Liyakat yok, rezalet var!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ‘liyakatsiz atamalar’ konusunda tarihi bir itirafta bulundu.


Tr724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ‘liyakatsiz atamalar’ konusunda tarihi bir itirafta bulundu. MEB bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Selçuk, 2018 yılında gerçekleştirilen mevzuata aykırı atamaları 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine bağladı. 

YÖK Başkanı Yekta Saraç da üniversitelerde ‘yatay’ geçişlerde usulsüzlük yapıldığını itiraf etti. Onun bahanesi ise ‘pandemi’ydi. Bütün bu itiraflar Türkiye’de sorunun sadece ekonomi, sağlık, emniyet ya da yargının siyasallaşması olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin genel olarak bir liyakatsizlik sorunu var; tepeden tırnağa…


Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan, ‘liyakatsiz atama’ konusunda tarihi bir itiraf geldi önceki gün. MEB bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Selçuk, 2018 yılında gerçekleştirilen mevzuata aykırı atamaları 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine bağladı. Selçuk, “Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kendisini savunmakla meşguldü. Milli eğitimde de o dönemdeki atamalarla ilgili bazı iş ve işlemler, elbette o günkü koşullar içerisinde yapıldı,” dedi. Muhalefet vekillerinin ‘atamaların 2018’de yapıldığını hatırlatması üzerine Selçuk, soruyu anlamamazlıktan gelerek şöyle bir cevap verdi: “Şimdi o insanların görevi devam ediyor. Yani onlar bir yıllığına ilçe müdürü olmadılar, görevi devam ediyor. Dolayısıyla, tabii ki 2018’de olacak.”

YÖK BAŞKANI, USULSÜZ YATAY GEÇİŞLERİ KABUL ETTİ 

Bazı üniversitelerde usulsüz yatay geçiş yapıldığı iddiaları vardı. Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç bu iddiaları doğruladı. Saraç, üniversite sınavlarında ilk 1000’e girenlerden yurt dışındaki üniversitelere kayıt yaptıranlara, pandemi koşulları nedeniyle ‘Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş olanağı’ tanınmasına ilişkin uygulamaya dayanılarak bazı yerlerde usulsüz yatay geçiş yapıldığını açıkladı. Üniversite sınavında 800 bininci olup tıp fakültesine kayıt yaptıranlar olduğuna dair şikayetler gündeme gelmişti.

AKADEMİSYENLER AVA GİDERKEN AVLANDI!

Van Emniyeti, 28 Eylül’de çok önemli bir operasyona imza atmıştı. Söz konusu operasyon, bir suç şebekesini çökertmekle kalmıyordu aslında, Türkiye’de akademi dünyasının içine düştüğü çukuru göstermesi açısından da önemliydi. Buna göre, internet siteleri aracılığıyla Türkiye ve yurtdışında yaşayan genellikle akademisyenler ‘makale yayınlatmak’ için söz konusu şebekeye yaklaşık 1 milyon TL ödemişti. ‘Mağdur’ sayısı yaklaşık 50 olarak açıklandı. Yani 50 akademisyen, ‘makale yayınlatmak’ için rüşvet vermişti. 

BİNLERCE AKADEMİSYEN KHK’LARLA İHRAÇ EDİLDİ

Bütün bu örnekler bir tek şeyi gösteriyor aslında; Türkiye’de eğitim ve akademi dünyasında liyakat sistemi tamamen çöktü. Peki bu duruma nasıl gelindi? AKP döneminde üniversiteler bilimsel yayınlardan çok skandal uygulama, intihal ve toprilli atamalarla gündeme geldi ve gelmeye de devam ediyor. İnanılmaz yetkilere sahip rektörler, üniversiteleri aile çiftliğine çevirdi. Üniversitelerin kadroları AKP yandaşı, militan isimlerle dolduruldu. Ne kadar muhalif varsa hukuksuz KHK’larla Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında ihraç edildi. Resmi rakamlara göre OHAL kapsamında ilan edilen 12 KHK ile ihraç edilen akademisyen sayısı 6 bin 86. 

15 VAKIF ÜNİVERSİTESİ KAPATILDI

Ancak BBC Türkçe’nin akademisyen ihraçlarının başladığı 1 Eylül 2016’dan bu yana derlediği verilere göre, Türkiye’de son bir yılda en az 23 bin 427 akademisyen ya kadro hakkını kaybetti, ya ihraç edildi ya da çalıştığı üniversite kapatıldığı için işsiz kaldı. BBC söz konusu rakama KHK’larla ihraç edilenleri tek tek toplayarak ulaştığını belirtiyor.

Hukuksuz KHK’larla işlerinden edilen 6 binden fazla akademisyenin yerine ‘militanlar’ dolduruldu. 15 vakıf üniversitesi, ‘cemaatle ilişkisi olduğu’ gerekçesiyle kapatıldı. KESK’e bağlı Eğitim Sen’in raporuna göre, 15 Temmuz sonrası toplam 2 bin 274 eğitim kurumun kapısına kilit vuruldu. 

İLK 500’DE TÜRKİYE’NİN ADI YOK!

Dünyanın en iyi üniversiteleri Center for World University Rankings (CWUR) tarafından her yıl sıralanıyor. Geçtiğimiz yıl ağustos ayında yapılan sıralamada ilk 500’de Türk üniversitesi bulunmuyordu. Türkiye’den en iyi dereceyi alan ODTÜ ise 582. sırada. Listede tam 2 bin üniversite var. Sıralamadaki kriterler arasında eğitim kalitesi, mezunların iş bulma oranı, eğitim kadrosunun kalitesi, araştırma sayısı, yüksek kaliteli yayın sayısı, üniversitenin dışarıdaki etkisi ve yayımladığı kitap ve makalelere yapılan atıf sayısı yer alıyor. Listede ilk bin üniversite arasında Türkiye’den 10 üniversite yer alıyor. Bir önceki yıl hazırlanan listede Türkiye’den 13 üniversite bulunuyordu. Her yıl daha da kötüye gidiyor.

REKTÖRLER SIFIR ÇEKTİ

Üniversite Araştırma Laboratuvarı’nın yaptığı çalışma akademideki liyakatsizliği gözler önüne sermişti. Yapılan çalışmaya göre Türkiye’deki 196 üniversitenin 68’inin başında bulunan rektörlerin uluslararası yayın ve atıf sayısı sıfır. Çalışmaya göre 1 yayın yapan 8, 2 yayın yapan 10, 3 yayın yapan 6 rektör bulunuyor. 36’dan fazla yayın yapan rektör sayısı ise sadece 23. 

İnsanlar ‘liyakat’ dedikçe rejim, ‘liyakatsiz’ atamalar yapmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz haziran ayında 6 üniversiteye atadığı rektörlerden 4’ünün indeksli dergilerde hiç makalesi yayınlanmamıştı. YÖK’ün internet sitesindeki bilgilere göre, geçtiğimiz yıl sonu itibariyle 36 rektörün uluslararası hakemli dergilerde hiç makalesi bulunmuyordu.


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ