Veysel Ayhan yazdı: Hakan Fidan’ın 15 Temmuz’daki rolü neydi?

''Peki Erdoğan, Fidan olmadan bu kontrollü darbeyi başarabilir miydi? Mümkün değil. Bir gün 15 Temmuz gerçekten yargılanırsa 2. sanık sandalyesinde hiç kuşkusuz Hakan Fidan olacak.''
Gazeteci Veysel Ayhan'ın Tr724'te yayınlanan analizi şöyle:

Hakan Fidan’ın 15 Temmuz’daki rolü neydi?


Türkiye’de yapılmış askeri darbelerin hemen hepsinde MİT, darbenin bir parçası olmuştur.


Siyasi iktidara asla haber vermemiştir. 

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bunu şöyle izah etmişti: 

“MİT dönemin hükümetlerini 1960 darbesinden, 1971 muhtırasından ve 1980 müdahalesinden haberdar etmemiştir. MİT, Hükümet’e Angola’da olan bir harekâtı bildirir de Ankara’da olanı bilmez!” 

MİT’in pozisyonu daha veciz ifade edilemezdi.

Örnek verelim:

12 Eylül 1980 darbesini MİT hükümete haber vermiş miydi? 

Hayır.

O günün MİT müsteşarı Bülent Türker’di. 

Darbecilerle iş tuttuğu için görevine devam edebilmişti.

Peki tersinden soralım.

Mesela 12 Eylül darbesi başarılı olmasaydı neler olurdu?

Kenan Evren ve diğer komutanlar idamla yargılanırdı. 

Öyle bir durumda Başbakan Demirel kendisine bunu haber vermeyen MİT müsteşarını ne yapardı? 

Darbecilerle işbirliği yaptığı için hem emekli ettirir hem de yargılatırdı

Şimdi 15 Temmuz’a gelelim

Hazırlıksız bir darbe girişimi olmaz. 

Aylar gerektiren bir hazırlık söz konusuysa ve Fidan bunu hükümete haber vermediyse -ki vermemiş- bu durum tam bir başarısızlık. 

Fidan, istihbarat zafiyetinden dolayı derhal görevden alınmalıydı.

Ama alınmadı. 

10 yıldır görevde.

Bu görev için o kadar kullanışlı ki Erdoğan milletvekili olmasına bile izin vermedi.

İstifasını geri aldırdı.

Binlerce çalışanı olan MİT’in aylarca hazırlık gerektiren 15 Temmuz girişimini bilmemesi mümkün mü? 

Hayır. 

Haber aldığı halde hükümetten gizlediyse o zaman bu, bir ihanet.

Hem görevden alınıp hem de yargılanması gerekirdi.


Denklem çok basit. 

Erdoğan, ikisini de yapmıyor Fidan’ı el üstünde tutuyor. 

O zaman bu denklemin tek bir sonucu var: 

Hakan Fidan’ın ‘kontrollü darbe’nin mimarıdır.

Şimdi 15 Temmuz gününe gidelim.

Siz MİT müsteşarısınız. 

Kurumunuza 14.45 bir subay geliyor.

Bir darbe faaliyeti olabileceği ve sizin askerler tarafından operasyon yapılarak gece kaçırılacağınıza dair ihbarda bulunuyor. 

Ne yaparsınız?

Sizi kaçıracakları söylenenlerin kurumuna yani Genelkurmay’a mı gidersiniz? 

Tam tersini düşünelim.

Bir general, MİT’in kendisini kaçıracağını öğrense MİT’e mi koşar?

Hayır. 

Ama Hakan Fidan bunu yapıyor.

Hiç çekinmeden Genelkurmay’a gidiyor? 

Fidan bunun bir darbe habercisi olduğunu anladıysa niye Genelkurmay’a koştu? 

Erdoğan’a haber vermesi gerekmez miydi?

Başbakan’a bilgi vermesi gerekmez miydi?

Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sığınması gerekmez miydi? 

Ama bunları yapmıyor. 

Ne malum Genelkurmay’ın emir komuta dahilinde bütünüyle bu işin içinde olmadığı?

Bütün hapse giren subay ve generaller darbe girişimini emir komuta içinde sanıyor ama bir tek Fidan bunun doğru olmadığını ve bir cunta harekâtı olduğunu biliyor ve korkusuzca Genelkurmay’a koşuyor.

Orgeneral Güler’in emir subay yardımcısına göre Fidan 18.00’den önce bir kez daha Genelkurmaya gelmiş.

Fidan’ın böyle rahat davranma sebebini önceki gecede bulabiliriz.

14 Temmuz gecesi Özel Kuvvetler ihtisas kursu mezuniyet töreni var. 

İlk defa bu törene MİT Müsteşarı ve Genel Kurmay Başkanı katılmıştı. Tören 18.oo’de bitti. 

Bu üç isim protokolü bırakıp tenha bir masada 3,5 saat özel bir görüşme yaptı.

Fidan o gece “darbeyi önleyen paşa” olarak anılacak Zekai Aksakallı ile de 1 saat özel bir görüşme yaptı.

Bu görüşmeler Fidan’ın 15 Temmuz’daki davranışlarına yeterince ışık tutuyor.

Hakan Fidan da tıpkı Erdoğan ve Hulusi Akar gibi Meclis Darbe Araştırma Komisyonu’na gidip ifade vermediği için o gece ile ilgili kendisine soru sorulamadı.

Çarpıklığı basitleştirelim:

Diyelim ki İstanbul’un en büyük bankasına soygun düzenleniyor. Her nasılsa bu soygun son anda engelleniyor ama çatışmada 10 güvenlikçi ölüyor. 

Bir süre sonra anlaşılıyor ki bankanın güvenlik müdürü ile soyguncuların lideri bir önceki akşam bir araya gelmiş ve uzun uzun görüşmüş.

Ne düşünürsünüz?

Güvenlik müdürü soyguncuların iş birlikçisi demez misiniz?

15 Temmuz’da benzer bir durum var.

Erdoğan’ın 15 Temmuz beyanlarını doğru kabul edersek Fidan kendisine telefonla bilgi vermiyor.

Fidan, Erdoğan’ı aramıyor ama koruma müdürünü arıyor.

2. Başkan Yaşar Güler’in Komisyon ifadesinde şunu aktarıyor:

“Hakan Fidan (19.00 civarı) Cumhurbaşkanı koruma müdürü Muhsin Köse’yi aradı. ‘Peki Muhsin dışarıdan bir saldırı olsa yeterli gücün, silahın ve adamın var mı?’ diye sordu. Oradan bir cevap aldı, ancak cevabını bilmiyorum. Sonra tekrar bir daha ‘Muhsin sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak kadar gücün, kuvvetin ve adamın var mı?’ diye bir daha sordu. Oradan da muhtemelen olumlu bir cevap almış olmalı ki ‘Kolay gelsin’ dedi ve telefonu kapattı.”

Demek ki Erdoğan’ın her şeyden haberi var. 

Demek ki koruma müdürü hadiseyi biliyor. 

Bu nedenle koruma müdürü “Hayrola sayın müsteşarım ne oldu?” diye sormuyor.

O gece Fidan’ın başka tuhaf görüşmeleri de var.

MİT Müsteşarı Fidan, darbe girişiminin iyice alevlendiği 21.00 – 22.30 civarı Diyanet İşleri Reisi Mehmet Görmez’le yemek yiyor. 

Yani 9 şiddetinde deprem olurken! 

Peki, Fidan ve Görmez bu kızıl kıyamette darbe girişimi hakkında konuşmuyorsa ne konuşuyorlardı?  


En üst düzey din adamı, üst düzey istihbarat ajanıyla ne konuşur? 

Bu garip görüşmede bir üçüncü kişi daha var ki izahı yok: Suriye Devrimi Muhalefet Güçleri Koalisyonu eski başkanı Muaz El Hatib. 

Toplantı gündemi ne olabilir?

Sela ve ezan olmadığı açıklandı.

Peki bu görüşmenin içeriği ne?

Fidan’ın, Muaz El Hatib’le görüşmesi normal. Müsteşar binlerce Tır silah gönderdiği bir cephenin eski lideriyle görüşebilir. Ama bu isimle Mehmet Görmez’in nasıl bir yakınlığı var ki aynı masada yer alıyor?

Evet tam bir Susurluk gizemi! 

Mit ajanı, din adamı ve muhaliflerin eski lideri… 

Fidan’ın Suriye’ye savaş gerekçesi üretmekten bahsettiği, meşhur dışişleri konuşmasını hatırlayalım: 

“Şimdi bakın komutanım, şimdi biz gerekçeyse gerekçe üretilir. Ben öbür tarafa 4 tane adam gönderirim, 8 tane boş alana füze de attırırım.” 

Fidan’ın o gün dediği kabul edilseydi füzeleri muhtemelen Muaz El Hatip’in adamlarına attıracaktı. 

Kendi ülkesini bombalatmaktan kolayca bahsedebilen bir insan 15 Temmuz senaryosu için neler yapmaz ki?

15 Temmuz gecesi onlarca masum asker vahşice köprüde linç edildi.

Halk askeri sever. 

Böylesine bir katliamı normal halkın yapması mümkün değil.

O sebeple 15 Temmuz gecesi için soğukkanlılıkla insan öldürebilenler büyük olasılıkla Suriyeli militanlardı. 

Yazının başlığındaki soru şuydu: “Hakan Fidan 15 Temmuz’un neresinde?”

Bunun cevabı çok açık: Tam göbeğinde.

Peki Erdoğan, Fidan olmadan bu kontrollü darbeyi başarabilir miydi?

Mümkün değil.

İşte bu nedenle Erdoğan, Hakan Fidan’ı ısrarla MİT’in başında tuttu. 

Ayrılmak istediğinde kıyamet kopardı. 

Ne yaptı etti oradan ayırmadı.

Bir gün 15 Temmuz gerçekten yargılanırsa 2. sanık sandalyesinde hiç kuşkusuz Hakan Fidan olacak.


Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ