"Gönüllü faaliyetlerin kapatılıp susturulmasının arkasında yatan asıl gerçek kıskançlıktır"

"Farklı gerekçeler arkasına sığınsalar da ülkeyi içerde ve dışarıda başarılarıyla temsil eden ülkenin gururu gönüllü faaliyetlerin kapatılıp susturulmasının arkasında yatan asıl gerçek kıskançlıktır."

GERÇEĞİN PEŞİNDE ARAŞTIRMACILAR
İsmail S. Gülümser

Gazeteciler ya da gerçeklerin ortaya çıkması için çabalayan araştırmacılar, insanlığın geleceğine olumlu katkı sunacak, dünyada insani değerleri yükseltecek bir arka plan zenginliğine sahip olmazlarsa art niyetten uzak kalamıyor.


Hedefleri açısından problemli olan;

-Bilimsel gelişmeler için çabaladığı düşünülen bilim adamları,
-Toplumsal projeler üzerinde kafa yorduğu bilinen fikir adamları ya da
-Önemli konularda çalışma yaptığı için alkışlanan araştırmacılar, gazetecilerin çoğu insanlığın geleceğine olumlu katkı sunamıyor.

Bir kısmı toplumlar arasına kin ve nefret tohumları saçmaktan, ayrıştırıp üzerlerinde hegemonya kurmak isteyenlerin gizli emellerine hizmet etmekten kendilerini kurtaramıyorlar. Bilim adamı yaptığı çalışmalarda dünyaya olumlu katkı sunmayı düşüneceğine kendi kişisel veya ideolojik görüşlerini kabul ettirmeye onu destekleyecek delil arayışına girerse verileri çarpıtmaya müsait hale geliyor. Eğeleyerek ürettikleri kemiklerle evrim teorisini ispatlamaya kısa yoldan kendi görüşünü kabul ettirmeye çalışanların yaptığı sahtecilik yıllarca bilim dünyasını meşgul ederken daha sonra karşıtlarına malzeme oluyor.

İdeolojik ya da maddi kaygılardan kendilerini kurtaramayan gazetecilerin her biri belli dönemlerde etik ve ahlaki ilkeleri bir kenara bırakıp kısır çekişmelere alet oluyor, insani değerlere zarar veriyorlar. Bugünlerde geçmişte olumlu çalışmalar yapmış araştırmacı kimliği ile tanıdığımız bazı gazetecilerden;

-Basit çıkar hesaplarıyla verilen kirli bilgileri kullanıp Hizmet Hareketi'ni karalama korosuna katılanlar,
-Giderlerini karşılayan ideolojik guruplarının hoşnutluğunu kazanmak için masum insanları suçlayanlar,
-Kendini Anadolu’nun en ücra köşelerinden bulup çıkaran yıllarca şefkatle kucaklayan fedakâr bir topluluğu zor zamanında yalnız bırakanlar

Belki alacağı bir sponsorluk desteği karşılığında, duruluğunu koruyamamışların tek taraflı, yanlı bilgi ve belgelerini yayınlayıp yüz binlerin yaptığı olumlu hizmetlerin hepsini tartışmalı hale getirmeye kalkanlar oluyor. Düşünce üretme durumunda olan fikir adamları eğer insanlığın geleceğine olumlu katkı sunmak, insani değerleri yükseltme gibi bir hedefleri olmazsa menfaat karşılığı topluma yanlış bilgi aktarma yoluna girebiliyor.

-Eski diyanet işleri başkanı ve din işleri yüksek kurulu, gerçeğinden saptırılmış bilgilerle dolu yaranma amaçlı açıklama ve raporlarıyla yozlaşmaya çanak tutuyor, ülkenin ahlaki değerlerden uzaklaşmasına hizmet ediyor.
-Diyanet, yüksek öğretim, hukuk, iç güvenlik ve savunmadan sorumlu ordu dâhil ülkenin en seçkin kurumları parti organı haline gelince güçlünün çıkarlarına uygun bilgilerle yanıltıyor gerçeklere ulaşmayı engelliyorlar.

Batı dünyasının yanlışları olsa da, hedefini doğru belirleyen çalışma sonuçlarını insanlık yararına değerlendirmesini bilenler sayesinde her geçen gün başarı hikâyeleri artıyor. Bu enerji ile gelişmiş ülkeler, hayat felsefelerini Afrika’nın en ücra köşelerine kadar taşırken doğu toplumları özellikle İslam dünyasında;

-Tüm hedefi kişisel-ideolojik çıkarları olan,
-İlimle uğraşmayı gereksiz görüp sembolik faaliyetlerle yetinen,
-Kaynak ayırmadığı göstermelik uzay araştırma birimiyle topluma aya çıkma hayalleri pazarlayan, vizyonsuz sığ yöneticilerin öngörüsüz yaklaşımları ve isteksizliği alta doğru yayılıyor ve ülkeler her geçen gün içine kapanıyor. İlme ilgisini kaybetmiş, araştırma heyecanı söndürülmüş, ileri görüşlü insanların yok edildiği toplumlar kısır çekişmelerle birbiriyle boğuşurken genç nesiller başıboş yığınlara dönüşüyor; olumlu katkı sunmayı unutan yöneticiler eliyle toplumlar çürütülüyor.

Bilimsel çalışmalar yaparak başarılı sonuçlar elde etmeyi ve emek sarf ederek ilerlemeyi gereksiz ve zaman alıcı gören kısa yoldan amacına ulaşmayı-kolaycılığı seçen siyasal bir din anlayışı bazı ülkeleri içten içe kemiriyor;

-Yıllarca bıkmadan usanmadan çalışıp emek sarf ederek başarılı sonuçlar elde edenleri kıskanıyor,
-Kendi toplumlarını kandıracak bir görüntü oluşturmayla yetiniyor,
-Başarılı olanları kendi gelecekleri açısından tehlikeli görüyor,
-Az sayıdaki olumlu örnekten kuşku duyuyor ve yıkmak için olmadık entrikalar çeviriyor

Kendilerini yenileme gereği duymayan, gerçeği arayanlardan rahatsız olan bu kesimler her olumlu hizmetleri karalayarak kusurlu göstermeye çalışıyorlar. Türkiye’de bu kervana katılan arasına girdi. Geçmişten beri 'bu çok uzun bir yol biz bu
kadar bekleyemeyiz yönetimi ele geçirdiğimizde emir komuta zinciri içinde toplumları istediğimiz gibi yönlendiririz' diyen, insan yetiştirmenin ne olduğunu bilmeyen basiretsiz kadrolar, kendisi dışındaki her başarıdan rahatsızlık duyuyor. Hakikat arayışını kaybetmiş, ülkeyi kendi görüşlerine göre dizayn etmeye çalışan dar görüşlü bir yönetici grubu siyasi geleceğine hizmet etmeyen her görüşten yetişmiş insanı harcamaktan kaçınmıyor.

Bilimsel kaygı taşımayan, gerçeğin peşinde olmayan yöneticiler eliyle ülkenin köklü kurumları burnun ucunu göremeyen insanlara teslim ediliyor, siyasi amaçları uğruna ülkenin en saygın kurumlarının içi boşaltılıyor. Yozlaştırma hamleleri son günlerde ülkenin en başarılı üniversitelerinden birine kadar ulaştı.

-Mezunlarının dünyanın her yerinden kabul aldığı Türkiye’nin ilk % 1’lik diliminden öğrencilerin toplandığı köklü bir üniversite camiası siyasetin emrine girmeyi reddettiği için topluca linçe tabi tutuldu.
-Şaibe iddialarıyla doktorası YÖK sayfasından kaldırılan tartışmalı biriyle üniversite hizaya getirilmek istendi.
-Devlet gücü ve parti yayın organı medya ile akademik kadroları ve öğrenciler radikal grupların önüne atıldı.
-Ülkeyi her an terk etmeye hazır başarılı bir bilim topluluğu şiddet kullanılıp yıldırılıp kaçırılmak istendi.

Geçmişte Nizamiye medreselerinde kısmen yapılan toplumlara yol gösterecek yüksek değerlere inanan insan yetiştirme gibi bir hedefleri olmadığından ellerindeki devlet imkanlarını sadece rant elde etmede kullanıyor, kendi imkânlarıyla yetişmiş insanlara da ancak kirli projelerini destek şartıyla izin veriyorlar. Devlet imkânları kullanmadan dünyanın geleceğine olumlu katkı sunmak için halkın kendi gayretleri ile yaptığı tüm faaliyetleri tehdit olarak görüyor yıkarak-gasp ederek yapılan hizmetlerin üzerine konmayı tercih ediyorlar.

Hayatını yüksek insani değerlere inanmış donanımlı insan yetiştirmeye adayan, bulunduğu her yerde dinin temel kaynaklarını bilen yaşantısı ile örnek olacak rehberler yetiştiren, Fethullah Gülen Hocaefendi ileri görüşlülüğü ile yıllarca bıkmadan usanmadan yaptığı çalışmalar sonucu dünyaya başarılı bir örnek sunulmuştu. Onun en büyük hedeflerinden biri:

-Geçmişte yaşanmış kötü örneklerden dolayı dinin getirdiği insani ahlaki değerlere mesafeli duran elitlerin insanlığın geleceği adına uzlaşması olumlu yaklaşımlarla ortak değerler etrafında birleşmesi.
-Bilimin insanlığın geçmiş birikimlerini reddeden natüralist-pozitivist bakış açılarından kurtarılması, araştırmaların moral değerlerle zenginleşeceği ruha genişlik verecek bir anlayışın kazandırılmasıydı.
-Hakikati arama çabası içindeki araştırmacılar olayların perde arkasını görmekten kaçınmaktan kurtarılması, olayların arkasındaki iradenin görmezden gelindiği anlayışların terk edilmesiydi.
-Bilimsel çalışmaların maddecilik kılıfı içinde sunmaktan vazgeçilerek ilim yuvalarına daha zengin bir perspektif kazanıp toplumla kucaklaşması, daha yol gösterici olmasıydı.
-İlim çevrelerinin insanlığın düşünce dünyası karartacak sığ anlayışlardan kurtarılması olayların daha sağlıklı zeminde tartışılacağı yeni bir anlayışın geliştirilmesiydi.
-Akademik çevrelerin toplumların düşünce dünyalarını boşluğa itmekten uzaklaştırılması, olaylarla evrensel değerler arasındaki kopukluğun giderileceği bir yaklaşım geliştirilmesiydi.
-Tarihten gelen zengin birikimlerle bilim adamlarının buluşları arasındaki kırılganlığın kalkacağı bir aydınlanma ortamı hazırlanmasıydı...

Bu ortamın hazırlanması için önce topluma yol gösteren rehberlerin bilimin gerekliliğine inanması ve bu uğurda adımlar atması şarttır. Moral değerlerle bilimin barışması için kendini dindar hissedenlerde bilim merakının uyarılması bilim adamlarının da bu değerlerle yeniden buluşmasına ihtiyaç vardır. Bilimin iltifat gördüğü toplumlarda merak hızla artacak gelecek nesillerden kendini ilme adayanlar çoğalacak böylece insanlık için yeni bir aydınlanma dönemi başlayacaktır.

Olayları doğru okuyan, bulduğu sonuçları insanlık yararına kullanan insanların yetişmesi görevi varlıklı ya da yetkiyi elinde bulunduranlara düşmektedir. İlimleri ideolojik yaklaşımlardan kurtarmak isteyenler kolları sıvamalı ilme gerekli ilgiyi göstermelidir. Donanımlı insan yetiştirmek için gerekli ortam hazırlanırsa buralar bir çekim merkezine dönüşür ve çok sayıda insan faydalanmasıyla yeni bir aydınlanma süreci başlatılabilir

Hocaefendi yetiştiği ortamın darlığına hapsolmaktan kendini kurtarmış, birikimlerini insanlığın geleceğini aydınlatma yönünde kullanmış nadir insanlardan biri. Yukarıdaki yaklaşımlarla hareket etmiş bir fikir ve aksiyon insanı olarak kendisini ve çevresini sürekli aydınlatmış ve dünyanın her yerinde hakikat arayışı peşinde olan aydınlanma grupları kurmayı başarmıştır. Onun hiçbir yeri ele geçirme gibi bir hedefi olmamış, tüm çalışmalarını insanlığın ortak birikiminden yararlanıp dünyanın geleceğine olumlu katkı sunmak için yapmıştır. Bu amaçla her yerde en başarılı eğitim kurumlarının, üniversitelerin açılması için çabalamış, hatta ABD de çok geniş kapasiteli bir genetik laboratuarı bile devralınmıştır.

Şu günlerde dünya genelinde alkışlanan insanlık tarihine altın harflerle yazılacak bu hizmetleri yüzünden bilimin ve aydınlanmanın faziletli insan yetiştirmenin önemini bilmeyen dar görüşlü yönetici grubu tarafından siyasi kadrolar Türkiye’de suçlanmakta tüm devlet mekanizmaları yaptığı hizmetleri yok etmede kullanılmaktadır. Farklı gerekçeler arkasına sığınsalar da ülkeyi içerde ve dışarıda başarılarıyla temsil eden ülkenin gururu gönüllü faaliyetlerin kapatılıp susturulmasının arkasında yatan asıl gerçek kıskançlıktır.

Ülkeyi daha iyi bir geleceğe hazırlamak için yapılan tüm hizmetleri yasa dışı gibi gösterip gençliğin geleceği için çabalayan fedakâr insanları toplum yararına yaptıkları hizmetlerden dolayı suçlanması bundandır.

İsmail S. Gülümser
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ