Zarrab - Papaz takasına çok sert tepki

Washington Post, takas iddialarına yönelik ağır bir eleştiri yayınladı.
Eric S. Edelman ABD’nin Türkiye eski Büyükelçisi ve Foundation for Defense of Democracies Kurumunun başdanışmanı Merve Tahiroglu aynı kurumda araştırma görevlisi.  İkili Washington Post'ta yayınlanan makalelerinde Erdoğan'ın Zarrab karşılığı yapmak istediği takasa sert tepki gösterdiler.

********
Türkiye ile potansiyel mahkûm takası hakkında dedikodular dolanıyor bir süredir Washington’da.

Türkler, ABD’den,  İzmir’de tutuklu bulunan North Carolina papazının serbest bırakılması karşılığında, Manhattan’da yargılanan İran asıllı Türk milyoneri salmasını istiyor. 

Her iki isim de ulusal güvenliği tehdit etmekle suçlanıyor. Ancak olası bir takas vahim bir hata olur; bu hatalardan biri Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukun egemenliğini aşağılamasını ABD’ye ihraç etmesine yardım etmek olur. 

Rıza Zarrab, İran asıllı Türk işadamı 2016’nın Mart ayında Miami’ye indiğinde, İran’a uluslararası yaptırımları delmek suçlamasıyla tutuklanmıştı. Türkiye, Dubai ve Çin’de faaliyetleri bulunan Zarrab’ın 2012 ve 2013’te, İran’a karşı ABD öncülüğündeki yaptırımların zirvede olduğu dönemde kara para akladığına ve altın kaçakçılığı yaptığına inanılıyor. 

Zarrab, birçok bakan ve Erdoğan hükümetine yakın işadamlarına uzanan tarihi yolsuzluk skandalının bir parçası olarak Aralık 2013’te Türkiye’de tutuklanmıştı. Hukuki olarak kuşkulu şartlar altında kısa sürede serbest bırakıldı. Ancak dönemin federal savcısı Preet Bharara tarafından açılan federal soruşturma birçok açıdan 2013’te Türk savcılarının bulgularının tekrarı oldu ve Ankara’nın Tahran’ın merdiven altı ekonomisine destekteki rolünü gözler önüne serdi.

Papaz Andrew Brunson’un davası ise tamamen bambaşka bir mahiyette. Brunson, Ankara’nın geçen yıl Temmuz ayındaki başarısız darbeyi yapmakla suçladığı F..Ö denilen “silahlı terör örgütüne” üye olmakla suçlanıyor. (Erdoğan’ın eski müttefiki, yeni düşmanı Fethullah Gülen, yıllardır ABD’de yaşayan Müslüman vaiz.)

Brunson tutuklandığında, 23 yıldır olaysız şekilde Türkiye’de ailesiyle birlikte ikamet eden biriydi. Şu anda ise geçen 11 ayda benzer suçlamalarla tutuklanan 50 bini aşkın insanın arasında yer alıyor. Brunson’un avukatı, dosyanın büsbütün kanıttan yoksun olmasını kınıyor. Başkan Trump Brunson’un serbest bırakılmasını sağlama konusunda istekli görünüyor. Konuyu Mayıs ayında Erdoğan’la ilk buluşmasında üç kez masaya getirdiği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın da Mart ayında Türkiye ziyareti esnasında Brunson’un eşiyle görüşmesinde konuyu gündeme getirdiği biliniyor. 

Türk yetkililerse Amerikan mevkidaşlarıyla görüşmelerinde Zarrab dosyasını masaya getirmeyi tercih ediyor. İkramiye daha da artmış durumda. Mart ayında ABD’li yetkililer davayla ilgili bir başka Türk’ü daha, bankacı Mehmet Hakan Atilla’yı da tutukladı. Zarrab ve Atilla duruşmada, Erdoğan ve ailesini yaptırımları delme planına dâhil edecek yeni bilgiler verebilir.

Trump, Ankara ile Brunson’un iadesi konusunda diplomatik bir anlaşma yolunu bulabilir. Nihayetinde göreve geldiğinden beri ulaştığı ender başarılardan biri, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin ziyareti sırasında, yardım kurumu çalışanı olan ve 3 yıldır cezaevinde tutulan Amerikan vatandaşı Aya Hjiazi’yi özgürlüğüne kavuşturmasıydı. 

Ancak sahte suçlamalarla cezaevinde tutulan barışçıl dini bir lideri, İran adına yabancı bir hükümeti dolandırmakla suçlanan pespaye bir komisyoncuyla takas etmek, Erdoğan’ın, hukukun egemenliği kuralını Türkiye’de çökerttiği gibi Amerika’da da çökertmesine yardımcı olmaktan başka bir işe yaramaz.

Erdoğan 2002’de iktidara geldiğinden bu yana, sözde davalarla “düşmanlarını” ön plana çıkararak, ülkesinin zaten kırılgan olan yasal kurumlarının sinsice altını oydu. Zarrab, Türkiye’deki özgürlüğünü, siyasetin yargı sistemine küstah müdahalesine borçlu. 
Hükümet, 2013’teki yolsuzluk operasyonu sonrası birkaç hafta içinde soruşturmada yer alan tüm hukuki kurum çalışanlarını tasfiye etti. Aylar içinde tüm davalar düşürüldü ve tüm şüpheliler beraat etti.

Darbe girişiminden bu yana Erdoğan ülkesini kararnamelerle yönetiyor. Hükümeti eleştirenler, kuşkulu terör suçlamalarıyla keyfi şekilde gözaltı riskini göze almak zorunda. 10’dan fazla muhalefet milletvekili hala hapiste. Ankara parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş hazırlığı yaparken, Türkiye’deki yasama, yürütme ve yargı arasındaki çizgiler her zamankinden daha fazla bulanık hale geliyor.

Erdoğan bir de otoriterliğini Amerikan kıyılarına doğru genişletmeye niyetli görünüyor. Mayıs ayında, Erdoğan kenardan izlerken korumaları, Washington’daki Türk Büyükelçilik Konutu önünde toplanan protestocular acımasızca dövmüştü. ABD Dışişleri Bakanlığı endişelerini dile getirirken, Türk Dışişleri ise D.C. polisinin faaliyetleri hakkında ABD Büyükelçisi John Bass’a nota verecek kadar yüzsüzleşti.

Ve bu Washington’daki bu tarzda yapılan ilk saldırı değildi.  2016’da Erdoğan Brookings Enstitüsüne konuşmak için geldiğinde korumaları göstericileri hırpalamıştı. Bu saldırılar, Erdoğan’ın lobicileri Washington’da ABD-Türkiye ilişkilerini geliştirmenin ödülü olarak Zarrab’ı tahliye ettirerek diplomatik bir zafer kazanma peşinde tam mesai çalıştığı sıralarda yaşandı.

Trump, Brunson’un serbest bırakılması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmalı. Ancak bunu, İran’ın Türkiye’de çantası olarak kullandığı bir adamla mahkûm takası müzakereleri yürüterek yapmamalı. Erdoğan’ın ABD yargı sisteminin altını oyma çalışmaları ödüllendirilmemeli. Ülkelerinde kalan son demokrasi kırıntısını korumaya çalışan Türkler için Washington’un en azından yapabileceği budur.  
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ