'Ortaya çıkacak yeni olaylar infaz yasasının derin devlet projesi olup olmadığını ortaya koyacak'

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, infaz yasasıyla Alaattin Çakıcı gibi isimlerin tahliyesi ile ilgili konuştu. “Esasen bir anayasal rejimden çok fiili yönetim söz konusu. Haliyle derin devletin nerede başladığı belirsizleşiyor” dedi.


İnfaz Yasasının anayasaya aykırı olduğunu belirten Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “İnfaz adı altında af düzenlemesidir. Afta bütün hukuk sistemlerinin suç saydığı suçlar, eylemler affedilmez. Esasen siyasal suçlar ancak affedilir. Bunun yerine tam tersi yapılmıştır ve adi suçlular affedilmiştir. İnfaz yasası bir af düzenlemesidir. Çelişkilerle doludur. Eşitlik ilkesini ihlal etmektedir. Haliyle anayasaya aykırıdır” dedi.

Gazete Duvar’dan Filiz Gazi’ye konuşan Kaboğlu, İnfaz Yasası değişikliğiyle ilgili şunları söyledi:


SANAL SUÇLULAR

“Üç çelişki var. Bu tür bir afta ya da infazda öncelikli olarak yararlanması gereken kesim tutuklular olmalıydı. Çünkü tutuklular, tutuksuz yargılanma hakkının ihlali sonucunda hapishanede tutulan kişilerdir. Tutuklular yerine hükümlülere öncelik verilmiş olması birinci ana çelişkisidir bu infaz yasasının. İkinci çelişki ise böyle bir affın ‘infaz’ adı altında af düzenlemesidir. Afta bütün hukuk sistemlerinin suç saydığı suçlar, eylemler affedilmez. Esasen siyasal suçlar ancak affedilir. Bunun yerine tam tersi yapılmıştır ve adi suçlular affedilmiştir. Üçüncü ise esasen ‘siyasal suçlular’ dediğimiz suçlu kategorisi düşünce suçlularıdır. Siyasal suçlu denen kişi düşüncesi nedeniyle içerde tutulan gazeteciler, avukatlar, öğretim üyeleri, seçilmişledir. Siyasal suçlarla düşünce suçu arasında bir bitişiklik söz konusu. Bunlar benim adlandırmamla ‘sanal’ suçlular.

İNFAZ YASASI ÇELİŞKİLERLE DOLU BİR AF DÜZENLEMESİ

Son ayrım ise terör suçlarına ilişkin… Bu da torbaya koydu. Oysa bu konuda bir ayrım yapmak gerekiyor. Şiddete bulaşmayan suçlular esas itibariyle siyasal suçlu veya düşünce suçluları kategorisinde yer alır. Bunlar seçilmiş kişilerdir, insan hakları savunucularıdır, sivil toplum örgütü temsilcileridir. İşte bu nedenlerle infaz yasası bir af düzenlemesidir. Çelişkilerle doludur. Eşitlik ilkesini ihlal etmektedir. Haliyle anayasaya aykırıdır. Şöyle bir ayrım yapılır. Çıktığı takdirde ailesine, yakınlarına, topluma zarar verebilecek kişiler içeride tutulur. Onun dışında olanlar yaşam hakkı açısından devletin koruması altında olduğundan bu tertip karşısında eşit düzenlemeden yararlanması gereken kişilerdir.”

DERİN DEVLETİN BAŞLADIĞI YER BELİRSİZLEŞİYOR

Kaboğlu, “İnfaz yasası derin devletle bağlantılı kişilerin çıkartılması maksadıyla yapılmış bir düzenleme olabilir mi? sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Tartışmaya değer bir konu. Yaklaşık bir yıl öncesinde MHP zaten ad vererek bu yönde bir hazırlık yapıyordu. Benim ‘Monokratik İttifak’ dediğim, kendilerinin ‘Cumhur İttifakı’ adını verdikleri ittifak kanadında böyle bir eğilim zaten vardı. Beri tarafta Ensar’ından TÜRGEV’ine kadar Menzilcilerden bilmem ne cemaatine kadar yeni bir kanal açma, paralel devlet oluşturma söz konusu. Öbüründe zaten böyle bir irade vardı. Covid-19 salgınıyla her iki tarafın hedeflerine uygun olarak bu düzenlemeyi yaptılar. Bundan böyle ortaya çıkabilecek yeni durumlar, olaylar değindiğiniz derin devlet projesinin ne ölçüde geçerli olduğunu ortaya koyacak. Bir hukukçu olarak şöyle tanımlamak uygun olabilir: Esasen bir anayasal rejimden çok fiili yönetim söz konusu. Haliyle derin devletin nerede başladığı belirsizleşiyor. Hatırlarsınız, üç yıl kadar önce Devlet Bahçeli ‘Başkanlık sistemine geçme arzusu taşıyanlar bir fiili durum yaratmışlardır. Bu fiili durum, bu şekliyle devam ederse Türkiye kaos ortamına sürüklenebilir’ demişti. 6 ay sonra anayasa değiştirildi. Buna bile uyulmama söz konusu. Bu açıklamam somut bir bilgi vermiştir diye düşünüyorum.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ