Kılıçdaroğlu: Mutfakta yangın var, şimdi adayı tartışmak gereksiz

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, şu anda "Mutfaklarda yangın var, biz bunları bırakmışız Millet İttifakı’nın adayı kim olacak o tartışma yapılıyor, gereksiz ve yersiz, gündemi saptırmaya yönelik bir tartışma" dedi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sezen Aksu’ya yönelik tehditler ve Sedef Kabaş’ın tutuklanmasıyla ilgili olarak, “Devleti yönetenlerin bu tür eleştirileri ya da bu tür haksızlıkları kendisine, kamuoyuna yansıtan, dolayısıyla kendisini bilgilendiren kişilere saygı göstermesi lazım”dedi.

Cumhuriyet gazetesinden Serhat Eş’e yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu, ittifak görüşmelerinde bir sorun olmadığını ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili yaptıkları çalışmanın sonuçlandığını ifade ederek, “Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili, genel başkanlar kendi aralarında kurmaylarıyla görüşecekler. Sonra telefon trafiğiyle bir gün üzerinde anlaşılır ve o gün kamuoyuna açıklanır.” dedi.


Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı kim olacağı yönündeki tartışmalarla ilgili olarak Kılıçdaroğlu, şu cevabı verdi: “Hayır. Liderlerle görüşüyoruz. Şu aşamada cumhurbaşkanlığını tartışmak kadar yanlış bir şey yok. Nedeni de şu; ülkenin bu kadar sorunu var, ekonomide, dış politikada sorun var. Çiftçinin, emeklinin… Mutfaklarda yangın var, biz bunları bırakmışız Millet İttifakı’nın adayı kim olacak o tartışma yapılıyor, gereksiz ve yersiz, gündemi saptırmaya yönelik bir tartışma. Bunu sanıyorum diğer liderler de benzer şekilde düşünüyorlar. Yeri, zamanı gelince hepimiz masaya oturur tartışırız.”

Sezen Aksu’nun tehdit edilmesi, Sedef Kabaş’ın tutuklanmasıyla ilgili bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Devleti önce hoşgörüyle, adaletle, vatandaşların özgürlük ortamını kısmadan yönetmek zorundalar. Devleti yönetenlerin, devleti liyakatle yönetmeleri gerektiğini hepimiz şöyle veya böyle biliyoruz ve defalarca dillendirdik. Daha önce gazeteciler üzerinde, sosyal medyadan düşüncelerini açıklayan vatandaşlar üzerinde bazı baskılar vardı ve sabahın erken saatlerinde evleri basılır, bunları gözaltına aldırırlardı. Kamuoyundan da değişik çevrelerden tepki geldi “Bu doğru değil” diye ve sonunda bir belge açıkladılar. Mart 2021’de, İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladılar ve bu plan açıklanırken de ülkeye, demokrasinin, hoşgörünün geldiğini, artık sabahın erken saatlerinde kimsenin otellerden, evlerden alınmayacağını… Bunlara yazı gönderileceğini, gelip ifadelerine başvurulacağını bir şekilde kamuoyuyla paylaştılar. Şimdi, devleti yöneten kişilerin önce verdikleri sözleri tutmaları gerekir. Bunlar verildi mi? Evet, bu sözler verildi. Kamuoyuna açıklandı mı? Evet, kamuoyuna açıklandı. Açıklanırken demokrasi, özgürlük vurgusu yapıldı mı? Evet, demokrasi vurgusu da özgürlük vurgusu da yapıldı. Dönüp şimdiye bakmak lazım. Peki, şimdi o tarihten bu yana ne değişti?

‘SİYASETİN SAĞLIKLI ELEŞTİRİYE İHTİYACI VAR’

Siyasetçinin alkışa değil, sağlıklı ve tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Benim görmediğimi, devleti yöneten kişinin görmediğini, gazeteci, vatandaş görür, haksızlığı anlatır. Aslında bizim, devleti yönetenlerin bu tür eleştirileri ya da bu tür haksızlıkları kendisine, kamuoyuna yansıtan, dolayısıyla kendisini bilgilendiren kişilere saygı göstermesi lazım. Medya özgürlüğünün temel özelliği de bu zaten. Halk adına denetim yapıyor. Yönetenleri, gücü denetliyor aslında. Şimdi siz, öyle bir noktaya taşındı ki eleştiriye tahammül edemiyorsunuz, eleştirenlerin evlerini sabahın erken saatlerinde basıyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz, tutukluyorsunuz. Bunu yaparken de çifte standart uyguluyorsunuz. Eğer eleştiri muhalefete yönelikse ve en ağır eleştiriler varsa, bunu görmezden geliyorsunuz. Size yönelik bir eleştiri varsa, devletin bütün gücünü kullanıyorsunuz. Bu da kendilerinin samimi olmadığını gösteriyor aslında. “
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ