İsmail S. Gülümser yazdı: Egonun İlacı Tevazuu

"İnsanın sınır tanımaz iç dürtüleri onu esareti altına almak için tetikte beklemektedir, bunların en önde gelenlerinden biri kendini beğenme duygusu olan egodur ki, bu duygunun esaretinden kurtulabilen çok azdır. "


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber

 

İnsan tabiatının bir parçası olan ve ortaya çıkmak için fırsat kollayan bu duygu frenlenemezse en küçük bir olumlu işten ya da başarıdan sonra onu kuşatıp hegemonyası altına alabilir. Bu duygunun esir aldığı birçok ünlü ilk başarıdan sonra tutarsız davranışlar içine girmiş ve toplumdaki itibarı dâhil tüm kazanımlarını kaybetmiştir.   
 
Dünya tarihi başarılardan sonra şımarmış yaptığı taşkınlıklarla toplumların başına büyük problemler açmış örneklerle doludur. Kendini dünyanın merkezi gibi gören benciller herkesin hizmetine koşması gerektiğine inanır, bu ilgi ve iltifatı görmediği zaman kıyametler koparır, yakar yıkar...
 
Özellikle yönetme konumundakiler aldığı yetkiyle başı dönerse egosunu tatmin için etrafını ezmeye başlar. Konumuna göre kaynakları kendi çıkarları için kullanır, yaptığı adalesizlikler ve işleyeceği zulümlerle toplumların baş etmekte zorlanacağı dev sorunlara yol açar. 
 
Fethullah Gülen hoca efendi bu hafta yayınlanan yazısında ben duygusunun insan için en önemli imtihan vesilelerinden biri olduğunu anlatmaktadır. Her olumlu hizmetten sonra insan iç dünyasında kıpırdamaya başlayan bu duygu hesap edilmezse yaptığı başarılı işlerle bencillik hissine teslim olmuş birinin imtihanı ağırlaşır.
 
Egodan beslenen öne çıkma arzusu da insanı içinden çıkılması zor bir girdaba sürükleyebilir. Ben başardım düşüncesine kendini kaptırmış biri elde edilen kazanımları şahsi imkân kabiliyet ve özel ayrıcalıklarına bağlar iç dünyasında onu yutup yok edecek tehlikeli argümanlar üretmeye başlar. 
 
Çoğu zaman gurur-bencillik bir davranış bozukluğu olarak kendini gösterir, bu durumda birini yaptığı yanlışları çevresi görse bile tepkisinden çekinilir ve ona kusurlarını söyleyen olmaz. Birçok hatalı yaklaşımın kaynağı olan bencillik:

-Bazılarında başkalarından faydalanma yolarını kapatabilir, böyle biri öğrenme ihtiyacı hissetmez ve kendi eliyle gelişme yollarını kapatır.

-Kendine aşırı güvenenler başkalarına fikir sorma gereği duymaz, ortak akıldan yararlanmayan biri ne kadar zeki olursa olsun yanlıştan kendini kurtaramaz.

-Tepeden bakmaya sebep olur, etrafı alkışçı dalkavuklarla dolar, ihtiyaç olduğunda samimi dost bulamaz.

-İtici davranışlara yol açar, aileden başlamak suretiyle yakınları için bir işkence aracına dönüşür onların yaşamlarını zindana çevirir.

-Doyma bilmeyen verildikçe daha fazlasını isteyen böyle biri beklentileri karşılanmayınca kolayca aşırılığa yönelir, normal yollarla elde etmekten yorulunca gayrı meşru yollara girebilir.

 
Alacakları alkışa tav olanlar, hizmetleri karşılığı makam ve mevki gibi ucuz ücretle yetinenler her başarıdan kendilerine pay çıkaranlar kalıcı hizmet üretemez gelecek sermayelerini bugünden tüketirler.
 
Nasıl kişi bazında ben duygusundan uzaklaşma önemlidir, aynen onun gibi gurup bazında da bencillik ciddi yanlışlara yol açabilir. Dünya genelinde geniş kesimler sizi alkışlasa bile;

-Bunların sadece kendi faaliyetlerinize bağlanması gurubun başarısı gibi görülmesi yanlış duyguları tetikleyebilir,

-Başkalarına küçük görmeye sebep olabilecek bu davranışlar toplumda rahatsızlık uyandırabilir,

-Biz yapıyoruz biz başarıyoruz gibi ifadeler gurup egosuna dönüşebilir,

-Şu başarıları elde ettik diyerek takdir bekleyenler hizmetlerini tartışılır hale getirir,

-Ayrıcalıklı konum beklentisi içine girenler birçok insanın samimi emeklerine zarar verir.

 
Geçmişte yaptıkları çalışmalarla yurt içinde ve dışında kabul gören gönüllüler, bu sonucu kendi başarıları gibi görürlerse yanılırlar. Emek gerekli olmakla birlikte yapılanların takdirle karşılanması sizin kontrolünüzde olmadığından hoşnutluk sadece faaliyetlerinize bağlı değildir. Bugün de aynı anlayışla hareket edilmesine rağmen başta Türkiye olmak üzere bazı ülkelerde yapılanların sorgulanması olumlu kanaat uyandırmanın tek başına gayrete bağlı olmadığının göstergesidir. Tüm medyanın hizmeti alkışladığı dönemde duygularını kontrol edemeyenlerin bazı hataları olsa bile, zaaflarının farkında olup gururdan uzak durmayı başaran geniş kesimler faaliyetlerin dinamosu olmuştur.
 
Çok önemli imkân ve fırsatlar sahip olsa bile gururdan korunmak için insanın kendini sıradan biri olarak görmesi erdemli bir davranıştır. Kendilerini başkalarından üstün gören benciller bu fazilet hissinden mahrum oldukları için bugün olmazsa yarın yaptıkları yanlışlarla çok büyük değer kaybı yaşarlar.
 
Bencillikten kurtulmanın yolu, insanın kendini zayıf ve kusurlu görmesinden geçer. Ortam uygun olmadan yapılacak hayırlı hizmetler muhataplarınca kabul görmeyebilir. Her şeyi yönlendirme şansına sahip olmadığının farkında olup sonuçların sadece kendi gayretlerine bağlı olmadığı düşünenler kalıcı başarılara imza atabilirler.  
 
Normal dönemde herhangi bir başarı yokken insanın kendini gurudan koruması kolaydır, asıl önemli olan başarıdan sonra insanın kendini korumasıdır. Bu tür zaman dilimleri insan hayatı için adeta bir sınav niteliğindendir böyle dönemlerde yanlışa düşmemenin yolu iç disiplininle kendini frenlemekten geçer.
 
Gerçek büyüklük, insanların gururdan uzak durması ile mümkündür, büyüklük taslayanlar ise bu davranışlarıyla ne kadar sığ olduklarını gösterirler.
 
Geçmişe baktığımızda toplumlara tepeden bakan tüm diktatörler nefretle hatırlanırken, tevazusu ile öne çıkan büyük düşünürler insanların gönlünde taht kurmuştur. Alçak gönüllülüğünü koruyanlar toplumların iç dünyalarında büyümüş ve fikirleriyle yol gösterici olmuş ve olmaya devam etmektedir.
 
İslam peygamberinin(SAV) huzuruna kuşku ile yaklaşan birine karşı “korkma ben kral değilim, ben kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum” şeklinde sözü tarihe altın harflerle yazılacak içeriktedir. O İnsanlar nezdinde büyüdükçe tevazusunu artırmış, hasır üzerinde yatmış, her gelen kolayca ona ulaşmış bu sayede insanlığın geleceğine ışık tutmuştur.
 
Başta 4 büyük halife olmak üzere halk arasında sıradan bir insan olma özelliğini koruyabilenler gerçek büyüklüğün saraylarda oturmakla elde edilmeyeceğini göstermiştir. Yöneticilerin bir er gibi halk içinde olduğu dönemde Osmanlı, Endülüs, vb yükselmiş, kendilerini vatandaştan farklı görüp saraylara kapandıkları dönemde ise örnek olma özelliklerini kaybettikleri için yıkımlar başlamıştır.
 
Tarih boyunca çok güçlü gibi görünen insanların basit olaylar sonucu ellerindeki tüm imkânları kaybettiği ortadadır, Firavunun sarayın karıncanın yıktığını, bir sineğin Nemrut’u yere serdiğini, güç sarhoşluğu içindeki bazı kavimlerin rüzgârla, sesle, yağmurla, depremle yok olduğunu dünürsek sahip olduğumuz şeylerin büyüklüğüne güvenip gurura kapılmaktan kendimizi koruyabiliriz.
 
Geçmişte bazı genel afetlerle yıkılan medeniyetlerin yaşadıkların farklı bir versiyonu günümüz insanları da yaşıyor.  Bütün dünyanın korona gibi tek başına çoğalma yeteneği olmayan ancak başka bir hücrede faaliyet sürdürebilen canlı olup olmadığı tartışmalı çok basit bir varlık tarafından esir alındığını izleyenler olarak yaptığımız işlerle gurura kapılmamız abestir.
 
Her güzelliğin arkasında hikmetli sırların gizlenmiş olduğu bilinci içinde hareket etmeli, eğer başkasından farklı olarak kendisine sunulmuş yetenek ve kaynak varsa bunları bencilce sahiplenerek kaybedeceğine onları insanlık hizmetinde kullanıp kazanca dönüştürmelidir.
 
Çok basit varlıklara çok büyük işler yaptırıldığını, canlıların besin ihtiyacının şuursuz bitkiler eliyle sunulduğunu, en lezzetli yiyeceklerin hiç tadını bilmeyenlerce üretildiğini gören bizler yaptığımız olumlu işleri sahiplenmekten uzak durmalıyız.  Alçak gönüllülüğü tevazuu öne çıkarmalı, kapasitemizin sınırlı olmasına rağmen ürettiğimiz başarılı işlerin bize bedel ödemeden verilmiş lütuflar olduğunu unutmamalıyız.
 
Bencillikten, topluma uyum problemi yaşayacak birine dönüşmekten korunmak isteyenler çok başarılı hizmetler üretmiş olsalar bile tevazuu ve alçak gönüllüğü esas almalı kendilerini sıradan biri gibi görmelidir. Sürekli bir iç hesaplaşma ile kendi kusur ve hatalarını gözden geçirmeli, başarıları kendine vermektense iradesi dışında ona sunulan imkân fırsatlarla kazandığını düşünmelidir.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ