Afrin’deki potansiyel riskler gerçeğe dönüşürken!

"Harekât bir ayı geride bırakırken sahadaki ilerleme, hedefin çok gerisinde kaldı ve verilen kayıplar önemli boyutlara ulaştı"
Afrin Harekatı bir ayını geride bıraktı. ‘Harekatın başlamadan önce arz ettiği riskler konusunda pek sürpriz yapmadığını’ belirten gazeteci-yazar Fehim Taştekin, “Harekât bir ayı geride bırakırken sahadaki ilerleme, hedefin çok gerisinde kaldı ve verilen kayıplar önemli boyutlara ulaştı” dedi.

Hareketin birinci ayını analiz eden Fehim Taştekin’in BBC‘de Türkçe’de yer alan yazısının bir bölümü şöyle:

Dağlık bir çepere sahip olan coğrafyanın savunmaya elverişli yapısı, hedefteki örgüt PYD-YPG’nin sahip olduğu toplumsal destek, halkın fikri formasyonu, öz savunma kapsamında halkın birkaç yıl içerisinde silah eğitiminden geçirilmiş olması, savunmaya dönük mevzi çalışmaları, bölgenin köy ve mahalle komitelerinden şehir konseyine uzanan örgütlü yapısı ve diğer Kürt bölgeleri ile derin etkileşimi Zeytin Dalı gibi bir dış müdahaleyi zorlayacak yerel faktörlerdi.


Meselenin dış çerçevesindeki risk faktörleriydi önemliydi. Bir kere hava operasyonlarının Rusya’nın iznine tabi olması, Moskova ile belirlenen çerçevenin aşılması halinde Rusların anında kırmızı ışığı yakması harekât planının en zayıf en zayıf tarafıydı.

Nitekim Rus uçağının İdlib semalarında düşürülmesinin ardından hava savunma sistemleri çalıştırılarak birkaç günlüğüne Türk jetlerinin operasyonlarını engellendi.

ÜÇ OYUN BOZUCU FAKTÖR

Üzerinde en çok durulması gereken risk de Suriye yönetimiyle bağlantılı olanlardı. Bu çerçevede üç ‘oyun bozucu’ faktör vardı:

Suriye ordusunun devreye girmesi. Bu bağlamda Afrin Kantonu Yönetimi’nin Suriye ordusunu sınırları korumak üzere davet etmesi ve bu konuda YPG’nin Şam yönetimiyle görüşme sürecine girmesi Zeytin Dalı’nın önündeki olası en kritik ‘önleyici’ hamleydi.

Diğeri Suriye ordusunun denetimindeki yegâne koridor özelliği taşıyan Halep-Tel Rıfat hattından Afrin’e yapılacak güç takviyesine göz yumulmasıydı.

Üçüncüsü ise bölgenin güneydoğusundan Afrin’e bitişik Şii beldeleri Zehra ve Nubbul’daki yerel milis güçlerinin YPG’ye destek olma ihtimaliydi. Bu iki belde uzun bir süre Türkiye destekli örgütlerin saldırısı altında kalmış ve bu sırada Afrin’deki güçlerden yardım görmüştü.

Zeytin Dalı Harekatı’nın başladığı 20 Ocak’tan bu yana sıraladığım risk faktörlerinden bazılarının devreye girdiği ya da girme eğiliminde olduğu görüldü. Suriye ordusunun silah sevkiyatına geçit verdiği iddiası bir spekülasyon konusu olsa da “Afrin’e destek kampanyası” çerçevesinde otobüslerle Afrin’e insan geçişleri gayet aleniydi.

Burada özellikle üzerinde durulması gereken, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin öncülüğünde kanton sistemiyle ortaya çıkıp federasyona dönüşen fiili özerk yapının kaderini doğrudan ilgilendirecek şekilde Suriye ordusunun devreye sokulması planı ya da önerisidir.

MASADAKİ KOŞULLAR ÖZERKLİK PROJESİNİN SONUNU GETİREBİLİR

Esasen burada asıl kaygılı olan PYD-YPG tarafı. Çünkü pazarlık masasındaki konuşmalara bakılırsa Suriye ordusunun bölgeye girmesinin koşulları özerklik projesinin sonunu getirecek kadar ağır:

-Suriye devlet kurumlarının merkeze devredilmesi.

-Afrin’in içi ve çevresindeki 52 askeri tesis ya da kontrol noktasının Suriye ordusuna bırakılması.

-Suriye ordusu dışında hiçbir silahlı unsurun kalmaması.

-Yereldeki güçlerin bütün ağır silahlarını orduya teslim etmesi.

-Askerlik çağındaki erkeklerin silah altına alınması.

-Kürtlerin bu koşulları kabul ettiğine dair henüz bir teyit yok. YPG müzakerelerin başında sadece Suriye ordusunun sınır hatlarına konuşlanmasını ve kent merkezlerinin kendilerine bırakılmasını istemişti.

-Kürtler daha fazlasına razı olmadığı için görüşmeler kesilmişti. Yeniden başlayan müzakerelerde anlaşmaya varılıp varılmadığı konusunda çelişkili açıklamalar geliyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ