​Toker: Kayyım operasyonu CHP-İYİ Parti'li adayların yönettiği belediyelere gözdağı mı veriyor?

HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanmasına gerekçe olarak eşbaşkanlar hakkında yürütülen “terör” suçlamaları gösteriliyor.


Sözcü yazarı Çiğdem Toker bugünkü yazısında “terör” soruşturmaları nedeniyle üç belediye eşbaşkanının görevden alınmasına tepki gösteriyor.

Çiğdem Toker bugün dayatılan biat kültürüne itiraz eden bir yurttaşı suçlamanın, itibarsızlaştırmanın konjonktüre uygun “korkutma” kavramının “terörist” olduğuna dikkat çekiyor. 


Günümüzde AKP'li olmamanın, AKP'yi desteklememenin, AKP'yi eleştirmenin potansiyel “terörist” ilan edilmek bakımından bir risk unsuru olduğunu ifade eden Toker, “AKP'li olmayan her ölümlünün eşit olarak istifade ettiği bir risk. İktidar mensupları, ona biat edenler ve besleme medyası, kasetçalarların eski ‘pause’ tuşu gibi hazırda tutar ‘terörist’ yaftasını. Üstelik bir tek terör örgütüyle anılmaz düzene karşı ‘PKK, F...Ö, DHKP-C’ diye yan yana sıralanışı hiç de şaşırtıcı değildir. Dahası iddianamelere dahi aktarılır bu toplu suçlama. Biri tutmazsa diğerinin tutacağı mı düşünülür artık bilinmez” diyor.

31 Mart'ta HDP'li adayların kazandığı Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınmasına gerekçe olarak haklarındaki “terör” soruşturmalarının gösterildiğine dikkat çeken Toker, “Ancak seçilmiş üç büyükşehir belediyesi başkanın (Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk ve Bedia Özgökçe Ertan ) da haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmuyor. Bu yanıyla görevden almalar seçmen iradesini gaspın yanı sıra masumiyet karinesini de açık ihlal niteliği taşıyor” ifadelerini kullanıyor.

Toker, yandaş medyanın iddia ettiği gibi PKK’ye kaynak aktarımı söz konusuysa, bu önemli iddianın somut delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtiyor. 

Kayyıma “başkanvekili” demenin, halkın vergileriyle yapılan fıstıklı kadayıf,  banyo harcamalarına dair hafızayı ortadan kaldırmadığını belirten Toker, şunları ifade ediyor:

“Diğer taraftan bu operasyonun CHP-İYİ Parti'li adayların yönettiği belediyelere de gözdağı amacı gütmediğini kim söyleyebilir? Son yerel seçimin AKP'ye karşı seçmen tabanında bir ittifaka vesile olduğunu, CHP-İYİ Parti ortak adayına HDP seçmeninin destek verdiğini hatırlarsak, son operasyonların CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ile seçmenlerine ‘mesaj’ olduğunu anlamak zor olmayacaktır. Nihayetinde bu operasyona dayanak oluşturan KHK ve yasa sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri için kurgulanmadı.

Hiçbir hukuk devletinde ve hiçbir demokraside oyların ‘kirli, az kirli, temiz çok temiz’ diye sandığında oy kullanan bütün yurttaşların oyu eşittir. Bütün oylar aynı saygıyı hak etmektedir. HDP'li üç büyükşehir belediye başkanını görevden alıp kayyım atayan iktidar ile 31 Mart sonrası İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığına seçilen Ekrem İmamoğlu'nun elinden mazbatayı alıp kayyım atayan iktidar aynı iktidardır.” 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ