'Ekonomik savaş' yeni bir dünya düzeni mi yaratıyor?

"Dünya ekonomisinden gelen negatif sinyaller ve jeopolitik çatışmaların şiddetlenmesi, bir ekonomik kazaya yol açabilir. Bu kaza global bir resesyona neden olabilir."


Son birkaç yıldır dünyanın gündeminde 'ticaret savaşları' olarak nitelenen, ABD'nin daha çok Çin'in teknolojik ve ekonomik gücünü sınırlamak için giriştiği yaptırımlar zincirini içeren, Avrupa'yı da etkileyen ve şimdiden ekonomilerin küçülmesine ve küresel sistemin aktörlerinin birbirine şüpheyle yaklaşmasına neden olan süreç, yeni bir dünya düzenini de beraberinde getirir mi?

Bir dönem küreselleşmeyi muştulamak için kullanılan Yeni Dünya Düzeni, bu kez mevcut aktörlerin yükselen ve egemen güç kavramları etrafında birbirine meydan okuduğu ve sağ çıkanın dünya hakimiyetinin tescilleneceği bir döneme işaret ediyor.


Ancak her küresel aktör bu düzeni kendi perspektifinden okuyor. Tıpkı Putin gibi.

Rus lider Putin'in bu konudaki yaklaşımını, Rusya devlet başkanı Putin’in, Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda yaptığı "Sistem krizde. Yeni bir modele ihtiyaç var’’ açıklaması malumun ilamıdır. Putin hem küresel ekonomik sistemdeki dengesizliğe vurgu yaptı, hem de mevcut uluslararası ticari ilişkiler modelinin krize girdiğini belirtti. Bu bir bakıma Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kurulan düzenin çatırdamasıdır. Dünyada jeopolitik çatışmalar her geçen gün artıyor. Belli başlı ülkelerde milliyetçi fraksiyonların ve aşırı sağ partilerin güç kazandığı görülüyor" satırlarıyla aktaran ise, Dünya Gazetesi yazarı Atılım Murat.

Murat, ABD'nin Çin yaklaşımının ise yeni olmadığını, Obama yönetiminin de Çin ile bağımlılıkları azaltmak için çabaladığını ancak Obama yönetiminin, iki ülkenin birbirine bağımlılık derecesini kademeli biçimde düşürmeye çalıştığını belirtti. 

Trump yönetiminin daha agresif davrandığını kaydeden Murat, "Çin yönetimi bugüne kadar sakin kaldı. Bu yaklaşım her an değişebilir. Çin’de yapılan araştırmalarda, Amerika karşıtlığının pekiştiği görülüyor. Avrupa’da da milliyetçilik akımı kendisini her yerde hissettiriyor. İtalya’nın merkezinde olacağı bir Avrupa Birliği (AB) krizi kapıda bekliyor. İngiltere’nin AB’den çıkışı ayrı bir dönüm noktasıdır. May istifa ettikten sonra başbakanlık için adı geçenlerin hepsi AB’den anlaşmasız bir çıkışa sıcak bakıyorlar. İtalya ile AB arasındaki potansiyel gelişmeler, Birleşik Krallık için de kritik olacak" yorumunu yaptı.

ABD ekonomisinin ilerleyen zamanlarda ekonomik performansının düşeceğine işaret eden Murat, aynı şekilde Çin ekonomisinden de olumsuz sinyaller geldiğini hatırlattı ve ekledi:

"Çin devlet başkanı Şi Cinping’in ‘‘Ekonomide belirgin bir iyileşme gözleniyor’’ ifadelerine takılmayın. Makyajlanmış ekonomik verilere rağmen resim ortadadır. AB’de Almanya ve İtalya ekonomik durgunluğun kıyısında dolaşıyor. İngiltere’nin AB’den anlaşmasız çıkışının ekonomiye olası etkilerini, başta güçlü başbakan adayı Boris Johnson olmak üzere kimse tartışmıyor.

Dünya ekonomisinden gelen negatif sinyaller ve jeopolitik çatışmaların şiddetlenmesi, bir ekonomik kazaya yol açabilir. Bu kaza global bir resesyona neden olabilir. Ülkelerin politika tercihleri bu olasılığı güçlendiriyor. Dünya ticaretindeki dengeler ve jeopolitik ittifaklar değişecek."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ