Dink davasında Ali Fuat Yılmazer'den flaş iddia!

Hrant Dink'in öldürülmesi davasında eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer, muhbir Erhan Tuncel'e işaret etti.
Hrant Dink'in öldürülmesi davasında eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer, muhbir Erhan Tuncel'e işaret etti, "Tuncel'in birden fazla telefonu var. 3 ay boyunca tek ses yok. Gerçek telefona alınmıyor, başka birine dinleme kararı alınıyor. Bu cambazlıkları Trabzon İstihbarat Şubede kim yapmıştır?" dedi.

Yılmazer, dosyada delillerle oynandığını ve soruşturma savcısının delil kararttığını iddia etti.Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davada İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, dosyada delillerle oynandığını ve soruşturma savcısının delil kararttığını iddia etti. Muhbir Erhan Tuncel'in telefonunun bir yıl dinlendiğini ve hiçbir konuşma kaydı yapılmadığını ileri süren Yılmazer, "Tuncel'in birden fazla telefonu var. 3 ay boyunca tek ses yok. Demek ki birisi Erhan Tuncel'e, 'bu telefonu kullanma' demiş. Gerçek telefona alınmıyor, başka birine dinleme kararı alınıyor. Bu cambazlıkları Trabzon İstihbarat Şubede kim yapmıştır?" dedi.'Erhan Tuncel 1 yıl dinlenmiş, ses kaydı sıfır'

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, talimatla ifadesi alınan bazı tanıkların beyanlarının da aralarında bulunduğu mahkemeye gelen evraklar okundu. Eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, 16 Ocak 2017'de başlayan savunmasına, bu tarih itibarıyla gerçekleştirilen 9. duruşmada devam etti. Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) olarak çalıştırılan Erhan Tuncel'in, istihbarat görüşmelerinin tespit edilmesi halinde, Hrant Dink cinayetinin gerçek organizasyonunda tetikçi grubun arkasındaki devlet içi bağlantılarına ilişkin bir deşifrasyon çıkacağına inandığını belirten Yılmazer, şöyle devam etti:

"Dosya belgelerinde görülüyor; Erhan Tuncel'e ait bir telefon numarası var. Bir yıl dinlenilmiş ama konuşma kaydı sıfır. Sonra imha edilmiş. Mayıs ayında, Tuncel'in Yasin Hayal'i yönlendirdiği ve organize ettiği bilgisi vardı. Tuncel'in birden fazla telefonu var. 2 Mayıs'tan 31 Temmuz'a kadar telefonu dinleniliyor ve sıfır ses kaydı var. Bir telefon görüşme yapmıyorsa zaten dinlenilmez. 3 ay boyunca tek ses yok. Bu akla ne getiriyor? Demek ki birisi Erhan Tuncel'e, 'bu telefonu kullanma' demiş. İstihbaratta karşılaşılabilecek türden hatalar değil bunlar. Sıfır iletişimi olan bir telefona ben niye karar alayım? Gerçek telefona alınmıyor, başka birine dinleme kararı alınıyor. Bu cambazlıkları Trabzon İstihbarat Şubede kim yapmıştır? Burada cambazlıklar var. Eleman marifetiyle bir eylemciyi eylemden vazgeçirme yöntemi yoktur istihbaratta. Başa gelecek beladan kurtulmanın telaşıdır bu. Burada çok ciddi bir tezgah var ama ne yazık ki üzerine gidemiyorum, belki sizler gidersiniz. Bu telefonun akıbetinin bulunması lazım. Böyle bir yanlışlık ancak kasti olabilir, hatayla olacak hususlar değil bunlar."

'Savcıya bildirilmedi'

Yılmaz, C 5 büroyla ilgili iddianame eklerinde bu davanın seyrini değiştirebilecek iki yazışma olduğunu ileri sürerek, 2014 yılında dönemin soruşturma savcısı Yusuf Hakkı Doğan'ın istihbarat daire başkanına, 'bir yönetmelik değişikliği olup olmadığını' sorduğunu, bu talebe İstihbarat Daire Başkanlığı (İDB) ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından 2 yazıyla cevap verildiğini ve her iki yazıda da 2007 yılının şubat ayında yapılan yönetmelik değişikliğinin savcıya bildirilmediğini iddia etti.

'Engin Dinç'in ismi var'

"Bu önemli bir şey. İkisi de yönetmelik değişikliğinden bahsetmiyor ve '2012 yılında kurulmuştur' deniliyor. Savcı da bu büronun 2012 yılına kadar illegal olduğunu düşünüyor. Bu delil karartmadır. Lehimize olan bir delil karartılıyor" diyen Yılmazer, C 5 büroyla ilgili 9 Temmuz 2015'de açıklayıcı bir yazı bulunduğunu, bu yazının gerçekte Şubat 2015'de hazırlandığını, İDB Başkanı Engin Dinç'in isminin bulunduğunu, gün hanesinin yazılmadığını, imzalanmadan savcıya taslak olarak gönderildiğini ve savcının da bu yazıyı incelediğini kaydetti.

Kumpas ve tezgahla tutuklanmışım'

Taslakla adli makamların yanıltıldığını ve delillerin karartıldığını öne süren Yılmazer, "Ben bir kumpas ve tezgahla tutuklanmışım. Eğer bu delil değilse delilden hiçbirimiz bir şey anlamıyoruz demektir. 28 Mayıs'ta ikinci kez ifadeye çağırıldım. İlave delil de yok, Ogün Samast'ın beyanları yeni delilse. Yasin Hayal de Erhan Tuncel de yalanlamış. Hukuk sisteminde böyle bir delillendirme varsa hayrını görün." ifadelerini kullandı.

Yılmazer, Hrant Dink için böyle bir hukuk sisteminde adalet çıkmayacağını savundu.

'Davanın sanığı soruşturmada görevlendirilebilir mi?'

Engin Dinç'in savcılık makamına bilgi notu göndermesi üzerine 28 Mayıs'ta ikinci kez ifadeye çağırıldığını anlatan Yılmazer, "İddianamede aynı not, üzerinde kısmi değişiklikler yapılmış şekilde var. İki taslağın da dosyada bulunması düzeltmelerin savcı tarafından yapıldığını gösteriyor. Engin Dinç bu iddianamede soruşturmada görevlendirilmiş. Aynı zamanda davanın sanığı bu kişi. Bir davanın sanığı soruşturmada görevlendirilebilir mi? Mümkün mü bu? Hele ki istihbaratçıysa. Davanın sanığı bu ya delil karartıyor işte. Ben emekliyken, cezaevindeyken tutukladılar beni. Engin Dinç'i İDB başkanı yaptılar, soruşturmada yetki verdiler. Buradan adalet çıkar mı? Adalet çıkar diye beklerseniz, benim de böyle bir adalete ihtiyacım yok, Hrant Dink'in de böyle bir adalete ihtiyacı yok" savunması yaptı.

Savcılığa gönderilen taslak yazıda, jandarma görevlileriyle ilgili girilen bölümün bulunmadığını ancak soruşturma savcısının İDB yazısına bir şeyler eklediğini iddia eden Yılmazer, "Yazıda, 'iddia edilen Ergenekon takibine yönelik gayrı resmi olarak kurulan C 5 şube' deniliyor. Bunu İDB dememiş, savcı eklemiş. 'C 2 kayıtlı bütün evraklar C 5'e aktarılmış' deniliyor. Savcı bu paragrafı silmiş sadece yukarıdakiyle kalmış. Bu delil karartma değildir de nedir? Sahte delil üretmektir. İDB notuna müdahale ediyorsun. Sen değerlendirmeni yaz. Belgeye nasıl yazarsın? Niye Engin Dinç'e imzalattıracağın evrakı değiştiriyorsun? Bazı şeyleri çıkarmış, yerine, 'Ergenekon iddiaları ile örtüşmektedir' şeklinde yazmış. 8. sayfada da taslak metinde olmayan şeyler eklenmiş. Savcı değiştiriyor, Engin Dinç'e imzalattırıyor. Bu bir kumpas" diye konuştu.

'Yarın öbür gün yargılanacaklar bu yüzden'

"Bu taslak yazı, resmi olarak işleme girmiş hali savcılığa gitmişken imha edilmesi gereken bir yazının dosyada ne işi var o zaman? Demek ki taslak olarak gönderildi. Evrakların elden savcılığa getirilip götürüldüğüne dair derkenar notlar var. Başka bir izahı yok" diyen Yılmazer, kendilerinin ya da iddia makamını temsil eden duruşma savcısının, bu konuyla ilgili bir açıklama yapması ve konunun mahkemece mutlak suretle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

'Savcı Dinç'e yapmadığı şeyleri yapmış gibi imzalatmış'

Yılmazer, "Belgeler üzerinden konuşuyorum ve sahte delil üretmekten bahsediyorum. Kasıtlı bir şekilde yapıldığını söylüyorum. İstediğiniz gibi kullanabilirsiniz bu insanı. Engin Dinç'e aslında yapmadığı tespitleri yapmış gibi imzalatmış savcı bey" ifadesini kullandı.

Cinayet sonrası bir devlet memurunun ne yapması gerekiyorsa onu yaptığını ancak iddianamede, cinayet sonrası süreçte halen bilgi gizlediğine yönelik iddiaların tutuklanmasına gerekçe yapıldığını ileri süren Yılmazer, "Ben nasıl izah edeyim bunları? Benim aleyhimde hiçbir İDB yazışması yok. Aleyhimde sadece zayıf bir iki kırık cümle var. Bu delil karartmaktır. Yarın öbür gün yargılanacaklar bu yüzden. Ama bugünün konjonktürü buna müsaade etmiyor. Ağır ithamlarda bulunduğumun farkındayım ama benim de 25 yıllık bir tecrübem var. Bunlar normal değil. Bunların resmiyette asla bir karşılıkları olamaz. Burada çok ciddi, eşelenmesi gereken meseleler var. Bu mahkemede bir adalet peşindeysek bu hususların açıklığa kavuşması lazım" diye konuştu.
 
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ