Beştepe Sarayı’na komşu işkence merkezi

‘1990’lı yıllardaki işkenceler, şu an Beştepe Sarayı’na komşu işkence merkezinde yapılıyor’
Türkiye’de 1990'lı yıllarda JİTEM'in siyah renolarla adam kaçırmalarının bugünkü versiyonunda transporterler kullanılıyor.

Hizmet hareketi başta olmak üzere muhalif olan birçok isim siyah transportlarla kaçırıldı. Erman Yalaz, TR724'teki yazısında kaçırılan isimlere ilişkin detaylı bilgilere yer verdi.
 
TR724'teki yazı dizisinin üçüncü bölümünde Beştepe Sarayı’na komşu işkence merkezi [Erdoğan’ın kirli Türkiye’si -3] başlıklı yazısı şu şekilde devam ediyor;

 

Türkiye’yi 1990’lı yıllardaki işkence, fail-i meçhul ve adam kaçırma ortamına taşıyan kirli çetenin Ankara, İzmir faaliyetleri ile işkence mekanlarından bir kısmını bugünkü yazımızda ele alacağız. Çetenin transporter araçlar ve polis kılığında eylemlerinin kamuoyuna yansıyan 13 isimle ilgili bilgiler vardı. Ancak yeni bilgiler ve mekanlara dair detaylar belirlendikçe sayının da zulmün da daha büyük olduğu ortaya çıkıyor.
 
Avukat Mustafa Özben’den sonra başkent Ankara’da hedefte bir başka öğretmen vardı: Fatih Kılıç. Özben’in güpegündüz Yenimahalle’de kaçırılmasından 5 gün sonra o da sırra kadem bastı.
 
Fatih Kılıç, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen bir öğretmendi. 7 aydır işsizdi, hiçbir geliri olmadığı için ailesinin yardımı ile geçiniyordu. 14 Mayıs Pazar günü eşi Nihal Hanım ve 4 çocuğuyla güzel bir Pazar günü geçirdi. Gece 22.30-23.00 sularında AŞTİ’den eşi ve çocuklarını memleketine yolcu etti. Kendisi sonraki günlerde ailesine katılma niyetindeydi. Çocuklarıyla vedalaştı, son kez sarıldı. Daha sonra 22.55’de Kızılay istikametine giden Ankaray’a bindi. Ankaray’dan Dikimevi son durağında indi. Fatih Kılıç’ın son görüldüğü yer burasıydı. O günden sonra kendisinden haber alınamadı.
 
DİKİMEVİNDEKİ SON GÖRÜNTÜLERİNİ EŞİ BULUYOR
 
Ankaray idaresinden görüntüleri istediğinde savcılık kararı olmadığı gerekçesiyle aileyi bir hafta beklettiler. Yine polis yerine aileler araştırıyordu kayıplarını. Daha sonra alınan görüntüler, AŞTİ ve Dikimevi arasında yaşananları gösteriyordu. Eşini bizzat Nihal Hanım tespit etti.
 
 
Önce emniyetin bütün birimleri sonra hastanelere gitti kaybolan hayat arkadaşını bulmak için. Diğer adam kaçırma olayları da basına yansıdığı için tedirginlikleri her geçen gün artıyordu. Sosyal medya hesaplarından, konuya duyarlı milletvekilleri ve STK’lardan, Ankara Valisi, İçişleri Bakanı gibi doğrudan konunun muhatabı yetkililerden birçok kanalla yardım istedi aile. Ancak derhal ve her yönüyle soruşturulması gereken bu insanlık suçunu araştıran aileye cevap bile gelmedi.
 
SAVCI 1.5 AY SONRA GÖREVLENDİRİLİYOR, O DA TAKİPSİZLİK VERİYOR
 
Kılıç’ın kaybolmasıyla ilgili şikayete konu soruşturma için neredeyse bir buçuk ay sonra savcılık görevlendirmesi yapıldı. 21 Haziran 2017 tarihinde atanan soruşturma savcısı, 3 Temmuz’da takipsizlik vererek dosyayı kapattı. Kılıç evine dönmemişti, ailesi ve onu arayan arkadaşlarıyla irtibata da geçmemişti. Ancak savcılık sürpriz bir şekilde dosyayı kapatıp olayın üstünü örtmüştü. Aile bir haber bekledi, karneler alındı, bayram geldi. Özlemin, korkunun ve endişenin her türü yaşatıldı Kılıç ailesine. Ancak o geri dönmedi.
 
TRANSPORTER’LAR HAZİRAN’DA TEKRAR YOLLARDA
 
KHK ile memuriyetten ihraç edilen bir başka isim Cemil Koçak da, 15 Haziran 2017 günü saat 17.20 sıralarında Ankara Altındağ’da kaçırıldı. Ailesi tarafından Twitter aracılığı ile paylaşılan bilgilere göre; Koçak evden 8 yaşındaki çocuğu ile ayrıldıktan sonra aracı ile seyahat halinde iken arkasından minibüs tarzı füme renkli siyah cam filmli Transporter bir araç çarpmış, kaza sebebi ile araçtan inen Koçak zorla alıkonulmuştu. Olay çocuğunun gözü önünde gerçekleşti. Çevrede görgü tanıkları da vardı.
 
 
 ANNE, BABAMI KAÇIRDILAR
 
Aracı ile ana caddeye çıkmaya çalışıyordu Cemil Koçak. Yanında 8 yaşında oğlu da vardı. Kırmızı Honda Jazz marka aracının arkasında siyah ve beyaz renkli iki Ford Focus araç takipteydi, onların da ardında VW Transporter araç izliyordu. Siyah araç kaza süsü vermek için Cemil Koçak’ın aracına arkadan çarptı. Bir anda ortalık karışmıştı. Tartışma görüntüsü ile Koçak apar topar Transporter’e atılmıştı. Koçak’ın küçük oğlu şok içindeydi. Annesini telefonla aradığında söyleyebildiği tek şey ‘Babamı kaçırdılar anne!’ oldu. Cemil Bey imdat dediğinde yardıma koşmuştu çevredekiler. Ancak Cemil Bey’i alan çete çoktan yola çıkmıştı. Küçük çocuğun elinden telefonu alan bir görgü tanığı eşine de olayı neredeyse canlı canlı anlatmıştı.
 
FÜME RENKLİ İSTANBUL PLAKALI TRANSPORTER
 
Önder Asan, Turgut Çapan, Mustafa Özben de olduğu gibi yine  4 araçlı bir ekip Koçak’ı takibe almıştı. Koçak’ı kaçıran ekip ve füme renkli 34 plakalı Transporter, Mustafa Özben’in ailesinin kayıtlarda bulduğu minibüsle aynıydı. Kamera görüntüleri vardı. Ankara’nın göbeğinde adam kaçıran ekip yine iş başındaydı ve yakalanmıştı. Ancak polis ve savcılıklardan olayların derinlemesine araştırması beklenirken, dosyaları birleştirme, gizlilik veya takipsizlik kararları geliyordu.
 
 
ADAM KAÇIRMA ÇETESİ İZMİR YOLLARINDA
 
Koçak’tan bir gün sonra 16 Haziran 2017 günü hedef alınan isim bu kez İzmir’deydi. KHK ila kapatılan Şifa Üniversitesi Hastanesi yöneticilerinden Murat Okumuş, o gün saat 18.00 sularında İzmir Bornova’dan Ankara’daki kaçırılma olaylarına benzer bir şekilde kaçırıldı. Olay Erzene Mahallesi’nde 8. Sokak’taki GYM Fitness’in önünde gerçekleşmişti. Polis ve hastane kayıtlarında Murat Okumuş’a dair hiçbir iz bulamamıştı ailesi. Ancak olay yerindeki görgü tanıkları vasıtasıyla birçok detayı öğrenmişlerdi.
 
‘POLİSİZ’ TAKTİĞİ VE İKİ FARKLI ARAÇLA TAKİP
 
İki farklı araçla Okumuş’u takibe alan kişiler 45 plakalı Volkswagen Caddy marka bir araç ve 20 AK 171 plakalı Toyota Auris marka başka bir aracı kullanıyordu.  Ankara’daki çete gibi İzmir’de bu işi yapanlar yine aynı taktiği kullanmış, kendilerini polis olarak çevreye tanıtmıştı. Olaya şahit olanlar 155 Polis İhbar Hattı’nı aradı. Olay yerine resmi polis ekipleri geldi. Ancak vatandaşlara bu tuhaf kaçırma olayına ilişkin iki aracın kullanıcılarının Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli oldukları söylenmişti.
 
Bu kez Ankara’daki kaçırmalar gibi olayın üstünden uzun bir süre geçmemişti. Ancak 6 gün boyunca görüntüleri almamak için direndi polis adeta. İlerleyen günlerde ailenin şikayeti dahi dikkate alınmayacaktı. Ailenin İzmir’de ikamet etmediği gerekçe gösterilerek işleme konulmadı. Israrlar üzerine polisteki soruşturma dosyasına olay bir kaçırılma değil, ‘kayıp’ şeklinde girebilmişti.
 
Hem ayak sürünüyor, hem işler yokuşa sürülüyordu. Kaçırma suçunun ispatı için aileden polise tanık getirmesi istenmişti. Polis daha sonra ise olaya karışan araçların plakalarının sahte olduğunu söyleyecekti aileye. Bu kez de sahte plakalı araçlar sebebiyle soruşturma yürütmek istenmiyordu. Failler biliniyor ve korunuyordu.
 
İZMİR TORBALI DA BİR ÖĞRETMEN KAÇIRILIYOR
 
İzmir’deki ilk kaçırılma olayı Murat Okumuş’un kaçırılması değildi. Ankara’da Turgut Çapan ve Önder Asan’ın kaçırılmasından hemen sonra öğretmen Cengiz Usta kaçırıldı. 4 Nisan 2017 tarihinde evinden çıkan öğretmen Cengiz Usta evine bir daha dönememişti. Polis, hastane, sokak sokak gezerek kayıp Cengiz Öğretmeni arama işi de ailesine düşmüştü. Cengiz Usta İzmir Torbalı’da uzun süre görev yapmıştı. Kaçırılmadan 8 ay önce KHK ile ihraç edildi.
 
Ağabeyi Selim Usta iki hafta boyunca kardeşine aradıklarını anlattığı Büyük Torbalı gazetesine Cengiz Öğretmenin kaçırılışına ilişkin tüm detayları anlatmıştı: “4 Nisan’da kardeşim, küçük kızını evde bırakıp asansör taksitini yatırmaya çıktı. Taksiti yatırdıktan sonra eve ne yazık ki dönmedi. Bir görgü tanığı Abdülhamit Caddesi’nde kardeşimin iki kişi tarafından zorla araca bindirildiği söylendi. Bu polis tutanaklarında da yer alıyor. Benim kardeşimin kimseyle kötü bir diyaloğu yoktu. Bir an evvel tüm izlerin değerlendirilmesini ve kardeşimizin sağ salim evine dönmesini istiyoruz. İki çocuğu ve eşi evde harap durumda.”
 
 
İŞKENCEHANEDEKİ ‘HADİ CENGİZ’ SESLERİ
 
Ankara’da kaçırıldıktan sonra 1.5 metrekarelik bir hücrede 42 gün tutulan ve işkenceye uğrayan Önder Asan’ın insan hakları  örgütlerinin raporlarına ve savcılık şikayet dosyalarına giren anlatımlarında, işkence mekanında duyduğu bir isimden bahsediliyordu. İşkence odası Asan’ın hücresinin karşısındaydı. Bir keresinde işkencecilerin ‘Hadi Cengiz’ dediğini işitmişti Asan. O Cengiz, İzmir’den kaçırılarak getirilen Cengiz Usta idi.
 
İyi ama Ankara’dan sonra neden İzmir’e sıçramıştı adam kaçırma çetesinin icraatları? Turgut Çapan’ın İzmir geçmişi vardı. O da Önder Asan, Cengiz Usta, Murat Okumuş  ve diğer birçok isim gibi aynı işkencecilerin elindeydi. Muhtemelen sorulduğunda Hizmet Hareketi ile ilgili tanıdığı isimler söylemek zorunda kalıyor, farklı yöntemlerle bu isimler de faili meçhul ve adam kaçırma çetesinin sorgularına konu ediliyordu.
 
MEÇHUL KAYIKÇI’NIN İFŞAATLARI
 
Bu kısımdan itibaren kaçırılanların dram ve yaşananlara ilaveten mekan ve olayların oluş şekilleri ile ilgili bilgileri paylaşmak istiyorum. Ankara ve İzmir’deki bu adam kaçırma hadiselerinin yaşandığı dönemin son günlerinde (Mart-Haziran 2017), Twitter’da Meçhul Kayıkçı isimli bir kullanıcı (@kayikci06) ilginç paylaşımlar yapmaya başladı. MİT’in içinden bilgiler yazıyordu. Bir psikolojik harekat hesabı olmaktan öte, yer, mekan ve isim vererek işkence olaylarına dair ilginç bilgiler paylaşıyordu.
 
 
 ‘O GENÇ ÇOCUKLARIN ÇIĞLIKLARI YETTİ ARTIK!’
 

Bu kimliksiz kullanıcı, https://ciftlikteiskencevar.wordpress.com/ isimli ücretsiz web sitesi yayını yapılabilen bir mecraya da yazdıklarını taşımıştı. Yazdığı isimler gerçekti, mekanlar da. İlk paylaşımlarında, “Müsteşarın emriyle MİT’e geldik. Her türlü pis işi bize yaptırmaya başladılar. Suriye’deki cihatçılara silahları hep biz götürdük. Bu işleri emir dedik, eyvallah çektik. Sınırdan adam geçirin dendi görevdir dedik. Emri sorgulamadık, denileni yaptık. Sonra adam kaldırma ve işkenceler başladı. Ama işkencelerde kulağımdan hiç gitmeyen o genç çocukların çığlıkları yetti artık, delirmek üzereyim geceleri kabusla uyanır oldum” şeklinde yazmıştı.
 
DARBEDEN ÖNCE HAZIRLANAN İŞKENCEHANELER
 
Mevzuat altyapısı 15 Temmuz öncesi hazırlanan ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kullandığı, sorgu odalarının bulunduğu bir mekandan bahsediyordu. Anlattığına göre teşkilat buraya ‘Çiftlik’ diyordu. Ankara Bulvarı ile Anadolu Bulvarı’nın kesiştiği yolun yanıbaşında MİT’in sorgu odalarının olduğu bir binaydı bu. Traktör fabrikasının karşısında Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın tam arkasındaydı. Burası Milli İstihbarat Teşkilatı Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın yerleşkesiydi.
 
 
 
O hesap ve internet adresinde ‘kaçırılan ve işkence gören bazı isimler’ başlığıyla paylaşılan bilgiler şöyleydi:
 
Önder ASAN (Öğretmen)
 
Mustafa Özgür GÜLTEKİN (Memur)
 
Ayhan ORAN (Mit)
 
Mesut GEÇER (Mit)
 
Hüseyin KÖTÜCE (Memur)
 
Sunay ELMAS
 
M. SÖNMEZ (Memur)
 
Aytekin Yılmaz (Öğretmen)
 
Kenan Şahin (Memur)
 
 
 
Daha sonra aynı hesap ikinci bir liste daha yayınladı. Kamuoyunun çoğunu hiç duymadığı isimlerdi bunlar.
 
Basri Kızıl (Öğretmen)
 
Abdulkadir Yılmaz (Sağlık Bakanlığı)
 
Abdullah Kaymaz (Öğretmen)
 
Şahin C. T. (Mit)
 
Serdar S. (Mit)
 
Murat Y. A. (Mit)
 
Mesut Kaçmaz ve ailesi
 
Gülizar Erkaçar (BTK)
 
Güngör Bilal E. (Diyanet İşleri Başkanlığı)
 
Turgay Karaman
 
A. Osman Çırak (Sağlık Bakanlığı)

Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ