Rus Basını “Erdoğan Berlin’de çıldırdı” diye yazmasının sebebi

Rus Basını, Berlin’deki Libya zirvesinde Erdoğan için “çıldırdı” tabirini kullandı hatta toplantıyı terkettiğini yazdı. Peki maddelerde Erdoğan’ı kızdıran hezimet neydi.
Bold Medya'dan Fatih Yurtseven'in haberine göre;

Erdoğan Neden Çıldırdı?

Rusya’nın en çok satan gazetelerinden Moskovsky Komsomolets Erdoğan’ın; Libya’ya Türk Ordusu’nun müdahale etmesini teklif eden planına destek verilmeyince çıldırdığını ve Konferans’ı planlanan zamandan önce terk ettiğini, yazdı. Peki, 55 maddelik Berlin Zirvesi Sonuç Bildirgesi Erdoğan’ı çıldırtacak başka hangi maddeleri içeriyor.


Erdoğan’ın Zirveye Katılması Diplomatik Bir Başarı Değil

Öncelikle bir konuyu hemen açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Erdoğan’ın Berlin Konferansı’na katılmasını masada olmamız açısından diplomatik zafer olarak sunanlara karşı, bir hususu hatırlamakta fayda var. Türkiye başından beri Libya sürecinin içinde. Hatta Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu 2015 yılında Süheyrat Anlaşması imzalandıktan sonra bir konuşma yapmış, yapılan resmî açıklamalarda Türkiye’nin politik geçiş sürecine destek verdiği vurgulanmıştı.

Ayrıca, Yunanistan’ın Konferans’a katılmaması da Türkiye açısından bir diplomatik başarı olarak değerlendirilemez. Zira, Yunanistan başlangıçta Berlin sürecine dahil değildi. İşin içerisine Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının paylaşımı konusu girince, Yunanistan sürece dahil olmak istedi. Almanya sürecin sabote edilmesini engellemek için bu talebe olumlu cevap vermedi.

Berlin Konferansında bir diplomatik ve askeri başarıdan söz edilecekse, o da Erdoğan’ı kendi ile aynı masaya oturmak zorunda bırakan darbeci general olarak adlandırılan Sisi’nin zaferidir. Mısır hem Moskova ateşkes görüşmeleri hem de Berlin Konferansı öncesinde yapmış olduğu askeri tatbikatlar ile özelikle de Kadir 2020 Tatbikatı ile yabancı güçlerin (burada kastedilen ülke Türkiye), Libya’ya müdahalesi durumunda askeri olarak Libya’ya müdahaleye hazır olduğunu gösterdi.

Berlin Konferansında Hangi Kararlar Alındı

Sadece Libyalıların yönetimde olduğu ve sahiplendiği bir süreç sonunda başarıya ulaşılabileceği görüşü tüm taraflarca kabul edildi. Libya’daki çatışmaların ülkede yaşanan istikrarsızlığının, kurumlar arasında yaşanan bölünmüşlüğün ve yetki karmaşasının sadece Libya’nın değil bütün bölgenin güveliğini tehdit ettiği, El Kaide ve IŞID gibi terör örgütlerinin yeniden ortaya çıkmasına imkân tanıyacak şartların oluşmasında neden olduğu, yeni bir göç dalgasının başlayabileceği, ifade edildi. Bu koşulların bertaraf edilmesi için Libya’ya gerekli desteğin verilmesi karara bağlandı.

Konferansa katılan ülkeler BM Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame tarafından hazırlanan 3 aşamalı planı desteklerini kayıt altına aldılar. BM’ler tüm barışçıl bir çözüm için tüm tarafları bir araya getirmesi talep edildi. Kesinlikle askeri bir çözüm düşünülmediği vurgulandı. BM’lerin süreç içerisinde merkezi rol oynayacağı, Süheyrat Anlaşması ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının temel metinler olduğu ve sorunun çözümünde izlenecek yöntemlerin bu metinler ile uyumlu olması gerektiğinde uzlaşıldı. Afrika Birliği sürece dahil edildi. BM Libya Destek Misyonuna her türlü desteğin verileceği ifade edildi.

Silahlı grupların silahsızlandırılması, savaşan gruplara silah desteğinin kesilmesi, paralı askerler ve diğer silahlı grupların Libya’ya intikal ettirilmesine son verilmesi, BM’nin silahsızlandırma faaliyetlerine nezaret etmesi, ilgili teknik komitelerin kurulması, sürece müdahil olan ülkelerin BM tarafından terörist olarak kabul edilen gruplarlar ilişkilerini sonlandırması, BMGK’ya ateşkesi ihlal eden veya ihlal edilmesine destek veren ülkelere yaptırım uygulanması için çağrı yapılması, tüm ülkelerin BMGK’nın 1970 sayılı kararı doğrultusunda silah ambargosuna uymaları, uygu gözetlemesi de dahil ambargonun etkinlikle uygulandığının izlenmesi, BMKG’nin bu tür faaliyetler için bilgilendirilmesi ve ülkelerin istihbarat paylaşımına teşvik edilmesi, sonuç bildirgesine giren maddeler arasında yer alıyor.

Dünya Beşten Büyük Değilmiş

Ayrıca bildiride “Politik Sürece Dönüş” başlığı altında işleyen bir Başkanlık Konseyi’nin kurulması, BM himayesinde bağımsız ve tarafsız bir Seçim Kurulu tarafından organize edilecek seçimlerin yapılması, geçiş sürecinin sonlandırılarak herkesi kapsayan bir hükumetin kurulması ve bu hükumetin Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması konularına da yer verilmiş.

Maddeler de anlaşılacağı üzere BM ve BMGK’den sürece daha etkin dahil olması, merkezi bir rol oynaması talep ediliyor. Erdoğan’ın daha önce söylediğinin aksine “DÜNYA DEMEK Kİ BEŞTEN BÜYÜK DEĞİL”

Silah Ambargosu ve ateşkesin BM denetiminde uygulanması ve ülkelerin istihbarat paylaşımında bulunması halinde Erdoğan rejimi eskisi gibi kolaylıkla Libya’ya silah yardımında bulunmayacak. Özellikle Yunanistan bu durumu avantaja çevirmek için süreci yakından takip edecektir. Erdoğan Rejimi ve Yunanistan ilişkileri yeni krizlere gebe diyebiliriz.

Doğu Akdeniz Nasıl Etkilenecek?

Süheyrat Anlaşması politik geçiş döneminde ana metin olarak kabul edildiği için Temsilciler Meclisi hem BM hem de Berlin Konferansı sonuç bildirgesine göre yasal bir organ. Bu anlaşmaya göre uluslararası anlaşmaların geçerli olabilmesi için Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor. Hafter daha önce bu anlaşma için vatana ihanet demişti. Temsilciler Meclis Başkanı hem BM’ye hem de Arap Birliğine Türkiye ile yapılan anlaşmaları tanımadıklarını söylemişti. Bu şartlar altında Ulusal Mutabakat Hükumeti ile yapılan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşmasının geçerli olacağını beklemek hayal olur. Erdoğan rejimi anlaşmanın fiili olarak yürürlükte olduğunu göstermek için Girit güneyinde sondaj faaliyetlerine başlayabilir. Ancak bu çok düşük bir ihtimal. Zira, BMGK sürece aktif olarak müdahalesi bu seçeneği ortadan kaldıracaktır.

Erdoğan rejimi bunun yerine tarafları uzlaşmaya zorlamak için Kıbrıs güneyinde sondaj faaliyetlerine devam edecektir. Ne kadar ileri gidileceği ise Rusya’nın vereceği desteğe bağlı olacaktır.

Erdoğan rejimi sayesinde Türkiye etki coğrafyasındaki kredisini sıfırlamaya devam ediyor. Türkiye teröre destek veren ülke olarak anılıyor. Berlin Bildirisi bu yönüyle Türkiye’ye aslında Erdoğan rejimine terör grupları ile ilişkisini kesmesi, silah yardımında bulunmaması konusunda en üst perden yapılmış bir uyarı olarak kabul edilebilir. Moskova hezimetinden sonra Erdoğan Berlin’den de eli boş döndü. Bu durumda çıldırması da gayet doğal.


Kaynak: Bold Medya
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ