Ayasofya hutbesinde Atatürk’e lanet okumakla suçlanan Ali Erbaş: Uğramıştır demedim

Vakfedenin mirasına uymanın gerekliliğine değinen Erbaş, DİB Başkanı olarak hutbede yaptığı hatırlatmanın son derece normal bir davranış olduğunu söyledi.


Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Ali Erbaş’ın, yeniden ibadete açılan Ayasofya’da kılınan ilk Cuma namazındaki hutbede, Ayasofya’ın müzeye çevrilmesine ilişkin kararda imzaları bulunanlara yönelik sözleri tepkilerin odağı oldu. Erbaş’ın, “Fatih Sultan Mehmet Han, gözbebeği olan bu muhteşem mabedi kıyamete kadar cami olmak kaydıyla vakfedip müminlere emanet bırakmıştır. Bizim inancımızda vakıf malı, dokunulmazdır. Dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözlerinin hedefi Atatürk olduğu ileri sürülmüştü.

AKIL BOZUKLUĞU


Erbaş’ın sözlerine, CHP ve İyi Partiden sert eleştiriler yükseldi. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Ali Erbaş ant olsun ki, o koltukta oturup Atatürk’e lanet okumanın bedelini ödeyeceksin” dedi. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de “Türkiye’nin hiçbir memuru Atatürk’e hakaret edemez. Hele Atatürk sayesinde işgalden kurtarılan Ayasofya’da bunu yapmak sadece ahlak değil akıl bozukluğudur” ifadelerini kullandı.

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ise “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bugün Atatürk’e lanet okuyarak, birilerine selam çakmış olabilir. Ama unutulmamalı ki gün gelir bunun siyasi ve hukuki sonuçları olur” diye konuştu.

İSTİFA ÇAĞRISI

Erbaş’ı, ”Atatürk’e dil uzatan Ali Erbaş Fatih’in vakfiyesinde ne yazdığını bile bilmiyor” diyerek eleştiren İyi Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, DİB Başkanını istifaya davet etti.

Erbaş, tepkilere yaptığı yazılı açıklama ile cevap verdi. DİB Başkanı Ali Erbaş’ın Ahmet Hakan’a gönderdiği yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı, “Ayasofya hutbemde temas ettiğim “Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vâkıfın şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” ifadesiyle ilgili şu açıklamayı yapabilirim:

GENEL OLARAK BEDDUA İLE BİTER

Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter. “Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun” şeklinde.

Ben de hutbede buna atıfta bulundum. Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim. Geçmişi değil, bundan sonrasını kastettim. “Uğramıştır” demedim, “Çiğnerse lanete uğrar” dedim.

Atatürk 82 sene önce vefat etti. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil. Geçen geçmiştir, Allah Teala da “tilke ümmetün kad halet, lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm” (Onlar gelip geçen bir ümmettiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz) (Bakara 141) ayetiyle bizi uyarmaktadır.

BİZ GELECEĞE BAKALIM

Biz geçmişe takılmadan geleceğe bakmalıyız. Kaldı ki Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi hususunda Atatürk’ün dahlinin olup olmadığı da tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur.

Velhasıl bizim millet olarak vakıf mallarını koruma konusunda çok titiz olmamız gerekir. Bunu sağlamanın tek yolu kanunlarla korkutarak olmamalı. Farklı yollarla vicdanlar harekete geçirilmeli ve inanç ilkeleri de devreye sokulmalı.

HATIRLATMAK BENİM GÖREVİM

Diyanet İşleri Başkanı olarak bunu Müslümanlara hatırlatmak benim görevim. Ben görevimi yapıyorum. Ama birileri benim görevim gereği hatırlattığım hususlar üzerinden bilerek ya da bilmeyerek tefrika çıkarıyor. Bizim inancımızda vâkıfın (vakfedenin) vasiyeti nass hükmündedir. Ona uymak gerekir.

Bunu Müslümanlara Diyanet İşleri Başkanının camide, hutbede hatırlatması son derece normal bir davranıştır, polemik konusu yapmak iyi niyetli bir tavır değildir. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ