrılığa ve baskıya maruz kaldı; tüm çıkış yolları kapatıldığı için Meriç’ten geçmek tek seçenek haline geldi. Bu nedenle Meriç’ten geçme girişimi çaresizlik içinde alınmış bir karardı.

‘Nurefşan Sadece Babasını Özlemiş Bir Çocuktu’
Geriye dönüp bakıldığında, bu trajedi yalnızca bir göçmen faciası değil; aynı zamanda Türkiye’de yaşanan baskı atmosferinin küçük bir çocuğun kaderini nasıl belirlediğinin dramatik bir örneği olarak tanımlanıyor.
“9 yaşındaki Nurefşan’ın tek derdi özlediği babasını görmekti.”
Bugün, Meriç’te hayatını kaybeden tüm mülteciler gibi Nurefşan da, insan hakları savunucuları tarafından bir kez daha hatırlatılıyor: Bir çocuk, sadece babasına kavuşmak istediği için ölmemeliydi.

Tenkil Hafıza Merkezi: Meriç ve Ege’deki Ölümler
Tenkil Hafıza Merkezi “Yüzbinlerce kişi uygulanan pasaport ve yurtdışı çıkış yasağı, haksız tutuklama ve gözaltılar nedeniyle Meriç ve Ege Denizi üzerinden dünyanın değişik ülkelerine iltica edebilmek için yola çıktı. Bu yolculukların bir kısmı yarım kaldı. Ege ve Meriç’te vefat edenlerin yarıdan fazlası çocuk ve bebeklerden oluştu.” açıklamasıyla vefat edenleri duyuruyor.
KAYNAK: BOLD MEDYA – ÖZKAN YAZAR
























