Türkiye ekonomisinin halleri: Panik atak, manipülasyon, spekülasyon

Ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi blogunda kaleme aldığı 15 Ağustos tarihli yazısında, Türkiye ekonomisinin çeşitli hallerini yazdı ve spekülasyon, panik atağın yanısıra manipülasyon ile anılan tabloyu ortaya çıkaran ekonomi politikasına dikkat çekti:
Piyasa koşullarını değerlendirmek suretiyle geleceğe yönelik fiyat tahminleri yapılması ve risk üstlenilmesi yoluyla para kazanmaya yönelik faaliyetlere girişilmesine spekülasyon, bu faaliyetleri yapanlara da spekülatör deniyor.

Borsada bir hissenin yükseleceğini tahmin eden bir spekülatör o hisseyi düşük fiyattan satın alıp fiyatı yükseldiğinde satarsa bu işlem spekülasyondur. Spekülatör burada fiyatın yükseleceğini tahmin etmiş ve risk alarak o hisse senedini satın almıştır.

Eğer söz konusu hisse değer kaybetseydi o zaman spekülatör zarar etmiş olacaktı. Spekülasyon, yasal bir faaliyettir. Spekülatörler, fiyatlar düşükken alım, yüksekken satış yaptıkları için de fiyatların aşırı yükselmesini veya düşmesini de engellemiş ve bir çeşit piyasa düzenleyiciliği yapmış olurlar.


 Panik Atak

Herhangi bir piyasada fiyatların, değerlerin, kurların aşırı oynaklık gösterdiği zamanlarda finans piyasalarında profesyonel olmayan insanlar ve kurumlar da bu oynaklıklardan zarar görmemek, hatta kazanç sağlamak için alım satım faaliyetlerine girerler.

O nedenle bu kişi ve kurumların son dönemde yaşanan değer kayıplarından korunmak için TL satıp Dolar almalarının doğru tanımı yerel paraya yönelik panik ataktır.

Yerel paraya yönelik panik atağın farklı kişi ve kurumlar için farklı nedenleri var:

(1) Yabancı para yatırımcıları açısından en önemli neden TL’ye çevirdiği yabancı parayı geri alamama korkusudur.

(2) Pozisyon açığı olan kuruluşlar açısından temel neden TL daha fazla değer kaybetmeden açık pozisyonunu kapatma çabasıdır.

(3) Vatandaş açısından neden ise bankadaki dövizini geri alamama korkusudur.

Manipülasyon

Yanlış bilgi ya da söylenti yayarak yatırımcıları yanıltmak ya da bir menkul kıymetin fiyatını çeşitli tekniklerle kasıtlı ve suni olarak düşürme veya yükseltme girişiminde bulunmak manipülasyon çeşitleridir. Bu işlemleri yapanlara da manipülatör denir.Hileli yönlendirme olarak da tanımlanan manipülasyon, algıyı yönlendirme ya da doğrudan fiyat hareketlerine müdahale yoluyla yürütülür. Manipülasyon, yasa dışı bir faaliyettir ve suç olarak belirlenmiştir.    

Futboldan bir benzetme yapayım: Spekülasyon kaleciye verilen ve kısa düşen geri pası yakalayan rakip oyuncunun gol atmasıdır. Manipülasyon ise topu elle düzeltip gol atmaktır.

Bir yabancı yatırımcının 13 Ağustos günü kur 6,80 iken 1 milyon Dolar ile 6.800.000 TL satın aldığını, 15 Ağustos günü de kur 6,0’a düştüğünde yeniden Dolara döndüğünü düşünelim. Aşağıdaki tablo 13 ve 15 Ağustos günleri USD/TL kurundaki değişimi ve bir örnek Dolar satış ve alış işlemini sergiliyor.

Yatırımcı, kurun 7,00’dan fazla yükselmeyeceğini, çünkü bazı adımlar atılacağını tahmin etmiş, Dolarını önce TL’ye sonra tekrar Dolara dönerek 2 gün içinde Dolar bazında yüzde 13,3 gibi inanılmaz oranda bir kazanç elde etmiştir. Burada bu yabancı yatırımcı spekülasyon yapmış olmaktadır. Bu bir suç değildir.

Diyelim ki bu yabancı yatırımcı, kuru önce 6,80’e yükseltecek haberler yaymış ve kur 6,80’e yükselince Dolar satıp TL almış ve 2 gün sonra o haberlerin doğru olmadığını yayarak kurun düşmesini sağlamış ve düşük kurdan Dolar alıp kazanç elde etmişse manipülasyon yapmış olmaktadır. Manipülasyon suçtur.

TL’nin son dönemde 4,80’lerden 6,80’e (gün içinde 7’nin üzerini de gördü) yükselmesi ve 14 Ağustos öğleden sonra düşüşe geçerek 5,90’lara kadar gerilemesinde spekülasyona ve o spekülasyonlardan etkilenen kişilerin panik ataklarına dayalı kazanç elde edildiği çok açıktır. Burada ayrıca manipülatif kazançlar olup olmadığı ancak incelemelerle ortaya çıkarılabilir. 

Ekonomi Politikasının Etkinliği

Burada en ciddi sorunlardan birisi kurda bu kadar yüksek bir oynaklığın niçin oluştuğu meselesidir. Bunda spekülatif atakların, panik atakların etkisi olduğu gibi manipülatif girişimlerin de etkisi olabilir. Bu tür yıpratıcı ataklara ortam yaratmamak çok önemlidir. Onun için uygulanan ve açıklanan ekonomi politikası ve yürütülen siyasal yaklaşımların salim kafayla gözden geçirilmesinde büyük yarar vardır.

Aşağıdaki grafiklerden soldaki Türkiye’nin risk priminin (CDS primi), sağdaki de gösterge faizin yılbaşından bu yana gelişimini gösteriyor.





Bu iki grafik bize Türkiye’nin risk algısının 2018 yılında sürekli bir artış içinde olduğunu anlatıyor. Görüleceği gibi risk arttıkça faiz de artmış.

Demek ki uyguladığımız ekonomi politikası, Türkiye’ye para yatıranlar, yatırım yapanlar açısından kafalardaki kuşkuları giderici olarak görülmüyor.

O zaman önce uyguladığımız ekonomi politikasının (maliye politikası, para politikası, makro ihtiyati önlemler bileşimi) doğru politika olup olmadığını, birbiriyle çelişip çelişmediğini gözden geçirmemiz gerekiyor. Çünkü ancak doğru ekonomi politikasıyla bu kadar büyük oynaklıkları giderebiliriz ve ancak bu gidermeyi yaptıktan sonra spekülatif atakları, panik atakları önleyebiliriz.



Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ