Kanlı Meriç

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, 2018 yılı Haziran ayında Türkiye’nin dünyada en çok mülteci barındıran ülke olduğunu bildirdi.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 19 Temmuz 2018 tarihi itibariyle Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 541 bin 572 kişi olarak açıkladı. Bu sayıya ek olarak Türkiye’de Suriyeli olmayan yaklaşık 300 bin sığınmacı daha var. Türkiye kayıtlı 4 milyon mülteci barındırırken kayıtsız mülteci sayısının 2 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye siyasi arenada mülteciler konusunda üzerine düşeni yapıyor görüntüsü verse de AB’nin Göç ve İltica Komiseri Yunan kökenli Dimitris Avramopoulos’a göre mülteci krizi Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Avrupa’ya baskı kurmak için elinde bulundurduğu tek silah. Diğer taraftan buzdağının görünmeyen yüzündeki gerçekler ise tüyler ürpertici bir paradoksa işaret ediyor.



Türkler Avrupa’ya Neden Mülteci Olarak Gidiyor?

Türkiye 6 Milyon yabancı uyruklu mülteciye ev sahipliği yaparken, Eurostat verilerine göre sözde darbe girişiminden sonra 41 bin 500 Türkiyeli mülteci Avrupa’ya geçti.
15 Temmuz 2016’da yapılan darbe girişiminden sonra içlerinde akademisyen, gazeteci, doktor, öğretmen, avukatların da olduğu binlerce aile ve on binlerce insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. 151.967 kişi işten atıldı, 136.995 kişi gözaltına alındı ve 77.524 kişi tutuklandı.

Olağanüstü Hal Kapsamında Resmi Gazete’de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile güvenlik açısından pasaportları iptal edilen kişilerin eşleri ve çocuklarına ait pasaportların da genel güvenlik bakımından mahzurlu görülmesi sebebiyle İçişleri Bakanlığınca iptal edildi. Hapis istemiyle yargılanan ve pasaportları iptal edilen aileler Meriç nehri yoluyla ülkelerini terk ediyor. Gülen Hareketi mensupları, mallarını, evlerini ve bir kısmı da ailelerini geride bırakarak ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor.

Bu insanlar, günümüzde haksızlık ve kanunsuzluktan kaçıyor ve dillerini bile bilmedikleri başka ülkelere gidip sığınma talebinde bulunuyor.

Kanlı Meriç

480 km uzunluğuna sahip Meriç, Türkiye’nin 10. büyük nehri. Bulgaristan’da Filibe ovasını, Türkiye’de Edirne şehrini ve Batı Trakya’yı suladıktan sonra, Ege Denizi’ne dökülüyor. Balkanlar’ın da en büyük nehirlerinden biri sayılan Meriç, mültecileri adeta yutuyor.

Meriç, 2011’de başlayan Suriye Savaşından bu yana mülteci mezarlığına döndü. Geçmişteki riskli yolculukları çoğunlukla Afganistan, Irak ve Suriye’den gelen göçmenler ve mülteciler yapmış olsalar da, giderek artan sayılarda Meriç Nehrini geçenlere Türk halkı da katıldı. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 sözde darbe girişiminden sonra ülkelerinden kaçan 10 binlerce insan ölüm tekneleriyle özgürlüğe adım atmaya çalışıyor. İnsanlar çoğu kez güvensiz ve derme çatma teknelerde, kaçakçıların insafına kalmış bir şekilde Yunanistan tarafına geçiyor. Tekneye binenlerin hikâyeleri ise tanıdık; Erdoğan Rejiminde kalmanın işkenceye varan ölümcül sonuçlarını gördüklerinden sonu belirsiz bir yolculuğa çıkıyorlar.



Yunan News 24/7 haber sitesinin aktardığı bilgilere göre Yunan yetkililer Meriç’ten her gün 10 Türkiyelinin yasadışı yollardan Yunanistan’a geçtiğini bildirdi. Yunan polis yetkililerinin açıkladığı rakamlara göre Nisan ayında 4 bin göçmen Meriç nehrini kullanarak Türkiye sınırından Yunanistan’a geçti. Geçtiğimiz Mart ayında bu sayı bin 262 olarak açıklanmıştı. Bu kayıtlı verilerin dışında Meriç nehrini kullanıp geçenlerin ve geçerken ölen kayıt dışı Türkiyeli mültecilerin sayısı ise tam olarak bilinmiyor. Bundan 6 yıl önce sahillere Suriyeli bebeklerin cenazesi vuruyordu. Şimdilerde her gün Türk bebeklerin Meriç’te can verdiği haberleri geliyor. Kuşbakışı 20km uzakta bulunan Yunan sahiline ulaşmak için hak ihlallerinden kaçarken ölümü göze alıyorlar.

Yola çıkanlar, umutsuzluktan ve çaresizlikten dolayı bir an evvel herhangi bir Avrupa Ülkesine varmanın hayalini kuruyor. Karanlık bir güzergâhta geri dönülemeyen bir yola çıkıyorlar. Şansları yaver gider ve Avrupa’ya ayak basarlarsa bu sefer de yabancısı oldukları fakat özgürlüğü elde ettikleri ülkede her milletten insanın barındığı çöp ve tuvalet kokan bir kampa yerleşme lüksünü elde edebiliyorlar.

Meriç’te kaybolmadan, kampa ulaşan mültecilerin kamp süreci ise normalde 25 güne kadar sürebiliyor. Hareket mensuplarına uygulanma süresi 2 ya da 3 günü buluyor. Kamp süreci prosedürleri Gülen Hareketi mensuplarına daha hızlı işliyor.

Tüm İnsan Hakları Kuruluşları dramların önlenebilmesi ve bir tek canın kurtarılıp sınırların insanlara açılması, pasaportların üzerindeki iptallerin kaldırılması adına mücadele etmesi gerekiyor. (yenihamle.com Deniz Zengin)


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ