Öğrencisinin kaleminden: Bugün gökte bir yıldız eksildi

Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Ümit Topaloğlu, yaşadığı ABD’de hayatını kaybetti.


Öğrencisi Prof. Dr. Zekeriya Aktürk, hocasıyla ilgili kaleme aldığı ve kişisel blog sayfasında yayınlanan yazısında, Topaloğlu için “Bugün gökte bir yıldız eksildi.” ifadesini kullanıyor. Akademisyenliği onunla sevdiğini anlatan Aktürk, “Önce İngilizce bildiğim için birkaç çalışmasına katkım oldu. Sonra da o bana kol kanat gerdi. Her şeyden önce yol gösterdi. Araştırma nasıl yapılır, akademisyenlik nedir, hep ondan öğrendim.” diyor.
İşte öğrencisinin kaleminden Ümit Topaloğlu;


Prof. Dr. Ümit Topaloğlu’nun ardından…

BUGÜN GÖKTE BİR YILDIZ EKSİLDİ

Bir türkü söylüyor Ender Balkır ve hislerime tercüman oluyor: Bedenimde değil ruhumda sızı…

Gökyüzü yıldızlarla güzeldir.
Yıldızsız bir gökyüzü hayal etsenize.
Yıldızlar olmasa gökkubbe karanlık ve sevimsiz olurdu.

Hayatımızda da yaşamayı sevimli kılan yıldız gibi insanlar vardır. Sanıyorum onlar olmasa hayat karanlık bir gökyüzü gibi olur.

Bugün yıldızlarımdan birisi daha eksildi. Artık hayata asla eskisi gibi bakamayacağım.

Prof. Dr. Ümit Topaloğlu’nu 1993 yılında tanıdım. Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde aile hekimliği ihtisasına başlamıştım. İdealisttim ve “Hocam” diyebileğim birilerini arıyordum. Yeterlilik sahibi eğiticilerimiz azdı. Ümidimi kestiğim anlardan birinde Ümit hoca imdadıma yetişti. Kendisinden hem ilim, hem de irfan aldım.

Ümit Hocayı çalışkan bir genel cerrah olarak tanıdım. Bir devlet hastanesinin eskimiş koridorlarında, yorulmuş ve bıkkın hekimlerin arasında akademik çalışmalar yapıyor, doçentlik için hazırlanıyordu. Engel tanımıyordu.

Önce İngilizce bildiğim için birkaç çalışmasına katkım oldu. Sonra da o bana kol kanat gerdi. Her şeyden önce yol gösterdi. Araştırma nasıl yapılır, akademisyenlik nedir, hep ondan öğrendim.

Sonraları ailecek de tanıştık ve samimi olduk. Her şeyden önce eşi Uzm. Dr. Nezihe Topaloğlu, çocukları Zeynep, Ömer ve Etka ile örnek bir aileydiler. Çocuklarına en iyi eğitim ortamlarını sağladılar ve onlar da bunun karşılığını fazlasıyla verdiler. Hepsi alanında uluslararası yetkinliklere sahip birer uzman oldu.

Ümit Hocam erken yaşta Alzheimer’a yakalandı. Ama sevimliliği hiç azalmadı. ABD’ye yerleşmişlerdi. Olup bitenden, Türkiye’de yaşanan zulümlerden habersiz bir şekilde hayata gülümsemeye devam ediyordu. Eminim esas sıkıntıyı onu o günlerinde yalnız bırakmayan yakın ailesi çekmiştir.

Bugün öğrendim ki, hayatın sıkıntılarına paydos demiş.

Biliyorum, o güzel bir yerdedir şimdi. Ben de onun gittiği yere gitmek istiyorum.
Hem onu özledim, hem de o iyi bir insandı, güzel yaşadı; ben şahidim. Öldükten sonra da güzel bir yerdedir kesin…

Çok hatıralarım var Ümit Hocamla.

Çalışkandı. “Aslanım” derdi sık sık. “Aslanım, daha çok çalışmalısın. Uluslararası yayın yap!”

Azimli ve kararlıydı. 1999 depremi sonrası bize moral vermek için Kocaeli’ne ziyarete gelmişti ailesiyle. Mangal dahil piknik için her şey hazırdı arabasında. Gel gör ki, piknik alanında dolu yağdı. Çocuklarla mangalın üstüne branda germiştik de Ümit Hocam bize mangalda köfte pişirmişti. Kendisi de sırılsıklam ıslanmıştı.

Cerrahtı: “Pansuman tedbirlerle olmaz. Radikal olmak lazım” derdi.

Başarı odaklıydı. “Çok çalışıyorum” demem ona yetmezdi. Kaç adet yayınım olduğunu sorardı.

Vefalıydı. “Zekeriya, sevdiklerinin doğum, düğün ve cenazelerine mutlaka gitmelisin.” demişti. Ben şimdi onun cenazesine gidemiyorum…

Zarafet, ziyafet ve ziyareti ihmal etmezdi.

Hayatının büyük kısmında o da benim gibi kara koyun olmuştu. Hocasının, namaz kıldığını öğrenmesi üzerine kendisine desteği kestiğini anlatmıştı bir gün.

Şimdi elimde mendil ağlıyor olmalıyım ama acımı içime atıp bu yazıyı yazmayı tercih ettim. Çünkü Ümit Hoca, hakkında yazılmasını ve hayırla anılmasını hak eden nadide bir insandı.

Akademisyen olmamda en büyük katkılardan birisi Ümit Hocama aittir. Kendisini rahmetle anıyorum. Aklım oldukça da anmaya devam edeceğim. Allah rahmet etsin.

Senin o cesaret veren güzel gülüşünü hiç unutmayacağım “Aslanım” Ümit abim.

Şimdi biraz daha anlıyorum ileri yaşta neler hissedeceğimi, bütün yıldızlarım kaydığı zaman.

Bedemimde değil, ruhumda sızı…

(Prof. Dr. Zekeriya Aktürk’ün bloğundan alınmıştır)
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ