AKP’nin sonu ‘Gelecek’ mi?

Türk siyasal hayatı yeni bir kavşakta…
Tr724'den ERHAN BAŞYURT'un yorumu şöyle;

Sancılı süreçler yaşanıyor.

Yeni partiler kuruluyor.


Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş gibi yeni aktörler sahne alıyor.

Son olarak Ahmet Davutoğlu partisinin kuruluşunu açıkladı.

Adı Gelecek Partisi, amblemi de çınar yaprağı…

Davutoğlu, Erdoğan’ın dış politika konularında eski ‘akıl hocası’…

Erdoğan’ın başbakan olduğu son kabinede Dışişleri Bakanlığı görevini yürütüyordu.

AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) Genel Başkanlığı’nı yürüttü. AKP iktidarında Başbakan olarak görev yaptı… 

Erdoğan ile 13 yılı aşkın yol arkadaşlığı var…

Tüm bu süreçler boyunca AKP’nin hatalarının parçası ve hatta Suriye bataklığının mimarı oldu.

Davutoğlu ile Erdoğan’ın yolları, Davutoğlu’nun ‘Pelikan Darbesi’ ile koltuğundan devrilmesinin ardından ayrıldı.

15 Temmuz sonrası, kardeşine ‘terör örgütü üyeliği’ soruşturması açıldı. 

Eski danışmanları ve müsteşarı tutuklandı. 

Döneminde Dışişleri’ne alınan kadrolar, tasfiye edildi. Bir kısmı tutuklandı. Hatta işkence gördü. 

Ona yakın gazeteciler tasfiye edildi. Pasif görevlere çekildi. 

Ona yakın işadamlarına, yaptırımlar uygulandı. Kamu ihaleleri iptal edildi. Mallarına el koymakla tehdit edildi. 

Kurduğu Şehir Üniversitesi’ne Halkbank tarafından ‘haciz’ işlemleri başlatıldı, kayyım atanması gündemde.

Erdoğan son olarak Gelecek Partisi ilan edilmeden önce Davutoğlu’nu, ‘dolandırıcılık yapmak’, ‘öksüzün hakkını yemek’ ve kamu malını kendi vakfına hukuksuz şekilde tahsis etmekle suçladı…

Erdoğan ve Davutoğlu arasında köprüler tamamen atılmış durumda…

***

Gelecek Partisi’nin 154 kurucusu arasında, 18 eski AKP milletvekili var. Onlarca AKP eski il başkanı var. 

Parti’nin kurucularının yüzde 60’ı siyasete yeni atılan isimler. Aralarında Balkan, Arap, Alevi, Kafkas, Roman dernek başkanları, azınlıklar var.

Eski YÖK Başkanı, esli Borsa İstanbul Başkanı ve Nihal Olçak var…

Davutoğlu, bu kadro ile ne yapabilir? AKP’yi geçebilir mi? AKP’yi bitirebilir mi?

Basit cevap, ‘hayır’!

Ancak, bu kadro ve kadrosuna katacağını yeni isimler ile AKP’den dengeleri değiştirecek oranda oy devşirebilir.

AKP’nin, MHP ve BBP desteği ile son Genel Seçim ve Cumhurbaşkanlığı’nda aldığı oy oranı en yüksek yüzde 52. Yerel seçimde bu oran yüzde 50’in altında…

2023’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde ya da muhtemel bir erken genel seçimde, AKP’nin ‘ittifak’ olarak yine yüzde 50 artı 1 oy alması gerekiyor.

Gelecek Partisi, yüzde 1 bile alsa bu AKP açısından yıkım anlamına geliyor. 

Davutoğlu AKP Genel Başkanı ve Başbakan iken, 23 milyon oy almıştı genel seçimlerde. 

Metropoll firmasının bir ABD düşünce kuruluşu için yaptığı son anket, AKP seçmeninin yüzde 25’şinin ‘yüzen oylar’ olduğunu, yani başka partiye kayabileceğini gösteriyor. 

Davutoğlu ve yeni parti kurması beklenen Ali Babacan’ın kuracağı partiler bu yüzden çok büyük önem arz ediyor. 

Türk siyasi hayatında uzun yıllar sonra bir kırılma yaşanabileceğini gösteriyor. 

Yıllarca ekonominin dümeninde görev yapan ve kendisine karşı güven duyulan Babacan, ekonomik krizin etkilerinin zirve yaptığı dönemde, doğru strateji ile daha cazip bir adres de olabilir…

***

Gerek Davutoğlu gerekse Babacan’ın görev yaptıkları dönemde AKP’nin hatalarından, ortak sorumluluklarından soyutlanamazlar.

Tek Adam rejiminin inşa edilmesinde, hukukun ayaklar altında çiğnenmesinde rolleri ve ortak sorumlulukları olduğundan şüphe yok…

Ancak şu da bir gerçek ki, AKP ile şu an yollarını ayırmış ve aksine AKP’nin hatalarının altını çizip yeni bir sayfa açıyorlar.

Hata yapmış olmaları, ondan geri dönme haklarını ortadan kaldırmaz. 

Hatta şu an bizatihi hatalarını düzeltmek için kendilerini ortaya koyuyorlar. 

Davutoğlu veya Babacan’a sıcak bakmayabilirsiniz, güvenmeyebilirsiniz, samimi bulmayabilirsiniz, hatta ‘ölsem oy vermem’ diyebilirsiniz, ancak şu an kurmaya giriştikleri siyasi partiler Türkiye’nin yeniden demokrasi ve hukuku inşa etmesine, normalleşmesine imkan sağlayabilir.

Tek Adam rejiminin değişmesini isteyip, bu sonucu sağlamaya aday partileri, AKP’ye yarıyacak şekilde ‘linç etmek’ stratejik ve mantıklı bir hareket değil. 

Kimse muhaliflere ‘’bu partilere oy verin, destek olun’’ demiyor, ancak AKP’den alacakları oyların önünü kesmek de Erdoğan’ın iktidarda kalmasına hizmet etmek olur. 

İlginç şekilde, AKP ve yandaş medya, olanları görmezden gelme eğiliminde.

Davutoğlu ve Babacan’a saldırma görevi, en azından şimdilik, yancılara verilmiş.

Aydınlık ve Perinçek grubu akla hayale gelmeyen yayınlar yapıyor. MHP, sert çıkışlarda bulunuyor.

Davutoğlu ve Babacan’a tek doğrudan ve açık saldırıyı Erdoğan gerçekleştirdi. 

O da, Davutoğlu’nun ‘’birinci ve ikinci derece yakınlarımızla birlikte mal varlıklarımız araştırılsın’’ şeklinde meydan okumasıyla, sus pus oldu… 

Erdoğan’ı ve zayıf karnını çok iyi biliyorlar ve yaptıkları açıklamalar AKP tabanında, diğer muhalif partilerin çıkışlarına nazaran çok farklı bir tesir icra ediyor.

Buna rağmen Davutoğlu ve Babacan’a en ağır saldırılar başından bu yana garip şekilde, ‘muhalif sol ve muhalif muhafazakar’ kesimden geliyor.

Oysa Davutoğlu ve Babacan’ın oylarına talip olduğu veya olabileceği kesim zaten onlar değil.

AKP seçmen tabanından alacakları oy önemli ve siyasal kimlikleri ve siyasi birikimleri, her ikisinin de bugüne kadar sadece AKP’de üst düzey siyaset yapmış olmaları, onları daha çok AKP tabanına muhatap kılıyor. 

***

Babacan, HaberTürk’te katıldığı programda, hukuka dönülmesi gerektiğini ve parlamenter sisteme (başbakanlık) dönüşü savunacaklarını ortaya koydu.

Babacan’ın parti programı henüz belli değil. Davutoğlu ise açıkladı.

İşte Gelecek Partisi’nin programından satır başları:

Yeni bir anayasa

Parlamenter sisteme dönüş

Hukukun bağımsızlığının inşası

KHK’lıların iadesi 

Bağımsız medya 

Ekonomik krizin aşılması

İşkencecilere cezalandırma

Kürt Sorunu’na barışçıl çözüm

Kamuya girişte mülakatın kaldırılması

Cemevlerine hukuki statü…

Şimdi soruyorum bunların hangisi evrensel ortak değerlerle örtüşmüyor?

Kişisel kanaatim, hepsi de evrensel değerlerle uyumlu…

Samimiler veya değiller, yeni yola çıkan bir siyasal hareket için bu aşamada bunları test etme imkanımız bulunmuyor.

Davutoğlu’nun iktidara tek başına gelmesi mevcut şartlarda hayal, ancak kendisi ile bu değerleri paylaşan partilerle dayanışma sergileyebilir. 

Bu ortak değerlere imza atmayacak partiler ise belli, şu an iktidarda olanlar, ‘Cumhur İttifakı’… 

***

Sonuç olarak, Türkiye’nin hukuka ve evrensel değerlere dönmesinin tek yolu: Tek Adam rejiminin son bulması… 

Davutoğlu ve Babacan’ın yeni siyasi oluşumları, bu hedefi gerçekleştirmeye bugüne kadar gücü yetmeyen muhalefete bir fırsat kapısı aralayabilir.

Türkiye’nin hukukun üstünlüğüne, ileri demokrasi ve özgürlüklere, evrensel ortak değerlere yeniden dönmesini arzu eden kesimlerin, AKP tabanından oy devşirmesi mümkün yeni siyasal haraketleri bu yönüyle de değerlendirmelerinde fayda var. 

En azından bırakın, kendisini tehdit altında gören AKP onlarla mücadele etsin ve ‘’dolandırıcılar…öksüz malı yiyenler… / mal varlığımız araştırılsın…’’ restleşmesinde olduğu gibi gerçekler bilenler eliyle ortaya çıksın!

Bizler de yaşayıp görelim, hukuku ayaklar altına alan, güç sarhoşu, menfaat üzerine kurulu AKP’nin sonu ‘Gelecek’ mi?
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ