İsmail S. Gülümser yazdı: Sırlı anahtar içtenlik ve samimiyet

''Hizmetin toplum nezdindeki tüm kredisi samimiyete bağlı olarak gelişmiştir. ''
İsmail S. Gülümser / Aktif Haber

SIRLI ANAHTAR İÇTENLİK VE SAMİMİYET


İnsanlar formaliteleri yerine getirmekle görevlerini yaptıklarını sanıyorlar. Bir cami imamı günde beş kez namaz kıldırmakla görevinin bittiğini düşünür, vaiz tam bir memur anlayışı içinde belli günlerde halka bir şeyle anlatmakla yetinirse, toplumda değerlerin yükselmesi ve yücelmesini isteyenler şekilcilikten kurtulamazsa faydalı olmaları zordur.

 
Üzerlerine aldıkları sorumlulukları sıradan bir iş gibi görenler yaptıkları şeyleri içlerine sindirmeden yürütenler geçici bir süre konumlarının kredisiyle işi götürseler de bunu sürdüremezler. Yapılan işlerde formaliteleri yapmayla yetinmek işi geçiştirmektir, bugün olmazsa yarın ilgisizlikleri başarısızlık olarak karşılarına çıkar.
 
Özellikle toplumda değer yargılarının yükselmesi istikametinde çalışanların söz ve davranışlarında tutarlılık olmazsa yaptıkları şeyler tesirli olmaz, anlattıkları suya yazılmış yazı gibi çabuk silinip gider iz bırakacak eserler ortaya koyamazlar.
 
İçtenlik tutarlılık toplumda güven duygusunun oluşmasında çok önemli iksirlerdir, çocukların art niyet taşımadan söyledikleri samimi sözler bazen büyüklerden daha çok tesir etmesinin sebebi onların henüz aldatma ile tanışmamış olmasında aranmalıdır.
 
Bini aşkın vaizin olduğu bir camia içinde Fethullah Gülen Hocaefendinin farklı bir etkiye sahip olmasının en önemli sebebi;
-Vaaz ve sohbetlerinde ciddi bir vazife şuuru içinde yaklaşıp ne anlatacağım derdiyle kıvranması,
-Bir gece önceden tüm dünyevi bağlantılarını koparıp Allah’a yönelerek his ve duygularıyla ruhen hazırlanması,
-Kürsüde yüreğinden kaynayarak taşan heyecan ve sorumluluk duygusunu cemaate aktarmak için çırpınması,   
-Her şey den önemlisi anlattıklarını harfiyen yaşamaya çalışarak iyi örnek olmasında aranmalıdır.

 
Onun İzmir İstanbul vb yerlerdeki vaazlarına katılanların büyük çoğunluğu öyle heyecan yüklü olarak ayrılırlar ki, aldıkları yüksek motivasyonla gittikleri yerlerde toplum yararına faydalı hizmetler yapmak için adeta yarışa girişirler.
 
Başlangıçta İzmir merkezli olarak yürütülen faaliyetler bir süre sonra diğer illere taşınmış onunla kalmamış insanlar samimi duygularla bir araya gelince aynı ilde birbiriyle rekabet içinde olan firmalar bile hizmet projelerinde işlerindeki kıyasıya yarışı unutup dünyaya insanlık mesajları taşımak için gönüllü birliktelikler kurmuştur.
 
Ticari işlerinde bazen hırs ve kaprislerine yenik düşebilen insani zaaflarına mağlup olabilen insanlar samimiyetine gönülden inandıkları Gülen’in teklifleri karşısında dünyevi beklentilerini bir kenara bırakarak başkalarına faydalı olma yarışına girmiştir.  Hizmet hareketinde insanlar bir yandan kendi işlerini yürütürken bir yandan da başkasına faydalı olmanın sorumluluğu içinde hareket etmiştir. Bunun için hizmetin teklifleri çok net ve durudur. Gönüllülerden maddi hiçbir beklenti içine girmeden tam bir adanmışlık duygusu içinde insanlığa faydalı olmaları istenmiş, hizmet bağlılarından başlayarak yapılanlardaki samimiyeti görenlerle halka giderek genişlemiş ve her kesimden insan desteklemiştir. 
 
Hizmetin toplum nezdindeki tüm kredisi samimiyete bağlı olarak gelişmiştir. Hayatını ülke gençliğine faydalı olmaya adamış öğretmenlerin özverisi esnafları etkilemiş esnafların yaptıkları fedakârlıkları gören eğitimciler kendi özel yaşamlarını unutup toplum hizmetini birinci meseleleri haline getirmiştir. İlk yıllarda başarılı öğretmenler kendi birikimleriyle özel kazançlarını artırmayı düşünecekleri yerde hiçbir karşılık beklemeden bildiklerini yeni öğretmenlere aktarmayı ve onların açıklarını kapatmaya harcamıştır. Öyle zaman gelmiş yeni açılan bir kuruma istenen donanımda öğretmen bulunamamış başarılı bir öğretmen haftada birkaç ilde derse girerek hem oradaki açıkları kapatmış hem de aday öğretmene karşılıksız özel ders vererek kısa sürede yetiştirmiştir.
 
Öğretmenlerin bu fedakârlığı esnaflarda büyük bir güven duygusu oluşturmuş onlar da işlerini genişletmek için kullanabilecekleri mali imkânlarının bir bölümünü hizmetin yeni projelerine harcamaktan çekinmemiştir. Bu konuda esnaflar birbiriyle fedakârlık yarışına girişmiş, gönüllü projelere tam inanmış bazı esnaflar ülkedeki işlerini yardımcılarına bırakıp yurt dışındaki hizmet projelerine kendini adamıştır.
 
Esnafından eğitimcisine kadar ülke ortalamasının üzerinde ahlaki ve etik değerlerle donanmış insanlar bir araya getirilmiş mali ve dünyevi beklentilerini bir kenara bırakılmasıyla dünyaya yeni bir insanlık projesi sunma fırsatı doğmuştur.
 
Yönetimi bir suç şebekesince gasp edilmiş bir ülkenin bütün kolluk kuvvetlerini kullanılarak yaptığı soykırımdan zarar gören hizmet hareketi mensupları için Gülen bu hafta yayınlanmış yazısında;
 
Karşılaşan bütün zorlukları aşmanın yolunun yine şekilcilikten kurtulmaktan ve samimiyetten geçtiğini özetle şu sözlerle anlatıyor:

 
Her işte olduğu gibi hizmet adına yürütülen faaliyetler sıradan bir iş gibi sadece dünyevi formaliteleri yerine getirmekle yetinilirse verimsizleşir, insanların gönül dünyasında olumlu değişiklikler yapmak mümkün olmaz. Yaptığımız her işin derin bir kulluk anlayışı içinde yürütülmesi, ne kadar yoğun olsak da namazların Allah’ı görüyor gibi bir anlayışla kılınması ve Allah’la münasebetin çok sıkı tutulması şarttır.
 
Yeni gittikleri yerlerde ayakta kalmaya çalışan hizmet muhacirleri başta olmak üzere tüm gönüllüler işlerine yoğunlaştığı kadar Allah’la irtibata da yoğunlaşmalıdır. Çünkü dünyevi işlerimizdeki başarının ahireti kazanmanın sırlı anahtarı manevi derinliktir, dünyevi işlerdeki şevkimizi hizmet projelerindeki heyecanımızı Allah’a tam kullukla taçlandırmalıyız.
 
Bazen insanlar hizmette koşturuyorum derken Allah’la münasebeti unutabiliyor, yaptığımız işler bizi Allah’a yakınlaştırmazsa onun için yaptığımız hatırlanmazsa nefis karışır, hissilikten kurtulamayız. Her iş bize onu hatırlatmalı, onunla münasebetimiz arttıkça yeni hayırlı hizmetlere yönelmeli, onun rızasını arayanlara Allah’ın ekstra muamelelerinin olduğu akıldan çıkarmamalı.
 
Efendimiz(SAV) günde 70-700 istiğfarla bize sürekli derinleşmenin manevi derinlikte her günün diğerinden farklı olmasının önemini anlatıyor.  Salt vazifemizi yapmakla yetinemeyiz, bir yandan hizmetlerimizi aşkla şevkle yürütmeli bir yandan da yaptıklarımız bizim irfan hayatımızı zenginleştirmeli, kalp ve ruh açısından yükselmeye vesile olmalı. Manevi derinlik arttıkça Allah ufkumuzu açacak, yaptığımız şeyleri daha farklı görmeye daha farklı hissetmeye başlayacağız.
 
Allah yolunda koşturmakla ibadetler sakıt olmaz, din-ırz-namus için çabalamak önemli bir vazifedir ancak bunların değer kazanması bizim onunla münasebetimize bağlıdır. Onunla irtibat kurmadan yürütülen en hayırlı işler bile zamanla partallaşır,  bir süre sonra heyecanını kaybeder ve yaptıklarımız kolayca yıkılabilir, onunla irtibatımızı koruyarak yapacağımız en küçük işler değerli hale gelir.
 
Sahabiler anlatılırken onların gece sabahlara kadar ibadetle inim inim inledikleri, gündüz ise yaptıkları işin hakkını verdikleri ifade ediliyor. Gece onlara bakan bunlar tam münzevi ibadetten başka bir şey bilmiyorlar diyor ama gündüz metanet ve cesaretlerini görünce şaşkına dönüyorlar. Eğer bizim örneğimiz sahabi olacaksa ölesiye hizmet için koşturmanın yanında kalp ve ruh hayatımız için ibadetlerdeki derinliğe dikkat etmeli.
 
Yaptığımız işlerde hep mükemmeli aramalı, ancak hizmetlerimizi kimin için yaptığımız unutulmamalı, Allah yolunda koştururken gaflete düşmemeli, bütün amacımızın onun rızasını kazanmak olduğu akıldan çıkarılmamalı. Hizmetlerimiz Allah’la olan bağımızı güçlendirmeli, daha fazla ibadete yönelmeye vesile olmalı.
 
Allah yeryüzünde hedefe ulaşmanın en önemli şartlarından biri olarak namazı layıkıyla kılmadan bahsediyor, namaz ibadetlerin sembolü burada asıl anlatılmak istenen ibadetlerdeki derinlik. Eğer onun verdiği nimetlere karşılık layıkıyla ibadet edebilirsek Allah nimetlerini artıracağını vaat ediyor. Hizmet erlerine belki münzeviler gibi bir kenara çekilme önerilmiyor ancak koştururken Allah’la münasebetin sürekli canlı tutulması halk içinde ama hak ile beraber olmaları öneriliyor. Dünyada iyiliklerin gelişmesi düşünce dünyamızdaki güzelliklerin yeşermesi tavırlarımızdaki tutarlılığa bağlı bunun da yolu hem çalışmak hem de manevi derinlik sahibi olmaktan geçiyor.
 
Biz saklamak istesek de eğer ruh dünyamız zengin olursa onun verdiği mesaj her kesim tarafından fark edilecek ibadetlerimiz davranışlarımız yansıyacak samimiyetimiz davranışlarımızdaki tutarlılık bütün kapalı kapıların birer birer açılmasına vesile olacaktır. Allah’ın ekstra yardımlarla imdadımıza yetiştiğini hiç ummadığımız kesimlerin bize destek için koştuğunu görecek ve nimetlerini artırması için şükrümüzü daha da artıracağız.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ