ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın anlaşma yapmak istediğini söyledi.
30 Ocak’ta Beyaz Saray’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, bunun nasıl bir anlaşma olabileceğini ise söylemedi ancak İran’a anlaşma için bir mühlet verdiğini de ekledi.
Trump bu konuşmasından önce de Ortadoğu’daki askeri güçlerini artırdıklarını, “nükleerden ve protestocuları öldürmekten” vazgeçerse, İran’a harekatın önlenebileceğini söyledi.
Eşi Melania Trump’ın belgeselinin gösterimi sırasında bir gazetecinin sorusu üzerine İranlı yetkililerle konuştuklarını söyleyen Trump, “Konuştuk ve konuşmayı planlıyoruz, evet” dedi ve ekledi:
“Onlara iki şey söyledim. Bir, nükleer yok. İki, protestocuları öldürmeyi bırakın, ki binlerce protestocu öldürüyorlar.”
Trump, “Şu anda İran’a giden çok büyük, çok güçlü gemilerimiz var ve bunları kullanmak zorunda kalmazsak harika olur” ifadelerini de kullandı.
Laricani: Müzakerelerde ilerleme sağlandı
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’den de Trump’la benzer tonda bir açıklama geldi.
Laricani, “Medyada oluşturulan savaş senaryolarının aksine, müzakereler için yapısal düzenlemelerde ilerleme kaydediyoruz” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı da, Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman el-Tani’nin bölgedeki tansiyonu düşürmek üzere Cumartesi günü Tahran’da Laricani ile görüştüğünü açıkladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da 31 Ocak Cumartesi günü yaptığı açıklamada, bölgedeki geniş çaplı bir çatışmanın hem İran hem de ABD’ye zarar vereceğini belirtti.
Pezeşkiyan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, “İran İslam Cumhuriyeti hiçbir şekilde savaş istemiyor, ve olası bir savaşın ne İran, ne ABD ne de bölgenin çıkarına olmayacağından çok emin” dedi.
Öte yandan Pezeşkiyan ülkede aralık ayı sonunda başlayan ve binlerce göstericinin öldürülmesiyle sonuçlanan protestolar konusunda dış güçleri suçladı.
Reuters’in haberine göre Pezeşkiyan devlet televizyonundaki konuşmasında, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerinin İran’ın ekonomik sorunlarını istismar ettiklerini, kargaşayı kışkırttıklarını ve son protestolarda halka “ülkeyi parçalamak” için kaynak sağladıklarını söyledi.
Öte yandan BBC İzleme Servisi’ne göre İran’da 29 Ocak’ta 200’den fazla kişi daha protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı.
Karşılıklı tatbikatlar
Trump’ın son açıklamaları, İran’a nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varması için haftalardır yapılan baskıların ardından geldi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ordunun herhangi bir saldırıya “derhal ve güçlü bir şekilde karşılık vermek” için “tetikte beklediklerini” söylemişti.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) 30 Ocak’ta bir açıklama yaparak İran Devrim Muhafızları’nı Hürmüz Boğazı’nda gerilim yaratmaktan kaçınmaya çağırdı.
Devrim Muhafızları’nın boğazda iki günlük bir deniz tatbikatı düzenleme kararına atıfta bulunuldu. İran’ın tatbikatı 1 Şubat Pazar günü başlıyor.
İran’da patlamalar: En az altı kişi hayatını kaybetti
Öte yandan 31 Ocak Cumartesi günü İran’ın farklı yerlerinden gelen patlama haberlerinde en az altı kişinin öldüğü açıklandı.
İranlı yetkililer patlamaların sebebinin “gaz kaçağı” olduğunu savundu.
İran’ın güneyindeki Bandar Abbas limanı ve Ahvaz kenti, patlamaların yaşandığı yerlerden. Patlamalar, gündemin sıcaklığı nedeniyle ülkede endişe yarattı.
Yarı resmi Tasnim haber ajansı, Devrim Muhafızları donanma komutanının hedef alındığına dair sosyal medyada dolaşan haberleri yalanladı.
ABD bölgede askeri gücünü nasıl artırdı?
Trump, geçtiğimiz haftalarda rejimi protesto eden İranlılara “yardımın yolda olduğu” mesajını göndermişti.
O zamandan beri ABD bölgedeki askeri gücünü yavaş, istikrarlı ve kayda değer bir şekilde artırıyor.
Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olan ABD, İran’ı vurabileceğini çoktan gösterdi.
Haziran 2025’teki Geceyarısı Çekici Operasyonu İran’ın nükleer tesislerini hedef almıştı.
Operasyonda 100’den fazla uçak yer aldı. Aralarında “sığınak delici” bombalar atabilen ve ABD’den bölgeye gelen B-2 hayalet bombardıman uçakları da vardı.
Şimdi, “ABD İran’ı yeniden vurmaya mı hazırlanıyor?” sorusu soruluyor.
Donald Trump’ın son sosyal medya paylaşımı bunun olabileceğini gösteriyor.
ABD Başkanı paylaşımında İran’ın nükleer programını sınırlandırmak için bir anlaşma yapmaması halinde “bir sonraki saldırının çok daha kötü olacağı” şeklinde uyardı.
İran’a müzakere masasına gelmesi çağrısında bulundu ancak zamanın “tükenmekte olduğunu” da sözlerine ekledi.
Yeni hava savunma sistemleri kuruluyor
ABD, Ortadoğu’da önemli bir varlık gösteriyor. Bölgede halihazırda 50 bin kadar askeri personel var.
Bunların yaklaşık 10 bini Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’nde bulunuyor. Ancak ABD’nin Ürdün, Suudi Arabistan, Umman, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de üsleri var.
Geçtiğimiz birkaç hafta içinde açık kaynaklar, çok sayıda ABD askeri uçağının bölgeye vardığını ortaya koydu.
Ortadoğu’daki en büyük Amerikan üssü olan El Udeyd’in 25 Ocak Pazar günü çekilen fotoğrafları, üssün çevresindeki bir alanda bir dizi yeni yapının ortaya çıktığını gösteriyor.
ABD’nin geçen yıl İran’ın nükleer tesislerine düzenlediği saldırının ardından Tahran, El Udeid’e füzeler fırlatmıştı. Uydu görüntülerini izleyen uzmanlar, şimdi buraya yeni hava savunma sistemleri kurulduğunu belirtiyor.
Pentagon bu hareketlerin ayrıntılı bir listesini vermiyor. Ancak BBC Verify (BBC Doğrulama Servisi), F-15 savaş uçaklarının ve yakıt ikmal tankerlerinin gelişini takip edebildi.
P-8 Poseidon casus uçakları faaliyet gösteriyor
İzleme sitesi FlightRadar24’te, İran hava sahası yakınlarında insansız hava araçları ve P-8 Poseidon casus uçaklarının faaliyet gösterdiği görüldü.
İngiltere de “bölgesel güvenliği arttırmak için” bölgeye bir Typhoon jeti filosu gönderdi.
ABD Hava Kuvvetleri, “ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanı boyunca muharip hava gücünü konuşlandırma, dağıtma ve sürdürme yeteneğini göstermek amacıyla” bölgede Çevik Spartan Operasyonu isimli büyük bir tatbikat düzenlediğini açıkladı.
Gemileri takip eden ve bulgularını sosyal medyada paylaşan Stefan Watkins, kısa süre önce Gece Yarısı Çekiç Operasyonu sırasında orada bulunan RC-135’ler, E-11A BACN ve E-3G Sentry dahil olmak üzere bir dizi ABD erken ihbar ve casus uçağının gelişini de takip etti.
Bunun, saldırıların yakın bir zamanda gerçekleşebileceğini düşündürdüğünü söylüyor.
ABD bir saldırı grubuyla birlikte hareket eden USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye göndermesi önemli.
Bu saldırı grubunda uçak gemisine ek olarak Tomahawk seyir füzeleriyle yüklü üç de savaş gemisi bulunuyor.
Gemiler bu bölgeye gönderilmeden önce Asya–Pasifik bölgesindeydi.
Normalde saldırı grubuna aynı silahı ateşleyebilen nükleer bir denizaltı eşlik eder.
Bu, halihazırda bölgede bulunan iki ABD gemisine ilave.
Başkan Trump’ın sözleriyle: “O bölgeye giden büyük bir filomuz var ve neler olacağını göreceğiz.”
Potansiyel hedefler ne olabilir?
Savunma alanında çalışan düşünce kuruluşu RUSİ’de askeri bilimler direktörü olan Matthew Savill, ABD’nin yerin altında gömülü tesisler dışında “neredeyse her şeyi vurabilecek kapasitede” olduğunu söylüyor.
Yer altındaki tesisleri vurmak için muhtemelen B-2 bombardıman uçakları gerekiyor.
Peki, Trump emri verirse ABD neyi hedefleyebilir?
Birleşik Krallık hükümetinde İran politikası üzerine çalışan Savill, ABD’nin önünde bir dizi seçenek olduğunu söylüyor.
Bunlardan ilki İran’ın “balistik füzeleri ya da kıyı füze bataryaları gibi” askeri kabiliyetleri olabilir. Bunların hedef alınması, rejimin misilleme yapmasını zorlaştırabilir.
İran halen önemli sayıda kısa menzilli balistik füze ve uzun menzilli insansız hava aracı stoğuna sahip. Bu durum ABD’nin Körfez’deki bazı müttefiklerini tedirgin ediyor. Bazıları daha fazla ABD saldırısını desteklemeyeceklerini açıkça belirttiler.
Bir başka seçenek de rejimin kendisini hedef almak olabilir.
Savill, ABD’nin “İran Devrim Muhafızları ve belki de protestocuları bastıran milisler de dahil olmak üzere askeri güç merkezlerinin peşine düşebileceğini” söylüyor.
Ancak İran’ın lider kadrosunun başını kesmeye çalışmak daha zor ve tehlikeli olabilir.
İsrail geçen yıl 12 gün süren savaş sırasında üst düzey İranlıları hedef aldı. Buna yerlerini bulmak için korumaları takip etmek de dahildi. Ancak İran’ın o zamandan beri güvenliği sıkılaştırmış olması muhtemel.
Savill, ABD’nin “muhtemelen üst düzey kişileri bulup öldürebileceğini, ancak bunun yaratabileceği etkinin belli olmadığını” söylüyor.
Savill, “Mevcut rejimin ölüm sancılarına tanıklık ediyor olabiliriz, ancak sorun şu ki bunun gerçekleşmesi aylar, hatta yıllar alabilir” diye ekliyor.
Başkan Trump askeri güç kullanmaya istekli olduğunu kanıtlamış olsa da, geçmişte uzun sürecek bir çatışmaya dahil olmak istemediğini açıkça ortaya koydu.
Şu ana kadar yaptığı askeri müdahaleler kısa, keskin ve sınırlı oldu.
Ayrıca İran’ın nükleer programını sınırlandırmayı kabul etmesini gerektirecek diplomatik bir çözümü de gözardı etmedi.
Savill’e göre Trump şimdi “kararlı görünme arzusu ile gerçekten kararlı bir etki yaratma şansını tartmak” zorunda.






















