'Büyüdük tamam da o büyümenin kaymağını kimler yiyor?'

Yeniçağ Gazetesi ekonomi yazarı Esfender Kormaz ikinci çeyrekteki 5.2 oranındaki büyümenin perde arkasını yazdı.


2018 yılının ikinci çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) yüzde 5.2 oranında arttı ancak bu büyümenin toplumun tüm kesimlerine eşit bir şekilde yansımadığı/dağıtılmadığı, dar bir sermaye çevresinde, ya da yandaşlar arasında pay edildiği, hemen hemen tüm ekonomistlerin üzerinde durduğu ve itiraz ettiği bir tablo.

Yeniçağ Gazetesi ekonomi yazarı Esfender Kormaz da, 12 Eylül Çarşamba (bugün) günkü yazısında, bu adaletsizliğe dikkat çekti ve gelir artışının toplumda eşit bir şekilde dağıtılmadığını, bunun da ülkedeki gelir dağılımını daha da bozduğunu belirtti. 


Açıklanan büyümenin kaynaklarını da sorgulayan Korkmaz, "Devlette bugün yaşanan popülizm, israf ve şaşaa da katma değeri artırır ve büyüme yaratır. Ancak kaynakların yanlış kullanılmış olması aynı zamanda verimliliğin düşük olmasına ve enflasyona neden olur ve ekonomik istikrarı bozar" uyarısında bulundu.

İşçi ücretlerinin büyümenin altında kaldığını vurgulayan Korkmaz, "2018 ikinci çeyrekte GSYH yüzde 5.2 arttı. Bu çeyrekte iş gücü ödemeleri de nominal olarak yüzde 19.4 oranında arttı. İkinci çeyrek enflasyon oranı yüzde 15.39'dur. Bu demektir ki işçi ücretleri reel olarak yüzde 3.47 oranında arttı. Yani büyümenin altında kaldı. Gelir dağılımı ücretliler aleyhine bozuldu ve çalışanlar göreceli olarak yoksullaştı" tespitini yaptı.

Çalışanların GSYH'den aldığı payın azaldığına değinen Korkmaz, çalışanlar için enflasyon yanında büyüme oranı kadar da pay verilmesi lazım geldiğine işaret etti.

Yazısının buraya kadarki kısmının özetini, "Gelir dağılımı, çalışanlar aleyhine bozuldu ve çalışanlar yoksullaştı" satırlarıyla ifade eden Korkmaz, Türkiye'nin orta gelir tuzağına sıkışan, geç sanayileşen bir ülke olduğunu belirtti ve ekledi:

"2007 yılında GSYH rakamları geriye 10 yıl revize edildi ve bir gecede fert başına GSYH yüzde 30 artırıldı. Düşük kurda etkili oldu on yıl önce fert başına GSYH, 10.000 doları geçti. Son on yıldır da aynı üç aşağı-beş yukarı aynı düzeyde gidiyor. Yani orta gelir tuzağı devam ediyor.

Daha da önemlisi, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi orta gelirde sıkışmış bir Türkiye ile, orta gelir düzeyini yakalama şansı dahi bulunmayan Doğu Anadolu, Kuzeybatı Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi yoksul bir diğer Türkiye gözlenmektedir.

Yoksulluk tuzağında kalmış bulunan yoksul Türkiye'nin yaşamakta olduğu bu bölgelerde, sabit sermaye yatırımlarından yoksun; mevsimlik ve düşük vasıflı iş gücüyle merkez kapitalizminin ilkel sömürüsüne ve sosyal dışlanmışlığa uğramış 27 ilimiz bulunmaktadır.

Türkiye daha ağır yoksullaşmayı net dış borç ödeyen ülke konumuna geldiğinde yaşayacak. Zira net dış borç anapara ve faiz ödemelerinin GSYH'ye oranı eğer büyüme oranından daha yüksek olursa, net kaynak çıkışı olacak ve Türkiye yoksullaşma yaşayacaktır.

Bu sorunlar, siyasi iktidarın piyasayı tamamıyla başıboş bırakmasının, algı yaratma ve sıcak para odaklı günübirlik politikaları benimsemesinin kaçınılmaz kötü bir sonucudur."
















 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ