İki maddede özetledik

Anayasa değişikliğinin özeti: Ülkenin tapusu tek adama yapılıyor, ona da ömrünün sonuna kadar seçilme hakkı veriliyor.
Prof. Dr. Teziç ve Prof. Dr. İnceoğlu, anayasa değişikliği teklifinin yasalaşması halinde kuvvetler ayrılığının son bulacağına dikkat çekiyor. Teziç’e göre teklif 21 maddeden oluşsa da bine yakın kanunun değişmesi gerekiyor.

Teklifin özeti ise iki maddede özetleniyor:
1-Tayyip Erdoğan hayatının sonuna kadar başkan.
2- Ülkenin tapusu Tayyip Erdoğan’ın üzerine yapılıyor.



AKP ve MHP’nin Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunduğu, 21 maddeden oluşan ve başkanlık sistemini içeren Anayasa değişikliği teklifinde Erdoğan’a ömür boyu başkalık yolunu açan düzenleme 12. Maddeye gizlenmiş.

12. maddede “Cumhurbaşkanı ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir daha aday olur.” Sonrada şu cümle geliyor; 'Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının da görev süreleri beş yıldır.’

Bu düzenlemenin anlamı şu. Erdoğan’ın görev süresinin bitmesine az süre kala erken seçim yaptırıldığında Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanı adayı olma hakkı kazanıyor. Böylece Erdoğan’a her erken seçimde 5 yıllığına daha seçilme olanağı geliyor. Düzenlemeyle Meclis’te bütün ipleri eline alacak olan Erdoğan’ın sürekli erken seçimler yoluyla hayatının sonuna kadar başkan kalmasının yolu böylece açılmış oluyor.

‘Bine yakın kanun değişmeli’
Meclise sunulan 21 maddelik Anayasa değişikliği ile yeni sisteme geçmenin mümkün olmadığının altını çizen Yükseköğretim Kurulu (YÖK) eski Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, teklifin kabul edilmesi durumunda bine yakın kanunun bu sisteme uydurulması için değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Her kanun değişikliğinin tek tek oylanması gerektiğini ve yeni sisteme geçilmesi öngörülen 2019 yılına kadar bu değişikliklerin yetişemeyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Teziç, “Teknik olarak bu durum son derece zor gözüküyor. Kısa sürede tüm kanunları değiştirmek ancak daha önceden hazırlıkların tamamlanması ile mümkündür. Bunun da olasılığı çok düşük. Değişiklikler yetişmez ise karmaşa başlar” dedi.

Kanunlarda yapılması gereken revizyonlarla birlikte Anayasa değişikliği teklifinde hukukun Saray’a bağlı hale gelecek olmasına da tepki gösteren Prof. Dr. Teziç, “Hukukun Saray’ın emrine bağlanması ile güçler ayrılığı resmen sona erecektir. Kuvvetler birleştirildiği zaman hukuk devleti de ortadan kalkar” diye konuştu.

“Yasama bitti yürütme güçlendi”
AKP ve MHP’nin başkanlık sistemine yönelik teklifinin yasamayı zayıflatan, yürütmeyi ise güçlendiren bir sistem olduğunu ifade eden Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sibel İnceoğlu da, “Yasamanın denetim araçlarından Meclis soruşturması, son derece zor işleyiş kurallarına tabi olacak” dedi.

Sadece başkanın değil, bakanların da görevleri nedeniyle yargılanabilmelerinin zorlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. İnceoğlu, “ABD Başkanlık sisteminde görülen üst derece kamu görevlilerinin atamalarında Meclis’ten nitelikli çoğunlukla onay alma şartı da teklifte bulunmuyor. Atamalar tamamen Başkan’ın iradesine bırakılmış. Üst düzey kamu görevlilerinin düzenli Meclis komisyonları aracılığıyla sürekli denetlenmelerine ilişkin herhangi bir düzenleme de teklifte yer almıyor” ifadelerini kullandı.

“Yargıç ve savcıların siyasileşmesi kaçınılmaz”

Yargının tamamen yürütmenin etkisi altına alındığını ifade eden Prof. Dr. İnceoğlu, Anayasa değişikliği teklifine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu”

“Teklifteki adıyla ‘Hakimler ve Savcılar Kurulu’ üyelerinin yarıya yakını ‘başkan’ tarafından herhangi bir karşı denge olmaksızın belirlenecek. Adalet Bakanı hala HSYK’nin başında. Geri kalan üyelerin belirlenmesinde ise her ne kadar Meclis belirleyici gibi görünse de, hükümet etkili olacak. Oysa ABD’de Başkanın Federal Yüksek Mahkeme yargıçları atayabilmesi için Kongre’nin üçte ikisinin onayını alması gerekmekte. Yargıyla ilgili uluslararası belgelerde, yargı bağımsızlığının korunabilmesi için, yargı üst kurul üyelerinin çoğunluğunun yine yargıçlar tarafından seçilmesi ilkesi benimsenmekte. Kendi üst kurullarının belirlenmesinde yargı üyelerinin hiç söz sahibi olamaması yerinde olmamış. Teklifteki modelde, yargıç veya savcıların HSK’ye seçilebilmek için Cumhurbaşkanı ve TBMM nezdinde kulis yaparak siyasileşmeleri kaçınılmaz görünüyor.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ