Kayyımlar yolsuzluk yapıyor devlet seyrediyor

TMSF içinde kayyımların başıboşluğundan rahatsız kişiler olsada ellerinden bir şey gelmiyor. Maaşı ödenemeyecek hale gelen şirketlerde kayyımların biri gidiyor diğeri geliyor.


2015 yılına kadar Türkiye’de sabıkalı da olsa ‘özgür bir medya’nın varlığından söz edilebilirdi. AKP iktidarı yandaş medya inşaasında çok yol katetse de kritik haberlerin gireceği mecralar mevcuttu. Ancak son üç yılda hükümet aleyhindeki haberlerin sosyal medya dışında halka ulaştırılması nerede ise imkansız hale geldi. Örneğin kayyım yolsuzlukları. Bir kaç internet sitesinde çıkan haberlerin dışında maalesef hiçbir medya kuruluşu kayyım atanan şirketlerdeki yolsuzluklara yer vermiyor. Tiraj açısından olmasada etki olarak her zaman dikkate alınan hükümet muhalifi Cumhuriyet gazetesi bile bu konuda derin bir sessizliğe gömüldü!

Binlerce soru işaretli 15 Temmuz kalkışması sonrası hükümet, Gülen Hareketi ile irtibatlı kabul ettiği şirketlerin yönetimine el koydu ve Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu(TMSF) marifeti ile bu şirketlere Kayyım ataması yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın geçen sene yaptığı bir açıklamada, “TMSF 25 Ekim 2018 tarihi itibariyle 42 ilimizde 1004 şirkete kayyum olarak atanmıştır. Söz konusu şirketlerin 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle aktif büyüklüğü 55.74 milyar TL, toplam ciroları 21.95 milyar TL, toplam kaynakları 21.05 milyar TL, dönem karı 1,53 milyar TL’dir. Bu şirketlerde 45 bin 477 kişi istihdam edilmektedir” bilgisini vermişti. Yani TMSF birden bire Koç ve Sabancı’nın da ötesinde Türkiye’nin en büyük şirket grubu haline geldi. Başlangıçta gasp edilen bu şirketler Havuz medyası adı verilen hükümet yanlısı medya kuruluşlarını fonlamakta kullanılırken son dönemde büyük yolsuzluk skandalları ile anılıyor.


Kayseri merkezli Boydak Grubu’nun şirketlerine atanan halef selef iki kayyım hakkında milyonlarca dolarlık yolsuzluk iddiaları var. Odatv ve Aydınlık gazetesinde de çıkan iddialara rağmen ne TMSF ne de savcılık harekete geçti. İlk kayyım Ertunç Laçinel’in yurt içi ve yurt dışında kurduğu paravan şirketler yolu ile kişisel maddi fayda sağladığı iddiaları üzerine Laçinel görevden alınarak yerine Alparslan Baki Ertekin getirilmişti. Laçinel’in Slovakya’da kurduğu şirket üzerinden 20 milyon Euroyu zimmetine geçirdiği belirtiliyor. Konunun yargıya intikal etmemesinin sebebinin sözkonusu yolsuzluk belgelerinde TMSF Başkanı Muhiddin Gülal’ın imzasının olması gösteriliyor. Alparslan Baki Ertekin hakkında GARANTİ BARTER ile olan ilişkisi, Amerika da kurdurduğu paravan şirketler ve TURSAB Genel Sekreteri olan eşi Melike Ertekin ve çocuklarına Boydak Holding imkanlarını sunması medyaya yansıyan bilgilerdi.

Geçen hafta Odatv’de Hüseyin Ersöz imzası ile yayınanan yazıda kayyım atanan Aydınlı Grubu’ndaki yolsuzlukla ilgili çok ilginç bilgiler mevcuttu. Mahkeme tutanaklarına intikal eden bilgilere göre; kayyım şirketin personel sayısını ikiye katlamış. Yaptıkları hukuksuzluklar hakkında konuşmaması için personel tehdit ediliyor. Şirketin vergi borçları ödenmediği gibi maaşlar bankalardan kredi çekilerek ödeniyor. Kayyım atanmadan önceki personel sayısı 3800 iken kayyım ile birlikte bu sayı 5300’e çıkmış. Avukat Ersöz’ün şu değerlendirmelerinin altını çiziyorum: Devletin yetkili ağızlarından yapılan açıklamalarda kayyım tarafından yönetilen şirketlerin büyüklüklerinden bahsedilirken bu şirketlerin karlılık oranlarına değinilmemekte, ekonomik daralma ve şirketin zarar etmesine karşın “çalışan sayısındaki artıştan” kaynaklanan çelişki masaya yatırılmamaktadır. Bu şirketlerin ileride tıpkı batık bankalarda olduğu gibi devlete bir kambur oluşturup oluşturmayacağı konusu da muallak kalmaktadır. Ancak Aydınlı Grup örneğinden yola çıktığımızda, tekstil devi konumdaki bir şirketin tanık beyanlarıyla ortaya çıkan mali tabloda sürdürülebilirliğinin olmadığı açıktır. Bu noktada söz konusu şirketlere kayyım atanması sonrasında, gerek yargılamaların uzun sürmesi gerekse de incelemeleri tamamlanmış şirketler üzerindeki kayyım atama kararlarının kaldırılması konusunda Savcılık ve Mahkemelerin yaşadığı çekinceler de açıkladığımız sebeplerle sadece hukukun konusu olmaktan çıkmış durumdadır.

TMSF içinde kayyımların başıboşluğundan rahatsız kişiler olsada ellerinden bir şey gelmiyor. Maaşı ödenemeyecek hale gelen şirketlerde kayyımların biri gidiyor diğeri geliyor. Ancak zihniyet değişmediği için batık daha da büyüyor. Olan milli servetimize oluyor. Ülkenin katma değer üreten şirketleri devlete yük haline dönüştürülüyor. Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet kaldıysa bu rezalete son verilmeli. Aksi taktirde ödenecek tazminatlarla birlikte 2001 yılındaki batık bankaların zararını bile aşan bir bilanço devleti bekliyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ