M.Nedim Hazar yazdı: Bir kavram daha tüketilirken!

''Kavram rezervlerimizden birini daha hoyratça tüketti muktedir. Bir ülkede kavramlar rezervlerden daha hızlı tüketiliyorsa, orada işler iyi gitmiyordur!''
Gazeteci M.Nedim Hazar'ın Tr724'te yayınlanan analizi şöyle:

Siyaset böyle bir şey işte, bir kavramı alıp ihtiyacı olduğu süre kadar kullanıyor. İşi bitince ne o kavramdan ne de o kavramın karşılığı olan hislerden bir hayır gelmiyor kimseye.

Reklam sektöründe iken siyasetçilerin “-cek –cak”lı kelimelerin tamamını tükettiğini, sonuna bu eklerin geldiği hiçbir vaadin halkta karşılığının olmadığını anlamıştım.


AKP iktidarı geçmiş ve günümüze dair neredeyse tüm mirası yedi bitirdi.

Düşünsenize Müslümanların, özellikle Türk Müslümanların en büyük hayallerinden biri olan Ayasofya bile arzu ettikleri neticeyi vermedi.

Hal böyle olunca geleceği tüketmeye karar verdiler sanırım.

Bu sebeple “Müjde” kavramına sarıldılar sımsıkı.


Çıtayı da epey yükseğe koydular.

Öyle bir müjde ki ülkeyi eksen değişikliğine götürecek, sihirli bir değnek gibi bugünkü kapkaranlık tabloyu tamamen tersine çevirecekti.

Yeni Şafak’ın artık gerçeklerle alakası tamamen kopmuş yayın yönetmeni kadar iman eden çıkmadı elbette bu duruma.

Bir trol yaptığı video kaydında şunu söylüyordu hançeresini yırtarcasına:

“’2023’te kimse doğalgaza para vermeyecek kardeşim!”

Bu öylesine büyük bir iyimserlikti palavra sınırlarını bile zorluyordu aslında. Zira bahsi edilen keşif rezerv gerçek olsa bile, bu rezervin yüz katı olan ülkelerde bile doğalgaz bedava değildi. Eşyanın tabiatına aykırıydı bir kere bu durum ama, çaresizlik mi yoksa kesin inançlılığın verdiği savrulma mı böylesine büyük sallamasyonlara sebep oluyordu.

Belki kısmi bir alıcısı olabilirdi bu faraziyelerin ama piyasalarda karşılığının olmadığını ekonomik tablonun daha da kötüleşmesinden hemen anlamak mümkündü.

Müjde kelimesine öylesine abandılar ki muhtemelen pek çok kişi ve kurumu özel olarak telefonla arayıp “Külliyeden arıyoruz, sayın cumhurbaşkanımız bu müjdeyi desteklemenizi arzu ediyorlar” rızasında bulundular.

Kulüplerden hacamatçılar derneğine kadar destek aradılar ciddiyetle.

Havuz ekranlarında keza kendi kadrolu her konuda fikir sahibi kadrolu yorumcularıyla birlikte bir takım uzmanlara da aklı, mantığı, ilmi zorlayıcı yorumlar almaya çalıştılar.

Bu meyanda havuz medyasının bir muhabiri konuda yetkin bir ismi telefonla arayıp konu hakkında görüş almak istiyor. Uzman kişi, “hiçbir fikrim yok, zira elde hiçbir veri yok” diyerek sadece müjde kelimesi üzerinden yorum yapamayacağını söylüyor. Muhabirin cümlesi ise şu;

“Muhalif misiniz?”

Uzman kişi sinirlenmemeye çalışarak;

“Hayır hanımefendi mühendisim!”


Bir gazetede yorum yazmak ile ekranlara uzman olarak çıkmak arasındaki farkı bilmeyen kimileri, bizim bu yazılar ile ekranda çıkıp her konuda ahkam kesmeler arasında bir fark olmadığını düşünüyor.

Elbette çok büyük fark var. Araştırmacı gazetecilik farklı uzman yorumculuk farklıdır. Gazeteci bir konuda yazı kaleme almadan önce araştırma yapar, okumalar, görüş almalar vs. Ekrana çıkıp canlı yayında bir işin otoritesi olmakla çok farklı şeylerdir bunlar. Ve bir araştırmacı gazeteci eğer farklı bir bakış açısı bulamazsa genelde o konuda bir şey yazmamayı tercih eder. Nihayetinde kendi bakış açısını belirten hiçbir iddiası olmayan, belki bir takım kulisler ve konuşulmayanları ortaya çıkardığı için kıymetli olabilecek şeylerdir bunlar. Ekranda oturup bir konuda otorite olarak ahkam kesmek ile bunun alakası yoktur.

Doğalgaz rezervi meselesi de böyledir. Bu konuda fikir sahibi olabilmek adına okumalar yapılır, farklı kaynaklardan farklı görüşler damıtılır ve bir kanaat oluşuyorsa yazar fikrini kaleme alır. Niyet iddialı bir şey ileri sürmek değil, tarihe not düşmek ve bu konuda fikir çeşitliliğine katkıda bulunmaktır. Bir konuda uzman görüşü irad etmek başka, bir olayın haberin analizini yapmak bambaşka şeylerdir.

Bu ara izahattan sonra doğal gaz müjdemize dönelim.

Her yazımızda ifade ettiğimiz gibi, ekrana çıkan her konuda ahkam kesenlerin aksine işin ehilleri bu işin öyle kolay olmadığında hem fikirler.

Bunlardan biri de şüphesiz  Petrol Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel Kurt.. Kurt , 2023 yılında gazın kullanıma açılacağı iddiasını ise fazla iyimser bulduğunu ifade ediyor ve ekliyor, “Teknik olarak mümkün görünmüyor, zira sadece ”deröntgen” çekildi ve tahmin henüz kanıtlanmış değil.”

“Deröntgen” meselesini şöyle izah ediyor Başkan kurt: ““2 bin 100 metre deniz derinliğinden sonra ses dalgalarının yansımasıyla aşağıdan bir resim çekiliyor. Tıpkı röntgen çektiğinizdeki gibi yer altında flu bir tablo elde ediyorsunuz. Tuna 1, buna göre kuyu kazıyor ve tamam diyorsunuz, doğru yeri bulduk. Sismikte 250 kilometrekarelik bir alanda gazın olabileceği görülüyor. Sondaj sırasında aşağıda 100 metre büyüklüğünde gazlı kaya olduğu söyleniyor. Buradan bir tahmin yürütebilirsiniz”

Böyle bir rezerv keşfi sırasındaki önemli unsurların biri de tespit kuyuları.

Türkiye henüz kaç tespit kuyusu ve pozisyonları hakkında bir çalışma yapmış değil. Doğmamış çocuğa rezerv biçmenin siyasi bir manevra olduğu da buradan ortaya çıkıyor zaten.

Tespit edilen rezervin tamı tamına doğru çıkması durumunda bile sonrası süreç çok kolay değil. Kurt anlatıyor: “Gazın çıkarılarak BOTAŞ’ın iletim şebekesine verilmesine kadar olan süreç önemli. Tabii buradan gaz çıkarılarak kullanılması, yurt dışından daha az gaz almanıza neden olur ama burası net değil. Cumhurbaşkanı 2023 yılında kullanılacak dedi. Fakat 2 bin 100 metre su derinliği var. Elimizde sondaj gemisi iki tane, şu an üçüncüsü hazırlanıyor. Üçü de çalışsa bunların ne kadar zamanda, ne kadar kuyu kazacağı önemli. Yine Tuna 1’de de işler bitmedi. Geliştirme kuyularıyla birlikte bir iki yıl sürecek. Ardından üretim tesisleri yapmak için 2 bin 100 metre derinliği olan denizde üretim platformu yapmanız lazım. Yerli teknoloji olmadığı için Japonya, Amerika, Çin gibi ülkelere ihale verecek veya onlarla ortaklık kuracaksınız. Ayrıca doğal gazı deniz tabanından mı yoksa sıvılaştırılarak gemiler yoluyla mı getireceksiniz? Bunlar büyük yatırımlar. Öngörmek kolay değil. Bu sebeple 2023 hedefi çok iyimser ve teknik olarak mümkün görünmüyor.”

Bir başka konu ise, mevcut rezervin gerçek olması durumunda onu kimlerin çıkaracağı. Kurt’un bu konuda da ciddi endişeleri ve birilerine peşkeş çekilmemesini umuyor.

Doğal meselesinin gerçekçi boyutu böyle.

Meseleyi daha derinlemesine kavramak isteyenler Petrol mühendisleri Odası’nın bu konudaki resmi açıklamasını (Havuz medyası görmezden geldi) okuyabilirler.

Öte yandan bir hakikat daha var:

Kavram rezervlerimizden birini daha hoyratça tüketti muktedir.

Bir ülkede kavramlar rezervlerden daha hızlı tüketiliyorsa, orada işler iyi gitmiyordur!


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ