"Mazlumlar, hak arama yollarını doğru kullanırlarsa zalimlerin cesareti kırılır"

"Bütün zalimler zulümlerini artırdıkça topluluğun kendilerine olan itaatlerinin artacağına inanıyor o yüzden sürekli yeni arayış içinde kime ne zulüm yaparak onların ellerindekilere el koyabilir ve boyun eğdirebilir bunun hesabını yapıyorlar."



İsmail S. Gülümser/Aktif Haber


Dünya tarih boyunca birçok zalim gördü, zulüm yapanların çoğunun hesabı dünya da iken görüldü bir kısmının ise mazlumların kendilerine düşen görevi yerine getirmemesi yüzünden zulümleri daha da arttı ve maalesef bu dünyada iken yaptıkları yanlarına kar kaldı. Allah adili mutlak hiçbir zalimi cezasız bırakmaz bu dünyada cezası verilmeyenlerin hesabı ahrette kat ve kat fazlasıyla alınır. Ancak zulüm karşısında üzerlerine düşen görevi yapmayan insanlar zalimleri cesaretlendirmeye devam ediyor. Ahret duygusunu yitirmiş birçok zalim kendisi gibi örneklerin cezasız kalmasından hareketle zulmünü artırdıkça artıyor, boyun eğme sadece zulme uğrayana zarar vermiyor, yeni mazlumların oluşmasına zemin hazırlıyor.

Bütün zalimler zulümlerini artırdıkça topluluğun kendilerine olan itaatlerinin artacağına inanıyor o yüzden sürekli yeni arayış içinde kime ne zulüm yaparak onların ellerindekilere el koyabilir ve bu yolla hem zulmedip hem de boyun eğdirebilir bunun hesabını yapıyorlar. Onların zulme başlama sırası kendilerine olan itaate göre değişiyor, önce itaat etmemişlerden başlayarak zulüm halkalarını itaat etmişlere doğru genişletiyorlar.

Zalimler her dönem farklı yerlerde ortaya çıkıyor son dönemde zulmün ortaya çıktığı yerlerden biri olan Türkiye’de;

-Kürt kökenli iseniz sırf ırkınızdan dolayı suçlanıp en tabii insan haklarından mahrum edilebilirsiniz.

-Muhalif partilerden birinin mensubu iseniz herkesin yararlandığı haklardan faydalanmanız engellenebilir.

-İktidarın insanlık dışı uygulamalarını desteklemiyorsanız, bir bahane ile tüm imkânlarınız yok edilebilir.

-Cemaat mensubu iseniz belki yarım asırdan fazla zamandan beri sürdürdüğünüz işletmeniz teröre destek suçlamasıyla elinizden alınabilir.

-Devlet memuru iseniz din dil ırk ya da sadece dünya görüşünüzden dolayı mesleğinizi kaybedebilirsiniz.

-Eğitimci iseniz çalıştığınız kurum, vakıf dernek sendika delilsiz teröre destekle suçlanıp kapatılabilir, işinizi kaybedebilir, geçmişte yaptığınız yasal eylemlerinizle suçlanabilirsiniz.

-Öğrenci iseniz katıldığınız okul dışı yasal etkinlikler bir gecede terör kapsamına alınır ve yeni çıkarılmış düzenlemeler geriye doğru işletilerek siz geçmişte yaptığınız yasal eylemlerinizle yargılanabilirsiniz. Okulunuzda okuma hakkınız elinizden alınabilir, tutuklanabilir, hata linç girişimleriyle karşılaşabilirsiniz.    

-Dünya görüşünüzden dolayı işlettiğiniz eğitim kurumu ve siz terör destekçisi ilan edilebilirsiniz.

Kimin terör destekçisi olduğu konusunda mahkemelere gerek yok, iktidar bu kararı verip delilsiz mahkemelerden benzer kararların çıkmasını sağlayabilir. Bunları uzatmak mümkün...

Son dönem Türkiye’si dâhil tüm zalimlerin sermayesi şiddet ve zorbalık.




BUNUNLA MÜCADELE EDİLMEZ FİKRİ ZALİMLERİ AZGINLAŞTIRIYOR


Zalimler şiddetten besleniyorlar, önce bir grubu hedef alıp onlara şiddet uyguluyorlar, sonra baskı ve şiddetlerini giderek genişletiyor ve tüm topluma yayıyorlar. Zalimlerin bütün sermayeleri korku hissi insanların ürküp korktukları konuları tespit ediyor ve muhataplarını onunla esir alıyorlar.

İnsanların mücadele azimlerini kırmak için sürekli saldırmak zorundalar, saldırıyı kestikleri anda zulmettiklerinin kendilerinden hesap soracağından korkuyorlar. Muhataplarının hayatını zindana çeviren tüm zalimleri toplumda güçlerinin bazı şeylere yetmediği yönünde bir kanaat oluşursa iktidarlarının ellerinden kaçacağı endişesi ürkütüyor, oyunu sürdürmek için devamlı çıtayı yükseltmek zorunda olduklarını düşünüyorlar.

Zalimler insanlar üzerinde bunlar yenilmez psikolojik baskısı kurarak tesirini sürdürmeye çalışıyor, onların bu oyunlarının farkında olmayanlar gerçekten olağanüstü bir güç vehmederek mücadeleden vazgeçiyor, bilmeyerek zulüm araçlarının parçası haline geliyorlar.

Kaybettikleri karşısında endişeye kapılan bazı insanlar belki haklarından vazgeçerlerse bağışlanabileceklerini sanıyorlar daha fazla şey kaybedecekleri korkusuyla haklarını aramayı bırakıyor, bu davranışları ile zalimlerin işini kolaylaştırıyorlar.

Zalimler ırk, dünya görüşü, saygınlığı ya da mensubiyetinden dolayı bazı kişi ya da toplulukları kendi gelecekleri açısından tehdit olarak görüyor,  siyasi, parti ya da sivil toplum kuruluşları dâhil her türlü birliktelikleri dağıtıp ömür boyu iktidarda kalmak hatta mümkünse baas rejimlerindeki gibi ülkenin tek başına sahibi olmak istiyorlar.

Bu amaçla tüm gruplar için yok etme planları yapıyor, önce onlar arasına fitne tohumları ekip bölüp parçalamaya çalışıyor, bunda başarılı olamazsa top yekûn hukuk dışı yöntemlerle ellerindekini alıyor, zulmettikleri yaşananlara boyun eğerse daha da cesaret alıp yeni gasplara yöneliyorlar.

Direkt ya da dolaylı yollar kullanarak tüm devletin karar mekanizmalarını ele geçiriyor her şeye kendilerinin karar vereceği bir yapı kuruyorlar, ardından devletin bütün kaynaklarını tek başına kullanacak yöntemler geliştiriyor adım adım devletin tapusunu üzerlerine geçiriyorlar. Önceleri halkın tercihlerini önemsediklerini iddia ediyor, sonra halkı cehaletle suçlayıp her şeye halk adına kendileri karar verecek yollar buluyorlar.

Para kaynaklarını ellerine geçiriyor, istediklerine halkın parasını peşkeş çekip ulufe dağıtarak beslerken istediklerinin tüm imkânlarını kesip kendilerine muhtaç hale getiriyorlar. Normal vatandaşların tüm gelirlerine ortak oluyor, gerekirse ticari faaliyetlerinden payı alıyorlar. Halkı ülke gelişiyor görüntüsü oluşturup kandırırken, ülkenin geleceğini ipotek ederek yaptıkları her harcamadan kendi aralarında bölüşecekleri sistemler kuruyor, her yatırımı ranta dönüştürüyorlar.

Devletin yaptırdığı her hizmetin maliyetini yüksek gösterip farkı ortaklarıyla paylaşıyorlar. Petrol doğalgaz gibi ülkenin büyük miktarlarda yaptığı alışveriş kalemlerini kendi ticari şirketleri üzerinden yürütüp pay alıyorlar. Halkın boğazından keserek topladıkları paraları aynı anda 5-10 yerden maaşla besledikleri şakşakçılara dağıtıyor, gariban halkın üzerinden servetlerine servet katıyorlar.

Zalimlere göre her şey devletin kendileri de devletin tek sahibi olduklarına göre aslında onların malı, her ne kadar çocukların anne babaları olsa da bu ülkede yaşayan tüm çocuklar da devletin malı ve devlet ideolojisi haline getirdikleri kendi ideolojilerine göre yetişmek mecburiyetinde bırakıyorlar. Kültür ve ahlak iktidarın emrinde, onların evrensel değerlere aykırı kriterlerine herkes tabi olmak zorunda, ülkede hangi kriterin kimin için geçerli olacağına onlar karar veriyor.

Toplum yücelmesi ancak herkesin kendini onlar için feda etmesiyle mümkün, bunu yapmayanın yaşama şansı yok. İnsanların birey olarak hakları yok, onlar kitleleri oluşturan birer değersiz parça, eğitim bireyin ihtiyaçlarından çok toplumsal sonuç elde etmeye göre iktidarın dilediği istikamette kurgulanıyor. Irkçı anlayışa göre şekillendirdikleri eğitimi istedikleri şeyi milli gurur aracı olarak sunmanın bir öğesi olarak kullanıyorlar.

Eğitim sadece iktidarın bekasını sağlamaya hizmet eder, onların propaganda aracıdır, öğrenciler edilgen birer öğedir, devleti ele geçirmişlerin verdiği direktifler bu yolla genç dimağların beyinlerine kazınır. Kimse kendi iradesiyle bir yolu seçemez bireyler devletin onlara biçtiği rolü oynamak zorundadır, buna uymayacaklar için eğitime gerek yoktur, onlar ihmal edilip, yok farz edilebilir.

Fikri gelişme insanları düşünmeye sevk eder, bu ileride iktidarlarının sorgulanması anlamına gelir onlar için düşünen insana ihtiyaç yoktur, daha kolay yönlendirmek için fiziksel gelişmeye daha çok önem verir,  bu yolla direktifleri düşünmeden uygulayan insanları yetiştirmeyi hedeflerler.



 ZULMÜN DURAK YERİ BU KEZ TÜRKİYE


Yakın tarihimizde Almanya’da Hitler’den sonra,  Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi, ülke yönetimlerini gasp eden zalimlerden bazıları bunlar farklı gerekçeler bulup farklı yol ve yöntemlerle vatandaşlarına zulmetti ve ülkelerini bir bataklığa sürükledikten sonra çekip gittiler. Zulmün uğrak yeri bu kez Türkiye, Erdoğan bulunduğu her yerde ele geçirdiği konumunu başkalarına zulüm aracında dönüştürdü.

Onun zulmünden ilk nasibini alanlardan biri rahmetli Erbakan hoca. Erdoğan, kendi partisinde kazandığı konumunu kullanarak parti liderine zulmedip onun elindekileri almakla işe başlıyor.

-Partinin kapatılma davası sırasında devlete geçmemesi için partililere dağıtılan çekleri daha sonra tüm partililer iade ederken o bu benim payım diyerek zimmetine geçiriyor.

-İkinci önemli zulmü, parti imkânlarıyla belediye başkanlığını kazandıktan sonra, belediyedeki konumunu kullanarak kendi liderinden habersiz bir hırsızlık şebekesi kuruyor ve belediye kaynaklarının yaklaşık 1 milyarlık bölümünü zimmetine geçiriyor.

-Erbakan’a en büyük zulmü bu aşamadan sonra yapıyor, partileri kapatılma davasıyla mücadele ederken o bu boşluğu bir fırsat gibi kullanarak liderlerine danışmadan belediyeden çaldığı paralarla AKP yi kuruyor ve yeni kurduğu partideki konumunu kullanarak Erbakan’ı tutuculukla suçlayıp marjinalleştiriyor onun yıllarca emek verip oluşturduğu oy potansiyelinin üzerine konuyor.

Bundan sonra onun zulmünden nasibini alan 2. grup ANAP-DYP-MHP den oluşan o günün sağ partileri, 28 Şubatçıların hukuk dışı müdahaleleri sonucu ortaya çıkan ekonomik krizi o günün iktidar ortaklarının üzerine yıkıyor. İlk girdiği seçimde partideki konumunu kullanıp çalıntı paralarla rekabeti imkânsız reklamlarla bir yandan kapatılmayla mücadele eden Erbakan’ın oy potansiyelini gasp ederken bir yandan da DSP nin de aralarında olduğu o günün önde gelen partileri ANAP-DYP-MHP yi barajın altına itiyor,  % 34 le iki partinin girebildiği mecliste çoğunluğu ele geçiriyor.

Gasp ettiği iktidar koltuğunu kullanarak dev bir hırsızlık şebekesi kurup ihalelerden aldıkları yüksek paylarla halkın malını kendi keselerine aktarıyor oluşturduğu parasal güçle dayanışma gruplarına ve siyasi partilere zulmetmeye başlıyor.

-Erbakan ve partisini zulme boyun eğmediği için her seçim döneminde ayrı yolla zaafa uğratıp eziyor.

-Baskıya direnen DYP liderleri, bir bir siyaset sahnesinden siliniyor ve en sonunda zulme esir olan Süleyman Soylu’yu bakanlık vaadiyle kandırıp emir eri haline getirirken partisini ortadan kaldırıyor.

-Bir dönem bakanlık vaadiyle kandırılan Erkan Mumcu dâhil tüm ANAP liderlerini de tek tek siyaset sahnesinden silip yok ediyor.

-Zulümlere direnemeyen MHP de, geçmişte yaşadığı zulümleri unutup zalime teslim olmayı kendini korumayı seçiyor.

Zalim kendine boyun eğenlere zulümlerine ortak olma veya sessiz kalmayı teklif ediyor, buna evet diyenler ülkenin karanlık bir uçurumu yuvarlanışını maceradan maceraya sürüklenişini ya destekliyor ya da izlemekle yetiniyor. Zalim her gün yeni bir oyun peşinde oradan oraya kılıç sallarken destek olanlar ve sessiz kalanlarla birlikte ülkeyi hızla felakete sürüklüyor.

TÜRKİYE’DE ZULMÜN ARAÇLARI POLİSLER VE MAHKEMLER

Kimin evine iş yerine baskın düzenleneceğine kimin mallarına el konulup hayatının zindana çevrileceğine zalim karar veriyor,  onun işaret ettiği hedeflerin yok edilmesi için tüm devlet kadroları seferber oluyor, bu işlem için sadece hedeflediği isimlerin listesini vermesi yetiyor. Bunu emir kabul eden halka adalet uygulamakla görevli kapı kulları devletin kuralları yerine zalimin talimatlarını uyguluyor, listedekileri suçlayacak malzemeler üretiyor ve kısa süre sonra belirlenenlere polis baskınları ardından tutuklamalar başlıyor.

-Bazen hâkimler suç olmadan işlem yaptıklarını itiraf ediyor, boynunu büküp seni tutuklamak zorundayım diyorlar.

-Bazen evleri aramaya giden polis verilen emir gereği mazlum insanları, yeni doğumdan çıkmış çocuklu kadınları götürürken suç diye uydurulan şeyler karşısında gözyaşlarını tutamıyor,  ağlayarak zalimin emrini yerine getiriyor.

İktidar partisi suçlamalarda hukuki gerekçe aramıyor, onların suçlu ilan ettiği biri hakkında hâkimler o yönde karar vermek zorunda. Hakkınızda terörle ilgili en küçük bir delil olmasa bile,

-Eğer güneydoğuda yaşıyorsanız iktidar partisi mensupları dışındakiler her türlü cezaya müstahak, çünkü terörü destekleme ihtimaliyle suçlanıp atalarınızdan kalma tüm mülkleriniz yerle bir edilebilir, evlerinizden ve memleketinizden göçe zorlanabilirsiniz,

-Ticari bir firmanız varsa, mallarınıza el koymak için mahkeme kararına gerek yok, hangi firmanın ticaret yaptığına hangisinin devlete ihanet içinde olduğuna iktidar karar verebilir. Delil gösterme gereği duymadan firmanız terör destekçisi ilan edilip elinizden alınabilir, ardından yapılan işlem için hukuki kılıf aranabilir, bulunursa hukuki kılıf üzerinden işlem sürdürülür, eğer kılıf bulunamamışsa sizden mahkemede suçsuzluğunuzu ispat etmeniz istenebilir,

-Siyasi parti temsilcisi milletvekili ya da belediye başkanı iseniz, kimin teröre destekle suçlanıp seçimle kazandığı konumdan uzaklaştırılacağını iktidar tespit edebilir, SS mangasına dönüşen polisleri harekete geçirip seçimle kazandığınız konumunuzu elinizden alabilir, dokunulmazlığınızı kaldırıp tutuklatabilir ve hiç mahkemeye çıkarılmadan bir yıldan fazla süre içerde kalabilirsiniz,

-Eğer bir sivil toplum kuruluşu temsilcisi iseniz, yaptığınız gönüllü faaliyetlerden hangilerinin terör kapsamına alınacağına mahkemeler değil iktidar partisi karar verip tüm yasal eylemlerinizi suç sayabilir, bu faaliyetlerinizden dolayı sizi tutuklatabilir,

-Başkalarına yardımcı olmak için fedakârca çalışan biri, çocuklu yeni doğum yapmış bir bayan bile olsa kermes yapıp fakir öğrencilere destek gibi en olumlu faaliyetleriyle suçlanıp tutuklanabilir.   



ZALİMLER ZULÜMLERİNE KILIF BULMAYI İHMAL ETMİYOR


Türkiye de özellikle son 4-5 yıldan beri ülkeyi yöneten kadro insanların ellerindekini aldıktan sonra yaptığı soykırımda haklı olduğuna inandırarak, diğer toplum kesimlerinin tepkisini bertaraf ediyor.

Herkesim için farklı suçlamalar uyduruluyor;

-Onlara göre cemaat hain, hainlerin ellindeki mal varlıklarını almak,

-Güneydoğuda yaşayan insanların çoğu teröre destek veriyor, terörü destekleyen insanların evlerini yerle bir etmek,

-Yöre halkının seçtiği belediye başkanları ileride teröre destek verebilir, bu yüzden seçilmiş başkanları görevden alıp yerine kendi adamlarını atamak,

-Halk neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyor, bunu en iyi bilen iktidardır, halkın tercihlerini yok saymak,

-İktidarın insanlık dışı uygulamalarını onaylamayan sivil toplum örgütleri terör destekçisi saymak, onların ellerindeki imkânları alıp, liderlerini tutuklamak

-İktidarın yasa dışı talimatlarını uygulamayan devlet memurları hain, terör destekçisi gösterip, onları işten atmak tutuklatmak,

-Vicdanı duygularla yapılan zulmü eleştiren yazarlar gazeteciler hain terör destekçisi onların medya organlarını kapatmak, çalıştığı kurumdan attırmak,

-İktidarın şiddet kullanarak devleti ele geçirmesine yardımcı olmayan asker polis hukuk adamları hain terör destekçisi, onları görevden atıp, tutuklatmak,

-İktidarın muhaliflerini yok etme projesine alet olmayan devlet memurları hain, onlara her türlü zulmü uygulamak

İktidarın en doğal hakkı olarak sunuluyor.

İktidar tüm toplum katmanlarını dilediği zaman hain ve devlet düşmanı ilan etme yetkisi var, bunun için herkese bir kılıf uydurabilir ve istediğinin elindekini gasp edip suçlayabilir.

ZALİMİN ARAÇLARI SAHTE VE BUNUNLA BAŞETMEK MÜMKÜN

Türkiye’de zulüm sahte araçlarla kişilerin mücadele azmini kırma üzerinden sürdürülüyor, toplum kesimlerinin birbirinden kuşku duymasını sağlayarak mağdurların dayanışmasını ortadan kaldırıyorlar.  Bu propagandayı ilk defa KHK li platformu kırdı ve başarı elde edilecek bir yol geliştirdi dünya görüşü ne olursa olsun kimseyi dışlamadan zulümden nasibini almış herkesi tek çatı altında topladı. Bu örnek her alanda ortaya konulmalı, zulme uğrayan herkes bölük pörçük mücadele etmekten vazgeçip, zalimin araçlarının sahte olduğunu göstermek için birlikte hareket etmeli.

-Doğu ve güneydoğuda mı yaşıyorsunuz? Ya da Kürt kimliğinizden dolayı hukuksuzluğa mı maruz kaldınız? Bu hakkınızı ülkenin tapusunu üzerine geçirmeye niyet etmiş bir siyasetçiye yedirmeyin sizin gibi farklı gerekçelerle mağdur edilmişlerle bir araya gelin aranızda varsa husumetleri bir kenara bırakarak birlikte yerelden başlayarak uluslararası mahkemelerde bu hakkınızı arayın, size yapıkları zulmün yanlarına kalmasına fırsat vermeyin.

-Kendi özel iş yerleriniz, mülkünüz ya da ortağı olduğunuz eğitim kurumunuz delilsiz terörle suçlanıp kapatıldı ve varlıklarınız elinizden alınıp hiç hakkı olmayanlara mı verildi? Bin bir emek ve gayretle yaptırdığınız eğitim kurumunuzun, atadan oğula devrederek bugünlere kadar gelmiş malınızın haramla besleneler tarafından yutulmasına izin vermeyin. Sizin içinde olduğunuz arkadaşlarınızla beraber geliştirdiğiniz eğitim projelerinde ilk adımı başkalarından beklemeyin, küçük bir araştırma yapsanız çevrenizde size bu konuda yardımcı olacaklara da ulaşabilirsiniz, kimse yapmamış olsa bile siz yerelden başlamak suretiyle uluslararası mahkemelerde hak aramanın çarelerini geliştirin.

-Devlette ya da özel sektörde çalışan öğretmen ya da diğer görevlilerden misiniz? Çoluk çocuğunuzun rızıksız bırakanlar karşısında çaresiz eliniz kolunuz bağlı oturmayı düşünmeyin çevrenizden biraz sorun soruşturun mutlaka hukuk yoluyla probleme çözüm geliştirmeye çalışan birilerini bulacaksınız, KHK lı platformu dâhil birçok yol ve yöntemle yerel ya da uluslararası mahkemelerde hak aramaya yönelirseniz önünüze bazı alternatiflerin çıktığını göreceksiniz.

-Vakıf-dernek-sendikanız mı kapatıldı? Bu tür kuruluşlarda yönetici ve üye olduğunuzdan dolayı yaşama hakkınız elinizden mi alındı? Yapılan zulme sessiz kalmakla mağduriyetinizi artırmayın, çevrenizden siz ve sizin gibi bulabildiklerinizle yerel ve uluslararası hukuk yoluyla nasıl mücadele edilebilir bunların çarelerini arayın. Eğer biraz araştırma yaparsanız yakın çevrenizde çözüm arayan ya da bazı çözümler geliştirmiş olanlara ulaşabilirsiniz.

-Üniversite de okurken eğitim hakkınız elinizden alınmış bir öğrenci misiniz? Neden ulaşabildiğiniz çevreniz vasıtasıyla neler yapılabilir konusunu tartışmıyorsunuz? Genç yaşta eğitim imkânınızı elinizden alarak size zulmeden birilerine boyun eğmekle ne kazanacaksınız? Belki bazı arkadaşlarınızın sorunun çözümü için ulaştığı hukuki yollar bulabilir karşılıklı yardımlaşabilirsiniz.

-Köprüye komutanlarının emriyle götürülmüş askeri öğrencilerden başlayarak, darbeyle uzaktan yakından ilişkisi kurulamadığı halde darbeyle suçlanıp işinden aşından olmuş, hapis cezalarına çarptırılmış yüz bini aşkın mağdurdan biri misiniz? Hukuksuzluğu şiar edinmiş bir ülkenin mahkemeleri dâhil neden verilen insanlık dışı kararlara boyun eğiyor, hakkınız aramak için davanızı daha yukarılara taşımaya çalışmıyorsunuz?

-Toplum kesimlerinden mağduriyet yaşayanlar hukuki yollarla hak arama imkânı varsa neden bunları arayıp bulma yerine yaşadığınız mağduriyete katlanmayı seçip zalimin işini kolaylaştırıyor ve hayatınızı zindana çevirmelerine izin veriyorsunuz?

-4000 civarı hukukçudan ikisi BM'ye başvurdu ve yapılan işlemin hukuksuzluğunu belgeledi, benzeri yöntemleri niçin diğer devlet görevlileri denemesin?

-İşini takip eden bir firma AB de tahkim yolunu kendisi için açtı, bunu mallarına el konulan eğitimci ve diğer iş kolu sahipleri neden yapmasın?    

-Aralarında hiç dayanışma olmayan gruplar bile azıcık gayretle uluslararası camiaya seslerini duyurup problemlerine muhatap bulabiliyor,

-Sizler hem dayanışma hem de kültür düzeyinizle daha iyisine ulaşma için çok daha güzel yollar bulabilirsiniz, ne olur çareler aramaktan kaçınıp zalimlerin zulmünü genişletmesine yardımcı olmayın.

Zalimler muhataplarının ellerindeki tüm imkânları alarak onları mücadele edemez hale getiriyor, siz de imkânsızlıklar içinde boğuştuğunuz şu günlerde tek başınızı belki mücadelede zorlanıyorsunuz. Ancak aradaki görüş farklarını bir kenara bırakıp birlikte olursanız çok küçük katkılarla ortak sonuca gidecek yollar bulabilirisiniz.

Zulümlerin yaşandığı ülkelerde kaçanlar her biri farklı yerlere dağıldığından, kimin nerede hangi konumda olduğunu araştırıp bulmak oldukça zor. Yakınlarının yaşadığı mağduriyeti dert edinen insanların onların son durumları hakkında muhataplara bilgi aktarması halinde daha geniş çaplı daha gür itiraz yöntemleri geliştirilebilir.

Ülkede yaşanan mağduriyetleri çözecek kuruluşlar bölük pörçük cılız seslerle yapılan itirazları bir kalemde susturan iktidarın yanlışları karşısında güçlü top yekûn birlikte hareket eden muhalif güçlü bir ses bekliyor. Onların elini güçlendirecek malzeme sizin aranızdaki husumetleri bırakıp zalime karşı ortak hareket başlatmanızdan geçiyor, teslimiyetçi anlayışları bırakıp ülkeden herkesime yaşatılan mağduriyetlerin aktarıldığı güçlü bir birlikteliği oluşturmak için daha ne bekliyorsunuz?   
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ