Üç haneli enflasyon artık hayal değil

AKP rejimi, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekliyor; ancak bu arada olan vatandaşa oluyor…
Tr724'ten Yusuf Dereli'nin habrine göre AKP rejimi, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekliyor; ancak bu arada olan vatandaşa oluyor… AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘faiz’ saplantısı nedeniyle dolar, yıl başından bu yana Türk Lirası karşısında yüzde 52’nin üzerinde değer kazandı. TL’nin değer kaybı ise yüzde 34,5 civarında. TL pul oldu, alım gücü eridi. Doların yükselmesi girdi maliyetlerinin de artması anlamına geliyor ki bu da enflasyon demek.

Gelecek ay da MB’nın politika faizini en az 100 baz puan indirmesi bekleniyor. Dolayısıyla kurun daha da yukarı tırmanacağını söylemek zor değil. Dolayısıyla bugün yüzde 50 civarında olan sokağın enflasyonunun, önümüzdeki aylarda üç haneli rakamlara çıkması sürpriz olmayacak.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre Türkiye ekonomik bir kriz yaşamıyor. Enflasyon ve işsizliğe dair verilerin ‘abartıldığını’ söylüyor. Rejimin uygulamaları da ‘sorun olmadığını’ düşündüğünün delili.


Bütün dünyada enflasyonun yükseldiği bir dönemde politika faizi -ekonomistlerin bütün uyarılarına rağmen- indiriliyor. Kur bir anda yüzde 10 değer kazanıyor. Eylül ayının başında 8,27 olan dolar kuru bugün 11 lira 25 kuruş!

Peki kur artışı ne anlama geliyor?

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada Türkiye’nin ithalatının yüzde 70’ini ara malı, yüzde 20’sini yatırım malı ve yüzde 10’unu da tüketim malının oluşturduğunu söylemişti.

Yani Türkiye, ihracat yapabilmek için ithalat yapmak zorunda! TL değer kaybettikçe girdi maliyetleri de artıyor. Dolayısıyla ürün ve hizmet fiyatları da yükseliyor. Kısaca faizin düşürülmesiyle enflasyon azalmadığı gibi tam aksine kurun artmasıyla birlikte enflasyon da yukarı doğru tırmanıyor.

MAHFİ EĞİLMEZ: ÖNCE RİSKLERİ DÜŞÜRMEK ZORUNDASINIZ

Ekonomist Mahfi Eğilmez tam da bu konuyla ilgili kişisel blog sayfasında bir yazı kaleme aldı. Türkiye’nin risk priminin 411 (aşırı riskli) olduğunu hatırlatan Eğilmez, ekonomide risklerden kaynaklanan sorunların faizle oynayarak çözülemeyeceğini anlatıyor: “Kurun ve enflasyonun yüksek olduğu ve daha da yükselmeye eğilimli olduğu bir ortamda faizi düşürünce riskleri yükseltmiş oluyoruz ve kurla yükseliyor sonra şemadaki reaksiyonlar tekrar devreye giriyor, enflasyon yükseliyor. (…) Türkiye’nin ihtiyacı olan şey faizi indirmek değil, yüksek enflasyonu çözmektir. Bunun da yolu diyet yapmaktan yani risklerden uzak durmaktan geçiyor.”

ZAM YAĞMURU BAŞLADI

Geçtiğimiz hafta yaşanan kur şokuna bağlı olarak zam yağmuru başladı. Akaryakıt ve doğalgaza ardı ardına zam yapıldı. Market raflarındaki etiketler neredeyse günlük değiştiriliyor.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Profesör Steve Hanke, Türkiye’nin enflasyonunu yüzde 58,75 olarak hesapladığını açıkladı. Oranı ‘abartılı’ bulabilirsiniz. Ancak TÜİK’in açıkladığı oranla kıyaslandığında çok daha gerçekçi olduğu ortada…

TÜİK’e göre Türkiye’de yıllık enflasyon ekim ayında yüzde 19,9 olarak gerçekleşti. ÜFE ise yüzde 45 civarında açıklandı. ÜFE aylardır yüzde 40’ın üzerindeyken, TÜFE nasıl aylardır yüzde 20’yi aşmaz? Üreticiler aylardır zararı sineye mi çekiyor?

Kaldı ki bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENA) ise yıllık enflasyonun yüzde 49,87 olduğunu açıklamıştı. Bu oran Hanke’nin açıkladığı rakama çok daha yakın ve en gerçekti veri olarak kabul ediliyor.

ŞİMDİ NE OLACAK?

AKP rejimi, 19 yıllık iktidarının sonunda ülkeyi yüksek faiz ve devasa bir enflasyon sorunuyla baş başa bıraktı. Girdi fiyatları bütün dünyada artıyor ve Türkiye de bundan vareste değil. Enerji, gıda ve akaryakıt fiyatlarına gelen zamlar ortada. Şeker fiyatı yüzde 25 arttı. Sürt fiyatı güncellenecek. Un fiyatlarının da önümüzdeki aylarda çift haneli oranlarda artması bekleniyor.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ