‘Fetömetre’ ya da Engizisyon Mahkemeleri

"Cihat Yaycı ve 15 Temmuz sonrasının bütün yargılamaları da tıpkı Engizisyon Mahkemeleri gibi adaletin kara lekesi olarak tarihe kaydedilecek, kimsenin şüphesi olmasın. Tarihi ibret için okuyanlar suratlarına tükürecekler."


Tr724 Yazarlarından Alper Ender Fırat'ın analizi şöyle;

"Onu Orta Çağ’ın kara lekesi olarak ananlar da var, Avrupa Tarihi’nin utanç vesikası olarak görenler de. Farklı inançları ortadan kaldırmaya yönelik hunharca cinayetleriyle nam salan Engizisyon mahkemeleri, sadece Avrupa Tarihi’nin değil belki dünya tarihinin en büyük utanç vesikalarından birisiydi. 


Orta Çağ Avrupa’sında suçlanmak için Katolik olmamak yeterliydi. Bu büyük suçu işlemiş olanların hakkından gelmek için İspanya’da kilise, Engizisyon mahkemelerini kurmuştu. ‘Engizisyon’ kelimesi zaten soruşturma anlamına geliyordu. 

İspanya’da bu mahkemenin öncelikli amacı sürgünden kurtulmak için Hristiyanmış gibi davranan ‘kripto’ Yahudileri ve Müslümanları tespit edip cezalandırmaktı. 

Halka şöyle söylenmişti:

“Eğer Musa’nın şeriatına göre Şabat tutan herhangi bir kimseyi tanıdınız veya duyduysanız hemen ihbar edin. Cumartesi günleri, temiz kıyafetler giyinip Yahudi bayram günlerinde masalarına temiz örtüler, yataklarına temiz çarşaflar seren, yiyecekleri eti suda iyice temizleyip kanını akıtan, Paskalya perhizinde veya başka kutsal günlerde et yiyen, ölüm döşeğinde duvara doğru dönen ve öldüğünde kişiyi yıkayıp vücudundaki tüm kılları kesen birilerini tanıyorsanız da mutlaka ihbar edin.”

Sonra ‘kripto’ Müslümanların özellikleri bir bir sıralanacak ve bunların ihbar edilmesi istenecekti. 

Üzerlerinde oluşturulan psikolojik baskı yüzünden halk, komşularını, en yakın arkadaşlarını ve hatta aile bireylerini ihbar etmekten çekinmedi. Bu, isteğe dayalı bir uygulama değil, kesin emirdi. Var olan sapkınlıklara(!) göz yummaları halinde kendilerinin de kafir ilan edilmesi ve cezalandırılması kaçınılmazdı. 

Yargılama işi tamamen ihbarlarla yürütülüyordu. Engizisyon mahkemelerinin prosedürü gizliydi, söylentiler suç delili olarak kabul edilir, sanığın suçunun niteliği veya yasal savunma hakları konusunda bilgi verilmez, tanıklar gizli tutulurdu. Sanığın lehine hiçbir delil işleme konulmaz, sanık lehine konuşanlar ise suç ortağı olarak tutuklanırlardı. Hiçbir sanık, masum bulunmazdı. Sanığa avukat da verilmezdi. Çünkü sonuç itibariyle önemli olan suçunu itiraf etmesi veya etmemesiydi. Masumiyetinin hiçbir önemi yoktu. 

Engizisyonun suçlu olanı bulma ve yargılama yöntemleri size çok mu tanıdık geliyor. 

Bir insanın inançlarının ve aidiyetinin, suçlanması için tek başına yeterli sebep olması bir Engizisyon anlayışıdır.  

Tümamiral Cihat Yaycı’nın görev yerinin değiştirilmesinden sonra bir kere daha gündeme gelen Fetömetre hakkında yazılanları görünce Engizisyon mahkemelerini yeniden okuma ihtiyacı hissettim. Benzeşmeyi gördükçe insan dehşete düşüyor.  

Her şeyden önce bugün yapılan da Engizisyon dönemindeki gibi bir aidiyet cezalandırması, suç isnadı, eylemler değil, inançlardan kaynaklanıyor.  Mensubiyetin suçlu olman ve cezalandırman için tek başına yeterli, işte Engizisyon tam da bu. 

Cihat Yaycı’nın geliştirdiği ‘Fetömetre’yle, 1 milyon cep telefonunu, 700 bin personeli tek tek incelemişler, bunların akrabalık ilişkilerini, kullandıkları bankaları, akraba çocuklarının hangi okullarda okuduklarını tek tek incelemişler, Bank Asya hesaplarına ilişkin 20 milyon satır verinin detaylı analizini yapmışlar, 80 bin askeri personel sicil dosya kaydı tek tek incelenerek 70 temel 250 alt kriterli hesaplama tablolarını dikkatlice değerlendirmişler. Böylece binlerce personelin ilişiğini kesmişler. 

Kesmekle de kalmamış tutuklamış, kendini savunmalarına ve avukat bulmalarına müsaade etmemişler. Fişlenip haklarında işlem yapılanlar masumiyetlerini ispat edememiş, edilmesine izin vermemişler. Sanık lehine şahitlik yapanları da fişlemiş ve gereğini yapmışlar. 

Sadece Cihat Yaycı’nın listesi değil, 15 Temmuz’dan sonraki bütün tutuklamalar ve yargılamalar için aynını hatta daha fazlasını söylemek mümkün. 

Göz ucuyla bile baksanız, cemaat yargılamalarının 500 yıl önceki Engizisyon yargılamalarından hiçbir farkı yok. 

Konuşunca yediden yetmişe herkes Engizisyon mahkemelerini en ağır ifadelerle telin eder, bu uygulamaların ne denli aşağılık, ne denli insanlık dışı olduğundan söz eder ama bugün çağdaş bir engizisyonun tam göbeğinde yer alır.  

Cihat Yaycı ve 15 Temmuz sonrasının bütün yargılamaları da tıpkı Engizisyon Mahkemeleri gibi adaletin kara lekesi olarak tarihe kaydedilecek, kimsenin şüphesi olmasın. Tarihi ibret için okuyanlar suratlarına tükürecekler." 

Kaynak:Tr724

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ