Cinsel saldırı ile öldürülen A.K. davasında 29 yıl sonra hak ihlali kararı

Anayasa Mahkemesi, 1992 yılında Diyarbakır Bismil’de jandarma tarafından gözaltına alınan A.K.’nın bir üsteğmenin copla cinsel saldırısı ile öldürülmesi olayında hak ihlali kararı verdi.


Mahkeme, davanın zamanaşımından düşmesi nedeniyle de yargının gereken özen ve hassasiyeti göstermediğine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), son dönemde işkence ve kötü muameleye karşı verdiği dikkat çekici kararlarına bir yenisini ekledi. Mahkeme, 1992 yılında Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde PKK’yle yaşanan bir çatışma sonrası Ağıllı köyünden aynı aileden 17 kişinin gözaltına alınması, gözaltına alınanlardan A.K.’nın gördüğü işkenceler sonucu hastanede yaşamını yitirmesiyle ilgili tam 29 yıl sonra hak ihlali kararı verdi.


A.K.’nın bir üsteğmen tarafından copla cinsel saldırıya uğradığı, bu nedenle kalın bağırsağının yırtıldığı ve “apandisit” şikayetiyle hastaneye kaldırıldıktan sonra öldüğü olayla ilgili yargılanan S.Ü. isimli asker de 2018 yılında davanın zamanaşımından düşmesi nedeniyle tahliye edilmişti. Anayasa Mahkemesi kararında, yargının zamanaşımı nedeniyle gereken özen ve hassasiyeti göstermediğini de tespit etti. Olay günü yapılan otopsi işlemi ile Adli Tıp Kurumu raporu, ölümün kalın bağırsağın delinmesi nedeniyle gelişen enfeksiyon sonucu gerçekleştiğini ortaya koymuştu.

YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ

Mahkeme kararında, “Başvurucuların yakınının ölümü nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturma, A.K.nın devlet görevlilerine atfı mümkün olmayan bir sebeple vefat ettiğini ortaya koyamamıştır. Bu nedenle hem yaşam hakkının maddi boyutu hem de kötü muamele yasağının maddi boyutu ihlal edilmiştir” denildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaydan haberdar olur olmaz başvurucuların yakınının ölümüyle ilgili bir ceza soruşturması başlattığı ve ölüm sebebi ile ölümü çevreleyen koşulların tespitine yönelik işlemler yaptığını kaydeden AYM, hazırlanan fezleke doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 15 kişi hakkında dava açtığını kaydetti. Kararda, “Yargıtay tarafından çeşitli hukuki gerekçelerle bozulsalar da sanık S.Ü. hakkında başvurucuların yakınını kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürdüğü gerekçesiyle birkaç kez mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bu nedenle başvurucuların soruşturma makamlarının tarafsız olmadığına ilişkin iddialarının dayanaksız olduğu değerlendirilmiştir” denildi.

AYM’DEN ZAMANAŞIMI ELEŞTİRİSİ: YARGILAMANIN MAKUL ÖZEN VE SÜRATLE YÜRÜTÜLMESİ KONUSUNDA HASSASİYET GÖSTERMEDİLER

AYM kararında davanın zamaşımından düşmesi nedeniyle yargı organları da eleştirilerek, “Lüzum-u muhakeme kararıyla ilgili süreç yaklaşık üç yıl sürmüş, Ceza Mahkemesi görevsiz olduğu sonucuna yargılamanın başından itibaren geçen dokuz yılı aşkın süre sonunda varabilmiştir. Yirmi beş yılı aşan bir süre sonunda başvurucuların yakınlarının maruz kaldığı eylemin sanığı mutlak bir cezasızlık nedeni olan dava zamanaşımı süresinden yararlanmıştır. Bu bakımdan başvuruya konu edilen yargılama sürecinde görev alan yargı mercileri, benzer yaşam hakkı ve kötü muamele ihlallerinin önlenmesindeki önemli rollerine aykırı surette yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi konusunda göstermeleri gereken hassasiyeti göstermemiştir” ifadeleri kullanıldı.

Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine; başvuruculara müştereken 500 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ