Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’deki cezaevlerinde mahpuslara yönelik uygulanan “internet çıktısı ve fotokopi yasağı” ile ilgili dönüm noktası niteliğindeki Tergek / Türkiye davasını bugün Büyük Daire bünyesinde yeniden görüşmeye başladı. TR724’ten Ensar Nur’un haberine göre, daha önce İkinci Daire tarafından verilen tartışmalı karar, Mahkeme tarihindeki en belirgin görüş ayrılıklarından birine sahne olmuştu.
İkinci Daire’deki “Fay Hattı”
Geçtiğimiz yıl (29 Nisan 2025) İkinci Daire, Kocaeli T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Abdül Samed Tergek’e ailesi tarafından gönderilen mektupların cezaevi yönetimi tarafından alıkonulması ve mektuplarla birlikte gönderilen basılı materyallerin (internet çıktıları, notlar, resimler) kendisine hiç teslim edilmemesini, 4’e karşı 3 oyla “hak ihlali değil” şeklinde yorumlamıştı. Ancak bu karar, Mahkeme içinde sert bir bölünmeyi beraberinde getirdi.
Aralarında dönemin Daire Başkanı Arnfinn Bårdsen’in de bulunduğu muhalif yargıçlar, karara yazdıkları şerhte şu noktalara dikkat çekmişti:
- Toptancı Yasak: İçeriğine bakılmaksızın her türlü internet çıktısının yasaklanması “demokratik bir toplumda gereklilik” ilkesine aykırıdır.
- İçtihat Sapması: Kararın, AİHM’in ifade özgürlüğü konusundaki yerleşik içtihatlarından tehlikeli bir uzaklaşma olduğu vurgulanmıştı.
Büyük Daire Kararı Neyi Değiştirecek?
15 Eylül 2025’te Büyük Daire panelinin davayı kabul etmesiyle birlikte, İkinci Daire’nin verdiği “ihlal yok” kararı kadük kalmış oldu. Bugün (4 Mart 2026) yapılan duruşmada 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire, Türkiye’deki infaz kurumlarının “güvenlik” gerekçesiyle uyguladığı bu kısıtlamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygunluğunu nihai olarak karara bağlayacak.
Hukukçuların Gözü Strazburg’da
Hukukçular, Büyük Daire’nin vereceği kararın sadece Tergek davası için değil, Türkiye’deki cezaevlerinde benzer kısıtlamalara maruz kalan binlerce kişi için “emsal” teşkil edeceğini belirtiyor. Mahkeme’nin bu davada takınacağı tavır, AİHM’in temel hak ve özgürlükler konusundaki koruyucu rolünü yeniden teyit edip etmeyeceğinin de bir göstergesi olacak.






















