"ABD'ye göre; İktidar Türkiye'de insan haklarını yok etti"

"ABD Dışişleri Bakanlığı AKP iktidarını rahatsız eden yeni bir rapor yayınladı, 2018 yılı Türkiye insan hakları raporunda ülkede yaşanan insan hakkı ihlalleriyle ilgili çok ciddi verilere yer verilmiş."



İsmail S. Gülümser/Aktif Haber


BM insan hakları bildirgesinde yer alan her başlığın detaylarıyla yer aldığı raporda bazı konularda iktidarın yasaların amir hükümlerini çiğneyerek insan hakkı ihlali yaptığı, bazı konularda yasalardaki ifadeleri eğip bükerek muhalifleri sindirmede kullandığı, bazı konularda ise OHAL fırsatından yaralanarak geleceğe dönük olarak çıkardığı ucu açık esnek ifadelerden yaralandığı belirtilmiş.

Raporun İngilizce metnine aşağıdaki adreslerden ulaşılabilir.

https://www.state.gov/j/drl/rls/hrrpt/humanrightsreport/index.htm#wrapper

https://www.state.gov/documents/organization/289435.pdf

TÜRKİYE’NİN ÇALIŞMA HAYATINDA ve SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜNDE İNSAN HAKKI İHLALLERİ

15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan eden iktidar partisi çıkardığı onlarca KHK ile çalışma hayatında çok sayıda hak ihlalinle yol açtı, yüz binleri aşkın devlet görevlisini terörle ilişkilendirdi;

-4.000’den fazla Hâkim ve savcıyı, binlerce asker ve polisi,

-100 üniversiteden 7.257 akademisyeni,

-130.000'den fazla devlet memurunu görevden aldı.

-Muhalefetteki milletvekillerinin de aralarında olduğu on binlerce insan, avukatlar, gazeteciler, yabancı vatandaşlar, akademisyenler tutuklandı.

-Görevden aldığı personel dâhil terörle ilişkilendirdiği yüz binleri aşkın vatandaşın kendileri yanında eş ve çocuklarına da baskı uyguladı.

-Pasaportlarını iptal edip seyahat hürriyetini kısıtladı.

-Suçlananlar yanında aile üyelerini de işten çıkardı.

-İşten çıkardıkları ve aile üyelerinin pasaportlarını iptal etti pasaport başvurularını reddetti.

-Akademisyenler ve diğer yüz binleri aşkın vatandaşa yurt dışı çıkış yasağı getirdi hareket özgürlüğünü kısıtladı.

-Darbe girişimi yapmakla suçladığı Gülen hareketine mensup binlerce vatandaşa yurt dışı seyahat yasağı koydu.

-Doğu ve güneydoğuda ondan fazla bölgede “geçici güvenlik bölgeleri” oluşturdu günlerce süren sokağa çıkma yasaklarıyla dolaşım özgürlüğünü kısıtladı, vatandaşları göçe zorladı.

-Irak-Afganistan ve Suriye’den gelen 3,4 milyon göçmenin yurt dışı seyahat ve hareket özgürlüğünü sınırlandırdı.

-Çatışmadan kaçan tehlike altındaki 268.000 Suriyelinin girişini engelleyip silahlı çatışmanın ortasında bıraktı.

-Mültecilerin eğitim, çalışma, hukuk sisteminden yararlanma, gibi birçok hakkını göz ardı etti, cinsel sömürü dâhil mültecilere yönelik ayrımcılıklara zemin hazırladı.

-LGBTİ üyelerinin seyahat etme özgürlüğünü kısıtladı, cinsel sömürü ve şiddete maruz kalmalarına duyarsız kaldı.

-Valilere mahkeme kararı olmadan protestocuların şehre giriş çıkışları seyahat özgürlüklerini kısıtlama yetkisi verdi.

-PKK terörü bahanesiyle Şırnak vb yerler boşaltıldı, yerinden edilmiş yüz binlerce kişinin hiçbir hakkı gözetilmedi.

-Mültecilerin istihdam seçeneklerini ortadan kaldırdı, onların güvenceden uzak düşük ücretli işlerde istismar edilmesine zemin hazırladı,

-Suriyeli annelerden doğan 380.000’den fazla bebeğe vatandaşlık hakkı verilmedi, vatansız ortada bıraktı.

-OHAL uygulamalarıyla görevden alınanları için komisyon kurdu, AYM ye müracaat hakkı verdi ancak her iki kurumu da siyasi etkilere açık hale getirdi objektif karar verilmesini engelledi, komisyonların çalışmasını yavaşlattı.

-OHAL komisyonu 125.000 başvuru oldu, bunların 42.000 görüşebildi ve 39.000’i retle sonuçlandı, AYM 613, Ombudsmanlık 8.584 başvuru aldı.  Komisyonlar siyasi tercihlere göre objektiflikten uzak karar verdi.

-Çocuk işçiliği yasalarını uygulamadı, denetimler yetersizdi özellikle tarımdan başlamak üzere tekstil-ayakkabı-giyim gibi küçük işletmelerde eğitim çağındaki göçmen ve Roman çocukların çalışmalarına sokaklarda yiyecek satma, ayakkabı parlatma, dilencilik yapmalarına göz yumdu.

-İstihdamda siyasi görüşlere bağlı olarak ayrımcılık artarak devam etti, çalışanlar devlet eliyle mağdur edildi.

-İş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda çalışma koşullarını asgari ücretle ilgili yasaları etkili uygulamadı,

-GSYIH nın yaklaşık %25 inin kayıt dışı ekonomide, iş güvenliğinden yoksun yerlerde çalışmasına ve 1.640 kişinin ölmesine göz seyirci kaldı.

Raporda belirtilenlerden başka; Önce Gülen grubunu suçlayacak bahaneler arandı, ardından üyelerinden bazıları senaryo darbe girişimine bulaştırıldı, grubun tüm bağlıları hiç girişimde yer almasa bile darbeye karışmakla suçlandı. Grubun tüm yasal faaliyetleri suç kapsamına alındı ve düzenlemeler geriye doğru işletilerek grup mensupları geçmişte yaptıkları yasal eylemlerden dolayı terörist ilan edildi. MİT in uzun süreden beri yaptığı fişlemelerle tespit edilen grup mensupları tazminatları ödenmeden KHK ile işten atıldı. Emeklilik hakları verilmedi, birçoğunun emekli maaşına el konuldu.        

YARGIDA İNSAN HAKKI İHLALLERİ

OHAL fırsat bilinerek çıkarılan yeni yasa ve KHK larla temel özgürlüklerin kullanılması geleceğe dönük olarak kısıtlandı, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünü zedeleyecek birçok düzenleme yapıldı.

-Suçun şahsiliği unutuldu, sadece mensubiyetinden dolayı 80.000’den fazla vatandaş tutuklandı.

-Suçlanan kişilerin avukatlarıyla görüşmeleri izlendi bazıları kayıt altına alındı.

-Avukatların müvekkilleriyle görüşme zamanları, dosyayı inceleme süreleri kısıtlandı savunma hakları engellendi.

-Bir bahaneyle terörle ilişkilendirilenlerin avukata erişimi ya geciktirildi ya yasaklandı.

-Birçok avukat tutuklanmayla tehdit edilerek devlete karşı işlenen suç kapsamındaki davaları almaktan kaçındı.

-Avukatlardan dava dosyalarının ayrıntıları saklandı, avukatlara dosyaya sonradan eklenenler bildirilmedi.

-Gülen hareketi davalarını takip eden avukatlar suçlandı tutuklandı veya tutuklanmayla tehdit edildi.

-1.539 avukat savunduğu davadan dolayı yargılandı, 580’i tutuklandı 103 ü uzun süre tutuklu kaldı.

-Avukatla görüşmeyi, cezaevine avukat girişini, savunma için gerekli belgelere erişimi engelledi, savunma hakkını yok etti.

-Resmi yazı olmadan gözaltına alma, hukuki hiçbir prosedüre uymamadan, hâkim ve savcı denetiminden uzak her türlü keyfi muameleye açık ortamda gözaltında tutma, şüphelilere baskı yapmayan şiddet uygulamayan polisleri teröre destekle suçlayıp görevden alma, tutuklama gibi birçok hukuk dışı yöntem kullanıldı.

-Çoğu Gülen hareketiyle bağlantılı keyfi kitlesel soruşturma gözaltı ve tutuklamalar yapıldı. 612.000’den fazla kişi delile dayanmadan suçlandı, gerekçe belirtilmeden adli takibe alındı, 80.000’den fazlası terör örgütü yöneticiliği ya da üyeliği bahanesiyle tutuklandı.

-Mahkemeler yasaları, kişiye göre farklı uyguladı, muhalefet milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp verilen hukuksuz cezaların ertelenmesi engellendi cezalar onaylanıp vekiller hapsedildi.

-Devletin güvenliğine karşı işlenen suçların kapsamı olabildiğince genişletilerek adalet mekanizması muhalifleri sindirme aracına dönüştü.

-İstedikleri hakkında gözaltı sürelerini önce 48, sonra 96 saate çıkarıp cebir ve şiddet içeren yöntemlere zemin hazırlandı.

-Kişiler sadece siyasi gerekçelerle gözaltına alındı, tutuklandı, salıverilenler mahkemece yeniden tutuklandı.

-Suriye’de iç savaştan kaçanlar sınır güvenlikçilerince öldürüldü,

-Yolsuzluk yapan görevini kötüye kullanan devlet görevlileri cezasız kaldı,

-Devlette şeffaflık yasaları uygulanmadı, yolsuzlukla suçlanalar soruşturulmadı, yargı yürütmenin suçlarını kapattı.

-Hükümete bağlı kolluk kuvvetleri yolsuzlukla ilgili davaları başlatan savcıları teröre örgütü üyeliği ile suçladı.

-Parlamento çoğunluğunu kullanıp yolsuzlukları araştırma komisyonu kurulması engelledi, bazı siyasetçilerin yaptığı yolsuzluklar araştırılmadı, üstü örtüldü,

-Medya şirketleri ve gazeteciler Gülen vb gruplarla ilişkileri yüzünden terörle ilişkilendirilip varlıklarına el konuldu.

-Hak ihlali yapan MİT ve diğer güvenlik görevlileri işkence kanıtı olanlar bile korundu soruşturmadan kaçırıldı.

-İnsan hakları örgütlerinin tespit ettiği hak ihlallerinin cezalandırılması sivil mahkemeler kullanılarak önlendi.

-Tutuklu yargılama sadece çok zorunlu hallerde kullanılması gerekirken, elde hiç delil olmayanlar dâhil muhalif gruplara ait davalarda adeta genel uygulamaya dönüştü, uzun tutukluluk yaygın olarak kullanıldı.

-Yasalar gözaltındakilerin avukat nezaretinde sorgulanmasının 24 saatte hâkim karşısına çıkarılmasını emrederken bu 48 ve 96 saate çıkarıldı, bazı olaylarda süre 12-14 güne kadar uzatılarak şüpheliler kendini savunmadan yoksun bırakıldı, polisin kötü muamelesi ve işkence için ortam hazırlandı.

-İşlendiğinde yasal birçok eylem terör delili sayılıp yaklaşık 50.000 kişinin yargılanması tutuklu olarak yapıldı.

-Keyfi ve uzun yargılama öncesi tutukluluk ve adil yargılamada hak ihlalleri artarak devam etti.

-Tutukluların kimi tecritte tutuldu, sağlık hizmetlerine erişim, aileyle görüşme engellendi, ziyaretçiler suçlandı.

-Birçok faaliyet terör kapsamına sokulup, zanlılar 90 gün yargıdan kaçırıldı hukuk dışı uygulamalara imkân tanındı.

-Mahkûmların hak ihlallerini sosyal medyada paylaşan Türk Tabipler Birliği hakkında dava açıldı.

-Yargı yürütmenin etkisi altında kararlar verdi, Hâkim ve savcı atamalarını yapan HSYK bağımsızlığını kaybetti, yargı bağımsızlığının sınırlandırılmasında rol oynadı.

-Gülen hareketiyle ilişkiyle suçlanan adli personel görevden alındı çoğu tutuklandı, bir hâkim avukatın tutuklanmasını emretti.

-Hukuk sisteminde masumiyet karinesi yok sayıldı, bazı suçlular mahkemeye bile getirilmedi video ile savunma zorunda bırakıldı.

- “Devlete karşı işlenen suçların” kapsamı olabildiğince esnetilip genişletildi, bu davalarda hukuk normları yok sayıldı, gizli tanıklarla şüpheliler istedikleri gibi suçlandı.

-Her olay bahane edilip insanlar terörü desteklemekle suçlandı, geçerli bir kanıt sunulamadı, dava süreçleri kişisel haklara saygıdan ve inandırıcılıktan uzak yürütüldü.

-ABD vatandaşı Serkan Gölge terör örgütü üyesi olmakla suçlanıp 7,5 yıl hapse mahkûm edildi.

-ABD vatandaşı Pastor Andrew Bronson silahlı teröre destek, casusluk ve Hıristiyanlaştırmayla suçlandı 3 yıl ceza verildi.

-Dünya görüşünden dolayı 217.000 kişi darbeyle ilişkilendirilip tutuklandı, 47.000’den fazlası hala tutuklu.

-Savcılar “terörizm” ve “ulusal güvenlik” tanımını olabildiğince genişleterek muhalif gazeteci-politikacılara dava açtı.   

-46 HDP milletvekili ve Selahattin Demirtaş hala tutuklu, 99 HDP belediye başkanı görevden alındı, kayyım atandı.

-Birçok insan hakları eylemcisi ve medyayı susturmada terörle mücadele yasaları yaygın bir araç olarak kullanıldı.

Ahmet Dönmez ’in son günlerde ortaya çıkardığı belgeye göre İktidar partisi Gülen grubunu yok etmek için uzun süreden beri plan yapıyordu. MİT yaklaşık 4 bin civarındaki hâkim ve savcıyı çok önceden fişledi, ancak bunların görevden atılmasına mevzuat izin vermiyordu. Darbe senaryosunu hazırlayanların en öncelikli meselesi bu adalet mensuplarını temizlemek oldu. Darbe gecesi önceden belirlenmiş tüm isimler aynı anda görevden alınarak gruba yönelik hukuk dışı işlere zemin hazırlandı. Atılanların bir bölümü tutuklandı ve hiçbir suç unsuru olmadan sırf mensubiyetinden dolayı cezalar yağdırıldı.

MÜLKİYET HAKKIYLA İLGİLİ İHLALLER

Gülen hareketiyle bağlı olmakla suçlanan;

-2,300’den fazla özel öğretim kurumu özel okul, dershane, yurt.  

-15 Üniversite,

-200 medya şirketi kapatıldı.

-1.124 şirketin yaklaşık 50 milyar TL(9,5 milyar dolar) değerindeki varlığına el konuldu.

-El konulan mülklerin 15 milyar TL (2,9 milyar dolar) lik bölümü satıldı.

-Doğu ve güneydoğuda iktidar yöre halkının mülklerini zorla ellerinden aldı.

-Çatışma sonrası yeniden yapılandırma sırasında mülk sahiplerinin mallarını iade edilmedi.

-Romanları yaşadığı bölgelerden sürüldü, mülklerine el konuldu.

-Devlet eliyle mağdur edilenlerin zararları karşılanmadı tazminatları ödenmedi

-AYM Diyarbakır Sur’da yaşayanların hak kayıplarının ödenmesi isteğini reddetti.

-Terörle ilişkilendirilen birçok kişinin mallarına el konuldu.

Raporda belirtilenler yanında; Gülen grubuyla ilişkilendirilen binlerce kişinin banka hesaplarına kişisel, mülklerine, emekli maaşlarına, şirket hisselerine el konuldu. Ülkedeki boğucu ortamdan kaçabilen, grup mensupları sığındıkları ülkelerde dar imkânlarla boğuşmak zorunda kaldı. İktidar komünist sistemlerdeki gibi muhalif gördüklerinin mülkiyet hakkını gasp etti, bir kısmını devlet bankalarından verilen ucuz kredilerle yakınlarına devretti, mülkiyet hakkı devlet mekanizmaları kullanılarak iktidardakilerin eline geçti.   




ÖĞRENME-HABER ALMA-DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜYLE İLGİLİ İHLALLER


OHAL yasaları kullanılarak hükümeti eleştiren birçok kişi görüşlerinden dolayı tutuklandı, medya organları kapatıldı, Üniversitelere yürütmenin güdümünde rektör atandı, binlerce akademisyen görevden atıldı, akademik kurumlarda konuşma özgülüğü sansürlendi, akademik özgürlükler yok edildi.

-100’den fazla üniversitede 7.257 akademisyen görevden atıldı, kendi ve eşleri hakkında seyahat yasağı getirildi.

-Akademisyenlerin yurt dışı çıkışları sıkı denetime bağlandı, 28 barış akademisyenine terör suçlaması yöneltildi.

-İnsan hakları vakfı başkanı Prof Dr Şebnem Korur Fincancı konuşmalarından dolayı 3 yıl hapse mahkûm edildi.

-Akademisyenlerin çalışmaları konuştukları ve yazdıkları izlemeye alındı, muhalif her konuşmada ceza tehdidi aldı.

-İnsan hakları örgütleri, öğrenci grupları her alanda oto sansür uygulandığını açıkladı.

-Sansür iklimi YÖK ve kültürel faaliyetleri etkiledi, TRT 208 şarkıyı yasakladı, Barış Atay’ın oyunu yasaklandı Ezel tutuklandı.

-Seçilmişler, siyasi mahkûmlar, akademisyenler medya kuruluşları hükümet politikalarını eleştirdiği için suçlandı.

-Muhalif web site içerikleri engellendi, ifade özgürlükleri kısıtlandı, zanlıları savunan açıklamalar suç sayıldı.

-Birçok muhalif konuşma halkı kin ve düşmanlığa teşvik, kamu düzenini koruma bahanesiyle kovuşturuldu.

-Terör tanımı muhalif her sesi kesmede kullanılacak muhalifleri yıldıracak şekilde genişletildi.

-Bağımsız büyük medya kuruluşları kapatıldı, önde gelen gazeteciler tutuklandı, davalar sürüncemede bırakıldı.

-Cumhurbaşkanına hakaret davaları yaygınlaştı, Kılıçdaroğlu dahil tüm muhalifleri susturma aracına dönüştü.

-170’den fazla gazeteci 2016’dan beri tutuklu, yurt dışındaki Gülen’le ilişkili birçok gazeteci yurda dönemiyor.

-Devleti eleştirmek büyük suç sayıldı, Osman Baydemir dâhil birçok kişiye dava açılıp cezalar verildi.

-Doğan medya satıldıktan sonra iktidar tüm medyanın %90 nını kendi kontrolüne aldı.

-Gülen grubuna ait medya organları, Kürtçe yayın yapanlar “ulusal güvenliğe tehdit” bahanesiyle kapatıldı.

-Bağımsız Cumhuriyet gazetesi çalışanları yaptıkları haberden dolayı teröre yardımla suçlandı, 3-7 yıl ceza aldı.

-6 gazeteci uluslararası insan hakları örgütleriyle bağlantıları nedeniyle ömür boyu müebbet hapis cezası aldı.

-Zaman gazetenin 6 çalışanı, 8-10 yıldan fazla ceza aldı, Kürtçe yayın organlarına baskın düzenlendi, tutuklandı.

-Alman vatandaşı gazeteci Meşale Tolu, terör örgütüne üye olmakla suçlandı, seyahat yasakları uygulandı.

-Hükümet İnsan hakları grupları ve gazetecileri sindirmek için şiddet tehdit dâhil birçok yöntem kullandı,

-Çağdaş ses haber sitesi editörü Ece Sevim Öztürk, teröre yardımla suçlanıp tutuklandı.

-Muhafazakâr Yeni Şafak gazetesi, bazı gazetecileri kovdu, muhaliflere basın kartı verilmedi.

-631.000’den fazla dijital materyal incelemeye alındı, 110.000 sosyal medya yayını izlendi, ekonomi politikaları hakkında eleştirel yorum yapanlar bile “terör propagandası” yapmakla suçlanıp bazıları tutuklandı.

-“Dolar yükseliyor, çünkü düşüyoruz” Twitt’i atan bir basın mensubunun mesajı suç unsuru olarak görüldü.

-Devlet kurumu BTK döviz kurlarıyla ilgili mesaj atan yüzlerce kişiyi “insanları suça teşvik” gerekçesiyle engelledi.

-Ülkenin en büyük yayın grubu, D&R bazı muhaliflere ait kitapları raflardan kaldırdı, oto sansüre alet oldu.

-Hükümetin yaygın otosansür yasağına uymayan TPA ağır para cezaları, içeriğin düzeltilmesi emrine muhatap oldu.

-Bir yayının kısıtlanması için Gülen’le bağlantılı olması ya da Kürtçe olması yeterli görüldü.

-Yazarlar, yayıncılar, gittikçe artan otosansür uygulamaları yüzünden kovuşturmaya uğradı.

-Sebla Küçük’ün Ruthers “Hakan Atilla ve Rıza Zarrab” la ilgili yayını gibi birçok yayın için üst kurul ceza uygulattı.

-Muhaliflerin hatta sıradan vatandaşların bile en basit eleştirileri yasak kapsamında cezai işlem başlatıldı.

-Erdoğan’ın politikalarını eleştiren 20.000’den fazla vatandaşa Cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı.

-Muhalefetten Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu, HDP milletvekilleri mitingde yaptıkları eleştirilerle suçlandı.

-İktidarın muhalefete yönelik eleştirileri dava edilmezken, iktidarı eleştirenlere 68.000’den fazla dava açıldı.

-Ulusal güvenlik ve terörle mücadele ifade özgürlüğünü sınırlandırmak için en önemli araç oldu.

-Gülen ya da Kürt kimliği hakkındaki sözlerinden dolayı gazeteciler, yazarlar, yayıncılar, hak arayanlar, avukatlar, seçilmişler, öğrenciler terörü desteklemekle suçlandı.

-Altan kardeşler, gibi ünlü birçok gazeteci akademisyen darbeyle ilişkilendirilip birkaç yıldan beri hapiste tutuluyor.

-Güneydoğuda sokağa çıkma yasakları ile yöre halkı halk baskı altına alınıp iktidarı desteğe zorlandı.

-İnternete erişim özgürlüğü kısıtladı, şeffaf olmayan bir yolla içerikler izlendi ve erişim engelleri konuldu,

-İktidar kendi görüşlerini sanal ortamda yaymak ve toplumu istediği gibi şekillendirmek için farklı yollar buldu.    

-Yetkililerin demokratik hakları baskıda tutma çabaları artıyor, devlet sanal ortamda ordu kurdu, tehdit ve hakaretlerle her muhalif sesi susturmaya çalışıyor.

-54.000’den fazla web sitesi engellendi, içeriklerin kaldırılmasını istediği Vikipedi ye erişim yasakladı,

-BTK eleştiren her içeriğin 4 saat içinde kaldırılmasını istiyor, internet içerikleri yüzünden kişiler suçlanıyor.

-İnternet hizmeti sunan her birim kısıtlamalar uygun olarak filtreleme araçları kullanmak zorunda.

-Twitter’da 9 bine yakın hesap hükümetin isteği üzerine engellendi, Sputnik haber ajansı Kürtçesi kapatıldı.

-Yasaların keyfi yorumlanması ya da yasadışı yöntemlerle aile mahremiyetine  müdahaleler başladı.

-MİT ve polise geniş yetkiler tanındı, hâkim onayı olmadan yollarla veri toplayabilir, arama el koyma yapabilir.    

-Çok sayıda vatandaşın telefonları dinlendi e-posta ve sosyal medya hesaplarının incelendi ve yasal işlem başlatıldı.

-Terör propagandası, halkı düşmanlığa teşvik, devlete hakaret gerekçesiyle 45.000’den fazla sosyal medya hesabına soruşturma, 17.000 i hakkında yasal işlem başlatıldı.

Raporda belirtilenler yanında: Gülen’e ait içinde en küçük bir suç unsuru bulunmayan tüm kitaplar yasaklandı, ülkenin en büyük yayın zincirlerinden biri olan Kaynak Holdinge el konuldu, grubun ürettiği okul yayınları ve diğer yüzlerce kültür yayınlarının telif ve yayın hakları gasp edildi. Tüm eğitim kurumları kapatıldı, 60 bine yakın çalışan sokağa atıldı, 200 bine yakın öğrenci ortada bırakıldı. .  15 üniversite hastaneleriyle birlikte kapatıldı, 65 bin öğrenci dağıtıldı, akademik ve diğer kadrolar sokağa atıldı, akademik kıyım yaşandı. Grubun yaygın eğitim kapsamında yaptığı toplumsal farkındalık oluşturma amaçlı yüz binlere hitap eden toplantı vb etkinlikler terör faaliyeti sayıldı, katılımcılar tutuklandı.

Ülkenin en çok satan gazetesi Zamanın da aralarında bulunduğu gazeteler, televizyonlar, dergiler ve ülke kültürüne en çok katkı sunmuş birçok yayın kapatıldı, yasaklandı. Gruba ait sanal gazeteler, internet siteleri, sosyal medya içerikleri engellendi. Grup mensupları hiçbir suç işlemeseler bile sırf dünya görüşlerinden, grubun bazı faaliyetlerine katılımlarından dolayı terörist ilan edildi

STK'LARIN YAŞADIĞI HAK İHLALLERİ

OHAL bağlı KHK lar ile aralarında dernek vakıf olduğu 1.500’den fazla sivil toplum kuruluşu 19 sendika ve konfederasyon bir emirle terör örgütü ilan edilip kapatıldı. Sivil toplum örgütlerinin toplanma ve örgütlenme hakları ciddi baskı altına alındı.

-İktidar kendini eleştiren tüm soysal grupları bir bahane bulup toplanma özgürlüklerini kısıtladı soruşturma açtırdı.

-Protesto gösterilerini yasakladı, politikalarını eleştiren pankartları suç unsuru saydı,

-Bazı sembolleri ya da sloganları kullananlar, fişlenmemek için yüzün örtenler savcı izni olmadan gözaltına alındı.

-Her eylem kamu düzenini tehdit olarak görüldü, valiliklere gösterileri yasaklama yetkisi verildi.

-Hükümet birçok gösteriyi güvenlik tehdidi olarak gördü, gösterileri dağıtmak için aşırı güç kullandı,

-Valilikler çok sayıda gösteriyi, oturma eylemini hatta toplantıyı yasakladı, Taksim ve Kızılay göstericilere kapatıldı.

-Cumartesi anneleri, parti mitingleri, 1 Mayıs, Ermeni anma günü, LGBTI gibi gösteriler yasaklandı, dağıtıldı,

-Toplanma özgürlüğü kısıtlandı polis birçoğunda göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve renkli sıvı kullanıp katılanları dağıttı.

-Her protesto hükümeti devirme girişimi gibi algılandı, aşırı güç kullanıldı yaralanma gözaltı ve tutuklamalar oldu.

-Polis 785 gösteriye müdahale etti, 3.697 kişiyi gözaltına aldı, bir göstericinin kemiğini kırdı, 118 kişiyi tutukladı.

-Hükümet işçi bayramını tehdit olarak gördü, katılımcı sayısını sınırlandırdı, Taksim’de 50 katılımcıya izin verdi.

-STK ların toplantı ve kongrelerine sivil polisler gönderildi, konuşmalar kayıt altına alındı, katılımcılar fişlendi.

-Muhafazakâr Furkan vakfına baskın düzenlendi, 25 üyesi tutuklandı tüm şubeleri kapatıldı.

-Uluslararası af örgütü temsilcisi dâhil birçok insan hakkı aktivisti terörü destekle suçlandı, bazıları hapsedildi.

-Çok az insan hakkı örgütüne izin verildi, diğerleri artan devlet baskısıyla ve kısıtlamalarla karşılaştı,

-İnsan hakları gruplarının taleplerine cevap verilmedi, ihlalleri belgeleyen örgütler avukatları, doktorlar, taciz edildi.

-Türkiye’nin korku ikliminde insan haklarını savunmak imkânsızlaştı, savunucular tutuklandı örgütler susturuldu.

-İnsan hakları savunucusu Osman Kavala gezi olaylarında hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanıp tutuklandı,

-Uluslararası af örgütü başkanı Taner Kılıç, Gülen’le ilişkilendirildi teröre destekle suçlandı, tutuklandı.

-İHD hakkında terör ve hakaret içerikli 500’den fazla dava açıldı, bazı şube yöneticileri tutuklandı.

-HRFT kurucuları hakkında 30 ayrı dava açıldı, soruşturmalar ceza davaları yaygın olarak devam etti.

-İnsan hakları savunucularına çok sayıda taciz gözaltı, tutuklama, ofis kapatma, faaliyet kısıtlama uygulandı.

-Sendikaların toplu pazarlık ve grev halklarına yasaklar getirildi, 200.000 işçiyi etkileyen 15 grev engellendi.

-Kapatılan STK, üniversite, okul, gazete ve çalışanlar maaş ve kıdem tazminatı olmadan sokağa bırakıldı.

-1 Mayıs’ta 52 kişi gözaltına alındı, güvensiz çalışma koşullarını protesto eden havalimanı işçileri polisçe dağıtıldı.

-Sendikalı işçiler işten çıkarılmayla tehdit edildi, bazıları işten çıkarıldı.

Raporda Türkiye’de STK lar üzerindeki baskıların detaylarıyla anlatılmış, geçmişte ülkede radikal grupların azınlıklar için uyguladığı soykırıma varan uygulamalar bugün başta Gülen hareketi olmak üzere tüm muhalif gruplara doğru yayılıyor.

SEÇME VE SEÇİLME ÖZGÜRLÜĞÜ

Başta 24 Haziran seçimleri olmak üzere son iki seçimde muhalefete karşı yapılan baskılar ve hak ihlalleri konusunda izleme yapan uluslararası teşkilatların değerlendirmelerine yer verilmiş.

-AGİT seçimde medyada adaylara eşit rekabet edecek fırsat verilmedi, adaylardan biri tutuklu kaldı.

-99 seçilmiş belediye başkanı PKK ile ilişkilendirilip görevden alındı yerine partili kayyım atandı.

-Hükümet eşit rekabete dayalı adil seçim ortamını yok ederek muhalefetin siyasi süreçlere katılımını kısıtladı.

-Seçilmiş parlamenterlerin dokunulmazlıklarını kaldırıp gözaltına alarak muhalefetin faaliyetlerini engelledi.

-Muhalefetin uygulamaları protesto etmesini, serbest siyasal kampanya yürütmesini, mesaj paylaşmasını önledi.

-HDP ve İYİ parti adayı mecliste konuşması dahil fiili bir medya ambargosuyla karşılaştı,

-Devletin imkân ve fırsatları ile medya Erdoğan lehine kullanıldı, tüm kanallar ezici bir şekilde iktidarı destekledi.

-Devlet kanalı TRT de Erdoğan’a 67 saat, CHP ye 7 saat, Saadet partisine 8 dakika, İYİ partiye birkaç dakika, HDP ye hiç zaman ayırmadı.

-HDP mitinglerine saldırı düzenlendi, ölüm ve yaralanmalar oldu, adayı tutuklu olarak kampanya yürüttü.

-Doğu ve Güneydoğuda seçimlerde usulsüzlük, meşru faaliyetlere yasadışı müdahale, şiddet ve yıldırma yaşatıldı.

-Erdoğan muhalifler teröre destekle suçladı, etkilenen bazı vatandaşlar meşru kampanyaları engellemeye kalktı.

-İstanbul belediyesi İYİ parti mitinginde elektriği kesti, Gaziantep’te kamyonlar partililerin alana girişini engelledi.

Rapordan sonra yapılan 31 Mart 2019 seçimlerinde iktidar partisi önce kendinden güçlü gördüğü adayları yıpratmak için tüm devlet imkanlarını kullandı ama birçok büyük şehirde seçimi kaybetti. Şimdi kaybettiği büyükşehirleri muhaliflere vermemek için her yolu deniyor. Özellikle İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlıkları için seçimlere defalarca itiraz ederek herkesin gözü önünde seçim sonuçlarını geçersiz kılmaya ya da seçimi iptal ettirmeye çalışıyor. Zaten eşit şartlarda yapılmayan yarışmada her türlü hile ve düzenbazlığı kullanarak, kazanamadığı yerleri zorla gasp etmenin yollarını arıyor.

İŞKENCE, ADAM KAÇIRMA ŞÜPHELİ ÖLÜM VE KAYBEDİLME

Gülen hareketiyle bağlantılı birçok kişinin şüpheli ölümler, keyfi tutuklama, bilinmeyen yerlerde alıkoyma, gözaltında işkence, zorla kaybetme vakaları raporda yer aldı.

-Siyasilerin yönlendirdiği güvenlik elemanları, 28 kişiyi kaybetti, devlet adam kaçırma işini üstlendi.

-Bazıları işkenceden sonra polise teslim edildi, bazıları hakkında ise hiç haber alınamadı, zorla kaybedildi.

-Ümit Horzum 17 Aralık’ta kayboldu, 113 gün sonra bilinmeyen kişiler polise teslim etti, 27 Nisanda bırakıldı.

-Hükümet dünyada Gülen’ci avına çıktı, MİT 18 ülke yöneticisiyle gizlice anlaşıp 100’den fazla mensubunu getirtti.

-TİHV 11 kişinin gözaltında iken şüpheli şekilde öldüğünü bildirdi.

-Hükümetin sivil ölümlerden sorumlu olduğuna dair inanılmaz iddialar vardı.

-Güvenlik güçlerinin görevi kötüye kullanarak yaptığı mahkeme edilmeden cezalandırma yöntemleri yaygınlaştı.

-Kişisel özgürlükler ve kişinin vücut bütünlüğüne saygı yok edildi, öldürülenler arasında çocuklar bile vardı.

-Suriye’den Türkiye’ye girmeye çalışan 5’i çocuk 14 kişi güvenlik güçlerince vurularak öldürüldü.

-TSK Afrin’e girişte sivillerin ve kutsal mekanların zarar görmemesi için gerekli önlem almadı.

-MİT Azerbaycan’dan 2, Ukrayna’dan 2, Kosova’dan 6 kişiyi ülke gizli servisleriyle anlaşıp yasadışı yolla kaçırdı.

-Ülkede işkence ve diğer zalimane insanlık dışı aşağılayıcı muamele ve yargısız ceza yaygınlaştı.

-Anayasanın amir hükmüne rağmen hükümet kuvvetleri, birçok işkence yöntemini kullandı.

-Acımasız işkence teknikleriyle kişiler işlemedikleri suçları itirafa ya da hükümetçe belirlenenlere iftiraya zorlandı.

-Saatler süren dayak, elektrik verme, buzlu su tutma, uykusuz bırakma, tehdit etme, hakaret, cinsel saldırı uyguladı.

-En az 280 kişi ciddi işkenceye maruz kaldı, bazıları özel işkence yerlerinde avukattan uzak cezalandırıldı.

-TİHV işkence gören çok sayıda şüphelinin tehdit edildiğini ve yaşadıklarını anlatmaktan çekindiğini açıkladı.

-İHD 11 ayda gözaltında kötü muameleyle ilgili 2.179 vaka tespit etti, 284 ü şikayetçi oldu diğerleri korktu.

-Hükümet işkenceye sıfır tolerans dese de istediği sonucu almak için el altından işkenceyi teşvik etti, onları korudu.

-CISST başta Tarsus ve Elâzığ cezaevi olmak üzere gardiyanların şiddet ve insanlık dışı taciz şikayetlerini bildirdi.

-211.000 kapasiteli hapishanelere kitlesel tutuklamalarla 260.000’den fazla mahkûm dolduruldu.

-Çocuklarla erişkinler aynı yere kondu, içme suyu, ısıtma, havalandırma, aydınlatma problemi çözülemedi.

-Basit gerekçelerle mahkumlar tecride konuldu, açık havaya çıkması engellendi, bin kişiye bir doktor verildi.

-Sağlık hizmetlerine erişim yetersizdi, çoğu zaman sağlığa erişim kısıtlandı, engellendi, tutuklulardan ölenler oldu.

-Halime Gülsu gibi 400 ü ağır tedavi gerektiren çok sayıda hastanın tedavisi geciktirildi, engellendi bazıları öldü.

-Doktorlar korkutuldu gözaltında ya da tutuklulukta işkence görenlerle ilgili raporları, imzalamaktan kaçındı.

-İst. Ün. Öğrencisi cezaevinde mahkumlar tarafından çıplak soyularak hoş geldin dayağı atıldı doktor imzalamadı.

-Savcılar terörle ilişkilendirilen şüphelileri tutuksuz yargılamaktan kaçındı, tutuklu yargılama yaygınlaştı.

-Savcılar tutuklu güvenliğini-sağlığa erişimini sağlama, insanlık dışı muameleden koruma görevini yapmadı.

-AB komitesi CPT çok sayıda işkence tespit etti, hükümet bulguların ve raporun kamuya açıklanmasını engelledi.

-Hükümet iç çatışmalarda çok sayıda hak ihlali yaptı, suça bulaşmamış vatandaşları bile potansiyel suçlu gördü.

-Terör bahanesiyle yöre halkının evlerini yıktı onların evlerini boşaltması için gerekli süreyi vermedi.

-İHD 15 sivilin öldüğünü, zırhlı araçlarla bölgede keyfi ölüm ve yaralanmaların olduğunu bildirdi.

-Gülen grubu ve güneydoğuda hükümet polis ve diğer güvenlik güçleri, sivillere insanlık dışı muamele yaptı.

Rapor hazırlandıktan sonra da ülkede hak ihlalleri artarak devam ediyor. İktidar partisi darbe yapmakla suçladığı Gülen grubunu suçlayacak delil bulamadı. Grubun darbeden sorumlu tutulması için hazırlanan çatı davasında ülke ve dünya kamuoyunu ikna etmek için işkenceyle imzalatılmış iftiralar kullanılarak yeni deliller üretme peşinde. Son günlerde MİT tarafından kaçırılmış 6 kişiye işkenceyle aynı doğrultuda itiraflar imzalatarak suçu cemaate yıkma gibi bir plan içinde oldukları anlaşılıyor.

AYRIMCILIK

Ülkede ayrımcılık yaygın olarak kullanıldı, Ermeni, Yahudi, Hristiyan, Alevi gibi dini topluluk mensupları, Gülen grubunun da aralarında olduğu dini cemaatler hükümet yetkilileri tarafından aşağılandı, halkı bu gruplara karşı tahrik edecek kin ve nefret dolu ifadeler yaygın olarak kullanıldı.

-Yıllardan beri Yahudi karşıtlığı (antisemitizm) yüzünde ülkede yaşayan Yahudileri büyük oranda göç etmişti.

-Son dönemde İktidarın nefret söylemiyle Yahudi karşıtlığı giderek arttı, Yahudi cemaati güvenlik endişesi yaşadı.

-Sosyal medyada Yahudi aleyhtarı ifadeler yaygınlaştı, basında Yahudileri düşman gösteren 1.251 ifade yayınlandı.

-Hitleri övücü, İsrail devletini ve Yahudileri ülkeyi yıkmak için çalışan düşman gösteren yayınlar çoğaldı.

-Müslüman azınlıklar, Ermeni, Ortodoks, Kürtler, Romanlar, Yezidiler vb grupların dini-kültürel etkinliklerine izin verilmedi.

-15 milyondan fazla Kürt vatandaşın, dillerini öğrenmesi, serbestçe dolaşımı engellendi, temizlik operasyonu yapıldı.

-Yüzlerce Kürt binden fazla Gülen cemaatine ait STK, bu gruplara ait 200’den fazla medya organı kapatıldı.

-Türkçe olmayan mahalle, köy isimleri değiştirildi, kamuda Türkçe dışında dilin konuşulması kısıtlandı.

-Romanlar orantısız polis şiddetine maruz kaldı, kentsel dönüşüm adı altında değerli mülkleri ellerinden alındı.

-Romanları toplumdan dışlanmasını önleyecek adım atılmadı, eğitim, barınma, sağlık ve istihdamda ayrımcılık oldu.

-Romanları %96 sı işsiz, çoğu kayıt dışı çalışıyor, okuma yazma kursları kapatıldı, ciddi kısıtlamalarla karşılaştılar.

-Toplumsal suiistimaller, aile içi şiddet, tecavüz cinsel istismar arttı,

-Devletten koruma İsteyen ama yeterli destek alamayan Gamze Kuru ve Gönül Demir’i eski kocaları öldürdü.

-Şiddet gören kadınlar için yeterli sığınma yeri hazırlanmadı, bunlara destek verilemedi, 363 kadın cinayetle öldü.

-Kadınlara karşı cinsel tacizler cezasız kaldı, kadınlar kamusal alanlarda bile korunamadı, tacizciler cesaretlendirildi.

-Çocuk istismarları %33 oranında arttı, 15.000’den fazla istismar kaydedildi, okul çağında erken evlilik önlenemedi,

-Göçmenlerden başlayarak birçok kadın hatta küçük çocuk cinsel sömürüye maruz kaldı,

-LGBTİ li bireylerin sağlığa erişimi engellendi, onlara sosyal koruma sağlanamadı, şiddet gören, ölenler oldu.

-Tüm kamu alanlarında azınlık gruplara, kadınlara ve engellilere ayrımcılık yaygınlaştı, bazı gruplar şeytanlaştırıldı.

Raporda belirtilenler yanında; Hükümet yetkililerinin vahşi birer canavar gibi gösterdiği Gülen grubu üyelerine ve diğer azınlık gruplara karşı tüm devlet birimlerinde ayrımcılık her geçen gün artıyor. Devlete memur alımlarında istihbarat raporları devreye girdi, öncelikle Gülen grubuna ait okullarda okuyanlar aile bireylerinden herhangi birinin grupla ilişkisi kurulanlardan başlayarak tüm muhalifler fişlendi ve devlet kadrolarına girişi Güvenlik soruşturmalarıyla engellenmeye başladı.

Masumiyet karinesi ortadan kalktı gerekçe göstermeden KHK il işten atılanların, suçla ilgili delil ortaya konamadı kişiler suçsuzluğunu ispat etmek zorunda bırakıldı. İktidarın nefret dili devlet dairelerinden başlayarak tüm toplumu sardı, cemaat mensuplarını çalıştıranlar suçlandı, ev sahipleri evi boşaltmalarını istedi, bazıları komşuların ya da akrabaların saldırısına uğradı.

Gelişmiş ülke yöneticileri ülkeler arası ticari ilişkilerden dolayı açıkça ifade etmeseler bile ülkeyi içeride birçok yolsuzluğa bulaşmış suçlardan kurtulmak için darbe senaryosu planlamış, uluslar arası kaçakçılık, terör gruplarını destekleme, şiddet ve tehditle sonuç almaya çalışan bir suç şebekesi yönetiyor. Suç işleyerek etki alanını genişleten bu şebekeye karşı hem ülke içinde hem de ülke dışında etkin bir politika izlenmediği için cesaretleri giderek artıyor ve her geçen gün suç çıtalarını yükseltiyor ve herkesi tehdit edecek boyutlara doğru ilerliyorlar.

          
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ