Yeni darbe tartışmasında Gezi'deki beraat kararı iktidarın geri adım sinyali

"Gezi Davası’ndan çıkan beraat ve tahliye kararları iktidar ittifakının “geri adımı” olarak görülebilir."


Ahval'den Gazeteci Zülfikar Doğan'ın analizi şöyle;

İktidar medyasının Erdoğan’a yönelik yeni darbe iddialarını gündeme taşıyıp, köpürtmeye çalıştığı süreçte “darbe ve hükümeti düşürmeye teşebbüs” iddiasıyla açılan Gezi Parkı Eylemleri davasında tüm sanıklara beraat ve 840 gündür tutuklu olan Osman Kavala’ya tahliye kararı verilmesi, Erdoğan’ın geri adımı, iktidar ittifakının siyaseti yumuşatma hamlesi olarak yorumlanmalı.


Son günlerde, özellikle iktidara yakın medya organlarında ve köşe yazılarında yaygın şekilde dile getirilen yeni darbe iddiaları, TBMM’de siyasi parti grup toplantılarında da liderlerin gündemindeydi. En ilginç açıklama ise iktidar ittifakının ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin darbeye karşı “Önyargıları bir yana bırakalım. Çözemediğimiz sorunları derin dondurucuya koyalım, birbirimize sarılalım, sahip çıkalım” çağrısıydı.

İktidarın kendi kontrolündeki medyada yazılıp çizilen darbe iddiaları karşısında uzunca bir süre sessiz kalması dikkat çekici bulunurken, MHP lideri Devlet Bahçeli darbe iddialarına çok sert tepki gösterdi. Bahçeli ; “Herkese çağrım şudur: Önyargıları bir kenara bırakalım, birbirimize çatık kaşla bakmak yerine çevik bir iradeyle sahip çıkalım. Çözemediğimiz sorunları derin dondurucuya koyalım, Türkiye’nin gelecek haklarında, istiklal haysiyetinde milli birlik ve beraberlik şuuruyla, samimi bir üslupla buluşalım. Başka bir Türkiye yoktur. Sığınacak ve gidecek başka bir yurt yoktur.  Darbe demek karanlık demektir, iç çatışma demektir, Türkiye’nin defni ve tasfiyesi anlamına gelecektir. Bir olalım, beraber olalım, uzlaşmanın ve kucaklaşmanın hasletleriyle dolup taşalım” dedi. 

Bahçeli’nin bir anda böylesine keskin söylem değişikliği meclis kulislerini hareketlendirirken, aynı saatlerde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması yapılan Gezi Davası’ndan tüm sanıklara beraat kararının çıkması, iktidar ittifakının yeni bir siyaset stratejisine yöneldiğinin sinyali.

Yeni darbe tartışmalarının iktidar medyasında ısıtılıp, manşetlere, köşe yazılarına taşındığı bir aşamada, “darbe ve hükümeti devirmeye teşebbüs” iddiasıyla yürütülen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 2013’te başında bulunduğu hükümetin tüm üyelerinin “mağdur-müşteki” sıfatıyla müdahil olduğu Gezi Davası’ndan çıkan beraat ve tahliye kararları iktidar ittifakının “geri adımı” olarak görülebilir.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan CHP Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) sunduğu Haftalık Değerlendirme Raporu’nda darbe tartışmalarını analiz ederken Erdoğan ve AKP’nin bu iddialar üzerinden “yeni bir mağduriyet algısı” yaratmaya çalıştığını savundu.

Toprak raporunda; “İktidara bağlı Cumhuriyet savcılarının bu darbe iddialarını yazan-çizen hatta kimileri bazı ayrıntılara dahi yer veren gazetelere, yazarlara yönelik re’sen bir inceleme ya da soruşturma açmaması, en azından bu yazarları, bu haberleri sayfalara yerleştiren yayın yönetmenlerini ellerindeki bilgi, belge ve bulguları savcılıkla paylaşmaya, ifadeye çağırmaması ayrıca dikkat çekicidir. 

Böyle bir hazırlık var ise her konuda iktidarın bir talimatıyla harekete geçen savcıların, mahkemelerin anında gereğini yapacakları aşikâr olmasına karşılık, hiçbir savcının bu iddiaları dikkate almaması, soruşturma açmaması da başlı başına üzerinde durulması gereken bir durum. Hangi amaçla yapılıyor olursa olsun bu oldukça tehlikeli, darbeleri sıradanlaştıran, olağanlaştıran, kamuoyunun bir süre sonra darbelere karşı duyarsızlaşmasını beraberinde getirecektir. Ne bu senaryoyu yazanlara ne pazarlayanlara ne de buradan siyasi mağduriyet ve iktidar erozyonunu durdurmak için medet umanlara yarar sağlamaz.” Görüşüne yer verdi.

Gezi Davası’nın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’yı  daha önce “darbeci, Soros’çu, terör örgütü ele başı” olarak suçlayan Erdoğan’ın yanı sıra, 2013’teki Erdoğan kabinesinin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da müştekiler arasındaydı. AKP’den ayrılıp yeni parti kurmaya girişen Davutoğlu ve Babacan karar duruşması öncesinde davadan çekildiklerini açıklamışlardı.

Osman Kavala hakkında Anayasa Mahkemesi’nin neredeyse bir yıl önce verdiği “hak ihlali ve tahliye”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tahliye kararlarına uymamakta direnen mahkeme heyeti, savunma avukatlarının tüm taleplerini ve dilekçelerini de bugüne kadar hep reddetti. Kavala hakkında her duruşmada tutukluluğun devamını, tüm sanıklara darbecilikten ömür boyu hapis cezası talep eden savcının da bugüne kadarki tavrı ve açıklanan son mütalaası, kamuoyunda mahkûmiyet kararı verileceği beklentisini yükseltmişti. 

Hemen hiçbir somut kanıta dayanmayan, gizli tanık ifadeleriyle sürdürülen yargılamadaki sakatlıklar, iktidara yakın bazı köşe yazarlarının bile tepkisine neden oldu. Kavala hakkında daha önce verilen tahliye kararı, savcının itirazıyla bir üst mahkeme tarafından bozulmuştu. Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK) ise Kavala hakkında tahliye kararı veren önceki mahkeme heyetini ve sonrasında da davanın hakim ve savcılarını sık sık değiştiren atamalar yaptı. Dolayısıyla Gezi Davası yargılamalarının siyasi iktidarın baskı ve yönlendirmesiyle yürütüldüğü, mesnetsiz şekilde zoraki iddialara dayandırıldığı kanısı kamuoyunda oldukça kuvvetliydi.    

Bu siyasi atmosfer ve yargı süreci doğrultusunda karar aşamasına gelen davada “darbecilik, darbeyle hükümeti teşebbüs, terör örgütü üyeliği” ile suçlanan tüm sanıklara aynı mahkeme tarafından beraat kararı verilmesi iktidarın iç ve dış kamuoyunda ortaya çıkacak tepkileri görerek, geri adım atmak zorunda kaldığını, mahkemenin de bu doğrultuda karar verdiğini işaret ediyor. 

Bunun yanında, iktidar ittifakının ortağı Devlet Bahçeli’nin de karar duruşması sürerken “herkesi birbiriyle sarılıp kucaklaşmaya, birbirine çatık kaşla bakmamaya, sorunları derin dondurucuya kaldırmaya” davet etmesi, iktidar ittifakının siyasetinde önümüzdeki günler için çizgi değişikliği, yumuşama, gerilimin dozunu ve siyasi tansiyonu düşürme hamlesinin habercisi olarak görülebilir.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ