Bir kumpasçı gazetecinin portresi

Savcıyla birlikte gazeteci arkadaşlarına tuzak kurup, gözaltına aldırdı, tutuklattı, itirafçılığa zorladı...
Artıgerçek sitesinin kulisi medya dünyasının geldiği utanılacak tabloyu ortaya çıkardı. Savcı gözaltına alınacak gazetecilerin listesini bir muhabire veriyor. Ancak haber yapması için değil, önceden gidip o gazeteci arkadaşlarını korkutup itirafçı olmalarını sağlamak için. Yani savcı bir gazeteciyi istihbarat polisi gibi kullanıyor. 

Artı Gerçek isim vermedi ancak ipuçları verdi. Verilen ipuçlarından olayın aktörlerine ulaşmak oldukça kolay...

ÖNCE ARTI GERÇEK'TEKİ O HABERİ OKUYALIM


"Darbe davaları, gazeteci davaları gündemi meşgul ederken; Ankara’da geçen haftalarda sessiz sedasız bir Bylock operasyonu düzenlendi.

Operasyonun adresi: Medya.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın elindeki bylock listeleri üzerine harekete geçen Savcılık; gözaltı listelerini polise değil de önce bir gazeteciye veriyor. Haber yapılması için değil; bu listelerde adı geçen gazeteci arkadaşlarını itirafçı olması konusunda ikna ederek Adliye’ye getirmesi için.

Gazeteci tek tek listedeki arkadaşlarına gidiyor ve “itirafçı” olun diyor. Gazeteciler kabul ediyor. İtirafçı olacaklarını kabul ettikten sonra Savcılık, soruşturmayı başlatıyor. Hepsi farklı günlerde Savcı’nın kapısına gidip itirafçı oluyorlar.

Gözaltı işlemi yapılıyor, ifade vermelerinin ya da itiraf etmelerinin ardından da tek tek serbest bırakılıyorlar. Bir gazeteci hariç; ki o gazeteci de hiçbir suçlamayı kabul etmiyor zaten.

Operasyon adres listesi ise kalabalık. İçinde Anadolu Ajansı, Habertürk Gazetesi Ankara Bürosu, kurumların ve belediyelerin basın birimleri var. Listelerdeki isimler bu kurumlardan sessiz sedasız atılıyor.

Gelelim asıl olaya…

İtirafçı olmaları için gazetecilere teklif götüren isim ‘gücü’ ve ‘özgürlüğüyle’ övünen bir gazetenin yargı muhabiri. Soruşturmada adı geçenler de aynı gazetenin hali hazırdaki muhabirleri. Listedeki diğer isimler de o gazetede işe başlayıp sonra farklı kurumlara dağılan muhabirler. Hepsinin ortak noktasının da aynı gazete olması ilginç değil. Zira itirafçılık teklifi götüren de itirafçı olanlar da şu an F..Ö’den tutuklu olan eski Ankara Temsilcisi E. Ş. döneminde işe alınarak, gazeteciliğe başlayan muhabirler…

Son not… Muhabirler neyi itiraf ettiler derseniz? Hiçbir şey… Yoksulluktan FETÖ’nün yurtlarında kaldıklarını ve hiçbir şeyden haberleri olmadığını…

Ama asıl olay medyanın giderek çürüyen yanı…

Geçenlerde Ahmet Şık’ın tweetlerini Emniyet’e ihbar eden bir muhabir muhbir vardı…

Bugünlerde de gazetecilik kisvesi altında insanlara itirafçılık dayatan muhabirler…

Böyle bir dönemde gerçek gazetecilerin hala cezaevinde olması da ilginç değil."



İPUÇLARINI ÇÖZELİM
Şimdi gelelelim Artıgerçek.com'un vermediği isimlere. Kulisteki upuçlarından ilki, olayın geçtiği gazeteyle ilgili. O gazete "gücü ve özgürlüğüyle övünen bir gazete" olarak tanımlanmış. Bu Habertürk Gazetesi'nin sloganı: "Gücü özgürlüğünde"

Bunu doğrulayan ikinci konu ise kuliste sözedilen "tutuklu eski Ankara Temsilcisi E.Ş."...

Bu isim de Habertürk'ün Ankara Temsilcisi Erdal Şen'den başkası değil..

Peki Savcı, Habertürk'ün Ankara Temsilciliği'nde gözaltı listesini kime vermiş olabilir? Tabi ki Adliye'ye bakan muhabire... Yani Habertürk'ün Adliye Muhabirine... O isim Fevzi Çakır...

Savcının emrindeki istihbarat polisi gibi çalışıp, arkadaşlarını korkutup, itirafçı olmaya zorlayıp, ekmeklerinden, mesleklerinden, hatta özgürlüklerinden eden bir kumpasın mimarının genç bir muhabir olan Fevzi Çakır çıkması şaşırtıcı değil. 



AKP DÖNEMİNİN GAZETECİLERİ


AKP döneminin yeni gazetecilerinde devletle eklemlenmiş hatta devlet adına gizli görevler yapan bu halleri oldukça yaygın. Geçtiğimiz günlerde Ahmet Şık'ı BİMER'e ihbar edip tutuklanmasını sağlayan kişinin de Anadolu Ajansı Gaziantep Bürosu çalışanı genç bir muhabir olduğu ortaya çıkmıştı. 

Aynı şekilde 21 Gazeteci'nin geçtiğimiz 31 Mart Cuma günü serbest bırakılmasından sonra pekçok AKP'ye eklemlenmiş gazeteci, sosyal medya linciyle kendi meslektaşlarının serbest bırakılmasını eleştirmiş ve sonunda 21 Gazeteci cezaevi çıkışı tekrar gözaltına alınmıştı. 

Devlet adına çalışan gazetecilerin yetiştirilmesinde en büyük çabayı ise Sabah&ATV Grubu'nun CEO'su Serhat Albayrak gösteriyor. Albayrak için çalışan Abdurrahman Şimşek ve Nazif Karaman adeta "Sarı Basın Kartlı MİT Personeli" gibi çalışıyorlar ve tüm sürekli yükselmeleri, aldıkları dolgun ücretlerle tüm AKP medyası için birer rol model durumundalar. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER MEDYA HABERLERİ