"Türkiye’yi İdlib sancısı sardı"

"İdlib düşerken" Türkiye paniklemeye başladı. Erdoğan, ”Putin bizi kandırdı " demeye getirdi. Kriz derinleşiyor, Türkiye kucağında bulduğu 80 bin cihatçıyla Suriye'den hezimetle dönebilir!



Suriye Ordusu tabir yerindeyse İdlib‘i adım adım geri alıyor. Cihatçılar şaşkın ve yeni rota bulma telaşında. İdlib’i cihatçı gruplardan temizleyeceği garantisi veren ve bu şarta bağlı olarak halihazırda Suriye’de asker bulunduran Türkiye ise deyim yerindeyse şokta. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan durumu fark etmiş olmalı ki müttefik olarak gördüğü Rusyayı suçlamaya başladı; “Rusya ile gerek Soçi gerek Astana’da bazı görüşmeler anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya’nın sadık kalması halinde biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibariyle maalesef ortaklık bozulmak üzere…” Oysa hem Astana hem de Soçi mutabakatlarının en önemli maddesi İdlib’in cihatçı teröristlerden temizlenmesiydi ve bunu Türkiye sağlayacaktı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. S-400’ler alındı Rusya ile yeni ticari anlaşmalar yapıldı.


TÜRKİYE ESAD İLE MASAYA OTURACAK

Türkiye temelde Suriye’deki Kürtlerin kimi bölgeleri boşaltmasını istemişti. Erdoğan’ın Kürt takıntısı, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden şekillenmesindeki söz hakkını da ortadan kaldırmış oldu. Şimdi görünen şu; Erdoğan Putin’e kızıp ya rotayı başka bir ülkeye çevirecek ya da bu girdaptan çıkmayacak. Önce Türk Ordusu girdiği bölgelerden yavaş yavaş çekilecek, Afrin dahil bütün alanları boşaltmak zorunda kalacak. Kürtler daha önceki bölgelerine dönecek, PYD ile Şam arasında kalıcı bir anlaşma Rusya’nın hakemliğinde yapılacak. Türkiye’ye tek bir yol kalıyor; Erdoğan’ın Kürtlerden önce davranıp Rusya’dan ricada bulunarak Esed ile bir an önce masaya oturması ve tavizler vermesi. (Türkiye istihbarat düzeyinde uzun süredir Şam ile görüşme halinde ancak bunlardan sonuç alınmış değil.)

CİHATÇI ÖRGÜTLER TÜRKİYE’NİN KUCAĞINDA KALDI

Aslında Suriye krizi İdlib’ten sonra Türkiye’ye daha büyük bir sorun bırakıyor: ”cihatçı örgütler” deyim yerindeyse Türkiye’nin kucağında kaldı. Bunların çoğu zaten Türk istihbaratının irtibatlı olduğu gruplar. Türkiye’nin onları terk etmesi öfkelerini kabartacaktır. Nitekim geçmişte Erdoğan, Putin (Soçi) görüşmesine kızan kimi cihatçılar İdlib’te gösterilerde bulunmuş, Erdoğan posterleri ve Türk bayraklarını yakarak görüşmeyi protesto etmişlerdi.

TÜRKİYE’NİN ÇIKMAZI RADİKAL GRUPLAR

Son tahlilde durum böyleyken örgütler açısından ise farklı bir takvim işliyor. 44 farklı gruba ayrılan El Kaide-Nusra türevi olan selefi radikal örgütler varlığını sürdürüyor. Suriye içinde sayıları 80 bini bulan çeşitli radikal gruplar Türkiye’nin çıkmazı olacağa benziyor.

Terör gruplarının önemli bir kısmı hala İdlib ve çevresinde. Küçük gruplar halindeki militanlar (kaçan) ise, Türkiye denetiminde Türkiye sınırında toplandı. Bağdadi’nin sınıra 5 km yakın bölgede öldürülmesi de bunun en büyük kanıtıydı. Her cihatçı örgütün bir kısmı, hala Türkiye sınırı yakınlarındaki kamplarda, köy veya kasabalarda yaşıyorlar. Bir kısmının ise Türkiye sınırları içinde kurulan, “devlet kontrolündeki” kamplarda olduğu iddia ediliyor.

TÜRKİYE TARAFINDAN DÜZENLİ YARDIM VE MAAŞ ALIYORLAR

ÖSO’nun bileşeni olarak geçen radikal gruplar Ceys El Nusra, Feylak üş Şam, Ahrar üş Şam, Nurettin Zengi Hareketi, Suriye Özgürlük Cephesi (Cephe Tahrir Suriye) gibi örgütlerin bir grup militanlarını bu kamplara gönderdiği belirtiliyor. Bunlar El Kaide ve IŞİD’ten kopanların oluşturduğu gruplar. ÖSO ile temasları ise tamamen yardım silah ve iaşe amaçlı. Zaten zaman zaman bu gruplar arasından ÖSO’ya katılımlar oluyor ve Türkiye tarafından düzenli silah ve maaş alıyorlar.

Suriye’de halen güçlü durumda olan IŞİD ve Suriye El Kaidesi olan Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve bunlardan türeyen değişik gruplar bulunuyor. Ulusal Kurtuluş Cephesi çatısı altında ise 11 grup mevcut. Bunlar daha çok El Kaide, IŞİD ve El Nusra’dan koparak örgütlenmiş. Kendilerine muhalif bir kimlik kazandırsalar da radikal taraflarında bir değişiklik yok. Zira İdlib’ten çekilmeleri istendiğinde Türkiye’ye karşı cihat ilan etmişlerdi. ÖSO İle dirsek temasında olmaları ÖSO’nün özünde ne kadar tehlikeli bir oluşum olduğunu ortaya koyması açısından önemli. Bunların hakimiyet sahası ve serbest dolaşım alanı Türkiye ile komşu olmalarını sağlıyor.

“İdlib düşerken” Türkiye’yi her anlamda sancılı bir sürece sokacak. Ortadoğu’da her an her şey olabilir bugün zafer yaşarken yarın hezimetinize bakıyor olabilirsiniz…

Kaynak: Grihat
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ