Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk, hem sosyal yardım verilerine hem de çalışanların yaşam standartlarına yönelik çarpıcı tabloları gözler önüne seriyor. Farklı mecralarda yayınlanan veriler, toplumun geniş bir kesiminin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını kanıtlıyor.
3,6 Milyon Hane “Aşırı Yoksul” Kategorisinde
BirGün Gazetesi’nde Mustafa Bildircin imzasıyla yayınlanan habere göre; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı “Gelir Tamamlayıcı Destek Sistemi” verileri, Türkiye’deki yoksulluğun boyutunu ortaya koydu. Hazırlanan çalışma kapsamında; geliri asgari ücretin altında kalan veya hiç geliri olmayan ailelerin dahil edileceği bu sistemden, 2027 yılında tam 3 milyon 600 bin hanenin yararlanacağı öngörülüyor. TÜİK’in hane halkı ortalaması baz alındığında, bu durum yaklaşık 14 milyon 400 bin yurttaşın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği anlamına geliyor. Veriler ayrıca, 2028 yılında bu hane sayısının 3 milyon 700 bine yükseleceğini öngörerek yoksulluğun kalıcı hale geldiğine işaret ediyor.
Çalışanlar Da Yoksulluktan Kurtulamıyor
Yoksulluk sadece geliri olmayanları değil, istihdamda yer alanları da vurdu. Habertürk’te yer alan ekonomi haberine göre; Türkiye’de çalışan nüfus arasındaki yoksulluk oranı endişe verici seviyelere ulaştı. Güncel veriler, Türkiye’de her 10 çalışandan 1’inin “yoksul” kategorisinde yer aldığını gösteriyor. “Çalışan yoksulluğu” olarak adlandırılan bu durum, asgari ücretin ve genel ücret seviyelerinin artan enflasyon karşısında eridiğini, bir işte çalışıyor olmanın dahi yoksulluktan kurtulmak için yeterli olmadığını kanıtlıyor.
Sistemsel Sorunlar ve Gelecek Öngörüleri
Her iki haberin birleştiği nokta, sosyal yardımların ve mevcut ücret politikalarının yoksulluğu bitirmek yerine sadece “yönetmeye” çalıştığı yönünde. BirGün’ün aktardığı bakanlık verileri 2025 yılında elektrik faturası ödenemeyen hane sayısının 2,5 milyona ulaştığını belirtirken; Habertürk’ün dikkat çektiği çalışan yoksulluğu, ekonomik büyümenin refah dağılımına yansımadığını belgeliyor.
Özetle; Türkiye’de bir yandan milyonlarca hane devletin gelir desteğine muhtaç hale gelirken, diğer yandan iş gücü piyasasındaki her 10 kişiden birinin çalışmasına rağmen yoksulluk sınırının altında kalması, ülkenin 2026-2027 projeksiyonlarında en büyük sosyal sorun olarak yerini koruyor.
























