Aktifhaber
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
Aktifhaber
No Result
View All Result

Türkiye’de Gülen Hareketi’ne yönelik nefret söylemi raporu: AKP eliyle örgütlenen nefret söylemi, belgeler, tanıklıklar ve uluslararası hukuk normlarıyla anlatıldı

by emre_aktifhaber
November 11, 2025
Türkiye’de Gülen Hareketi’ne yönelik nefret söylemi raporu: AKP eliyle örgütlenen nefret söylemi, belgeler, tanıklıklar ve uluslararası hukuk normlarıyla anlatıldı
5.1k
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Türkiye’de Gülen Hareketi’ne yönelik soykırıma varan hukuksuzluklar ve nefret söylemi raporlaştırıldı.

Stichting Justice Square Vakfı tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gülen Hareketi’ne Yönelik Nefret Söylemi Raporu”, modern Türkiye tarihinde devlet eliyle örgütlenen en geniş çaplı nefret politikasını, belgeler, tanıklıklar ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde analiz eden kapsamlı bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Rapor, yalnızca bir insan hakları ihlalleri derlemesi değil; aynı zamanda nefretin bir devlet stratejisine nasıl dönüştüğünü, toplumun en savunmasız kesimlerine nasıl yöneldiğini gözler önüne seren tarihsel bir belge niteliğinde…

TÜRKİYE’DE GÜLEN HAREKETİNE YÖNELİK NEFRET SÖYLEMİ RAPORU

Muhalefet, rejime ‘çanak’ tutuyor!

“Sonuçlar, Türkiye’de nefret söyleminin sınırlarını aşarak nefret politikalarına, nefret politikalarının ise insanlığa karşı suç boyutuna ulaştığını göstermektedir.” denilen raporda, muhalefet partilerinin ve sözde muhalif basının da ‘f.tö’ nefret söylemini sürekli kullandığı hatırlatılıyor: “Muhalefet ve muhalif medya özellikle her ortamda ¨F.tö¨ söylemini en az Erdoğan rejimi kadar sıklıkla ve bir kesimi suçlu göstermek için kullanmaktadır. Böylelikle iktidarın ürettiği nefret dilinin muhalefet tarafından da benimsenmiştir. Bu durum, Türkiye’de nefretin bir rejim politikasından öte, kültürel bir siyaset biçimine dönüştüğünü göstermektedir.”

Uluslararası topluma çağrı: Sessiz kalmayın!

Raporun sonuç bölümünde ise “Bu bulgular, hem ulusal hem de uluslararası insan hakları mekanizmaları açısından acil eylem gerektiren bir tabloyu işaret etmektedir. Bu nedenle Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Human Rights Watch, Avrupa Konseyi, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği başta olmak üzere tüm uluslararası insan hakları mekanizmalarına açık bir çağrıda bulunuyoruz: Türkiye’de nefret politikalarının mağdurlarının sesi olun, sessiz bırakılanların tanığı olun.”

Vakfın internet sitesinde raporla ilgili yapılan açıklama ise şöyle:

Rapor, nefretin yalnızca Gülen Hareketini değil, Kürtleri, Alevileri, Romenleri,LGBTİ+ bireyleri, mültecileri ve farklı inanç gruplarını da hedef aldığını da vahim vakalarla ortaya koymaktadır. Böylece Türkiye’de nefretin, geçmişten gelen bir devlet pratiği ile siyasal sınırları aşarak toplumsal bir refleks ve kimlik inşası aracına dönüştüğünü ortaya koymaktadır.

Yöntem ve kaynaklarRapor, özellikle 2016–2025 yılları arasında yaşanan nefret söylemine dair olaylar, mahkeme kayıtları, tanıklık beyanları, medya arşivleri, insan hakları kuruluşlarının raporları ve uluslararası hukuk belgeleri incelenerek hazırlanmıştır. Bu bağlamda yüzlerce bireysel vaka analizi ve resmi istatistiki veriler, raporun temel dayanaklarını oluşturmuştur. Bu bağlamda Gülen Hareketine yönelik nefret söyleminin sivil yaşamda, cezaevlerinde, gözaltı merkezlerinde ve çalışma hayatında ortaya çıkardığı yıkıcı etkiler örnek vakalarla ele alınmıştır.

Nefret söyleminin devlet politikasına dönüşmesi

Rapor, Türkiye’de nefretin yalnızca toplumsal bir refleks değil, sistematik biçimde inşa edilmiş bir devlet politikasına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL rejimi, bu dönüşümün miladı olmuştur. Erdoğan rejimi tarafından çıkarılan OHAL KHK’ları ile yüz binlerce insan kamu görevlerinden ihraç edilmiş, binlerce kurum kapatılmış, milyonlarca kişi potansiyel “tehdit” olarak damgalanmıştır. Nefret söylemi böylece, siyasal dilin merkezine yerleşmiş; hukuk, medya, din kurumları ve bürokrasi bu söylemin taşıyıcısına dönüşmüştür.

Erdoğan rejimi, Gülen Hareketi karşıtı nefret söylemini ülkenin kılcallarına kadar yayabilmek için hükümeti ve devlet imkanlarını “kaynak”, medyayı “dağıtıcı”, bürokrasiyi “taşıyıcı” ve kamuoyunu da “alıcı” olarak yapılandırmış, böylece politik nefret söylemi sosyal soykırıma varan bir sürecin yol haritasını oluşturmuştur. Bu çok katmanlı propaganda mekanizması, “F.TÖ”, “terörist”, “vatan haini” gibi etiketlerle milyonlarca yurttaşın sosyal ölümünü meşrulaştırmıştır.

Bu rapor, nefret söyleminin nasıl bir “cadı avı”na dönüştüğünü, devlet eliyle kurumsallaştırıldığını ve sonuçta toplumsal barışı nasıl dinamitlediğini belgelemektedir. Ele alınan vakalar, tekil ihlaller değil; Erdoğan rejiminin planlı ve sistematik bir nefret siyaseti yürüttüğünün göstergesidir. Nihayetinde, bu politikaların mağduru yalnızca Gülen Hareketi değil; demokrasi, hukuk devleti ve toplumun bütün kesimleridir.

Medyatik nefret: Yalanın meşrulaştırılması

Rapor, medya aracılığıyla yürütülen nefret kampanyalarını da ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. RTÜK ve TMSF üzerinden kontrol altına alınan medya, adeta bir propaganda bakanlığı gibi çalışmış, hükümetin politik nefret söylemini üretip yaygınlaştırmıştır.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, tıpkı de Hitler dönemindeki Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in kurduğu yapı benzeri bir yapı haline gelmiş ve Hitler döneminin propaganda makinesi gibi, dezenformasyonu bir yönetim aracına dönüştürmüştür. Erdoğan rejimi yanlısı gazeteciler –Cem Küçük, Rasim Ozan Kütahyalı ve benzerleri– nefretin ideolojik taşıyıcılarına dönüşmüş; “F.TÖ’cü” etiketi, toplu suçlama aracına çevrilmiştir. Bu süreçte medya nefreti yaymayı bir görev olarak kabul etmiştir.

Muhalefetin sessiz ortaklığı

Raporun önemli tespitlerinden biri de, muhalefet partilerinin de zaman zaman aynı nefret söylemini yeniden üretmiş olmasıdır. Muhalefet ve muhalif medya özellikle her ortamda ¨F.TÖ¨ söylemini en az Erdoğan rejimi kadar sıklıkla ve bir kesimi suçlu göstermek için kullanmaktadır. Böylelikle iktidarın ürettiği nefret dilinin muhalefet tarafından da benimsenmiştir. Bu durum, Türkiye’de nefretin bir rejim politikasından öte, kültürel bir siyaset biçimine dönüştüğünü göstermektedir.

Devletin dini kurumu: Diyanet’in rolü

Diyanet İşleri Başkanlığı da bu nefret dilinin yayılmasında kilit rol oynamıştır. Cuma hutbeleri, kamu spotları ve dini referanslı açıklamalar aracılığıyla, rejimin düşman ilan ettiği Gülen Hareketi, “sapkın”, “hain” veya “fitne” gibi kavramlarla yaftalanmıştır. Din, toplumu birleştiren değil, ayrıştıran bir araç haline getirilmiş; kutsal metinler nefretin meşruiyet zeminine dönüştürülmüştür.

Sivil ölüm: Modern bir insanlık dışı mekanizma

Raporda üzerinde durulan bir diğer önemli husus ise nefret söyleminin devlet politikasına dönüşmesinin sonucu olarak bir grubun sivil ölüme terk edilmesidir. “Sivil Ölüm” kısmına ilişkin tespitler, Hannah Arendt’in totaliter rejimler için geliştirdiği kavramın Türkiye’deki güncel yansımasını tanımlamaktadır. OHAL KHK’larıyla yüz binlerce insanın mesleğinden edilmesi, pasaportlarının iptal edilmesi, banka hesaplarının dondurulması, özel sektörde dahi çalışmasının engellenmesi, işyerlerinde mobbinge maruz kalmaları, yaşamın her alanında sistematik bir yok oluşa işaret etmektedir. OHAL KHK’ları ile mesleğinden ihraç edilen veya kurumları KHK ile kapatılan kişilere yönelik SGK tarafından KOD 36-37 şeklinde kodların kullanılması bir fişleme ve hayat boyu takip altında tutma uygulamasıdır. Bu yönüyle Hitler döneminde Yahudileri takip ve teşhir için onların elbiselerine ¨Sarı Davut Yıldızı¨ takma uygulamasıyla birebir örtüşmektedir.

Nefret politikalarının sonucu: İşkence-şiddet-kötü muamele

Erdoğan Rejimi tarafından ülkeye hakim kılınan nefret söylemi gözaltı merkezlerinde veya cezaevlerinde işkence, kötü muamele, çıplak arama, hakaret, tehdit, baskı şeklinde kendini gösterirken normal sosyal yaşamda ise devletin imkanlarından mahrumiyet, kamu hizmetlerinin sunulmaması, ayrımcı uygulamalara tabi tutulma gibi kanunen suç olan eylemlerle kendisini göstermektedir. Devlet politikası haline getirilen nefret politikasının verdiği motivasyonla kamu görevlileri çeşitli saiklerle gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde Gülen Hareketi mensuplarına yönelik ağır insanlık suçları işlemişlerdir. Aynı şekilde toplum da devletin nefret dilinden aldığı motivasyonla birçok nefret suçu sayılacak eylemlere girişmiştir.

Kadınlar ve çocuklar: Nefretin en savunmasız hedefleri

Rapor, bu süreçte kadınların ve çocukların rejimin nefret politikalarının özel hedefi haline getirildiğini göstermektedir. Hasta, Hamile, lohusa veya küçük çocuk sahibi kadınlar, yalnızca eşleri ya da akrabaları üzerinden suçlanarak tutuklanmış, doğum sırasında kelepçelenmiş, cezaevinde bebekleriyle birlikte insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda bırakılmıştır.

Kimse Yok mu

Cezaevlerinde anneleriyle kalan yüzlerce çocuk; oyun, eğitim, sağlık ve gelişim haklarından mahrum bırakılmış, “rejimin düşmanları” olarak kodlanmıştır. Kadınların ve çocukların bu şekilde cezalandırılması, Hannah Arendt’in tanımladığı biçimiyle bir “sivil ölüm” pratiğine dönüşmüştür. Bu bağlamda bireyler yalnızca siyasi haklardan değil, “insan olma statüsünden” dahi mahrum bırakılmışlardır.

Bu Haberlerdeİlginizi Çekebilir

İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti

İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti

March 3, 2026
5k
AKP’liler MHP’li belediye başkanına saldırdı! Silahlar patladı, iki kişi tutuklandı

AKP’liler MHP’li belediye başkanına saldırdı! Silahlar patladı, iki kişi tutuklandı

March 3, 2026
5k

Sonuç: Nefretin Politik Kültüre Dönüşmesi ve Uluslararası Vicdana Çağrı

Raporun ortaya koyduğu veriler, Türkiye’de nefret söyleminin artık münferit bir sorun ya da geçici bir siyasal atmosfer değil, Erdoğan rejimi tarafından kurumsallaştırılmış bir nefret rejimi haline geldiğini açıkça göstermektedir. Gülen/Hizmet Hareketi’ne yönelik uygulamalar, bu rejimin en sistematik ve görünür örneğini teşkil etse de, nefretin kökleri çok daha derindir. Türkiye’de nefret, yalnızca bir siyasi aracın ötesine geçmiş; toplumsal dokunun, dini söylemin ve kültürel reflekslerin içine işlemiş, devletin resmî ideolojisinin taşıyıcısına dönüşmüştür.

Bu süreçte milyonlarca insan, “terörist” yaftası altında temel haklarından mahrum bırakılmış; kadınlar, çocuklar, akademisyenler, yargı mensupları ve kamu görevlileri sistematik biçimde dışlanmış, sivil ölüme terk edilmiştir. Devletin kurumları, bağımsız olması gereken yargı, medya ve Diyanet dahil, nefretin yeniden üreticisine dönüşmüştür. Bu tablo, yalnızca Türkiye’nin iç meselesi değil; insanlık onuruna yönelmiş uluslararası bir insan hakları krizidir.

Sonuçlar, Türkiye’de nefret söyleminin sınırlarını aşarak nefret politikalarına, nefret politikalarının ise insanlığa karşı suç boyutuna ulaştığını göstermektedir.

Bu bulgular, hem ulusal hem de uluslararası insan hakları mekanizmaları açısından acil eylem gerektiren bir tabloyu işaret etmektedir.

Bu nedenle Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Human Rights Watch, Avrupa Konseyi, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği başta olmak üzere tüm uluslararası insan hakları mekanizmalarına açık bir çağrıda bulunuyoruz: Türkiye’de nefret politikalarının mağdurlarının sesi olun, sessiz bırakılanların tanığı olun.”

Tags: Gülen hareketiNefret söylemiStichting Justice Square Vakfı
ShareTweet
Previous Post

3 kilosuna daire satın alınıyor: Askerler tarlanın başında gece gündüz nöbete başladı

Next Post

Dokuz gündür haber alınamıyordu; 5 yaşındaki Osman’ın ve annesi Huriye Helvacı’nın cesedi bulundu

İLGİLİHABERLER

İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti
DÜNYA

İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti

March 3, 2026
5k
AKP’liler MHP’li belediye başkanına saldırdı! Silahlar patladı, iki kişi tutuklandı
GENEL

AKP’liler MHP’li belediye başkanına saldırdı! Silahlar patladı, iki kişi tutuklandı

March 3, 2026
5k
Yargının hali: Duruşma izlemek, ‘kuyu tipi cezaevi’ demek, basın açıklaması yapmak ‘terör suçu’
GENEL

Yargının hali: Duruşma izlemek, ‘kuyu tipi cezaevi’ demek, basın açıklaması yapmak ‘terör suçu’

March 3, 2026
5k
Türkiye Fatma öğretmene ağlıyor: Zanlı ders programını inceleyip saldırıyı tasarlamış
GENEL

Türkiye Fatma öğretmene ağlıyor: Zanlı ders programını inceleyip saldırıyı tasarlamış

March 3, 2026
5k
Ali Erbaş’ın vaize kızı açtı ağzını yumdu gözünü
GENEL

Ali Erbaş’ın vaize kızı açtı ağzını yumdu gözünü

March 3, 2026
5.1k
Donald Trump’ın boynundaki gizemli lekenin sırrı çözüldü
DÜNYA

Donald Trump’ın boynundaki gizemli lekenin sırrı çözüldü

March 3, 2026
5k
Daha Fazla Haber
Bahçeli “İran’a tuzak kuruldu” dedi, “Terörsüz Türkiye” vurgusu yaptı: İran’ın başına gelenlerden ülkemizi soyutlayamayız, milli birliğimizi savunmalıyız

Bahçeli “İran’a tuzak kuruldu” dedi, “Terörsüz Türkiye” vurgusu yaptı: İran’ın başına gelenlerden ülkemizi soyutlayamayız, milli birliğimizi savunmalıyız

March 3, 2026
5k
İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti

İspanya askeri üslerini ABD’ye kapattı: Uçaklar ülkeyi terk etti

March 3, 2026
5k
Ekonomistlerden enflasyon yorumu: Hedefler iki ayda hayal oldu

Ekonomistlerden enflasyon yorumu: Hedefler iki ayda hayal oldu

March 3, 2026
5k
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda ankesör operasyonu: 15 gözaltı

Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda ankesör operasyonu: 15 gözaltı

March 3, 2026
5k
Galatasaray’ın eski oyuncusu petrol zengini oldu

Galatasaray’ın eski oyuncusu petrol zengini oldu

March 3, 2026
5k
Dünyaca ünlü golcü, İran’da savaşmak için orduya girmek istiyor

Dünyaca ünlü golcü, İran’da savaşmak için orduya girmek istiyor

March 3, 2026
5k
İşte dünyanın en büyük 25 takımı: Türkiye’den sadece tek bir kulüp var

İşte dünyanın en büyük 25 takımı: Türkiye’den sadece tek bir kulüp var

March 3, 2026
5k
Adli emanetten 2 kilo uyuşturucu çalındı: 3’ü memur, 5 kişi tutuklandı

Adli emanetten 2 kilo uyuşturucu çalındı: 3’ü memur, 5 kişi tutuklandı

March 3, 2026
5k
Flamengo 8-0 kazandığı maçtan sonra teknik direktörü Filipe Luis’in görevine son verdi

Flamengo 8-0 kazandığı maçtan sonra teknik direktörü Filipe Luis’in görevine son verdi

March 3, 2026
5k
Yıllık enflasyon TÜİK’e göre yüzde 31,53, ENAG’a göre yüzde 54,14 oldu

Yıllık enflasyon TÜİK’e göre yüzde 31,53, ENAG’a göre yüzde 54,14 oldu

March 3, 2026
5k
Eğitim sendikalarından iş bırakma kararı

Eğitim sendikalarından iş bırakma kararı

March 2, 2026
5k
PKK lideri Abdullah Öcalan ‘raporu’ değerlendirdi

PKK lideri Abdullah Öcalan ‘raporu’ değerlendirdi

March 2, 2026
5k
İncirlik soruşturması: Gözaltına alınan Kenan Şener serbest

İncirlik soruşturması: Gözaltına alınan Kenan Şener serbest

March 2, 2026
5k
Amazon’un Körfez’deki iki veri merkezinde yangın

Amazon’un Körfez’deki iki veri merkezinde yangın

March 2, 2026
5k
Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraz reddedildi

Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraz reddedildi

March 2, 2026
5k
Aktifhaber

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.

MENU

  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER

BİZİ TAKİP EDİN

No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.