Boğaziçi Üniversitesi ve çevresinin doğal sit alanı statüsü değiştirildi

Birinci derece doğal sit alanı olan Boğaziçi Üniversitesi yerleşkesi ve yakın çevresinin bulunduğu 422 bin metrekarelik alanın koruma statüsü düşürüldü, ​Bu değişiklikle birlikte Boğaziçi Üniversitesi ve çevresi yapılaşmaya açılabilir.


AKP’li Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasının ardından aylarca protestolara sahne olan, Bulu’nun görevden alınıp yerine Naci İnci’nin atanmasıyla da eylemlerin sürdüğü Boğaziçi Üniversitesi arazisi şimdi de yapılaşma tehdidi altında. Üniversite yerleşkesi ve yakın çevresinin koruma statüsü birinci derece doğal sit alanından, ikinci ve üçüncü derece doğal sit alanı haline getirildi. Bu değişiklikle birlikte Boğaziçi Üniversitesi ve çevresi yapılaşmaya açılabileceği belirtiliyor. Bakanlık ise yapılaşma iddialarını reddediyor.

BBC Türkçe’den Fundanur Öztürk’ün haberine göre; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün 8 Eylül’de duyurduğu karara göre, yeşil alan içinde bulunan Boğaziçi Üniversitesi ve yakın çevresi doğal sit alanının statüsünde değişikliğe gidildi. Tamamı “kesin korunacak hassas alan” statüsündeki 422 bin metrekarelik birinci derece doğal sit alanı, “nitelikli koruma alanı” ve “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarına” çevrildi. İstanbul Mimarlar Odası’na göre bu değişiklikle birlikte imara açılan kampüs yerleşkesi ve ağaçlık alanlarda yapılaşmanın önü açıldı.


AKADEMİSYENLERDEN İTİRAZ

Nitelikli doğal koruma alanı yani ikinci derece sit alanlarında, “atık su arıtma tesisi, atık su deşarjı, kanalizasyon şebekesi, içme suyu temini, jeotermal suyun çıkartılması ve iletim hattı, enerji nakil hattı, trafo, şalt sahası, iletişim hattı, ulaşım hattı, açık otopark, teleferik ve telesiyej” yapılabiliyor.
Bunun yanı sıra ikinci derece sit alanlarında park ve rekreaktif bölgeler yapılabiliyor, bu alanlar şehitlik veya mezarlığa dönüştürülebiliyor. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı bu alanlarda tarım, hayvancılık ve balıkçılık faaliyetlerine izin verebiliyor.

Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları yani üçüncü derece sit alanları ise “düşük yoğunluklu yerleşim yerleri” olarak planlanıyor. Bu alanlarda kültürel bakımdan uyumlu faaliyetlerin yanı sıra turizm tesislerine ve yerleşim bölgelerine izin veriyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin sit alanı statüsünde yapılan değişikliğe itiraz eden akademisyenler, bugün toplu olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçelerini sundu. Şimdiye kadar 100’e yakın itiraz dilekçesi sundukların söyleyen akademisyenler, itirazları kabul edilmezse, hukuki yollardan kampüsün korunması için girişimlerde bulunacaklarını duyurdu.

BAKANLIK: ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL

Haber üzerine bir açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Boğaziçi Üniversitesi arazisine yönelik herhangi bir planlama çalışması bulunmadığı iddia edildi. Açıklamada, “Söz konusu alanda Boğaziçi Kanunu’na aykırı hiçbir uygulama ve faaliyetin gerçekleştirilmesi, yapılaşmaya açılması kesinlikle mümkün değildir. Ayrıca yapılan ekolojik temelli bilimsel çalışmalar kapsamında; alanda mevcut yapı ve yerleşimler dışındaki yapılaşmaya izin verecek bir düzenleme asla söz konusu değildir. Boğaziçi öngörünüm alanı ve sahil şeritlerinde koruma esasları ve yapılanma şartları, Boğaziçi Kanunu ve imar planı kapsamında belirlenmekte olup, bu alanlarda Boğaziçi Kanunu’na aykırı hiçbir uygulama ve faaliyetin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca Bakanlığımız bünyesinde Boğaziçi Üniversitesi arazisine yönelik herhangi bir planlama çalışması bulunmamaktadır.”

Boğaziçi Üniversitesi arazisinde yapılaşmanın önünün açıldığı iddialarını yalanlayan bakanlığın, ilgili arazinin statüsünü değiştirmeye neden ihtiyaç duyulduğunu açıklamaması ise dikkatlerden kaçmadı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ