8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde tüm dünyada kadın hakları ve özgürlükleri kutlanırken, Türkiye’de devam eden hak ihlalleri sarsıcı bir boyutuyla gündemde. Bold Medya, yayımladığı özel haberle Gülen Hareketi’ne yönelik yürütülen kitlesel baskı ve operasyonlar kapsamında tutuklanan annelerin ve onlarla birlikte demir parmaklıklar ardında büyümek zorunda kalan bebeklerin dramını mercek altına aldı.
Siyasi Baskı ve Hukuksuz Tutuklamalar
Haberde, özellikle Gülen Hareketi mensuplarına yönelik sürdürülen geniş çaplı soruşturmalar neticesinde, hamile kadınların ve yeni doğum yapmış annelerin dahi hukuka aykırı şekilde cezaevine gönderildiği vurgulanıyor. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve kendi iç hukukundaki (5275 Sayılı İnfaz Kanunu) “hamile ve lohusa kadınların tutuklanamayacağı” hükmüne rağmen, yüzlerce annenin bebekleriyle birlikte hapsedildiği hatırlatılıyor.
“Anne, Kapı Neden Açılmıyor?”
Haberin başlığına taşınan “Anne, kapı neden açılmıyor?” sorusu, cezaevinde dünyaya gözlerini açan veya çocukluğunu koğuşlarda geçiren bebeklerin yaşadığı özgürlük kısıtlamasını simgeliyor. Bu çocukların;
- Toprak yerine beton zeminlerde emeklediği,
- Yeterli beslenme ve hijyen olanaklarından yoksun bırakıldığı,
- Akranlarıyla oynamak yerine gardiyan ve demir kapı sesleriyle büyüdüğü ifade ediliyor.
8 Mart’ta Adalet Çağrısı
Gülen Hareketi’ne yönelik baskıların bir cezalandırma yöntemine dönüştüğüne dikkat çekilen haberde, bebeklerin ve çocukların bu süreçte “rehine” gibi kullanıldığı eleştirisi yapılıyor. 8 Mart vesilesiyle kamuoyu ve insan hakları örgütleri şu sorular etrafında düşünmeye davet ediliyor:
- Siyasi görüşleri veya aidiyetleri nedeniyle annelerin bebekleriyle birlikte hapsedilmesi hangi hukuk normuna sığar?
- “Terör” suçlamasıyla yaftalanan annelerin çocuklarına reva görülen bu muamele, gelecekte nasıl bir toplumsal travma yaratacak?
KAYNAK: BOLD MEDYA – ÖZKAN YAZAR






















