'Tek adam rejimi'nin 16 maddede fotoğrafını çekti

AKP tarafından 2017 Nisan ayında gerçekleştirilen referandumla birlikte Türkiye, 9 Temmuz 2018'de 'tek adam rejimi' olarak da nitelendirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş yaptı.


O günden bu yana Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yasama, yürütme ve yargı üzerinde mutlak bir otorite sağlayarak hemen tüm kararları alan kişi oldu. Bakanları atadı, Meclis'in yetkilerini tırpanladı, onlarca Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile devletin kurumlarında geri dönüşü olmayan değişikliklere imza attı. 

Medya özgürlükleri başta olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri tırpanlayan, muhalifleri ötekileştiren, kutuplaştırıcı söylemi pekiştiren ve ekonomide büyük bir yarık açılmasına neden olan politikaların mimarı olmakla suçlanan tek adam rejimi, eleştirilerin de odağında oldu.


Rejimin üç yıl içindeki tartışmalı ve anti-demokratik uygulamalarını irdeleyen CHP İstanbul Milletvekili ve hukukçu İbrahim Kaboğlu, BirGün Gazetesi için kaleme aldığı yazısında, 16 maddede tek adam rejiminin karnesini çıkarttı.

Kaboğlu'nun yazısında işaret ettiği sorunların bazıları şöyle:

"9 Temmuz 2018’de yürürlüğe giren, Cumhurbaşkanlığı ve Hükümeti tek kişide birleştiren anayasal düzenleme nasıl uygulandı?

1. Tarafsızlık: Cumhurbaşkanı (CB), göreve başlarken TBMM önünde andiçti: “üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma… namusum ve şerefim üzerine andiçerim”.

2. Parti başkanlığı: Anayasal dayanağı bulunmadığı halde parti başkanı oldu ve partizan sıfatla Anayasa andını açıkça ihlal etti ve etmekte.

3. Siyasal partiler: Devletin ve yürütmenin bütün unvanlarını şahsında toplayan kişinin parti başkanlığı, eşit yarışma koşullarından alıkoyduğu siyasal partileri, “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” şeklindeki anayasal tanım dışına çıkardı.

4. Cumhur ittifakı (Cİ): Hükümet bulunmadığı ve TBMM’nin Yürütme üzerinde denetim yetkisi olmadığı halde, Cumhur ittifakı (AKP-MHP) güçbirliği, müzakere işlevinden alıkoyduğu TBMM’ye vurulan ters kelepçe işlevine dönüştü.

5. Yasama: TBMM’nin “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” şeklindeki asli ve genel yetkisi, Cİ nedeniyle, vekillerin el kaldırma-indirme eylemine; demokratik muhalefet (CHP-HDP-İYİ Parti vd.) vekillerinin yapıcı eleştiri ve önerileri ise, “kayıtlara geçirilme”ye indirgendi.

6. Yasa önerisi: “Kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkili” olmasına karşın, demokratik muhalefet önerileri işleme konmadı; AKP’li vekillerin imzasını taşıyan öneriler ise, bakanlık veya Saray bürokratlarınca hazırlandı.

7. Torba yasa: Yasa tasarısı kalktığı ve yasama girişim tekeli TBMM’de olduğu halde çoğu torba şeklinde hazırlanan metinler, yasal nitelikten yoksun ve Anayasa’ya aykırı olup AYM denetimini de zorlaştırdı.

8. Anayasa Mahkemesi (AYM): Anayasaya aykırı düzenlemelere karşı AYM işareti, Saray talimatı ve bakanlık beklentileri karşısında AKP’li vekiller için kimi zaman bir çıkış yolu oldu.

9. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK): Anayasal ve yasal çerçevelemeye karşın 24 ayda çıkarılan 64 CBK’nin 24’ü “torba” şeklinde, 2/3’ü ise AYM önünde.

10. Yargı: “Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm ver”mekle yükümlü hakimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı kağıt üstünde kaldı. CB yönlendirmesi, yargılama öncesi gözaltı ve tutuklamalara neden olduğu ve adil yargılama yapılamadığı gibi istisnai olarak yapılsa da, yargı kararlarına uyulmadı. Binlercesi arasında, Demirtaş/Kavala kararları tipik örnektir.

11. Erkler ayrılığı: Anayasada “Demokratik hukuk devleti” olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin, bütün Devlet ve hükümet unvanlarını uhdesinde toplayan parti başkanının talimatları ile keyfi yönetim, erkler ayrılığını fiilen askıya aldı.

12. Demokratik toplum: Çoğu, tek kişi talimatlarından kaynaklanan yasalar, demokratik toplum öğelerini giderek kemirmekte, düşünce ve örgütlenme özgürlük alanları, hemen her yasal düzenleme ile daraltılmakta. Bekçi yasası ve güvenlik soruşturması-arşiv araştırması yasa önerisi, güncel örnekler.

13. Kamu yönetimi: AYM kararlarına ve geçmişte yaşanan acı deneyimlere karşın yasal düzenlemeler, kamu yönetiminde liyakat yerine partizan devşirme ve yapılanma iradesini teşhir etti.

14. Ülkesel yağma: Kişisel iktidar ereğinde merkezileşme yoluyla Anayasa ve AYM kararları ihlal edilerek doğal, tarihsel ve kültürel miras yağması hız kesmedi."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ