Meyve vermesini bilen ağaç

Eski Osmanlıcılık fantezilerini bir kenara bırakıp günümüzde insanlığın acil problem ve ihtiyaçları için adım atmalı, farklı kesimleri birbiriyle buluşturacak yollar geliştirmeli.

İstemesek de çevremizde yaşanan olaylardan az veya çok etkileniyoruz. İnsanlar modern dünyanın sunduğu imkân ve fırsatlardan etkilenerek hayatlarına şekil veriyorlar. Bugünün dünyasında toplumlara yön veren şeyler arasında inandığımız değerler pek yer almıyor çünkü bizim dünyamızda önemli olduğunu düşündüğümüz değerlerin aktarılması konusunda kaygı taşıyan çok az insan var.

Kalabalıklar çocuklarının başkalarının ürettiği değer yargılarından uzak şeylerin etkisi altında yetişmesini çaresizlik içinde seyrediyor. Devlet yönetimine talip olanların genç nesilleri değerler eğitiminden geçirme gibi bir dert ve sorumluluk taşımadıkları görülüyor. Popülist yaklaşımlarla içerikten uzak sadece görüntüyü kurtaracak çalışmalar yapmakla yetiniyorlar. Kimse sorumluluk alıp da toplumsal değerlerin aktarılması konusunda çalışma içine girmiyor. Yapılanlar ise dünya geneline göre çok cılız ve etkili olmaktan uzak kalıyor. Böyle olunca bütün dünya değer yargılarından uzak hollywood vb yerlerde sadece ticari hedeflerle yapılan üretimleri alıp kullanıyor ya da benzerlerini kopya ediyor.


Türkiye’de çok az sayıda insan gelecek nesillerin yetişmesi için gayret gösterdi, ancak bunların içinde bugünün toplumuna olumlu katkı sunacak kayda değer bir ürün ortaya koyan olmadı yapılanlar grup içinde sınırlı kaldı. İlk kez Fethullah Gülen Hocaefendi yüksek düzeyde kaygı taşıyanlardan biri olarak elini taşın altına koydu ve yıllarca bıkmadan usanmadan çalıştı. Ona inanan geniş bir topluluk mali kaynaklarını birleştirerek gelecek nesillere değerler eğitimini verecek insan kaynağını yetiştirdi. Yetişenler zaman ve enerjilerini kendi özel ihtiyaçları için harcayacağına toplumsal sorumluluk üstlenerek insanlığın geleceği için kullandılar.

Eğitim kurumları açıldı. Başlangıçta acemice yürütülen faaliyetler, dayanışma ağları sayesinde ülkenin ve dünyanın örnek kurumları haline geldi. Gazeteler, dergiler ve basın kuruluşları açıldı, imkân ve gayretlerin bir araya getirilmesi ile ülkenin en saygın kuruluşlarına dönüştü. Dünya genelinde ses getirecek projeler başlatıldı, yayınevleri kuruldu, fikri olan herkese imkân tanındı.

Farklı dünya görüşlerinden insanlar ürettikleri değerli çalışmalar basıldı toplumla buluşturuldu, her yaş grubuna hitap edecek ülke ortalamasının çok üzerinde içerikler hazırlandı. Ticari kaygılardan uzak sadece insani hizmetler yürütmek amacıyla banka-sigorta şirketi-sendika kuruldu, toplumun ihtiyaç duyduğu her alanda en düzeyli çalışmalar yapan birimler oluştu.

Bununla sınırlı kalmadı esnafından memuruna ve öğrencisine kadar her kesimden insanın eğitimi için haftalık yaygın sohbet halkaları oluşturdu. Toplumun yaşam boyu eğitimini üstlendi, olumlu davranış kazandırdılar.

Yönetimde söz sahibi olmak isteyen kesimler ülke geleceği için faydalı da olsa bu tür birlikteliklerden hep rahatsız oldular. Kendilerine alternatif olduğunu düşündükleri her birlikteliği tehlikeli olarak gördü devlet gücünü bu tür çalışmaları önlemek için kullandılar.

Bediüzzaman geçmişte gönüllü alay komutanı olarak hizmet verdiği halde savaş sonrası devletten hiçbir şey beklemeden ülke gençliği için kolları sıvadı ve dünyanın geleceğini aydınlatacak harika eserler üretti. Etrafına toplanmış az sayıda talebesi ile bir eğitim seferberliği başlattı. Yaptığı her faaliyet o günün siyasileri tarafından yasaklandı. Kendisi ve talebeleri zindanlarda çürümeyi göze alarak eserlerini okumak yazmak zorunda bırakıldı.

Geçmişte hayırlı hizmet üreten Bedizüzzaman ve Süleyman Efendi'ye yapıldığı gibi Fethullah Gülen Hocaefendi'nin tüm olumlu hizmetleri de günümüzün siyasi kadroları tarafından son dönemde yasaklandı, katılımcıları terör örgütü mensubu ilan edildi birçoğu tutuklandı.

O, tüm engelleri aşarak yaptığı olumlu hizmetlerin yıkılmaması, yetişmiş insan kaynağının yok edilmemesi için elinden gelen gayreti gösteriyor. İnsanlığın geleceği hakkında hiçbir projesi olmadan yönetime talip olup her şeyi yıkanların verdikleri zararı tamir için şu tavsiyelerde bulunuyor:

Modern yaşam tarzı herkesi etkisi altına aldı. Müslümanlar da kendilerini onun etkisinden kurtaramadı. İlahiyatçılar bile dini gerçek değerlerinden uzaklaştırıp başkalaştırdı, modern yaşamın gereklerine göre yorumlamaya başladı. Her kesim kendi dünya görüşünden bir şeyi dinin içine karıştırdı ve duruluğuna zarar verdi. Tahribat çok büyük. Küreselleşen dünyada faydalı olacağına inandığımız bozulan değerleri onarıp duru haliyle ortaya koymak-duyurmak için epey emek ve zamana ihtiyaç var. Toplumsal sorunların çözümü değer yargılarının yükseltilmesinden geçiyor. Bu konuda sorumluluk taşıyanlar problemleri doğru teşhis edebilirse, belki uzun çabalarla çözüm geliştirebilir, düşündüklerini zamanın ruhuna uygun sunacak argümanlar hazırlayabilirlerse faydalı olabilirler. Değerlerinin insanlığın geleceği için mutluluk vaat ettiğini düşünenler, cimrilikten vazgeçip büyük bir aşk ve gayret içinde o değerleri cömertçe her yere ulaştırmaya çalışmalı. Ellerindeki imkân ve fırsatlar çok küçük bile olsa hedeflerini yüksek tutmalı, fizibilitesi iyi yapılmış alanlara gerekli yatırımları yaprak geleceğin dünyasının mutluluğu için zemin hazırlamalılar. Allah’ın verdiği iradenin kendilerine yüklediği sorumluluğu sırtlarında hissetmeli düşündüklerini sempozyumlar, paneller, kitaplarla onları günümüz şartlarına göre tazelik içinde sunmaya çalışmalılar. Hırsla insanların birbirine saldırdığı, herkesin muhataplarını ezmekle başarılı olmaya çalıştığı, savaşlarla ülkelerin parçalandığı, milyonlarca insanın sefaleti üzerinden iktidar kavgalarının verildiği bir dönemde öldürücü silahlar ve çatışmaların yıkıcı etkisi önlenmezse dünyada hiç kimse emniyette değil. Ümitsizlik azmi kıran en büyük ayak bağlarından biri, şartlar ne olursa olsun insanlar görevlerini yapmakla mükellef olduklarını neticenin Allah’a ait olduğunu unutmamalı. Toplumsal sorumluluk taşıyanlar bunun bilincinde olmalı, eski Osmanlıcılık fantezilerini bir kenara bırakıp günümüzde insanlığın acil problem ve ihtiyaçları için adım atmalı, farklı kesimleri birbiriyle buluşturacak yollar geliştirmeli. İnsanlar arasında köprüler kurup kardeşlik yolları gösterilmeli kavgaların despotlukların insanların kanı üzerinden kurulan saltanatların önlemesi için çalışılmalı, dünya genelinde insanca yaşam tarzının tesisi sulh ve huzurun temini için ayrılıkları ortadan kaldıracak yöntemler bulunmalı. Gerçeklerden kopmadan insanlara aynı atadan gelmiş oldukları yeniden hatırlatıp bir araya toplama işi ancak iyi yetişmiş kadrolarla yapılırsa başarılı olabilir. Bugünün sorumluğu gelecek nesilleri maddi manevi donanımla yetiştirmek akıl- fikir-mantık olgunluğu sağlamak ve ciddi bir birikim kazandırmak olmalıdır. Geleceğin dünyasına olumlu katkı sunacak nesiller;

-Hem ilahi mesajlar hem de tabiatın-çevrenin kanun ve kurallarını pozitivizmden uzak temel kaynaklara dayalı bir bakış açısıyla değerlendirecek,
-Olayların arka planında muradı ilahinin ne olduğu arayacak, görülen şeyleri insanlığı fazilete götürecek, marifetini geliştirecek şekilde yorumlayacak,
-Olumsuzluklara takılmadan, hakaret ve zulümler karşısında korkuyla değerlerinden taviz verip yol değiştirmeye kalkmadan, ümidini kaybetmeden, rahat ve rehavete kapılmadan (kaymadan-düşmeden-çürümeden-haset duygusuna yenilmeden) toplumların ıslahı için koşturacak,
-Sürekli ileri hedeflere bakıp insani değerleri anlatma heyecanı içinde her dönem canlı kalıp meyve vermesini bilecek, yaşantıda titizlikle inandırıcılığını koruyacak,
-Hedeflerini gerçekleştirmek elinde olmasa bile ilahi tecellilerin ancak azimle çalışanların yanında olacağı bilinci içinde hareket edecek bir donanımla yetiştirilmelidir.

Onlar, dine ait meseleleri tüm detayları ile yaşamaya çalışsalar bile başkasına anlatırken Efendimiz (SAV) tavsiyesine uyarak kolaycılığı esas almalı. Temel esaslarda gevşeklik göstermeden aile hayatlarından başlayıp, ülkede ve dünyada, dinin toplumlara doğru yön verecek esaslarını aktarmalı insanları dinden soğutacak detayın teferruata ait şeylerin kavgasından uzak durmalılar. Fikirleriyle, düşünceleriyle, mantık ve muhakemeleriyle dini en parlak şekliyle temsil edip özendirici olmalı, onun solup bozulmasına izin vermemeli, insanları güzel yaşantı ve davranışlarıyla tesir alanlarına çekecek onları cezp edecek davranışlar ortaya koymalılar. Üstadın, üstün gayretlerine dayanarak söylediği “Bir talebenin olduğu şehri kurtarılmış kabul etmesi” örnek olmalı bulundukları beldenin sorumluluğunu sırtlarında hissetmeliler. İnandıkları değerleri özendirici yönüyle yaşayıp göstermek için;

-Kimseye baskı yapmamalı,
-Kolaylığı esas alan değerler manzumesini zorlaştırmamalı,
-Temel esasların detaylar içinde yok olmasına izin vermemeli,
-İnsanları ondan ürkütecek davranışlardan uzak durmalı,
-Onu duru haliyle ortaya koymaya çalışmalı,
-Hakikatleri ihtiyacı olanlara ulaştıracak yollar geliştirmeliler.

Din etrafında oluşturulmak istenen tüm tereddütleri ortadan kaldıracak tavır sergilemeliler ki onların yaşantılarını görenler 'Bunlarda yalan yok' demeli.

Aktif Haber / İsmail S. Gülümser
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ