Zarrab’ın kuryesi konuştu: “Hükümet işin içinde, yakında göreceksin”

Zarrab’ın Türkiye’de İran’ın petrol karşılığı parasını sisteme sokabilmek için kurduğu kirli para sistemini doğrulayan kuryesi Adem Karahan, milyarlarca dolar aklayan Zarrab’ın Türkiye’deki işlemler için yüzde 8 komisyon dağıttığını söyledi.


Amerikalı savcılara göre bu komisyonun miktarı en az 800 milyon dolar.

Kamuoyunun Reza Zarrab davasını aktaran muhabir olarak tanıdığı Adam Klasfeld ve birlikte çalıştığı bir grup gazeteci, ABD Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası’nı kullanarak dava çerçevesinde mahkemenin elinde 750 binden fazla banka işlemi bilgisi, bazı gizli iletişim kayıtları ve Amerikan makamlarının soruşturma bilgilerini mahkemeden aldı. Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi (OCCRP) adı altına faaliyet gösteren bir grup gazeteci bir yıl boyunca binlerce evrakı tek tek inceledi. Elde edilen bilgilerin ardından Zarrab’ın kara para ve altın kuryesi Adem Karahan ile saatler süren mülakatlar gerçekleştiren ekip, elde ettiği verileri paylaştı. Zarrab’ın Türkiye’de İran’ın petrol karşılığı parasını sisteme sokabilmek için kurduğu kirli para sistemini doğrulayan Karahan, milyarlarca dolar aklayan Zarrab’ın Türkiye’de işlemler için yüzde 8 komisyon dağıttığını söyledi. Amerikalı savcılara göre bu komisyonun miktarı en az 800 milyon dolar.


BİR YIL BOYUNCA BİNLERCE BELGE İNCELENDİ

Belgeleri elde eden OCCRP, bir yıldan fazla bir süre boyunca verileri özel bir veri tabanında analiz etti. Elde edilen bilgileri, görüşmelerle doğruladı, Türkiye’deki mahkemelerdeki soruşturma raporlarıyla teyit etti. Bununla yetinmedi, Orta Doğu ve Avrupa’dan toplanan diğer belgelerle de destekledi. İşte İsveç devlet televizyonu SVT ve Courthouse News’nin de dahil olduğu OCCRP ekibi tarafından ortaya konan haberin özeti:

‘KORKMA, HÜKÜMET İŞİN İÇİNDE’

Yaptırımlar altındaki İran’ın yasakları delmek için kullandığı altın karşılığı para aklama yönteminde çalışan ve bu çerçevede milyarlarca dolarlık altın alan Adem Karahan, işe başladığı 12 yıl önceki ilk konuşmasını daha dün gibi hatırlıyor.

2008 yılında, Adem Karahan, önce altın veya nakit dolu bavullar taşıyarak ve daha sonra parayı banka havalesiyle taşıyan şirketler için bir vekil olarak, İran’ın petrol satışından elde edilen milyarlarca doları aklamada yardımcı olmak için işe alındı. OCCRP’ye özel bir röportaj veren Karahan, işe başlarken operasyonun patronu Türk-İranlı para aklayıcı Reza Zarrab’ın, Türk yetkililerden korkmasını gerektirecek hiçbir şey olmadığına dair güvence verdiğini söyledi. Karahan, Zarrab’ın, “Hükümet işin içinde” dediğini hatırlıyor. Karahan buna inanmadığını söyleyince, Zarrab, “Yakında göreceksin” şeklinde karşılık vermiş. Karahan, çalışmaya başladıktan kısa süre sonra Zarrab’ın haklı olduğunu anlamış.

TÜRK POLİSLER YAKALAMIŞTI

Karahan’ın çalışmaya başlamasından 5 yıl sonra, üst düzey hükümet yetkililerinin dahil olduğu rüşvet iddialarının peşine düşen İstanbul polisi tam olarak aynı şeyi söyledi. “Hükümet işin içinde” Ardından 2017’de ABD’nin New York Güney Bölgesi Bölge Mahkemesi’nde, Zarrab, Halkbank’ın dahil olduğu uluslararası komployu açıkça itiraf etti. Zarrab, ABD-Türkiye ilişkilerini sarsan ifadesinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yasadışı ticaret emrini verdiğini söyledi. Zarrab, aralarında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da bulunduğu eski üst düzey Türk yetkilileri, yaşananları görmezden gelmeleri için devasa rüşvetler kabul etmekle suçladı.

‘TÜRK YETKİLİLERİN PAYI YÜZDE SEKİZ’

En az sekiz yıl süren para aklama operasyonu, Zarrab’ı 30 yaşına gelmeden inanılmaz derecede zengin yaptı. Savcılar, muhafazakar bir tahmine göre, İran komplosu çerçevesinde sadece 2010’dan 2015’e kadar en az 20 milyar dolarlık para trafiğini olduğunu tespit ettiler. 2016 yılının sonlarında ABD Hazine Bakanlığı Mali Suçları Uygulama Ağına (FinCEN) sunulan Standart Chartered Bank Newark şubesi Şüpheli Faaliyet Raporu (SAR), Karahan’ın bir zamanlar Türk yetkililere Zarrab’ın hizmetleri için yüzde 8 ücret aldığını söylediğini not ediyor.

‘EN AZ 800 MİLYON DOLAR RÜŞVET DAĞITILDI’

SAR raporu, Türk medyasında “Yüzde 4’ü siyasetçilere, yüzde 4’ü Zarrab’a gitti” diye aktarılan Karahan’ın yorumlarına yönelikti. Bu, Karahan’ın iddia ettiği kadar rüşvet ödediği varsayılırsa, sadece Zarrab’ın 5 yılda 800 milyon dolar dağıttığı anlamına geliyor. Zarrab da yaptığı aklama işinden iyi para kazandı. Türkiye’de rüşveti ortaya çıkaran yetkililer, Zarrab’ın sadece bir Türk politikacıya verdiği rüşvetin on milyonlarca doları bulduğunu belgelemişti.

RÜŞVET SORUŞTURMASI KAPATILDI

Türkiye’de 2013’te yapılan rüşvet soruşturmasının üstü kapatıldı ve Zarrab’ı kısa süreliğine hapse atan polis ve savcılar cezalandırıldı. Erdoğan, 2016 ve 2017’de yaptığı açıklamalarda FBI’ın 2015’te, Miami’ye tatile gelirken yakaladığı Zarrab’ı koruyan açıklamalar yaptı. Türk hükümeti, ABD’deki Zarrab davasını hafifletmek için Washington’da yoğun bir lobi kampanyası başlattı. Erdoğan, Zarrab’ın serbest bırakılmasını talep ederek Başkan Donald Trump ile temasa geçti. Ancak, beklediği gibi olmadı. Zarrab, dolandırıcılık ve kara para aklamayla ilgili çeşitli suçlardan suçlu bulundu ve ceza indirimi karşılığında hükümet tanığı oldu. İfadesi Halkbank müdürü Mehmet Hakan Atilla’nın mahkum edilmesine yardımcı.

‘İŞİN BOYUTU ÇOK DAHA BÜYÜK’

OCCRP’ye konuşan ve yıllarca kara para aklama planının yürütülmesine yardım eden Karahan, Zarrab’ın hikayenin sadece bir kısmını anlattığını söyledi. Komplonun daha erken başladığını, daha uzun sürdüğünü, daha da geniş olduğunu ve Atilla’nın duruşmasındaki jüri üyelerine söylenenden çok daha fazla kişi ve ülkeyi kapsadığını anlattı. Birkaç ay boyunca saatlerce telefon görüşmelerinde bir tercüman aracılığıyla konuşan Karahan, eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ı ve Erdoğan’ın Türk hükümetinde görev yapan bir akrabasını suçladı.

ZARRAB’IN KORUMASIYDI

Kara para aklama operasyonuna katılmadan önce 2006 yılında güvenlik görevlisi olarak Zarrab’ın yanındada çalışmaya başladığını söyleyen Karahan, çeşitli kaçakçılık operasyonlarını detaylandırdı. 2008’den 2013’e kadar Dubai’ye altın, ayrıca İran, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere bir dizi ülkeye de para taşıdığını söyledi. Kara para aklamada kullanılmak üzere Zarrab’ın işleri için kendi adına paravan şirketler açtığını söyledi. Karahan, iddialarını desteklemek için banka kayıtları, seyahat belgeleri, fotoğraflar ve diğer kanıtları sağladı.

ABD savcıları, Zarrab’ın kara para aklama komplosunun 2010 yılında başladığını tahmin ediyordu, ancak Karahan, planın en az iki yıl önce, Zarrab’ın kendisine Türk hükümetinin müdahalesinden korktuğunu bahsettiği sırada işlerin çoktan başladığını aktardı. Aslında, Zarrab’ın İran adına çalışmalarının kökleri çok daha derine iniyor.

‘EKONOMİK CİHAD’

1983 yılında Tahran’da doğan Zarrab, ailesinin daha bebekken taşındığı İstanbul’da büyüdü ve lise öğrenimi gördü. Aile, 1999’da Dubai’de bir konut ve iş merkezi kurarak tekrar taşındı. Üç kardeşin en küçüğü, üç yıl sonra aile şirketinin şubesini kurmak üzere Türkiye’ye döndü. Yaklaşık on yıl sonra Ahmedinejad’a ve İran merkez bankası başkanına yazdığı mektuplarda, aile şirketini “dövizde yarım asırlık deneyime sahip” olarak nitelendirdi.

ABD yetkilileri daha sonra mektupların elektronik versiyonlarını – suç kastının itirafları olarak gördükleri – Zarrab’ın e-posta hesabından kurtardı. Zarrab, Ayetullah Hamaney’in felaket getiren uluslararası yaptırımları yenmek için “ekonomik cihat” çağrısına yanıt olarak Ahmedinejad’a mektup yazmıştı.

İran merkez bankası başkanına gönderilen mektubun bir versiyonu “İran İslam Devrimi’nin bilge lideri, bunun Ekonomik Cihad yılı olduğunu duyurdu” yazıyor. “Zarrab ailesi … parasal ve dövizin yaptırım karşıtı politikaları uygulamak için her türlü işbirliğine katılma isteğimizi beyan etmeyi ulusal ve ahlaki görevimiz olarak görüyor.” diye devam devam ediyor.

‘ZARRAB İRAN’A SADAKAT VAADETTİ’

ABD savcıları, Aralık 2011’de yazılan mektubu hizmet sunma teklifi olarak yorumladılar. Karahan, bu konuda yanıldıklarını söyledi: Yazışma aslında var olan yozlaşmış bir ilişkiyi doğrulayan bir sadakat vaadiydi. “Ahmedinejad, Zarrab’ın babasının iyi bir arkadaşıdır” diye ekledi. Mahkemede, hizmetlerini doğrudan İran merkez bankası başkanına nasıl sunabildiği sorulduğunda, Zarrab, “babamın tanıdıklarının” bir görüşme ayarladığını söylemişti. Döviz bozdurma işini nasıl öğrendiği sorulduğunda da, “Bu babamın mesleği” demişti.

BABA ZARRAB, AHMEDİNEJAD’IN DOSTU

Babası Hossein Zarrab, gerçekten de İran hükümetiyle yakın bağları olan bir işadamıydı. Ekim 2012’de, Zarrab ailesine ait Kaveh Tikmeh Dash Steel Industries Company’nin kuzeybatı İran’daki açılışında birkaç yetkiliyle fotoğraflandı. İran’ın devlet haber ajansının bildirdiğine göre Ahmedinejad projeyi şahsen onayladı.

Karahan, Reza Zarrab’ın Ahmedinejad ile Tahran’da 2011 yılında yaptığı görüşmeye eşlik ettiğini söyledi.

‘ZARRABLAR RÜŞVETSİZ İŞ YAPMAZ’

Karahan, yaşananları şöyle anlattı: “Para alıyorduk – euro, dolar ve [BAE] dirhemi. Orada oteldeydik. Reza beni aradı ve “Ahmedinejad’la görüşeceğim” dedi. Çıktık, dışarıda bekledik. 20 dakika buluştular, sonra gittiler. Karahan, anlatılanlardan Ahmedinejad’ın satın alındığı izlenimine kapıldığını söyledi. Karahan, “Ahmedinejad, tabii ki rüşvet aldı. Bu iş rüşvet olmadan olmaz. Zarrab’ın olduğu her yerde rüşvet vardır.” diye konuştu.

PARA AKLAMAK İÇİN ŞİRKETLER KURDULAR

İran’daki şirket kayıtları, Hossein ve Reza Zarrab’ın yönetim kurulu üyesi olduğu en az dokuz tüzel kişiyi ortaya koyuyor. Çoğu, 2008 yılında ailenin çelik işini desteklemek için kuruldu. Zarrab’ın annesi Shahin Khabbaz Tamimi ve ablası Sheida Zarrab da bazı şirketlerin yöneticileriydi. Bu arada Hossein, oğlunun İran için para aklamak için kullanacağı işlerin kurulmasına yardım etti. Bunlar arasında, daha sonra ABD Hazine Müsteşarlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Bürosu (OFAC) tarafından yaptırım uygulanan bir İran bankası olan Credit Institute for Development’a milyonlarca dolarlık sahte gıda faturaları düzenleyerek yasadışı para transferlerini teminat altına alan bir Türk nakliye şirketi olan Royal Denizcilik de dahildi. Hossein ve Reza, Reza’nın annesi Shahin Khabbaz Tamimi, amcası Ahad Khabbaz Tamimi ve kardeşi Mohammad Zarrab ile birlikte Royal Denizcilik’in hissedarları arasında yer aldı.

REZA ALTIN AÇIĞINI KEŞFETTİ

Temmuz 2013’te ABD yaptırımlarında bir değişiklik yapılmadan önce, Zarrab, uzmanların İran’ın değerli metal ticaretinden yararlanmasına izin veren “altın boşluk” dediği şeyi ustaca kullandı. Zarrab’ın “altın karşılığı gaz” planı olarak bilinen şey, Ulusal İran Petrol Şirketi’nin Türkiye’ye petrol satışından elde edilen gelirleri içeriyordu. İran’ın parasının çoğu, Zarrab’ın hesabına kaydırılarak plana aktif olarak katılmakla suçlanan Halkbank’ta özel bir hesapta tutuldu. Bir zamanlar üst düzey bir banka yetkilisi olan Mehmet Hakan Atilla, işlemleri kolaylaştırmak suşlamasıyla bir ABD hapishanesinde yattı. Serbest bırakıldıktan sonra Türkiye’ye döndü ve burada İstanbul Borsası’nın başına atandı.

ALTINLAR DUABİ’YE BAVULLARLA TAŞINDI

Sarraf alabildiği her yerden altın aldı. Sonra Karahan ve diğer kuryeler onu bavullarla dünyanın en büyük altın piyasalarından birine ve Zarrab’ın kontrolündeki altın ticaret şirketlerine ev sahipliği yapan Dubai’ye taşıdı. Bu altın satışlarından elde edilen nakit, daha sonra İran’ın küresel ekonomide ihtiyaç duyduğu, ancak ABD ve BM yaptırımları nedeniyle başka türlü satın alamadığı şeyleri ödemek için kullanıldı.

200 TON ALTIN TAŞIMIŞ

Karahan, en az 200 ton altın taşıyan 22 kişilik bir ekipte yer aldığını söyledi. Vardiyalı olarak iki çalışma grubuna ayrılan kuryeler, günde 20 ila 30 kilogram altın tutan iki çantayı taşıyordu. Karahan, “10 kişi için 20 valiz alıyorduk. Çantalardan biri için 500 dolar ödüyorlardı, iki çanta taşıyınca 1.000 dolar veriyorlardı. Bavulları taşıyorduk ve 1000 doları alıyorduk.”

DAMAT DA İŞİN İÇİNDE

ABD’nin Halkbank iddianamesine göre, Erdoğan’ın damadı ve mevcut Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Zarrab’a 2013 yılında Türkiye’de tutuklanmasının ardından kara para aklama planına devam etmesine izin vermesi için devlet bankasına “talimat verdi”. Bu iddiaya rağmen savcılar Albayrak’ı suçlamadı.

Albayrak, siyasete girmeden önce, Zarrab’ın da projesine taraf olarak dahil ettiği Aktif Bank’ın da dahil olduğu finans sektöründeki holdinglere sahip olan Çalık Holding’in CEO’suydu.



ABD mahkeme belgelerine göre, Zarrab ve iş ortağı Hüseyin Agajooni, Aktif Bank’taki İran hesaplarını, ABD yaptırımlarını ihlal etmeden paralarını Türkiye dışına çıkaramadığı için boşalttı ve ardından Mellat Borsası ve İran Merkez Bankası’na geçirdi.

GÖZLER ÜÇ DAMAT ÜZERİNDE

Bir suçla itham edilmemiş olsa da, Albayrak’ın Zarrab’ın planındaki rolü, ABD-Türkiye diplomasisindeki etkisiyle ilgili endişeleri artırıyor. Albayrak, Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Trump arasında koordineli temaslarda bulunduğu bilinen üç damattan biri. Trump’ın damadı Jared Kushner ve Trump Towers İstanbul’un ortağı ve Türk oligark Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ üçlüyü tamamlıyor. Hepsinin birbiriyle ticari veya diplomatik bağları var.

ZARRAB’IN OFİSİ TRUMP TOWERS’TA

Karahan’a göre, Zarrab’ın şirketi Royal Holding’in iki ofisi vardı: İşler Bahçelievler’de yapılıyordu, ancak Zarrab etkilemek istedikleriyle Trump Towers’ta buluştu. Karahan, “O ofis, medyayla konuşmak için kiralandı. Daha gösterişli bir yer olduğu için yayınlar oradan yapıldı ” dedi.

YALÇINDAĞ ARACILIK YAPTI

2012’de Trump, kızı Ivanka ile binanın kurdele kesimine katıldı. Başbakanı Erdoğan ve damat Yalçındağ da açılıştaydı. 2015’te Trump, İstanbul’daki yatırımı potansiyel bir çıkar çatışması olarak nitelendirmişti.

New York Times’ın haberine göre Yalçındağ, Nisan 2019’da Albayrak için Trump, Kushner ve ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ile Beyaz Saray toplantıları düzenlenmesine yardımcı oldu. Bu görüşme, Erdoğan’ın Trump’a kişisel bir çağrı yaparak engellemeye çalıştığı ABD’nin Halkbank iddianamesinden hemen önce geldi.

‘ÇOK RAHATSIZLIK VERİCİ’

24 Ağustos 2020’de Başsavcı William Barr’a yazdığı bir mektupta Demokrat Partili Oregon Senatörü Ron Wyden, Zarrab’ın iddiaları ışığında toplantıyı “rahatsız edici” olarak nitelendirdi. Wyden, “Başkan Trump, Hazine Bakanı Steve Mnuchin ve Jared Kushner bu Beyaz Saray toplantısını, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Albayrak’ın Halkbank planına şahsen karışmış gibi görünmesine rağmen gerçekleştirdi” diye yazdı.

ALBAYRAK HALKBANK İÇİN RİCACI OLDU

Albayrak, Wyden’in Trump yönetiminin Halkbank davasına müdahalesini araştırmasında kilit bir figür olarak ortaya çıktı. Senato Finans Komitesi yaptığı açıklamada, “Trump, Oval Ofis’teki Türk yetkililere, yetkisini bankaya karşı herhangi bir yaptırım eylemini durdurmak için kullanacağına söz verdi” dedi.

Hazine’nin finans komitesine verdiği bir itiraza göre Trump, Halbank davasıyla ilgili olarak hem Hazine hem de Adalet Bakanlığı ile temasa geçti.

Senato Finans Komitesindeki Demokrat Wyden’ın baskısıyla, Hazine Bakanı Mnuchin, Albayrak ile üç kez görüştüğünü de açıkladı. 21 Temmuz 2018’de ikili bir görüşme yaptılar; 12 Nisan 2019’da Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu toplantısında bir kenara çekilme; ve üç gün sonra bir Beyaz Saray toplantısı. Şubat ayında Mnuchin bir kongre komitesine verdiği demeçte, toplantıların Halkbank hakkında tartışmalar içerdiğini söyledi.

ZARRAB’IN GÜVENDİĞİ ADAM

Albayrak’ın davayla olan bağları hakkındaki şüphelerini ortaya koyan Karahan, Zarrab’ın operasyonları kesintiye uğradığında üst düzey Türk yetkililere güvendiğini söylediğini hatırlattı. Bir keresinde Aktif Bank, Karahan’ın, patronu olaya karışana kadar Zarrab ağı tarafından kullanılacak hesap açma talebini reddetti. Karahan, bunun üzerine Zarrab’ın kendisine bankaya dönemin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile birlikte gittiğini söylediğini belirtti. Karahan yaşananları, “İkisi (Zarrab ve Bağış) yukarı çıkıp tanıştılar. Sonra aşağı geldiler ve hesap açılabileceğini söylediler” diye anlattı.

ALBAYRAK’TAN DA YARDIM İSTEMİŞLER

Karahan, Zarrab’ın kendisine Albayrak’tan ve bir zamanlar Albayrak tarafından yönetilen bankanın ana şirketinin kurucusu Ahmet Çalık’tan da yardım istediğini söylediğini söyledi.

Albayrak, Zarrab rüşvet skandalına hem kendisi hem de Bağış’ın karışmasına rağmen asla suçlanmadı. 2013 yılında Türk polisi, Bağış’a bir gümüş tabak ve çikolata kutusu içinde 500.000 dolar nakit teslim edildiğini iddia etti.

SENATÖRDEN SERT TEPKİ

Bu araştırmanın bulgularını öğrenen ulaşan Wyden, ifşaatları “çirkin” olarak nitelendirdi. Wyden, “Bu iddialar, Albayrak’ı Halkbank planına dahil ediyor ve idarenin yaptırımları ihlal edenlerle görüşme konusundaki açık kapı politikası hakkında yeni sorular doğuruyor. Özetle, hazine bakanı, ABD tarihindeki en büyük yaptırımlardan kaçınma planı için iddianame altındayken, planın kilit oyuncularından biri olan Halkbank’ı tartıştı. ” dedi.

Wyden, “Büyük resimde, tüm kanıtlar Başkan Trump’ın bir cezai soruşturmaya müdahale ettiğini ve Başkan Erdoğan’a bir iyilik olarak yaptırımların uygulanmasına işaret ediyor” diye konuştu.

KARA PARAYA DENİZCİLİK KILIFI

Zarrab’ın para taşıma aracı Royal Denizcilik’ti. Firmanın adındaki ‘denizcilik’ ifadesi dikkati gerçek gelir kaynağından uzaklaştırmaya yardımcı olan bir meşruiyet cephesi sağladı: kara para aklama.

Zarrab’ın yasadışı işlerinin tamamı muhtemelen asla bilinmeyecek, ancak Royal Denizcilik’in Halkbank hesabından alınan bir belge, bu şirketin tek başına 2013’ün ilk dört ayında 4,4 milyar TL (o dönemki kur ile yaklaşık 2,5 milyar dolar) akladığını gösteriyor. Belgede gelir kaynağı olarak gıda satışları ve altın kaydı var.

MİLYAR DOLARLIK TAVUK GÖĞSÜ SATIŞI

Şirket, 1 Ağustos 2013 tarihinde eşzamanlı olarak zeytinyağı, donmuş tavuk göğsü ve hindistancevizi yağı sevkiyatı için bir dizi multi milyon dolarlık fatura çıkardı. Evrak, ABD yetkililerinin farkettiği “altın boşluğu” kapatmasından sadece haftalar sonra tanzim edildi. Bundan sonra Zarrab, altın yerine ABD yaptırım rejiminden muaf olan yiyecekleri taşıdığını beyan etmeye başladı. Sarraf daha sonra bu sevkiyatların da asla gerçekleşmediğini ifade etti. Sahte faturalar yalnızca para hareketinin teminatı olarak iş görüyordu.

HALKBANK MÜDÜRÜYLE AYNI HÜCREDE

Karahan, Sarraf’la Aralık 2013’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alındığından beri hikayesini anlatmaya çalışıyor. Karahan, “Orada dört gün kaldık. Ben ve Halkbank eski genel müdürü Süleyman Aslan aynı gözaltındaydık.” dedi.

Karahan’ın eski hücre arkadaşına hiç sempatisi yoktu.

Karahan, Zarrab’ın ABD Bölge Mahkemesinin ifadesini tekrarlayarak, “Amerika Süleyman Aslan’ı tutuklasaydı, rüşvet aldığı için çok mutlu olurdum” dedi. Aslan, Sarraf, Halkbank yöneticisi Atilla ve eski ekonomi bakanı Çağlayan ile suçlandı. Ayrıca, Zarrab’ın kardeşi Mohammad de suçlandı. Bugüne kadar sadece Reza Zarrab ve Atilla hakkında dava açıldı. Karahan, Attila’ya sempati duyduğunu ve masum olduğuna inandığını söyledi. Karahan, Atilla için “Ne rüşvet aldı ne de karıştı – sadece birkaç telefon görüşmesi” dedi.

32 AYLIK HAFİF HAPİS CEZASI

Savcılar, Atilla’yı asla rüşvetle suçlamadılar ve aleyhindeki dava, büyük ölçüde, planlarını dikkat çekmeden nasıl yürütecekleri konusunda tavsiyede bulunduğu yardımcı komplocularla telefon görüşmeleriyle ilgiliydi. 32 aylık hafif cezası, yargıcın operasyonda “küçük rol” dediği şeyi yansıtıyordu. Birkaç gün gözaltında tutulan ve başlangıçta kara para aklamaya karışmakla suçlanan Karahan, hiçbir zaman bir suçtan hüküm giymedi.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ