Helal olsun kaymakamıma!

Trabzon’un Of ilçesi kaymakamı Eyüp Fırat’ın makam odası Sosyal medyanın gündemi haline geldi. Japon imparatoru Akihito’nun mütevazi çalışma odası ile karşılaştırılması yapılan Of kaymakamı Fırat’ın makam odası, lüks görüntüsü ile dikkat çekiyor.


Sinop barosu avukatlarından Aykut Cem Yalçınkaya yaptığı paylaşımda; “İki fotoğraf birinde Japon İmparatoru diğerinde Of Kaymakamı var. Birinin ülkesi ihracat şampiyonu her yıl milyarlarca dolar kar eden bir memleket. Adam koca ülke imparatoru diğeri ise her yıl borcu artan bir ülkenin bir ilinin bir kazasının mülki amiri” diye yazdı. 

tr724.com yazarı Levent Kenez ise şatafatlı ve lüks görüntüsü ile dikkat çeken makam odası için köşesinde bir yazı kaleme aldı. "Of’a kazandırdığın bu güzel makam odası asla unutulmayacak genç adam." diye sonlandırdığı o yazısı şöyle:


Bulmuşlar gariban bir memur habire çakıyorlar. Yok Japon İmparatoru’nun odası daha sadeymiş yok Merkel’in odası çok daha mütevaziymiş. Hatta daha ileri gidip ekonomi de bundan batmış. Yok artık. 

Zaten şu Japon İmparatoru’nun odası da, misafir kabul ettiği yer de dünyanın başına bela. Ne zaman bir şey olsa hemen yan resim ihtiyarın odası. Küçücük adada tavşan gibi üremişler, yatacak yer kalmamış marifet gibi pazarlıyorlar.

Gelelim meseleye. Ne olmuş? Of kaymakamı odasını yeniden dekore ettirmiş.  Eski odasının bir eksiği yok gibi görünüyor ama dikkatli bakarsanız anlarsınız ki kıytırıktan bir lise müdürünün odasından farksız. Yani odaya girince ne kaymakamı ne de devleti ciddiye almak mümkün değil. Koskoca Of’tan bahsediyoruz. Türkiye ekonomisinin lokomotifi bir ilçeden. Adam da n’apsın iki yıl sabretmiş, sabretmiş en sonunda odaya bir el atmış. İtibardan tasarruf olmaz deyip odayı saray odalarından bir odaya benzetmeye çalışmış, biraz da İstanbul Valisi’nin odasına özenmiş. Ülkeyi yöneten padişahın sarayda oturduğu bir ülkede devleti temsil eden kaymakamın odasının da böyle olmasına neden bu kadar şaşırılıyor anlamak mümkün değil. Sanki senin benim cebimden çıkıyor parası.

Ha şunu anlarım. Tamamen zevksizlik abidesi. Sonradan görme. Para görmüş İslamcıların evlerindeki çirkin köşelerden. Ama sorsan Osmanlı. Fotoğrafa 10 saniye bakınca her yerinize kasvet basıyor. Arkadaş sen bu odada nasıl duruyorsun bütün gün? Daha yaşın 38 ya. Hangi dizi seni aldı götürdü? Kendini Abdülhamit falan mı sanıyorsun makama gelince?





Peki bu zevksizlikten ötürü kaymakam yanlış yapmış diyebilir miyiz? Asla. Bizden önce hemen ilçenin önde gelenleri ve bilumum yalakaları durur mu, lafa yetişmiş zaten. Sayın kaymakamımız müsrif değilmiş. O oda zaten milletin odasıymış. O odada millet ağırlanıyormuş falan filan. Zaten kaymakam arada bir, bir yerlerde bağdaş kuruyorsa, ilçenin partililerinin sözünden çıkmıyorsa sorun yoktur.

Olayın sadece para meselesi olmadığını anlatmakla yorulmaya gerek yok. Hatta bunda bir gariplik görmeyenlere ecnebi memleketlerden örnekler vermeye de. Ne Japonlar ne Almanlar fayda vermez. Devletin parası ile kendisine portakal suyu aldı diye istifa eden bakan ya da bisikletle makama gelen başbakana falan güler bu millet. Onlar için devletlu dediğin güçlü olacak ona onun parası ile hava atacak. Onlarca araçlık eskortla önünden geçip ona korku saracak. Bizde bisikletle gelsin bakalım biri, bir tane takan memur çıkar mı? Muharrem İnce bile bisikletle işe geleceğim dedi ertesi gün yok oldu bisiklet. Bizim millet böyledir sevmez mütevaziliği. Mütevazi olursan saygınlığın azalır bizim toplumda. Bu durumu son zamanlarda en iyi Nuri Bilge Ceylan anlattı: “Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz. Kültürün bütün elemanları insanları şişinmeye, öğünmeye, defolarını gizlemeye itiyor. Bu da çok ağır bir yük taşımamıza neden oluyor. Gizlenecek şeyler devamlı birikiyor. İtiraf kültürü gelişse, bunları söylediğimiz zaman takdir görebileceğimizi düşünsek bunları açığa çıkaracağız. Yükten kurtulacağız. O zaman politikacı da özür dilemek için adeta fırsat kollayacak belki. Takdir göreceğini düşünecek. Ama bugün düşünmüyor, çünkü özür dilediği anda işini bitirecekler”. Aynen böyle halimiz.

Son tahlilde tavuk-yumurta, yumurta-tavuk meselesi. Göreve geldiğinde herkes gibi apartman dairesinde kalacağım diyen adama da alkış tutarlar sonra bir saray yaptırıp ülkeyi üzerine geçirmesine de. Dibe vurmadan bu işin düzelmesi de pek mümkün değil. Ve son hız dibe doğru gidiyoruz. Bu kadar müsrifliğin ve hesapsız hırsızlığın sonunun ne olacağını bilmek için çok bişey olmaya da gerek yok. Siz o zaman yağmayı görün. Bakalım sandalyeleri, kapıları kim götürecek evine?

Kaymakamla başlamıştık onunla bitirelim. 2016’da Of’a yeni geldiğinde bakın ne diyor saray katibi özentisi: Her bakanımızın memleketinde görev yapmak önemlidir ama İçişleri Bakanımızın memleketinde görev yapmak farklıdır. O nedenle Sayın Bakanımızın ilçesinde görev yapmak bizim için şereftir. İnşallah Of’umuza güzel hizmetler kazandıracağız.”

Of’a kazandırdığın bu güzel makam odası asla unutulmayacak genç adam.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ