Analiz / Mehmet Karaman
Tarih daireseldir; ne bir imparatorluk ebedidir ne de bir medeniyetin baharı sonsuz. İbn Haldun’un “asabiye” terazisi ile Bediüzzaman’ın “İki Avrupa” tasnifini aynı kareye yerleştirdiğimizde, karşımıza çıkan manzara bir “durulma” değil, bir felaket simülasyonudur. Bugün dünya, Pax Britannica’nın çöküşüyle yaşanan o kanlı 20. yüzyıl başı türbülansının çok daha teknolojik, çok daha “ruhsuz” ve çok daha yıkıcı bir versiyonuna hazırlanıyor.
1. Birinci Avrupa’nın Vedası: İntihar Eden Batı
Bediüzzaman’ın “müspet” dediği; adalet, hürriyet ve fen bilimlerini insanlığın hayrına sunan Birinci Avrupa ruhu, yerini tamamen materyalist ve sömürgeci İkinci Avrupa’ya bıraktı. Batı, bugün Doğu’nun (Çin) maddi yükselişini durdurmak için elindeki son ahlaki barutu da harcıyor. Mukadder vakti geciktirmek uğruna başvurulan yaptırımlar, ambargolar ve “şok doktrini” hamleleri, Batı’yı Batı yapan değerlerin bizzat Batı eliyle katledilmesidir. Pax Americana, ayakta kalmak için kendi varlık sebebine ihanet ederek “Çinleşiyor”.
2. Ruhsuz Bir Dev: Doğu’nun Maddi Tahakkümü
Ian Morris’in “Şimdilik” dediği o meşhur vadenin sonuna geliyoruz. Doğu, Batı’nın fen ve sanatını (Birinci Avrupa’nın maddi kabuğunu) hayret verici bir hızla devraldı. Ancak bu yükselişin içinde insan onuru, adalet veya sosyal adalet gibi Birinci Avrupa’nın ahlaki kodları yok. Karşımızdaki dev; sadece verimlilik, itaat ve mutlak maddi güçle donanmış, “ruhsuz” bir materyalizm abidesidir. Bu, tarihin gördüğü en büyük “asimetrik güç kayması”dır.
3. Çalkalanma Evresi: Küresel Felaket
Güç el değiştirirken oluşan o boşluk, doğa gibi siyaseti de dehşete düşürür. Britanya İmparatorluğu yıkılırken dünyayı iki büyük savaşa sürükleyen o “direnç”, bugün Washington-Pekin hattındaki sürtünmeyle yeniden harlanıyor. Müttefiklerin maddi ve stratejik olarak öğütüldüğü, bölgesel orduların “surklase” edildiği, füzelerin ve dronların gölgesinde bir “yağma” dönemine giriyoruz. Bu çalkalanma, sadece bir liderlik değişimi değil; insanlığın son iki yüz yılda biriktirdiği tüm hukuki ve ahlaki asabiyenin yerle bir olacağı bir felaket senaryosudur.
Sonuç: Karanlık Ufuk ve Gelecek
Pax Americana yıkılıyor ancak yerine gelen yapı bir adalet vaat etmiyor. Batı kendi değerlerini gömer ve Doğu bu değerleri tanımazken, dünya asabiyesi çekilmiş bir ruh iflasına sürükleniyor. Bu “mukadder vakit” kaçınılmaz bir felaket gibi görünse de, dairesel döngünün “durulma” evresinde bizi bekleyen o zayıf ama mümkün müspet çıkış kapısını bir sonraki yazıda ele alacağız.
























