“İşte size Fredo tipi gazeteciliğin birkaç örneği; Ahmet Hakan, Soner Yalçın, Nihat Genç...”

TR724 Yazarı Naci Karadağ, Gazeteci Ahmet Hakan, Soner Yalçın ve Yazar Nihat Genç gibi karakterlerin medyada çok olduğunu söyledi.
Bu gazetecileri Godfather-Baba filmindeki Fredo Carleona karakteri üzerinden anlatan Karadağ, bunların yaptığı gazeteciliği irdeledi.
 
Karadağ'ın yazısı şöyle:

Fredo Carleona bir film karakteri. Coppola’nın ünlü Godfather-Baba serisinde Carleone ailesinin ağabeyi.


Abi ama en eziği, en yetersizi, en yeteneksizi. Zeka ve kapasitesi çok sınırlı.

Korkak, tırsak ama kendini kurnaz zannediyor Fredo..

Babası, gözleri önünde katledilirken korkudan tir tir titreyip saklanıyor. Ağlıyor bir kuytuda…

Güçlü olanın gölgesine sığınarak hayatını idame ettiriyor Fredo.

Kardeşi, ki Al Pacino oynuyordu Michael Carleone karakterini, ensesinden yakalayıp, “Senin yaptığını biliyorum Fredo”, diyordu boynunu koparırcasına sıkarak, “kalbimi kırdın!” Ürkerek kaçıp saklanıyordu Fredo…

Ne zaman Ahmet Hakan ile ilgili bir mevzu açılsa zihnimde hep Fredo karakteri canlanır.

Ezik, tırsak ve güçlünün gölgesinden geçinip giden. Ona buna dayılanır ama kendisi tırsaktır, bir tokatta hemen hizaya gelir…

Suç benim değil karakteri yazan Mario Puzo’ya kızacaksa kızsın Ahmet Hakan.

Aslında ona iyi haberim var, medyadaki Fredo sayısı az değildir. Bir sürüm yükseği ve düşüğü olmak üzere, birkaç model onlarca Fredo vardır Türk medyasında.

Bunlardan biri de Soner Yalçın’dır mesela.

Sahipliğini yaptığı Oda TV’de milliyetçi hisleri kullanarak cuntacıların erketeciliğini yapar. Rahlesinde yetiştiği Doğu Perinçek’ten aldığı miras ve icazeti hakkıyla eda eder Soner Yalçın.

Ahkam keser, atıp tutar ama sonrasında arazi olur. Yalanı yüzüne vurulduğunda Michael Carleone ensesinden yakalamış Fredo gibi tırsar ve kayıplara karışır.

Suret-i haktan görünür ama tetikçiliğin dik alasını yapar her daim.

Sahibi olduğu site, ihbar ve Ergenekon’un istihbarat bülteni gibi görev yapar. Nedim Şener gibi zekası kısıtlı, hırsı büyük oyuncakları vardır elinde.

Ya da bir alt model. Artık gazı kaçmış gazoz gibi, adam yerine konulmadığı için her geçen gün daha da faşistleşip, hırçınlaşan Nihat Genç mesela…

Ahmet Hakan modeli çakallama

Ahmet Hakan zannettiği kadar zeki olmayabilir ama aptal da değil. Ancak bir tarz bulmuş ve hemen her yazısını aynı mantıkla yazdığı için “Ahmet Hakan tipi yazı” diye bir model bile var. İnternette arayıp bulabilir, eğer olmak istiyorsanız siz de bir Ahmet Hakan olabilirsiniz. Kolay yetişiyor yani!

Sözgelimi içinden geldi, iktidara yaranma aşkıyla ensesinin okşanmasını istedi. Şöyle bir Selahattin Demirtaş çakallaması yapabilirsiniz Ahmet Hakan iseniz:

“Evet, hiç kimse fikrinden dolayı hapse girmemeli.

Evet, ben de siyasilerin hapishanede olmasını doğru bulmuyorum.

Vaktiyle deniz Gezmiş’i de savunmuştum hatta. (Burasını sallamakta özgürsünüz nasılsa test eden olmayacak) Nazım’a yetişsem onu da savunurdum.

Ancak…

Terörü, teröristi masum göstermeye de kimse yeltenmesin. Bebek katillerini savunmak da ne demek?

İşte Selahattin Demirtaş bunu yapıyor.

Siyasetçi kimliğinin arkasına gizlenip terörü övüyor bebek katillerini yüceltiyor… Şimdi ben çıkıp, İŞİD bombacılarını sempatik göstersem olur mu? Savcılar tepeme binmez mi? O zaman gazeteciyim nasıl hapse atıyorsunuz mu diyeceğim?”

Yazınızın sonuna bir kepçe de suyundan misali savcıları göreve davet eden ima olursa kimse merkep değil tabi hemen durumdan vazife çıkarır:

“Terörü övmenin de bir bedeli olmalı, hukuk önünde hesap vermeli Demirtaş. Senin, benim gibi!”

Birkaç gün içinde savcılar harekete geçer ve operasyon tamamlanır…

Basında Fredo atraksiyonu ya da Ahmet Hakan Çakallaması olarak nitelendirilecek bir tarzdır bu.

Ki Ahmet hakan vaktiyle bir üst sürümü olan Soner Yalçın’dan almıştır bu özelliklerini.

Hakkını teslim edelim Soner Yalçın gazetecilikten öte çok iyi bir organizatördür. Fabrikatörü iyi yetiştirmiştir onu. Sitesindeki her haberi, her yazarı manipüle etmeyi şahane başarır ama ön planda hiç olmaz.

Soner Yalçın modeli yazı yazma rehberi var mı bilmiyorum ama onunkisi de çok öyle zor bir şey değil.

Örnekleyelim hemen.

Mesela Muharrem İnce ile ilgili çamur atmak istiyorsunuz.

Önce alakasız epey eskilerden birkaç şey yazarsınız.

“Muharrem ayı Aleviler için önemli bir gündür…” Okuyucunun “ne alaka” diye düşünmesine fırsat vermeden yürür buradan Yalçın: “Kerbela’da akıtılan kanlar, büyük kamplaşmalara ve yüzlerce yıllık nefretlere sebep olur… Öyle ki bir süre sonra Aleviler kadar onların düşmanlığından korkanlar çocuklarına Muharrem isimlerini vererek kimliklerini gizlemek zorunda kalırlar…”

Bakın nasıl bağlandı mevzu! Bitmedi tabi, meseleyi İnce’ye getirmeli, inceden!

“17. yüzyılda (Nasılsa kimsenin tarihi kurcalayacak, bilmem kaçıncı yüzyıl nüfus müdürü olacak hali yok…) isyanların temel kaynağı olan Unci kabilesi imparatorluğun en büyük belalısıydı. Zamanla bu Unci, İnce’ye dönüştü ve soyadı kanunundan sonra Mustafa Kemal ve arkadaşları bu ailenin fertlerini kolayca fark edebilmek adına İnce soyadını almasını sağladılar.”

Hadi bakalım çıksın da bir babayiğit yalanlasın bunu. Muharrem İnce’de bu saçma salak yazıyı düzeltmeye çalışıp dursun!

Gelelim Soner Yalçın’ın son operasyonuna…

Gazeteci Ece Sevim Öztürk nicedir başta darbenin planlayıcıları, Ergenekon cenahı ve iktidar olmak üzere bazı mahfilleri epey rahatsız ediyordu. Darbenin arka planını anlamaya çalışan haberler ve dosyalar hazırlıyordu Ece Sevim Hanım. Acayip ürküttü birilerini. Üstelik tehditten filan anladığı da yok gibiydi kadının. Doğrudan yapılan tüm sindirmeler, gözdağı vermeler işe yaramıyordu.

Plan belliydi.

Önce Oda TV’ciler harekete geçirilecek, eğer yeterince kıvama gelinemezse Ahmet Hakan Çakallaması ile nokta konacaktı.

Operasyon başladı ve Cuntacı Ergenekonculardan biri işaret fişeği yaktı. Mustafa Önsel isimli karanlık tipe köşe vermişti Soner Yalçın, vazifesini yerine getirmek için saçma sapan kin ve husumet dolu bir ispiyon makalesi yazdı bu şahıs. (BKZ)

Yalnız sıkıntı şuydu ki, zurnanın bu son deliğini kimse hesaba alacak filan değildi, zaten Ece Sevim Öztürk iki cümlede rezil rüsva etti bu Balyozcu  eskisini. Bu sefer ikinci merhaleye geçildi ve kıdemli Faşist Nihat Genç sahaya sürüldü. O da ağzından köpükler saçarak girişti genç kadın gazeteciye. 

Soner Yalçın Erketedeydi…

Eğer bu adım da işe yaramazsa, birkaç manşet haber ardından bir doz Ahmet Hakan Çakallaması…

Ancak gerek kalmadı ve gazeteci Ece Sevim Öztürk gece yarısı saat 02:30’da evi basılarak çocuklarının çığlıkları arasında apar topar götürüldü…

Operasyon tamamlanmıştı…

Bu Fredo karakterlerinin önemli bir ortak özellikleri daha var. Tahir Elçi’yi katlettirdikten sonra da benzer bir mantıkla savunmaya girişmişlerdi.

Ahmet Hakan oyuncu Barış Atay’ı düpedüz gammazlamıştı yazısında.



Hemen ertesi gün gözaltına aldılar Atay’ı. İnsanda biraz utanma, sıkılma olur değil mi?



İsminiz Ahmet Hakan ise olmuyor ne yazık ki! Tam tersi bu durumdan kendisinin mağdur olduğunu ileri sürebilecek kadar yüzsüzleşti Ahmet Hakan.

Enteresandır. Aynı taktiği gazeteci Ece Sevim Öztürk’ü gözaltına aldıran Oda TV’ciler ve Faşist Nihat Genç’ten de geldi. O da benzer şeyler söyledi. Kendisi mağdur oluyormuş!



Ya işte böyle…

Her türlü melaneti gazeteci ve yazarlık adı altında yap, insanları gammazla, hayatlarını karart sonra da mağduru oyna.

İşte size Fredo tipi gazeteciliğin birkaç örneği; Ahmet Hakan, Soner Yalçın, Nihat Genç.. Filmdeki gibi bitirelim:

“Ne yaptığını biliyoruz Fredo!”

Not: Bu yazıdan önce ya da sonra Ahmet Hakan tipi yazı yazma kılavuzunu okumanızı salık veriyorum.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ